British Airways’in 380 bin Yolcusunun Kart Bilgileri Çalındı

Dünyanın önde gelen şirketlerinin siber saldırılarla başı dertte. British Airways (BA), konuyla ilgili yaptığı açıklamada, hack saldırısının iki hafta sürdüğünü ve 380 bin yolcusunun bu ihlalden etkilendiğini söyledi.

Detaylara göre, geride bıraktığımız iki hafta süresince ünlü havayolu şirketinin web sitesini ve mobil uygulamasını kullanan 380 bin müşterinin kart bilgileri ele geçirildi.

British Airways yönetim kurulu başkanı ve CEO’su Alex Cruz, siber saldırı sebebiyle yaşanan aksaklık için özür diledi. Müşteri verilerinin korunmasını çok ciddiye aldıklarını söyleyen Cruz, olayla ilgili polisi ve yetkili birimleri hızlı bir şekilde bilgilendirdiklerini belirtti.

Geçtiğimiz hafta Air Canada, 20 bin müşteriyi etkileyen bir veri ihlali olduğunu açıklamıştı. Benzer şekilde ABD’li havayolu şirketi Delta ise Mayıs ayında bilgisayar korsanlarının saldırısına uğramıştı.

British Airways, olaydan etkilenen müşterilerine, tüm maddi kayıplarının telafi edileceğinin garantisini ve sözünü verdi. BA’nın bilgisayar sistemleri geçen yıl çökmüş, bunun sonucunda 75 bin yolcunun seyahat planları aksamıştı.

Devam eden süreçte olayla ilgili gelişmelerin ne yönde seyredeceğini hep birlikte göreceğiz.

British Airways Uzun Mesafeli Uçuşlarına Wi-Fi Hizmeti Getiriyor

British Airways, uzun mesafeli uçaklarından bazılarında, yüksek hızlı Wi-Fi bağlantısı başlatı; şu anda 3 tane uçak hizmette.

British Airways, uzun mesafeli uçaklarının 118’inde gelecek Wi-Fi hizmeti getireceğini açıkladı. Bu hizmetin 2 yıl içerisine tamamlanması bekleniyor.

Yolcular, uçağa bindikten sonra koltuklarından kalkabileceklerine ya da Wi-Fi’ye bağlanabileceklerine dahil anons duyacaklar. British Airways, son nesil teknolojiyi kullanarak yolcularına yüksek hızlı bant genişliği sağlayacak ve uçaklar yaklaşık 10,000 kilometreyi geçtiğinde, kalkıştan yaklaşık on dakika sonra misafirlerine internete hizmeti sunacak.

Portal, müşterilerin çeşitli cihazlara bağlanmasına olanak tanıyan Apple, Android ve Windows‘un en yeni işletim sistemleri ile çalışacak.

Müşteriler, internette sörf, sosyal medya ve WhatsApp‘ı destekleyen ‘Gözat’ paketi veya müzik ve eğlence akışını en iyi çevrimiçi içerikten destekleyen ‘Akış’ paketini içeren iki ücretli Wi-Fi paketi arasından seçim yapabilecekler. Ayrıca Netflix paketi de bulunacak. Paketler bir saat, dört saat veya tam uçuş için satın alınabilecek.

 

Flybe En Sessiz ve En Yeşil Havayolu Seçildi

Flybe en sessiz ve en yeşil havayolu seçildi.

Aer Lingus ve British Airways Heathrow‘in yayınladığı ”Fly Quiet and Green tablosunda ikinci ve üçüncü sıraya girdi. Heathrow’un lig tablosu her havayoluna gürültü, emisyon ve verimlilik konularında puan verdi.

Flybe 1.000 puanlama üzerinden, 930 sayı alarak eko-lig sıralamasında 1.ci oldu. Türk Hava Yolları ve Kuveyt Havayolları ise eko-lig sıralamasında çok geride kaldı.

