Otel Misafir Araştırması Raporunda Şaşırtıcı Sonuçlar

Son 18 ayda endüstriye ilişkin konferanslar, tüketici rezervasyon davranışını değiştirmeye yönelik sadakat oranlarının etkinliği konusunda sağlıklı bir panel tartışması yapmadan hiç bitmedi. Biz bu tartışmayı burada çözmeye çalışmayacak olsak da, en son BDRC Otel Misafir Araştırması’ndan verileri incelemekten de geri kalmıyoruz.

2015’in üçüncü çeyreği ile 2016’nın üçüncü çeyreği arasında yer alan rezervasyon platformu verileri trendlerinin karşılaştırılması, doğrudan rezervasyonlarda önemli bir değişiklik olmadığını gösteriyor: Hem markalar hem de Çevrimiçi Seyahat Acentaları ( OTA’lar), 2015 yılının üçüncü çeyreğinde hemen hemen gördükleri aynı rezervasyon payı oranlarını görüyorlar. Büyük markaların en çok ilgisini çekebilecek şey de bunun hem iş hem de boş zaman segmentleri için geçerli olması.

2016 yılının başlarında, otel endüstrisinin iki devi Marriott ve Hilton, tüketicileri doğrudan rezervasyon yapmaları için en düşük fiyatları bulmaya yönlendiren agresif kampanyalar gerçekleştirdiler. İndirimler % 2-10 arasında değişirken, ortalama % 4 civarında seyretti [1]. Bu pahalı kampanyaların hepsi boşuna mı yapılmıştı? Veriler böyle olabileceğini gösteriyor.

Aşağıdaki ilk başlıkta görüldüğü gibi, 2016 yılının 2. çeyreğinde, “Doğrudan Rezervasyon” kampanyalarının fazla olduğu bir dönemde, markalar boş zaman gezginlerinin çok küçük bir kısmının doğrudan kanala geçişini ve OTA’lardan uzaklaştıklarını gördüler.

BDRC Amerikalar Başkanı Matthew Petrie; “Otel Misafir Anket sonuçlarımıza baktığımızda, bu“doğrudan rezervasyon ”kampanyalarının 2016’nın ikinci çeyreğinde bir etkisi oldu; ancak OTA pazar payı 2017’nin üçüncü çeyreğinde önceki seviyesine geri döndü” dedi.

1. Rezervasyon platformu eğilimi (2015 – 2017): Boş zaman değerlendirme sonuçları

Ancak, bu indirimlerin 2016 yılı sonuna doğru norm haline gelmesiyle, 2017 yılında bu eğilim tersine döndü ve doğrudan rezervasyon platformları, üçüncü çeyrekte başladıkları yere yakın bir seviyeye geri döndü. 2016’nın ikinci çeyreğinden 2017 anket döneminin sonuna kadar, doğrudan işletmelerde 2016’nın ikinci çeyreğinden 2017’nin üçüncü çeyreğine kadar bir düşüş yaşanırken OTA segmentinde artış görüldü. Bu veriler kesin mi? Bu hala bir tartışma konusu.

İşletme trendlerinin biraz daha az telaffuz edildiğini belirtmeliyiz. Bu duruma, markaların pazarlama kampanyalarının çoğunun hafta sonu gezginleri için gerçekleştirmesinden kaynaklandığından şaşırmamalı. Marka yöneticilerinin endişe duyabileceği bir şey de otel inceleme sitesi platform payının (yani TripAdvisor gibi sitelerin) 2017 sonuna doğru bozulmasının, markalardan değil de OTA’ların payı yeniden ele geçirilmesinden kaynaklanması.

Boş zaman trendlerini biraz daha derinden incelersek, kendimize şunu sormalıyız: ‘daha düşük fiyatlı ürünlerin’ müşterileri cezbettiği varsayımı hakkında yanıldık mı? Otel işletmecileri uzun süredir doğrudan tüketici olmayan tüketicilere hafif küçümseyerek muamele etmişlerdir ve doğrudan rezervasyon yaptıranlara da ana gelir kaynağı olarak başvurmuşlardır. OTA gezginlerinin daha az değerli olduklarını ve çoğunlukla daha düşük değerlendirme oranlarına (ADR) sahip ekonomi markalarına rezervasyon yaptıklarını düşünüyorlar. Otel işletmecileri, OTA müşterileri hakkında yanlış mı davranıyor? OTA tüketicileri fiyat için değil, kolaylık sağladığı için bu yolla rezervasyon yapıyor olabilirler mi? İkinci başlık, OTA müşterilerinin işletmecilerin inandıklarından daha değerli olabileceğini göstermektedir.

2. Değerin rezervasyon platformu tahminleri – her zamanki otel kategorisi

Bay Petrie; “2017’de otel işletmelerine doğrudan ve OTA platformu aracılığıyla rezervasyonu yapan kişiler arasında benzerlik düzeylerine bakıldığında bunlar benzerdi; ancak doğrudan misafirlerin bütçe kategorisi içinde rezervasyon yapmaları biraz daha olası olmasına rağmen, OTA misafirlerinin endüstride sürpriz olabilecek bir şekilde üst düzey hizmet kategorisinde rezervasyon yapma olasılıkları daha fazlaydı” diyerek ekledi.

