Hünkar Turizm Kurucu Ortağı Cemal Erdem Röportajı

İslami hassasiyetleri bulunan misafirlerin ihtiyaçlarına yönelik turizm hizmeti sunan Hünkar Turizm’in CEO’su Cemal ERDEM ile Helal turizm ve sektör üzerine keyifli bir sohbet gerçekleştirdik.

Öncelikle hoş geldiniz, ziyaretçilerimize kendinizi biraz tanıtabilir misiniz?

Merhabalar, hoş bulduk. Bizlere kendimizi ve pazarımızı tanıtmak üzere bu imkanı sağladığınız için çok teşekkür ederim. Ben Hünkar Turizm Kurucu ortağı ve Genel Müdürü Cemal ERDEM. Kısaca kendimden bahsetmek gerekirse Turizm sektörüne gönül vermiş bu işi severek yapan işin hem mekteplisi hem de alaylısı bir acentayıcım. 2001 yılında stajyer bir lise öğrencisi olarak başladığım meslek hayatımda Kurucularından biri olduğum şirketimde yaklaşık 10 personel ile misafirlerimize hizmet vermekten onur duyuyorum. Lise ve Üniversite yıllarında hep Turist rehberi olmayı hayal etmiş biriyim. Üniversiteyi bitirinceye kadar yaz tatillerinde ve stajlarımda hep acentalar da çalıştım operasyon alanında kendimi geliştirdim. 2008 yılında Turist Rehberliği bölümünden mezun olduğumda kalifiye bir turizm operasyon elemanıydım. Aynı zamanda hedeflerimi tutturmanın ve rehber olmanın haklı gurunu yaşadım. Fakat hedeflerimi büyütme ihtiyacı duydum ve ikinci bir hedef belirleyerek 30 yaşımda ya büyük bir şirkette yönetici yada kendi şirketini kurmuş bir iş adamı olmayı planladım. Şükürler olsun her ikisine de nail oldum. Son olarak evli ve bir çocuk babasıyım.

Bize biraz Hünkar Turizm hakkında bilgi verebilir misiniz?

Hünkar Turizm merkezi İstanbul olan, yurt içinde ve yurt dışında bulunan ofisleriyle 6 kıta ve 40’dan fazla ülkede hizmet veren bir tur operatörüdür. Misafirlerine yetkili sistem acenteleri aracılığıyla ulaşan ve sadece yetkili sistem acenteleri aracılığıyla satış yapan firmamız, konusunda uzman kadrosu, kaliteli ve muhafazakar hizmet anlayışıyla yurt dışı kültür turları düzenlemektedir.

Bu turları düzenlerken ilkemiz;

Misafirlerimize en kaliteli hizmeti sunmak,

Ekstra tur ücreti adı altında hiçbir ücret almadan, herşey dahil programlar yapmak,

Misafirlerimizin seyahatleri boyunca ibadetlerini zamanında yapabilmelerini sağlamaktır. Firmamıza gelen çağrılar müşteri temsilcimiz tarafından misafirimize en yakın acenteye yönlendirilerek Türkiye geneli satış ağı oluşturulmaktadır. Hünkar Turizm, Türkiye genelinden gelen misafirlerini toplama merkezlerinde (İstanbul-İzmir-Ankara Havaalanı, vb.) karşılayıp, rehber ve acente yetkilisi eşliğinde gidecekleri bölgeye uğurlar. Gidilen bölgede alkolsüz otel ve restoran seçimine, namaz saatlerine, dini öneme sahip türbe cami gibi yerlerin detaylı gezilmesine özen gösterilir. Hünkar Turizm’in hiçbir cemaat ve dini toplulukla bir ilgisi yoktur. Tamamen İslami kurallara uygun olarak tur yapmayı ve helal parayı amaçlayan kişiler tarafından kurulmuş bağımsız bir tur şirkettir.

Hac ve Umre turizmi yapmıyoruz çünkü yetkili sistem acentalarımızın bir çoğu Hac Umre organizasyonu yapan acentalardan oluşmaktadır. Biz yeni bir pazar oluşturarak münferit yurtdışı tura katılmak isteyen ve İslami hassasiyetleri bulunan misafirlerin ihtiyaçlarına cevap vermek üzere kurulduk.