Türk Hava Yolları‘nın uzun menzişi 468 puan, kısa menzili 425 puan ve Kuwait Havayolları 421 puan ile son sıralarda yerini aldı.

Fly Quiet and Green listesinin ilk 20 sıralaması ise;

  1. Flybe 930 Puan
  2. Aer Lingus 924 Puan
  3. British Airways 920 Puan
  4. Finnair 917 Puan
  5. Scandinavian Airlines 917 Puan
  6. Etihad Airways 904 Puan
  7. Delta Air Lines 899 Puan
  8. United Airlines 896 Puan
  9. Air India 888 Puan
  10. Qantas Airways 884 Puan
  11. Emirates 883 Puan
  12. American Airlines 866 Puan
  13. Iberia 857 Puan
  14. LOT 849 Puan
  15. Singapore Airlines 843 Puan
  16. Air Malta 834 Puan
  17. KLM Royal Dutch Airlines 833 Puan
  18. Cathay Pacific Airways 828 Puan
  19. Air Canada 821 Puan
  20. Oman Air 790 Puan
Airnewstimes.com

Müşteri Memnuniyeti Noktasında En İyi ve En Kötü Havayolu Firmaları

 

Kısa mesafeli havayolları üzerine yapılan müşteri memnuniyeti anketinde British Airways sondan üçüncü oldu.

Which? tarafından yapılan anket 11,625 yolcunun cevaplarına dayanıyor.

British Airways’sin bir önceki yıla oranla (%52)  %67 oy aldığı görüldü.

Bu düşük sıralama İngiliz havayolunun kısa mesafeli uçuşlarda ekonomi sınıfı yolculuğundan ücretsiz yeme-içme hizmetini kaldırdığı yılın ardından geldi.

Havayolu firması yeme içme konusunda sadece 2 yıldız aldı. Koltuk konforu ve parasal değeri noktasında da aynı zayıf oylama görüldü.

Channel Island’ın Aurigny Havayolu %80 oyla birinci sırada yer aldı. Müşteriler taşıyıcıya biniş süreci, kabin ortamı ve müşteri hizmetleri için 4 yıl verdi.

British Airways’in ana şirketi IAG’a ait Ryanair ve Vueling %45 oyla oylamada sonuncu oldular.

Uzun menzilli tarafında ise Singapur Havayolları ikinci yılında bir numara oldu ve çeşitli kategorilerde tam puan aldı.

Uzun menzilli havayolları içinde United Airlines %39 oyla sonuncu oldu. Onun bir üstünde ise %46 oy alan American Airlines yer aldı.

Which? Seyahat editörü Rory Boland “Yolcular bize harika bir havayolu firması olmanın çeşitli yolları olduğunu söylüyor fakat makul bir fiyata çok iyi bir hizmet sağlamak olmazsa olmazlardan” diye belirtti.

British Airways’in zayıf müşteri memnuniyeti, sorunlarla dolu olan bir yılda oyunun hızını arttırması gerektiğini gösteriyor. Ücretli yeme-içme seçeneğinden ödenen paranın karşılığının zayıf olmasına kadar, havayolunun müşterinin kendisiyle olan deneyimini iyileştirmek için yapması gereken çok iş var.”

Buna karşılık British Airways sözcüsü Sky News’e “British Airways müşteri seçimine kendini adamış birinci sınıf bir havayoludur. Müşterilerimize Londra’nın en merkezi havaalanlarından geniş bir ağ, fırsatlar sunan bağlılık programı sunuyoruz. Başkentten kısa menzilli üç büyük havayolu operatörü arasında en dakik olanıyız” dedi.

 

Travelport CEO’su Havayolu Teknolojileri Tartışmalarını Dikkate Almadığını Belirtti

IAG’nin (International Airlines Group) sahibi olduğu havayolu şirketlerinin, genel dağıtım sistemleri üzerinden yapılan her bir rezervasyon için 8 sterlinlik ilave bir ücret almaya başlamasının ardından, Iberia ve British Airways’in üçüncü parti dağıtım maliyetleri gelecek Kasım ayında artış görebilir.