Hata payı dahilinde, en kötü ihtimalle eğlence amaçlı seyahat eden kişiler UFS ve Lüks otel markalarının doğrudan rezervasyon yapanlarına kıyasla eşit veya daha yüksek bir oranda rezervasyon yapıyorlar. En iyi ihtimalle, OTA müşterileri üst seviye kategorilerde doğrudan rezervasyon yapanlara göre daha sık rezervasyon yapma eğilimindedir. Şaşırtıcı olmayan şey ise iş seyahatinde bulunanların boş zaman seyahatlerinde de değil de kendi paralarını harcamadıkları zaman, UFS ve lüks kategorilerde daha fazla rezervasyon yapmaları.

Ucuz OTA tüketicisi miti giderek daha az doğru olarak görünmeye devam ederse, marka yöneticileri bir sonraki tekrarda endişelenmek için bir nedene sahip olabilir. En azından, indirimli sadakat oranlarının işletmelerde maddi kayba neden olmadığına ve otellerinin ADR’ı etkilemediğine dair düşünmeleri gerekiyor.

[1] Deutsche Bank Pazar Araştırması: Sadakat Fiyatlandırması ve RSS Konferansı Paketlerine Bir Bakış: 2Q16

Gruppal’dan “Kimler Turla Tatile Gidiyor?” Raporu

Düşlediğiniz tatillerin doğru adresi sloganıyla yola çıkan Gruppal.com, sadece 10 ayda yirmi bin kişiye hayalindeki tatili gerçekleştirmesi için imkan verdi ve binlerce mutlu gezgin yurtiçi ve yurtdışında sayısız yeri gezdi.

En Çok Kadınlar Geziyor

Yeni yerler keşfetme arzusu en çok kadınlar tarafından hissediliyor. Son 10 ay içerisinde 20.000 adet tur paketi satışı yapan Gruppal tur şirketi ile tatile çıkanların % 67’sini kadınlar oluşturuyor. Erkekler ise % 32’lik oranla kadın gezginleri takip ediyor. Gruppal.com üzerinden tatil alışverişi yapanların % 71’i yurtdışı turu alıyor. Tatilcilerin % 26’sı ise yurtiçi turları ile ülkemizin güzelliklerini keşfediyor.

Tatile çıkanların % 4’ü tek başına seyahat etmeyi tercih ediyor ve turlara single olarak katılıyor.

Yurtdışı turu satın alan tatilcilerin % 68’i Schengen vizesine başvururken bunların % 32’sinin kendisine ait yeşil pasaportu var. Yurtdışı tur paketleri arasından Gruppal tatilseverlerinin en yoğun ilgi gösterdiği tur uzunluk süresi % 36’lık oranla 7 gece 8 günlük yurtdışı turları oluyor. Onun hemen ardından ikinci sırada % 23’lük oranla 4 gece 5 günlük, % 20 oranla 3 gece 4 günlük yurtdışı tur paketleri geliyor.

Yurtiçinde Herkes Haftasonu Geziyor

Gruppal.com yurtiçi turları arasında en çok tercih edilen paket seçenekleri % 46 oranla 2 gece 3 günlük turlar oluyor. Cuma ve Pazar arasında yapılan bu turlar, hafta sonu hem çalışan hem öğrenci hem de gezmek isteyen birçok insan için de keyifli bir alternatif sunuyor.

Gruppal.com tatil turlarından alanların % 48’i uçaklı turları tercih ediyor. Kalan % 47’lik kısım ise otobüsle gezmek istiyor. Yurtiçi gezilerinde otobüslü turları seçenlerin oranı ise % 83.

En Popüler Destinasyonlar: Balkanlar, Avrupa ve Uzakdoğu!

Tatil ile ilgili aradığınız her şeyi bulabileceğiniz Gruppal.com ile gezenlerin % 40’ı Balkan turları ile Balkan ülkelerini keşfetti. Hemen ardından % 37’lik oranla Avrupa turları ikinci sırada yer alırken, % 7’lik oranla Uzakdoğu turları üçüncü sırada yerini aldı. Balkanlar’da insanlar en çok Yunanistan, Bulgaristan ve Romanya’yı keşfederken, Avrupa turları ile İtalya, Orta Avrupa ve Benelüks bölgelerini gezmeyi tercih etti.

Yurtiçi turlarında ise en popüler destinasyonlar arasında % 44’lük oranla Anadolu turları olurken, % 32’lik oranla Ege turları ikinci en ünlü tur noktası oldu. Turla tatile gidenlerin yaş grupları incelendiğinde en çok 26-45 yaş aralığındaki % 33’lük kesim oldu, hemen ardından % 23’lük oranla 46-55 yaş aralığındaki gezginler en çok tur satın alan ve yeni yerler gezmek isteyen tatilseverler oldu.

Seyahat Perakende Pazarı 2025 Yılına Kadar Küresel Çapta 153,7 Milyar Dolara Ulaşacak

Allied Market Research tarafından yayımlanan “Seyahat Perakende Pazarı” isimli rapor, en iyi yatırım kısımlarının, endüstri trendlerinin, ilerletici faktörlerin ve fırsatların, önemli pazar segmentlerinin ve rekabet ortamının derinlemesine analizini sunuyor.

Rapora göre, küresel seyahat perakende piyasası 74,9 milyar dolara ulaştı ve 2025 yılına kadar 153,7 milyar $ ‘a ulaşarak 2018-2025 döneminde % 9.6’lık yıllık bileşik büyüme oranı (CAGR) kaydetmesi öngörülüyor.