Hünkar Turizm olarak sektördeki hedefiniz ve konumunuz hakkında bilgi alabilir miyiz?

Yaptığımız araştırmalar neticesinde Türkiye’de ve Dünya’da helal tur operatörü bulunmamaktadır. Bu konuda mütevazi olmaya gerek yok. Türkiye’de ve Dünya’da tekiz. Kurulduğumuz günden beri her sene yüzde yüzün üstünde büyüme sağladık.

Yurtiçinde ve yurtdışında bulunan yetkili acenta sayımızı ve acentalar da bulunan kalifiye personellerimizi arttırmayı hedefliyoruz. Asıl büyük hedefimiz ise 2023’te 23.000 kişiyi yurt dışı turlarımızla ağırlamak.

Helal turizm tur operatörü olma süreci hakkında bilgi alabilir miyiz?

Son zamanlarda turizm alanında popülarite kazanan Helal Turizm konsepti, yıllardır Muhafazakar Müslüman ailelere hizmet veren şirket kurucu ortaklarımızdan ve fikir babamız Rıza Turizm Mustafa ULU beyin dikkatini uzun yıllardır çekiyordu. Böyle bir atılım için fırsat kolluyorduk. 3. ve son ortağımız Balkantour Selim bey ile yaptığımız görüşmelerle şirketimiz son ortaklık şeklini aldı ve 2014 yılında şirketimizi kurduk. Tur operatörü olma süreci sancılı bir süreçtir. Pazarın sizi kabul etmesi acentaların size güvenmesi yıllardır gözü gibi baktıkları kazanç kapıları misafirlerini size emanet etmelerini birden bekleyemezsiniz. Fakat gerek Mustafa Beyin gerekse Selim Beyin yıllardır inanç turizmi yapan acentara verdikleri güven sayesinde biz bu süreci nispeten daha rahat atlattık. Öncelikle daha yakın çevremize hizmet vermeye başladık. Akabinde yurtiçi ve yurtdışı fuarlara katılarak, tur operatörü olma sürecini tamamladık. Fakat daha yapacak çok işimiz var.

Türk turisti iyi tanıyor ve ona göre mi paketler oluşturuyorsunuz?

Türk turistin, özellikle muhafazakar kesimin hassasiyetlerini iyi tanıyoruz. Tur paketlerimizi hazırlarken, farklı destinasyonlara misafirlerimizin hassasiyetlerini düşünerek programlar oluşturuyoruz. Yani misafirimize hem ibadetlerini yerine getirip helal yemek yiyebileceği ortamlar oluştururken, hem de hassasiyetlerinden ötürü bu rahatlıkla seyahat etmeyi daha önce planlamadığı yerleri planlarına dahil ediyoruz. Geri dönüşler ise çok memnun edici. Kısacası “Dünyayı geziyorum namazlarımı kılabiliyorum”.

Artık insanlar tur satın almak yerine uçak biletini alıp, istediğini oteli ayarlayıp kendi tatilini kendi planlamak istiyor. Siz turlara olan ilgiyi canlı tutmak için neler yapıyorsunuz?

Dijital ortamda seyahat etmek için her imkan var ve artık seyahat etmek çok kolay. Fakat yurt dışına çıkmak için bir acenteden veya tur operatörünün hazırladığı tur paketlerini almak hala belli bir kesim için çok daha rahat. Özellikle yabancı dil sorunu yaşayanlar, tek başına yurtdışında güvenli şekilde gezemeyeceğini düşünenler, gibi farklı ülkelere seyahat etmek isteyenler turizm acentelerine başvuruyor. Bizim hitap ettiğimiz kesim ise, hassasiyetlerinden ötürü istediği yere rahatlıkla seyahat edemiyor. Hünkar International Halal Travel olarak helal yemek sunmamız, ibadet yerleri ayarlamamız misafirlerimizin ilk dikkatini çeken şey oluyor. Ayrıca turlarda ekstra tur veya ekstra gezi bedeli adı altında ücret almamız gelen yolcuları müşteri olarak değil misafir olarak görmemiz turlarımıza olan ilgiyi her daim canlı tutuyor.

Acentalarınız üzerinden rezervasyon yapan kişiler en çok hangi bölgelere ilgi gösteriyorlar? 