Bu fikrin sahibi, seyahat sektörüne ticari teknoloji çözümleri sağlayan Travelport’un başkanı ve CEO’su Gordon Wilson’a ait ve Wilson, sektördeki teknoloji tartışmalarının çoğunu “saçma” olarak değerlendirerek dikkate almadığını belirtti: “Bu alana dair tartışmaların çoğu teknolojiye uymuyor – uçtan uca süreçlere uymuyor. Sektörde dile getirilen pek çok saçmalık var.”

Wilson, sözlerini şu şekilde sürdürdü: “British Airways ile aramızdaki mevcut anlaşma, son derece iyi bir anlaşma özelliğini taşıyor. Bu anlaşmayı ortadan kaldırmak istiyorlarsa, bu kendi seçimleridir. 1 Kasım geldiğinde, sahip oldukları bütün avantajları kaybedecekler.”

British Airways ve diğer tam uçuş hizmeti sunan havayolu şirketleri, bulundukları ülkelerdeki pazarların dışında gerçekleşen rezervasyonlar için halihazırda, Travelport’un sistemine benzer genel dağıtım sistemlerinden güç alıyor. Seyahat acenteleri – çevrimiçi acenteler de- yegâne yöntem olarak, sadece havayolu şirketleri üzerinden doğrudan rezervasyon yapmak veya havayolu şirketlerinin hizmetlerini, şirketlerin sistemlerine bir uygulama program arayüzü (API) aracılığıyla bağlanarak satın almak seçeneğine sahip bulunuyor. Wilson, bu konuda da yorumlarda bulundu: “Şu anda 180 ülkede faaliyet gösteriyoruz ve Delta Air Lines yakın zamanda bizimle, hiçbir rezervasyon ücretinin söz konusu olmadığı bir tam içerik anlaşması imzaladı. Delta gibi havayolu şirketlerine kattığımız değer, bu şirketlerin kendi ülkeleri dışındaki 179 ülkede satış yapabilmesi. Bunu [havayolu şirketleri için] başka kim yapacak?”

British Airways’in şu anda Travelport ile yapamayacağı, fakat bir API ile yapmakta olduğu veya yapmayı istediği hiçbir şey bulamadım. Diyalog içerisindeyiz. Aramızdaki ilişki, hırçın bir ilişki değil. [Ancak] cevaplanmamış çok sayıda soru bulunuyor. Hâlâ onların yapamadığı, fakat yapmak istediği şeylerin neler olduğunu çözmeye çalışıyorum.”

Tam uçuş hizmeti sunan Alman havayolu şirketi Lufthansa, 2015 yılının Eylül ayında bir genel dağıtım sistemi rezervasyon ücreti olarak nitelendirilebilecek olan, 16 €’luk bir Dağıtım Maliyet Bedeli’ni talep etmeye başladı. Şirket bir sonraki yıl içerisinde genel dağıtım sistemi (GDS) dağıtım maliyetlerinin 12 milyon € gibi büyük bir miktarda artış gösterdiğini bildirdi. Öte yandan Travelport, yılın ilk yarısında, yıllık gelirin %4’lük bir artış ile 1.26 milyar $ seviyesine ulaştığını bildirdi ve bu gelirin %67’si havayolu şirketlerinin deniz aşırı pazarlarındaki uçuş işlemlerinden elde edildi. Toplam işlem hacmi de artış gösterdi ve 2016 yılının ilk yarısında %2 artış kaydederek 41.6 milyar $ seviyesine çıktı.

Travelport yılın ilk yarısında operasyon kârlarında %8 artış ile 315 milyon $ seviyesinin görüldüğünü ve Afrika ile Orta Doğu bölgelerindeki sektör rezervasyonlarındaki %4’lük bir düşüşün yanı sıra, Haziran ayına kadar geçen üç aylık süreçte %5’lik bir kayıp yaşandığını bildirdi.