Dünya çapında seyahat ve turizmin artması, küresel seyahat perakende pazarının büyümesini teşvik eden kozmetik, giyim, gıda ürünleri ve elektronik perakende talebini de artırdı. Bununla birlikte, örgütlenmemiş yerel pazarlar ve havalimanı perakendeciliğine ilişkin sıkı Hükümet düzenlemeleri pazardaki büyümeyi engelliyor. Ancak,kentleşmedeki artış ve yaşam tarzındaki değişikliklerin gelecekte piyasada kazançlı fırsatlar yaratması bekleniyor.

2025 yılına kadar en hızlı büyümeyi Lüks mallar segmenti gösterecek

Lüks ürün segmentinin, ayrıcalıklı yaşam tarzının daha fazla benimsenmesi nedeniyle, öngörülen dönemde % 12 oranla en hızlı yıllık bileşik büyüme oranı kaydetmesi bekleniyor. Bununla birlikte, parfüm ve kozmetik segmenti, 2017 yılında en büyük paya sahip olmuş ve toplam pazar gelirinin yaklaşık üçte birini oluşturmuştur. Bu, yaşam tarzındaki iyileşmeye ve gelişmiş ve gelişmekte olan ekonomilerdeki harcanabilir gelir artışına bağlanmıştır. Raporda analiz edilen diğer ürünler şarap ve alkollü içkiler, tütün, elektronik, gıda, şekerleme ve catering ve diğerlerini içermektedir.

Havalimanları segmenti en büyük pazar payına sahip

2017 yılında havalimanları segmenti azami pazar payını aldı ve tek çatı altında geniş yelpazede ayrıcalıklı giyim ve tasarım kıyafetleri satın almaya elverişli olması ve sağladığı kolaylık sayesinde ilgili çalışma süresince hakimiyetini sürdürmesi bekleniyor. Ancak, bu tesisler, ürünleri rahatça satın almak için tek duraklı bir platform sunduğundan, sınır, şehir merkezi ve otel mağaza segmentinin ilgili çalışma döneminde % 10,1 ile en hızlı yıllık bileşik büyüme oranını göstermesi bekleniyor. Raporda analiz edilen diğer segmentler, yolcu gemisi ve tren istasyonlarını içeriyor.

Avrupa en hızlı yıllık bileşik büyüme oranını temsil edecek

Avrupa bölgesinde 2018-2025 arasında % 7,2 ile en hızlı yıllık bileşik büyüme beklenirken, Asya-Pasifik bölgesi, Hindistan ve Çin gibi gelişmekte olan ülkelerde turizm sektörüne harcanabilir gelirin artması ve önemli bir ivme nedeniyle, toplam pazar gelirinin yaklaşık yüzde 40’ını oluşturan en yüksek paya sahip.

Lider pazar oyuncuları

Rapor, DFS Group, LS Travel Retail, King Power International Group, Gebr, Heinemann, Aer Rianta International (ARI), Dufry, Lotte Duty Free, Shilla Duty Free, Çin Duty Free Grubu (CDFG) ve Nuance Grubu gibi küresel seyahat perakende sektöründeki önemli pazar oyuncularını da analiz ediyor. Bu lider oyuncular, pazardaki yerlerini korumak için ortaklıklar, işbirliği, birleşme ve satın almalar ve yeni ürün lansmanı gibi çeşitli stratejiler benimsemişlerdir.

Raporun tamamına ulaşmak için tıklayın.

Kentsel Turizmde ‘Aşırı Turizm’ Yönetimi

“Aşırı Turizm? Kentsel turizmdeki büyümeyi algıların ötesinde anlamak ve yönetmek” raporu Kore Cumhuriyeti, Seul’de düzenlenen 7. UNWTO Kentsel Turizm Zirvesi’nde (16-19 Eylül 2018) paylaşıldı.

Raporda, kentsel destinasyonlarda turizmin, hem ziyaretçilerin hem de sakinlerin yararına nasıl yönetileceği inceleniyor. Raporda, ziyaretçi akışındaki büyümeyi anlamak ve yönetmek için 11 strateji ve 68 önlem öneriliyor. Rapor, UNWTO CELTH, Breda Uygulamalı Bilimler Üniversitesi ve Avrupa Turizm Araştırmaları Enstitüsü (ETFI) ve NHL Stenden Uygulamalı Bilimler Üniversitesi arasındaki işbirliğinin bir sonucu olarak ortaya çıktı.

Kentsel turizmde son dönemde yaşanan büyüme, sektörün doğal kaynakların, altyapının, hareketliliğin ve sıkışıklığın yanı sıra sosyo-kültürel etkisinin kullanımı üzerinde turizmin olumsuz etkilerini en aza indirecek sürdürülebilir politikalar ve uygulamalar sağlamasını gerektirmektedir. Hissedilen aşırı kalabalık, gürültü ve diğer sorunlardan dolayı yerel halkın ziyaretçilere yönelik olumsuz tutumlarına ilişkin artan bildirimler medyada “aşırı turizm” ve “turizmfobi” gibi terimlerin yayılmasına yol açmıştır.

UNWTO Genel Sekreteri Zurab Pololikashvili; “Yönetişim anahtardır. Günümüzde kent turizminin karşılaştığı zorlukları ele almak, yaygın olarak bilinenden çok daha karmaşık bir konudur. Kent turizmi için sürdürülebilir bir yol haritası oluşturmamız ve daha geniş bir kentsel gündem ayırmamız gerekiyor” dedi. Ayrıca, “yerel toplulukların turizmin olumlu yönlerini görmesini ve faydalanmasını sağlamalıyız” diyerek ekledi.