Wilson bu kayıplar konusunda da açıklamalarda bulundu: “Dizüstü bilgisayar ve seyahat yasakları ile Arap ülkelerinin Katar’a yönelik ambargosunun Orta Doğu ve Afrika’ya yararı dokunmadı. Bu durum, pazarın momentumunu bir derecede alıp götürdü. Avrupa karmakarışık olageldi. Birleşik Krallık pazarı bir miktar yumuşak kaldı. Seçimlerin her daim bir sönümleme etkisi olduğu görülüyor. Asya, özellikle Hindistan ve Endonezya’da bizim için bir başarı öyküsü olma niteliğini taşıyor. Kuzey Kore haricineki tüm pazarlarda iyi işler çıkardık.”

Seyahat Sektöründeki Reaktif Müşteri Hizmetleri Modeli Çökmüş Durumda

Bir hizmet tasarım danışmanlığı şirketi olan Engine tarafından yayınlanan bir anket, havayolu sektörünün son aylarda marka itibarına yönelik zarara maruz kaldığını gösteriyor ve bunu “kötü müşteri hizmetlerine ve artan şikayet seviyelerine” dayandırıyor.

Birleşik Krallık’ta yaşayan 1,025 yetişkini kapsayan anket, bu yılın Haziran ayında gerçekleştirildi ve havayolu şirketlerini, en kötü hizmet sektörleri arasında değerlendiren müşterilerde %4.3 oranında bir artış ile %17.1 seviyesinin görüldüğünü ortaya koydu. Bu oran, çalışmanın kapsamındaki 14 sektöre yönelik olumsuz fikirlerdeki en yüksek artış oranı oldu.

Engine’in kurucularından Joe Heapy, bu durumu şu sözlerle açıklıyor:

“British Airways’in yaşadığı IT sorunu ve United Airlines’ın bir yolcusuna yönelik kötü muamelesi, müşterileriyle ilgilenme konusunda güçlükler yaşayan sektördeki en sansasyonel olaylardan iki örnek olma özelliğini taşıyor. Ancak kötü olan tek şey yaşanan olaylar değildi, kolayca anlaşılacağı üzere, özellikle British Airways örneğinde olduğu gibi, şirketlerin bu olaylara yönelik tepkisi de en az olaylar kadar öfke uyandırdı. Maliyet kısma yönündeki hamlelerin şaha kalktığı bir dönemde, şirketlerin eylemleri ve tepkileri, insanların yolculardan ziyade taşınacak kargolarla benzerlik taşıdığı izlenimini uyandırabilir.”

“Havacılık sektörü, sürece dahil olan paydaşların ve şirketlerin sayısının çokluğundan kaynaklanan, bilet rezervasyonu yaptırmaktan belirli bir destinasyona ulaşmaya, parçalara ayrılmış yolcu deneyimi tarafından temel olarak pek çok zorlukla karşı karşıya bulunuyor. Ancak müşterilerin çoğu, sorumlulukların nerede başlayıp nerede bittiğini bilmiyor ve işler ters gittiğinde sorumlu tarafı bulmaya çalışmakla vakit kaybetmek istemiyor, sadece sorunun çözülmesine ihtiyaç duyuyor. Bu nedenle, havacılık şirketlerinin sağlam ortaklıklar kurması ve kendilerini bir yapbozun belirli bir parçasını sunan bir taraf olarak değil, birer konaklama sağlayıcısı olarak görmeleri gerekiyor. Odağın müşterileri birer konuk olarak karşılamaya, desteklemeye ve onların iyi vakit geçirmelerini sağlamaya kayması halinde, insanların algısı değiştirilmiş olacaktır.”

“Müşteri hizmetlerinde önde gelen sektörler ve şirketler, bunu ön saflardaki bir eklenti olarak değerlendirmiyor, müşteri deneyimini tasarlamaya, gerçek ürünler için yaptıkları kadar fazla emek veriyorlar.”

British Airways’in müşteri hizmetlerinin yanıt verebilirliğine yeterli çabayı harcamadığı yönünde iddiaların bulunuyor olmasına karşın, şirketin müşterilerle sosyal medya kanalları aracılığıyla aktif bir etkileşim sürdürüyor olması ve yanıt verebilirliği iyileştirmek adına başka teknolojilerin entegrasyonu bunun aksini gösteriyor. Örnek vermek gerekirse; British Airways, Maru/edr tarafından sağlanan; müşterilerden gelen yorumları derleyen ve ilgili verileri, personele, şikayetlere yanıt vermelerine yardımcı olmak amacıyla gerçek zamanlı olarak ileten müşteri hizmetleri servisinden destek alan pek çok şirketten birisi olma özelliğini taşıyor.

Geçtiğimiz Mayıs ayında düzenlenen ABTA Seyahat Sektöründe Müşteri İçgörüleri konferansında, Maru/edr firmasının müşteri yöneticisi Gary Howes ve British Airways’in işletme performansı ve içgörülerinden sorumlu yöneticisi Mark Gubbins, müşteri yorumlarını hızlı bir biçimde işlemek ve bunların her birine ayrı ayrı geri bildirim sağlamak için tasarlanmış bir program olan British Airways Pulse’ı katılımcılara tanıttı.

Şirketlerin BT (Bilgi Teknolojileri) sistemlerinde yaşanan ve müşterileri çaresiz bırakan çökmeler gibi büyük problemlerin geride bırakılmasını sağlayacak hiçbir teknolojinin bulunmadığını söylemek çok kolay olurdu. Veya tıpkı United Airlines ile ilgili olayda olduğu gibi, hiçbir teknolojinin, bir yolcunun ortak bir havayolu şirketinin çalışanları tarafından tartaklanması ve böylesi bir krizin söz konusu havayolu şirketinin sosyal medyadan sorumlu çalışanları ve CEO’su tarafından berbat bir biçimde yönetilmesi durumunda proaktif bir yanıt verme becerisinin olamayacağı söylenebilirdi. Ancak sorun yetersiz teknoloji ile değil, daha ziyade yetersiz uygulama ile ilgili olabilir. Kısacası, hem teknoloji hem de temel müşteri hizmetleri zihniyeti ile ilgili bir sorun söz konusu olabilir.

Uzun yıllar önce, müşterilerin markalardan bekleyebileceği en iyi şey, müşteri hizmetlerinin yanıt verebilirliği idi. Söz konusu ister bir telefon numarasını aramak, bir hizmet masasına uğramak veya yardımcı olabilecek bir kişiyle konuşmak olsun, ortaya çıkan sonuç, olumlu veya olumsuz, şu ya da bu şekilde ele alınabilmekteydi. Memnuniyetsiz müşteriler, söz konusu olan markayı bir daha kullanmamayı tercih etmekte; öte yandan, hizmetten memnun kalan müşteriler, markayı arkadaşlarına ve yakınlarına anlatmaya eğilimli olmaktaydı.

Ancak şimdi, dijital çağda yaşıyoruz. Söylentiler pek çok kanalda, akıl almaz bir hızla yayılıyor. Teknoloji markalara bu söylentileri inceleme gücünü veriyor; böylece markalar, her bir olayı, gelecekte meydana gelebilecek benzer nitelikteki vakalarla daha iyi ilgilenebilmek için kendi yanıt algoritmalarını tasarlamak için inceleyebiliyor.

Maru/edr firmasının müşteri hizmetleri idari yöneticisi Sara Beams, bu konu üzerinde dururken sadece yapısal anketlere dayanmak yerine metin analizlerinin ve yapısal olmayan verileri işlemenin yararlarını da değerlendiriyor. Beams, konu ile ilgili görüşlerini şu sözlerle açıklıyor:

“Bugün küçük kitleler arasında görülen bazı şikayetlenmeler, yarının manşetlerinin teması olacak. Markaların, bu sorunların hangilerine dikkat etmesi gerektiğini en iyi şekilde anlamak için Metin Analizi’ni kullanabilir, bu markaların stratejilerine ve yol haritalarına bugünden çözümleri dahil edebiliriz.”