Raporda, kentsel bağlamda ziyaretçi yönetim zorluklarını ve özellikle de sakinlerle ziyaretçiler arasındaki ilişkiyi daha iyi anlamak üzere Amsterdam, Barselona, Berlin, Kopenhag, Lizbon, Münih, Salzburg ve Tallinn olmak üzere sekiz Avrupa şehrinde sakinlerin turizme yönelik algılarının analizi yer alıyor.

CELTH ve Breda Uygulamalı Bilimler Üniversitesi’nden Dr. Ko Koens; “Aşırı Turizm ile başa çıkmak için her soruna uyan tek bir çözüm yoktur. Bunun yerine, turizmin sürdürülebilir kalkınma için şehir çapında bir stratejinin parçası olması gerekiyor ” dedi.

Raporda, ilgili tüm paydaşlar tarafından, sakinleri ve ziyaretçileri bir araya getirmek ve taşıma kapasitenin sınırlarına ve her bir destinasyonun özgüllüğüne saygılı dikkatli bir planlama benimsemek şeklinde ortak bir stratejik vizyon önerilmektedir.

CELTH ve NHL Stenden Uygulamalı Bilimler Üniversitesi’nden Profesör Albert Postma; “Yerel halkın katılımı ve desteği sürdürülebilir turizmin başarısının anahtarıdır” dedi.

Araştırmacı Bernadett Papp ise; “doğrudan ya da dolaylı olarak turizm gelişimine katılan paydaşlar arasında paylaşılan sorumluluğun oluşturulması uzun vadeli sürdürülebilirliğin sağlanması için bir anahtardır” dedi.

American Express; 2019’da Toplantı ve Etkinlik Sektörü Daha da Büyüyecek

Kuzey Amerika

Kuzey Amerika’daki organizatörler toplantı sayısı ve katılımcı sayısında 2019’daki tüm toplantı türlerinde artış yaşanacağını ve toplantıların çoğunun daha uzun süreceğini tahmin ediyor. Organizatörler, toplantı masraflarına bağlı olarak, uçuş maliyeti hariç olmak üzere, katılımcı başına tahmini maliyetin 1.200 ila 1.700 $ arasında olmasını bekliyor; iç toplantılar alt uçta yer alırken teşvikli olanlar ise harcamaları en yüksek olanlar olacak.

Ortalama günlük otel konaklama ücreti oranlarında yüzde 2,4 artış olması sebebiyle en büyük toplantı maliyet unsuru konaklama olacaktır. ABD’li organizatörler, oda fiyatlarının yüzde 2,68 artacağını, Kanada’daki organizatörler ise yüzde 1,25 oranında artacağını tahmin ediyor. Bu maliyetlerle başa çıkmak için organizatörler, bütçeyi aşmamak için gecelemeleri azaltmayı düşünüyor; ancak katılımcılarda tahmini artış ve toplantı süresinin uzunluğu göz önüne alındığında bu bir engel olacak.

Organizatörler ayrıca, kilit otelciler tarafından komisyonların azaltılmasının veya ortadan kaldırılmasının bütçelerinde baskıya sebep olduğunu da belirtti.

ABD’de organizatörler, Kuzey Amerika için katılımcı başına tahmini 0.8 maliyetle uyumlu olarak, toplantılarda% 0,91 artış bekliyor. Kanada’daki organizatörler toplantı harcamalarının artmasını bekliyorlar; ancak katılımcı başına maliyet kadar değil ve tüm aktivitelerde artış yaşanacak.

Avrupa

İç takım toplantıları ve eğitim toplantıları, Avrupa’daki en yaygın toplantı türleri olmaya devam edecek. Toplantı sayısının en çok yükseleceği toplantı türü, müşteri danışma kurulu toplantıları. Ürün lansmanları da artış gösterecek.

Avrupa genelinde, özellikle teşvikliler ve müşteri danışma kurulları için katılım artacaktır. İstisnalar ise teşvikli seyahatin büyümeyeceği Danimarka ve İsveç ve ne katılımcı ne de toplantı türlerine katılımın artacağı Fransa. Almanya, Polonya ve İsviçre’deki toplantı organizatörleri, çoğu toplantı türüne katılımın artmasını öngörmektedir.

Avrupa’daki organizatörlere göre, katılımcı başına maliyet 1.000 $ ile 1.590 $ arasında değişecek; maliyet iç toplantılar için aynı kalacak ve diğer tüm toplantı türleri için yüzde 0,5 ile yüzde 1,02 arasında bir artış gösterecek.

Raporda, Avrupa’daki toplantı bütçeleri için maliyetler de öngörülüyor. Avrupa’daki organizatörler, ortalama günlük otel konaklama ücretinin % 1,6 oranında artacağını ve bütçelerinin önemli bir bölümünü tüketmesini bekliyor. Buna ek olarak, komisyon kesintileri ve sıra dışı katılımcı deneyimleri sunma konusundaki sürekli artan odak planlama bütçelerinde etki yaratacaktır.

Asya Pasifik

Asya / Pasifik’teki organizatörler,çeşitli toplantı kategorilerinde büyüme bekliyor. Çin ve Hong Kong’da artan faaliyetlerle desteklenen teşvikler ve özel etkinlikler en fazla büyümeyi görecek. , Katılımın düzenli olarak iç ve eğitim toplantıları dışındaki tüm toplantı türlerinde biraz büyümesi bekleniyor. Planlamacılar, daha az toplantı alanının uygun olacağını ve bu grup otel fiyat oranlarının artacağını tahmin ediyor.