“Markalar için en büyük faydalardan biri, yapısal olmayan verilerin seçimi ve kontrolü beraberinde getirmesidir. Anket verileri etkili bir biçimde, ihtiyaç duyulan her an kendisinen faydalanılan bir müşteri görüşü havuzu haline gelir. Buradaki sihir, ankete start verdiğimizde cevabını bulmaya çalıştığımız sorunun ne olduğunu bilmeye ihtiyacımızın bulunmayışı; sıra sorulara daha sonra gelebilir. Ardından birilerinin test etmek istediği bir önsezisinin veya hipotezinin olması halinde, cevap arıyor olacağımızı asla bilmediğimiz soruların cevaplarına ulaşmak için uygun bir biçimde veri madenciliği yapabiliriz – hiçbir gecikme yaşamadan.”

“Her bir direkt yoruma otomatik olarak bir fikir atayarak, müşterilerin bir seyahatin veya bir markayla olan uçtan uca etkileşimlerinin temas noktaları boyunca inişli çıkışlı olarak ilerledikleri yolun bir resmini çizmeye hızlıca başlayabiliriz. Bu çaba, markaların müşteri deneyimini geliştirmek için hangi noktalarda zaman ve kaynak yatırımı yapması gerektiği ve dahili ekipler arasında en iyi uygulamaların paylaşılabileceği konularına ışık tutabilir.”

Böylece teknoloji tahminlemeye yardımcı olabilir. Markalar bu kalıpları inceleyerek müşterilerin ürün ve hizmet aksaklıklarına, olumsuz haberlere, dezenformasyona ve değişime yönelik tepkilerini öngörebilir. Bu teknolojinin faydalarından yararlanmak, müşteri hizmetlerinden müşteri etkileşim tasarımına doğru radikal bir zihniyet değişimini gerektiriyor. Dijital teknoloji, bunu gerçekleştirmek için son derece değerli bir araç olarak ortaya çıkabilir. Aslına bakılırsa, dijital teknolojinin böylesi bir geleceği getirebilecek yegane araç olduğu ileri sürülebilir. Temel programlamada yer alan algoritmalar, değişkenlere, henüz ortaya çıkmadan evvel yanıt verme esnekliği sunuyor. Buna ilave olarak Yapay Zeka, temel programlamaya ilave esneklikler getiriyor: Yeni senaryolara uyum sağlama, hatalardan yeni şeyler öğrenme, ihtiyaçlara henüz ortaya çıkmadan evvel cevap verme.

Müşteri etkileşimi tasarımı, sistem arayüzleri için etkileşim tasarımına benzer ilkelere dayanan, kısa sürelerde otomatik olarak yaygın bir biçimde karşılaşılan sorunlara ve SSS’lere (Sıkça Sorulan Sorular) yanıt vermekten daha fazlasını yapan botlar için algoritmalar tasarlamayı gerektiriyor. Böylesi bir tasarımın yaygın olarak karşılaşılan sorunları öngörmesi ve bunları uygun biçimde çözmesi gerekir. Tasarımın, şikayetlerin iletilmeye başlamasından ve olumsuz fikirlerin viral hale gelmeden önce problemlerin bir adım önünde olması gerekir.

Bu sistemler, duyarlılığı ölçen sistemlere bağlı olmalı ve mevcut koşullara yönelik duyarlılığı benzerliklerden yararlanarak öngörmeye yardımcı olmalıdır. Bunun yanı sıra, müşterilere, karşılaştıkları sorunlara yönelik kişiye özel çözümleri olabilecek en hızlı yolla sunmak için yine kişiselleştirmeye yönelik dokunuşları bünyesinde barındıran yeterli yanıtlar üretmelidir.