Buna ek olarak, bölgedeki organizatörler, Çin ve Hong Kong’daki yüzde 4,3’lük büyüme dolayısıyla toplantı harcamalarının yüzde 0,86 oranında artmasını bekliyor. Avustralya harcamaları yüzde 0,3 oranında, Japonya toplantıları ise yüzde 0,7 azalacak.

Orta ve Güney Amerika

2019 yılında Brezilya’daki toplantı organizatörleri, daha fazla konferans, fuar, grup teşvikli seyahati, müşteri danışma kurulu toplantıları ve üst düzey liderlik toplantıları öngörüyor.

Brezilya’daki organizatörler ayrıca, iç takım toplantıları ve eğitim dışında tüm kategorilerde katılımın artmasını öngörüyor. En büyük artış müşteri danışma kurullarında, konferanslarda, fuarlarda ve teşviklilerde olacak.

Toplantı süresindeki en fazla artış da konferanslarda ve fuarlarda ve teşviklerde gerçekleşecek. Meksika’daki organizatörler, toplantı faaliyetinin nispeten sabit kalmasını bekliyor ve konferanslar ve fuarlar hariç tüm toplantı türlerinde katılımın mütevazi olarak artmasını bekliyor.

Amadeus Orta ve Güney Avrupa Online Ticari Satış Direktörü Eric Willems’ten Sektör Üzerine

Amadeus Orta ve Güney Avrupa Online Ticari Satış Direktörü Eric Willems, 12 Aralık’ta gerçekleşecek Uzakrota Travel Summit’te (UTSIstanbul) dağıtılacak zirve dergisi için turizm sektörünün geleceği konusunda bir yazı kaleme aldı. 

En son süpermarket alışverişi yaptığınız günü düşünün..Sizi neler cezbetti? Alışverişinizi yaparken sizi reyonlar arasında gezerken motive eden neydi?

Bugün bir müşteri olarak süpermarkete gittiğimizde hem eskiye göre daha fazla şey talep ediyoruz hem de seçeneklerimizin diğerlerine göre ayrışmasını istiyoruz. Kişiselleştirme hayatın her alanında belirleyici hale geliyor. Örneğin üzerinde adımızın yazdığı bir ürün bir anda kendimizi daha özel hissettiriyor, arada bir bağ kuruyor ve diğerleri arasından sıyrılabiliyor. Bu kişiselleştirme deneyimini yaşamak için fiziksel olarak bir mağazaya gitmemize de gerek yok. Artık alışverişlerimizi oturduğumuz yerden bir iki tuşla yapabiliyoruz. İster mutfak alışverişi olsun, ister eve sipariş edeceğimiz bir yemek olsun, hepsi sadece bir tıklama ile uzağımızda ve ekleyeceğimiz içecek veya sos ile de yiyeceğimizi kişiselleştirebiliyoruz.

Seyahat endüstrisi de büyük bir hızla değişiyor ve bu değişimin ardındaki ana etmen teknoloji. Seyahat artık hayatımızın ayrılmaz bir parçası durumunda. Seyahat, farklı kültürleri tanımamızı sağlıyor, işlerimizi büyütmemize destek oluyor ve farklı toplukları, grupları bir araya getiriyor. Seyahat endüstrisinin son yıllarda yaşadığı bu hızlı değişim, iş yapış şekilleri ve müşteri ilişkilerinde de önemli değişimlere neden oluyor. Neredeyse tüm sektörlerde olduğu gibi artık turizm sektöründe de müşterilerin hızla değişen ihtiyaçlarını, onlara göre kişiselleştirilmiş çözümlerle karşılamak ve eşsiz bir deneyim yaşamalarını sağlamak en önemli konuların başında geliyor. Hızla değişen bu ihtiyaçları karşılamak amacıyla biz, Küresel Dağıtım Sistemi (GDS)’nden Live Travel Space (Canlı Seyahat Alanı)‘e dönüşüyoruz. Çünkü müşterilerimizi daha da iyi anlamak ve hizmet etmek istiyoruz. Dönüşümümüzün merkezinde gezginler ve onların değişen ihtiyaçlarını karşılamak yer alıyor. Live Travel Space, sektördeki tüm oyuncuların, seyahat edenlerin isteklerini karşılamak ve herhangi bir anda geniş bir seçenek yelpazesi sunmak için bağlantı kurabileceği ve işbirliği yapabileceği bir alan. Amadeus kurulduğu 1987 yılından bugüne 30 yılı aşkın süredir teknolojisini seyahat endüstrisi ile işbirliği içinde geliştirmeye devam ediyor.

İşimizin odak noktasında yolcular bulunuyor.  Yolculara ve nasıl seyahat ettiklerine odaklanarak farklı seyahat kanalları için doğru teknolojiyi nasıl sağladığımızı herkesin görmesini  istiyoruz. Ayrıca yolculara tam da istediklerini nasıl verdiğimizi görmelerini de istiyoruz. Kişiselleştirme, devamlı bağlantı halinde olma, onların ihtiyaçlarına yanıt veren çözümler sunma ve her yerde her tür cihazdan anında yanıt alma gibi. Ayrıca müşterilerimizin işlerini büyütmeleri ve her gezgin için daha fazla değer yaratmaları için kendilerini farklılaştırmasına yardımcı olmak istiyoruz.