Ancak teknolojinin bu konuda işe yarayabilmesi için birilerinin yazılacak satır satır koda el atması gerekiyor. Yapay Zeka teknolojilerinin, yakın gelecekte kullanıma sunulmasını engelleyen kendine özgü sorunları bulunuyor. Ancak yanıt sistemlerinin tasarımcıları ve programcıları, kendi düşüncelerini miadı dolmuş müşteri hizmetleri mantığının ötesine; gözlemleyerek, ilişkilendirerek ve empatiyle memnuniyet sağlayarak proaktif ilişki yönetiminin temellerine kaydırmak suretiyle hayata geçirebilirler.

 

British Airways Heathrow Havaalanında Pasaportsuz Binişi Başlatıyor.

Bir uçağa biniş deneyimini hızlandıran ve kolay hale getiren bazı uygulamalar mevcutken, British Airways Heathrow havaalanında pasaportsuz biniş uygulamasını başlatıyor.

Havalalanının 5. Terminalinde, biniş kartı ve diğer ilgili bilgilerle birlikte, yolcunun yüz özelliklerini yakalayabilecek donanıma sahip biometrik cihazlar bulunuyor.  Teknolojinin kişinin kimliğini doğrulama işini yaptığı bu yöntem ile yolcunun ilgili belgeleri göstermeden uçağa binmesine imkan tanınıyor.

Biniş sürecini hızlandırmak için iç hatlarda 3 kapıda yüz tanıma sistemleri kullanılıyor ve yakın gelecekte yolcuların rahatlığı için daha fazlası kurulacak.

Havayolu Hizmeti Liderleri Accelya ve Mercator Birleştiklerini Açıkladı

Parça parça, özel sermaye  şirketi Warburg Pincus Mercator’u, örtüşen yazılım ve operasyonel hizmetler sağlayan ve satın alma uzmanları tarafından yeniden yapılandırıldıktan sonra halka arz edilen seyahat teknolojisi sağlayıcıları Sabre ve Amadeus‘a rakip olarak inşa ediyor. Mercator’ün Accelya ile birleşmesinin şirket satın alma alemini teşvik etmesini bekleyin.

Sean O’Neill

American Airlines ve British Airways gibi havayolu firmalarının maliyetlerini yönetmelerine yardım eden Barselona menşeli havayolları hizmeti şirketi Accelya, Dubai menşeli seyahat hizmeti şirketi Mercator ile birleşiyor. Şu andan itibaren, birleşen şirketler kendi markalarını devam ettirecekler fakat benzer diğer birleşme örnekleri (mesela Sabre’nin Abacus’u alması) zamanla Mercator’un asıl marka haline geleceğini gösteriyor.

Anlaşmaya, Mercator’da büyük bir hisseye sahip olan Amerikan özel sermaye şirketi Warburg Pincus öncülük etti. Birleşme işleminin şartları açıklanmadı. Şirketler, birleşmiş şirketin yıllık 200 milyon doları aşkın gelir elde edeceğini belirtiyor.

Birleşmiş şirket, Amadeus, Sabre, Travelport ve TravelSky gibi dünyanın en büyük dört seyahat teknoloji hizmetleri şirketi ile rekabet edebilecek seviyede muhasebe, denetim ve diğer finansal hizmetleri sağlayacak, ki bu markaların her biri farklı seviyelerde havayolu hizmetleri sunuyorlar.

Mercator ve Accelya, “dolaylı dağıtım kanallarının yönetimini en iyi hale getirerek” müşterileri olan 250’den fazla havayoluna yardım etmeyi planladıklarını söyledi. Bu şu anlama geliyor; havayolu markalı websiteleri ve mobil uygulamalar üzerinden havayollarının direkt satış yapmasına yardım ederken, ayrıca Sabre, Amadeus, Traveport’un seyahat acentelerine sundukları üçüncü taraf pazar yerleri aracılığıyla ürünleri dolaylı olarak nasıl dağıtacakları konusunda karar vermelerine de yardım edecekler.