İşte müşterilerimizi merkeze koyarak yarattığımız bu ortamı biz kısaca Live Travel Space (Canlı Seyahat Alanı) olarak adlandırıyoruz. Tüm sektör oyuncularının unutulmaz yolculuklar için katılabileceği ve işbirliği yapabileceği açık, dinamik ve bağlantılı bir alan oluşturuyoruz. Müşterilerimizin iş yapma biçimine uygun ve gezginlere hizmet eden çözümlerle büyümeleri için bir alan sağlıyoruz.

Öte yandan biz seyahat endüstrisinin giderek daha karmaşık hale geldiğinin ve müşterilerimizin yolculara daha iyi hizmet sunabilmek adına uzmanlaştığının da farkındayız. Bizim de buradaki en önemli amacımız onlara daha iyi bir yolculuk deneyimi sağlamak. Amadeus Travel Channels – Amadeus Seyahat Kanalları bölümünün misyonu yolcuların seyahat alımı yaptığı her alanda bulunmak. Uçak, kara taşımacılığı, konaklama ve diğer hizmetleri sunan sağlayıcılara içeriklerini küresel bir ağ içinde farklı seyahat satıcılarına sunabilmelerini sağlıyoruz ve böylelikle yolcular  istedikleri seyahatlere rezervasyon yaparak seyahat alımlarını gerçekleştiriyorlar.

Bir seyahatin nasıl aranacağını, nasıl rezervasyon yapılacağını ve nereden esinleneceğini tüketici ihtiyaçları ve teknolojik trendler biçimlendirecek ve belirleyecek. Mobil cihazları artarak kullanan tüketiciler durmaksızın farklı medyalardan esinleniyor ve online seyahat acentaları ile tamemen sorunsuz bir arama ve rezervasyon deneyimi istiyor. Teknoloji tüm etkileşimleri süper hızlı, kesintisiz, doğru ve kullanışlı hale getirecek.

Öte yandan dijital dünyanın giderek gelişmesi, buradaki rekabeti de daha karmaşık hale gitiriyor. Makine öğrenimi ile yapay zekanın kullanımı ve blok zincir teknolojilerinin ortaya çıkması seyahat perakendecilerinin rekabeti üzerinde derin bir etkiye sahip olacak. Müşterilerimizin işlerini büyütmeleri ve her gezgin için daha fazla değer yaratmaları için kendilerini farklılaştırmasına yardımcı olmak istiyoruz.

Amadeus, 190’dan fazla ülkede faaliyet gösteriyor ve 16.000’in üzerinde profesyonelden oluşan ekibimiz -5.600’ü Seyahat Kanalları bölümünde- hizmet veriyor.  Teknolojimizi çalışanlarımız ve onların uzmanlığı güçlü ve güvenlir kılıyor. Böylesi değerli bir insan kaynağı ve teknolojiye sahip bir şirket olarak sektörde yaşanan bu değişime öncülük etmek ve bu alanı inşa etmek için eşsiz bir konumda olduğumuza inanıyoruz. Son birkaç yıl içinde teknolojimizi, ileri açık kaynak sistemlerini, büyük veriyi ve bulut tabanlı mimariyi geliştirmek üzere AR-GE’ye 5 milyar dolardan fazla yatırım yaptık ki bu yıllık gelirimizin ortalama olarak %16’sına tekabül ediyor. Amadeus olarak tüm ekibimizin ortak bir yanı var; seyahat ve teknoloji tutkumuz, tanınmış uzmanlığımız ve müşterilerimize en iyi hizmeti sunmak için karmaşık zorluklarla başa çıkma arzumuz.

Havayolları ve Havaalanlarında Biyometrik Kimlik Yönetimi Büyüyor

IT Hava Taşımacılığı Endüstri Sicili raporunun bir parçası olarak SITA’nın araştırması, havaalanlarının ve havayollarının % 70’inden fazlasının ya biyometrik kimlik yönetimi üzerine büyük programlar ya da araştırma ve geliştirme girişimleri planladığını gösteriyor.

Bu, teknolojinin ilk destekçileri arasında bulunan Finnair, JetBlue ve KLM’nin geçen yıl check-in veya boarding için yüz tanıma denemelerini de içeriyor. Uluslararası gelişler için yüz tanıma pasaport tarama sistemi sunan Miami International da dahil birkaç havaalanı teknolojiyi hayata geçirdi.

SITA’ya göre, self servis check-in kiosklarında kimlik doğrulaması, havaalanlarının % 41’inde mevcut olup % 74’ü teknolojiyi 2022’ye kadar hayata geçirmeyi planlıyor.

Seyahat belgelerine sahip olanların biyometrik bilgilerini eşleştiren self-boarding kapılarını kullanım imkanı, havaalanlarının % 59’unda mevcutken havayollarının % 63’ü ise bu teknolojiyi kullanmayı umuyor.

Teknolojiyi uygulamaya yönelik zorluklar arasında entegrasyon, teknolojik standartların eksikliği ve Hükümet ile yasal gereklilikler yer alıyor.

SITA, bu yılın başlarında biyometrik kimlik yönetimi konusunda biyometri hakkında bir rapor yayınlayarak sektörler arası ve devlet işbirliğine olan ihtiyacı vurguladı.

Raporda ayrıca, Amazon ve Google gibi şirketlerin ortaya çıkmakta olan standartlara ilişkin oynayabilecekleri bir role sahip olma ihtimali de ele alındı.

Havacılık endüstrisi aynı zamanda havayolu işletmelerinin üçte birinden fazlasının yolculara için yürüttüğü kimlik kontrollerinin sayısının azaltılmasında yarar sağlamasıyla birlikte kimlik yönetiminde blockchain potansiyelini de araştırıyor.

2018 Bilişim Teknolojileri raporu, havayollarının % 3.67’sinin ve havaalanlarının % 5.69’unun teknolojiye gelirlerinden pay ayırmasını öngördüğünü ortaya koyuyor.

Ek teknolojiye sahip taşıyıcıların % 84’ü ise 2017’deki %52’lik oranla karşılaştırıldığında 2021 yılına kadar yapay zeka veya Ar-Ge programları planlarına yatırım yapacak. Havaalanları da yapay zekaya yatırım yaparken, geçen yılki oran olan %34 ile karşılaştırıldığında % 61’i ise üç yıl içerisinde büyük bir program veya Ar-Ge planlaması gerçekleştirecek.

Kullanım durumları farklı olsa da havayolları yapay zeka kullanımı, sohbet robotları ve sanal acentaları keşfederken, havaalanları tahmin analizi için teknolojiye başvuruyor.

Raporda vurgulanan diğer yatırım öncelikleri ise hem havayolları hem de havaalanları için siber güvenlik noktasını ortaya çıkarırken, havaalanları ayrıca self-servis teknolojisini geliştirmek istiyor, havayolları ise mobil hizmetlerini arttırmayı amaçlıyor.

Firuz Bağlıkaya; Geleceğin Seyahat Trendlerine Yön Vermek için Dijital Dönüşüm Şart

Türsab Başkanı Firuz Bağlıkaya, 12 Aralık günü dağıtılacak Uzakrota Turizm Zirvesi dergisi için Geleceğin Seyahat Trendlerine Yön Vermek için Dijital Dönüşüm Şart konusunu kaleme aldı.

Teknoloji alanında yaşanan baş döndürücü gelişim, hayatın her alanında etkisini günden güne arttırıyor. Teknolojinin en yoğun kullanıldığı alanlardan biri de şüphesiz ki turizm sektörü. Özellikle iş hacimlerini arttırmak, doğru müşteri ilişkileri yaklaşımı geliştirmek isteyen seyahat acentaları için dijitalleşme büyük önem taşıyor. Bilgiye hızlı erişim, veri toplama ve analiz etmeyi de içinde barındıran süreçler, seyahat acentlarının iş yükünü arttırmadan verimliliklerini artırmasına olanak sağlıyor.

Mobil teknolojilerin çok hızlı gelişmesiyle birlikte tüketiciler artık günlük hayatlarında sahip oldukları dijital konforu her alanda yaşamak istiyorlar. Seyahat pazarında iletişim, bilgi edinme, kolay ulaşılabilirlik gibi etkenler, seyahat edenlerin kriterleri arasında en üst sıralarda yer alıyor. Tüketicilerin birçoğu artık satın alacakları tatili online mecralardan araştırıyorlar. Online kanallar üzerinden gerçekleştirilen rezervasyonların oranı giderek artıyor. Tüketici şikayetleri veya memnuniyetleri sosyal medyanın da aralarında bulunduğu online mecralarda kamuoyu ile paylaşılıyor.

Yapay zekayı konuştuğumuz, makinelerin insanlarla iletişime geçtiği bir dönemdeyiz. Artık bilgisayarlarımızı mouse veya klavyenin yanı sıra kelimelerle yönetebiliyoruz. Dolayısıyla “geleceğin seyahat acentası nasıl olmalı?” diye bir soru sorulduğunda hiç kuşkusuz en doğru cevap, “dijital dönüşümünü tam manasıyla tamamlamış” şeklinde olmalıdır.

Geleceğin seyahat acentası, mevcut teknolojik trendleri takip eden, sosyal medyayı aktif ve doğru kullanan, verileri düzenli olarak toparlayıp bunu sağlıklı bir şekilde analiz eden, müşteri memnuniyeti esasına dayalı olarak tüketiciye her konuda hızlı geri dönüş sağlayan bir yapıda olması gerekiyor. Gelecekte; güncel seyahat trendlerinin yanı sıra gelişen seyahat eğilimlerini yakından takip eden seyahat acentaları öne çıkacak. Başarılı olmak isteyen seyahat acentaları, müşterilerine farklı ürünler ve deneyimler sunmayı hedeflemeli ve buna uygun altyapıyı kurmalı. Çocuklu ailelere, gençlere, gastronomi, spor, macera severlere veya otantik ürün isteyenlere, kısacası müşteri segmentasyonuna göre farklı ürünler tasarlamak ve sunmak gelecekte daha da değer kazanacak. TÜRSAB olarak biz de üyelerimizi geleceğe hazırlamak, dijitalleşme süreçlerine katkıda bulunmak için çalışmalar gerçekleştiriyoruz. Bu kapsamda Türkiye Bilişim Vakfı (TBV) ile iş birliğine gittik. TÜRSAB – TBV iş birliğiyle oluşturulan dijitalleşme konusundaki yol haritasının üyelerimize katkı sağlamasını hedefliyoruz.

Kurumsal Seyahat Seyahat Satın Alanlarda Maliyet Daha Önemli Bir Hale Geliyor.

Dünya çapında yaklaşık olarak 400 alıcının verilerine göre hazırlanan raporda teşvikli seyahat alıcılarının yarısından fazlası (%54’ü), kurumsal bütçelerde 2018’de teşvik amaçlı bir artış olduğunu bildirdi. Kişi başına düşen medyan harcamaları ortalama 4.000 dolar olurken, 2016’ya göre 1.000 dolarlık bir artış olduğu görülüyor.