Mercator ve Accelya hizmetlerin bir kısmını Küresel Dağıtım Sistemleri tarafından sunulanlara göre teknolojik açıdan daha bilgili bir şekilde pazarlıyorlar.

Warburg Pincus’daki satın alma uzmanları ticari havayolu firmaları için alternatif hizmetler şirketi inşa etmek istiyor gibi gözüküyor. Geçtiğimiz yıl Mercator aynı zamanda 70 havayoluna sahip yazılım sağlayıcısı Revenue Management Systems’i de satın almıştı.

Mercator özellikle milyar dolarlık şirket Amadeus’un sunduğu ölçekte bilişim teknolojileri hizmeti sunmaktan hala çok uzak olduğunu söylüyor.

Ancak şirket ilerleme kaydediyor. Birleşmiş şirket, JetBlue, United, Qantas gibi yolcu havayollarına mesela yolcu rezervasyonları, sadakat programları ve gelir yönetimi analistlerine uçak bileti ücretini (ve satış sonrası ürünleri)en uygun fiyatlara belirlemede yardımcı olma gibi işlemlerde de destek sağlıyor.

Warburg’taki satın alma uzmanları Mercator’u 2014 yılında Emirates Grup’tan almışlardı.

Mercator kargo operatörlerine olan hizmetiyle ön plana çıktı.

Fakat Cormac Whelan bir yıl önce Mercator genel müdürü olduğundan beri şirketi iddialı bir şekilde ticari havayolları için yolcu hizmetlerine yönlendiriyor. Whelan, havayollarına perakende yazılım sunan Datalex’te sekiz yıl genel müdürlük ve seyahat şirketlerine pazarlama hizmeti sunan Boxever’da yönetim kurulu başkanlığı deneyimine sahip. Bu özgeçmiş Whelan’a küresel havayolu endüsrisine hizmet veren teknoloji sağlayıcıları hakkında bir sağduyu ve muhtemelen ölçek elde edebilecek olası kombinasyonlara dair bir fikir de sağlıyor.

YouGov BrandIndex 2015 Seyahat Markaları Endeksi !

getAsset

Premier Inn, YouGov’un yaptığı 2015 seyahat markaları çalışmasında en üst sırada yer almış !

Ucuz otel zinciri olan firma, acenteler, oteller ve rehberler için yapılan sıralamada birinci olarak değerlendirildi.

TripAdvisor ikincilikte yer alırken bu sıralamayı Center Parcs, P&O Cruises ve Travelodge takip etti.

En iyi gelişimi sağllayanlar kategorisinde ev paylaşım sitesi olan Airbnb ilk sırada değerlendirilirken, bunu P&O Cruises, Virgin Holidays, Travelodge ve Booking.com takip etti.

British Airways ilk sıradaki havayolu şirketi olurken, Ryanair gelişmekte olan hava yolu şirketi olarak ilk sırada yer aldı.

Manchester hava alanı kategorisinde ilk sırayı alırken, Gatwick en çok gelişen havaalanı olarak ilk sırada yer aldı.

Florida Disneyworld eğlence alanında ilk sırada, Universal Studios Florida ise beşinci sırada yer aldı.

BrandIndex,  pek çok farklı method ve yıl boyu yapılan puanlamalar doğrultusunda sıralama yaparak, kamunun, markalar hakkında algısını ölçmektedir.

Değerlendirmeler, kamunun yeni markalar hakkında nasıl bilgi sahibi olduğunu ve marka duyarlılığını ölçmekte, bunların hangi yönde (pozitif / negatif) olduğunu araştırmaktadır.

P&O Cruises satış ve pazarlama kıdemli başkan yardımcısı Paul Ludlow; gemi seyahati alanında İngiliz misafirleri arasında lider olduklarını vebunun bir göstergesi olarak geçen yıl içinde gelişerek dördüncü sıraya yükselmelerinin başarısından duyduğu memnuniyeti dile getirmiştir.

tr_TRTürkçe
en_USEnglish tr_TRTürkçe