Yükselen bütçelere rağmen, teşvikli seyahat alıcıları gittikçe artan bir şekilde maliyetleri kontrol ediyor. 2015 yılında, alıcıların % 72’si maliyetleri düşürmek için adımlar attı ve 2018’de ise alıcıların % 82’si bunu yaptı.

Ek olarak, her şey dahil tesisler, alıcılar daha düşük maliyetli seyahatler aradıkça popülerlik kazanıyor.

IRF başkanı Melissa Van Dyke; “Bulgular, teşvik yolculuğunun büyüdüğünü gösterse de, gerçek şu ki, artan maliyetler gibi büyümeyi yavaşlatabilecek karşı akımlar var. Planlamacılar, daha az pahalı destinasyonlar veya daha az pahalı olanaklar gibi maliyetleri içerecek adımlar atıyorlar.” olarak belirtti.

Bir destinasyonun seçilmesi için en yüksek kriter olarak çekicilik değerlendiriliyor, ardından genel güvenlik ve değer geliyor. Kuzey Amerika, Karayipler ve Batı Avrupa en popüler yerler olarak sıralandı.

Alıcıların yaklaşık yüzde 70’i programlarının işletme hedeflerine ve olumlu yatırım getirisine ulaştığını söyledi; artan satış ve karlılık, teşvikli seyahat programları için il sırada yer aldı. Bununla birlikte, yönetim ve çalışanlar arasındaki ilişkiler kurmak, verimliliği ve çalışanların katılımını artırmak gibi diğer motive edici faktörler de yükselişte.

Seyahat Markaları için Etkileşimli İçerik En Etkili Pazarlama Aracı

Bu, Londra merkezli içerik pazarlama ajansı Kaizen tarafından Expedia, Skyscanner, Marriott International, Delta Airlines, TUI ve daha fazlası dahil olmak üzere seyahat markalarından alınan 2.000 içeriğinin analizine dayanan bir rapordan gelen birincil bilgidir.

Ajans, SEO istatistiği açısından belirli bir içerik parçasını neyin başarılı kıldığını belirlemek için makaleler, infografikler, etkileşimli araçlar ve kılavuzlar, videolar ve influencerların yazılarını analiz etti.

Kaizen Pazarlama Yöneticisi Jess Lang; “Etkileşimli içerik, SEO amaçlarının en güçlü içeriğidir. Bunun nedeni, yüksek düzeyde referans alanlarına sahip olmasıdır. Pek çok farklı web sitesinin içeriğe yeniden bağlanması veya içeriği kendi web sitelerinde öne çıkarması çok sevildi. Ayrıca sosyal paylaşımlarda diğer içerik türlerinden daha iyi performans gösterdi. Ortalama olarak, bir etkileşimli içerik parçası 4000’den fazla kez paylaşıldı; ancak bir influencer’ın ürettiği içerik yalnızca yaklaşık 150 kez paylaşıldı” dedi.

Lang, bu bulgunun, influencerlarla çalışmanın arama motorları için içeriği optimize etmenin etkili bir yolu olduğu varsayımına sahip olan markalar için değerli bir bulgu olduğunu söylüyor.

Ayrıca; “Influencerlar seyahat ile çok uyumludur. Bir influencerı harika bir tatile göndermek bir marka için tipik bir örnek. Dikkat edilmesi gereken önemli nokta, raporumuzun tamamen SEO tabanlı olmasıdır. Bir influencerın yaratacağı marka farkındalığını hesaba katmıyor. Muhtemelen oldukça iyi performans gösterirlerdi. Ancak, Google’daki gerçek sıralamalar açısından, influencer gönderilerinin en kötü içerikler oldukları tespit edildi” dedi.

Çalışma, seyahat sektöründeki en yaygın içerik türü olan Infografiklerin sosyal paylaşımlar için etkileşimli içerik açısından ikinci sırada yer aldığını ve ayrıca yönlendiren alan adları ve URL dereceleri açısından iyi sonuçlar verdiğini ortaya koydu.

Lang; “Infografikler, seyahat markalarının içeriğe ilişkin bir yöntem olarak kullanmaları için hala son derece düşük maliyetli ve etkileşimli olarak geliştirme anlamında çok fazla zaman da almıyorlar” dedi.

Video içeriği, etkileşimlerde yalnızca benzersiz backlinking bağlantı alanlarını kazanmak için ikinci sırada yer alıyor ve yüksek URL dereceleri elde edilebilir. Ancak raporda, videoların öncelikli olarak marka bilinirliğinin, örneğin; geleneksel SEO metriklerinden ziyade YouTube görünümleri aracılığıyla gerçekleştirilmesinin değeri belirtiliyor.

Kaizen analistleri de içerik manşetlerini ele aldı ve soru olarak yazılanların sosyal medya platformlarında daha yüksek oranda paylaşıldığını buldu. Analiz edilen içeriğin % 13’ü en az bir soru kelimesi içeriyordu ve “nasıl”, SEO’nun oluşturulmasında genel olarak en çok kullanılan ve en etkili olanıydı.

Lang; “Bunun gerçekten ilginç olduğunu düşündük, çünkü bu sadece seyahat içeriğiyle ilgiliydi, yani SEO açısından beklentiniz “ nerede” ya da “ne zaman” olabilir; ancak “nasıl” sorusu en SEO dostu soru” dedi.

tr_TRTürkçe
en_USEnglish tr_TRTürkçe