İlk olarak önem verdiğimiz destinasyonların başında Kudüs, İspanya Endülüs, Bosna ve Balkanlar geliyor. Buraları biz ata yadigarı olarak görüyoruz. İspanya hariç diğer bölgelerde yüzyıllarca adaletli bir şekilde yönetimi sağlamışız. İspanya Endülüs ise 800 yıl gibi uzun bir süre İslam toprakları olarak kalmış. Bu bölgelerde bulunan Osmanlı ve İslam eserlerini görmek misafirlerimizi çok heyecanlandırıyor. Ayrıca yılın trendi veya mevsimine göre İtalya, Orta Avrupa, Butik Avrupa, Benelux Paris, Dubai, İran, Fas, Özbekistan, Hindistan tur organize ettiğimiz diğer destinasyonların başında geliyor.

Türk turistlerin internet üzerinden tur satışına olan ilgisini nasıl değerlendiriyorsunuz?

İnternet üzerinden tur satışları Türkiye’de şu an yaygın değil. Mutlaka yolcu bir satış temsilcisinin sesini duymak okuduğu tur programını birde onun ağzından dinlemek güvenmek istiyor. İleride bu durumun çok fazla değişeceğini düşünmüyoruz. Ama insanların bizlere internet üzerinden ulaştığı bir gerçek.

Gelecekte planladığınız yenilikler olacak mı? Sizi nerede göreceğiz?

2019 – 2021 ve 2023 hedeflerimiz var. Gelecekte farklı ülkelerde temsilcilikler açmayı düşünüyoruz. Ayrıca gemi seyahati hala düşünülen ama gerçekleştirilemeyen Helal Turizm için çok büyük bir eksiklik. Bu sorunları zamanla çözeceğimizi ve Global pazarda ismimizi fazlasıyla duyurmaya devam edeceğiz.

Sizce, teknolojinin hızla ilerlediği günümüzde gelecekte seyahat sektörü teknolojinin etkisinde kalacak mı?

Her pazar ve her üründe olduğu gibi seyahat sektörü de teknolojiden etkilenecektir. Biz sürekli alt yapı yatırımı yaparak online satış yapan acentalarımıza daha rahat bir kullanım sunmayı hedefliyoruz. Fakat teknoloji ne kadar ilerlerse ilerlesin yapılacak olan bir kültür turu ise yolcu mutlaka canlı bir ses duymak isteyecektir.     

Son olarak eklemek istedikleriniz?

Pazarımız hakkında kısaca rakamlarla bilgi vermek isterim.

Müslümanların seyahat etme oranı 20 yıl öncesine göre 7,5 kat daha arttı. Dünya üzerindeki her 4 kişiden birinin Müslüman oluşu, Müslüman kesimin seyahatte daha çok harcama yapmaları, 2003 yılına kadar olan bastırılmış İslami ihtiyaçları karşılayacak seyahat anlayışını açığa çıkararak dünya turizm devlerini adeta yarışır hale getirdi. Muhafazakâr kesim uluslararası seyahatlerine, 1 yılda 151 milyar dolar harcarken, bu rakam 2023’te 243 milyar dolar olarak hedeflendi.

Dünya genelinde seyahat eden Müslümanların yüzde 60’ı namaz, oruç gibi ibadetlerini seyahat esnasında yerine getirirken, helal yemek konusunda hassas davranıyor. Türkiye’de muhafazakâr kesimin geneli hac-umre ziyaretlerine öncelik verirken, Müslüman olmayan ülkeleri ziyaret etmek için çekiniyor. Gittikleri yerlerde helal yemek bulmak, namazlarını kılmak gibi hassasiyetlerden ötürü Müslüman olmayan ülkelere seyahat etmeyi arzulasalar bile gerçekleştirmiyorlar. Bizde işte tam burada Hünkar Turizm olarak devreye girerek misafirlerimize huzurlu seyahatler planlıyoruz.

Ride the Earth Kurucusu Sarper Sesli Röportajı

Cape Town merkezli olarak macera turizmi konusunda öncü kişilerden Ride the Earth kurucusu ve motosiklet eğitmeni Sarper Sesli ile keyifli bir röportaj gerçekleştirdik.

Öncelikle hoşgeldiniz, ziyaretçilerimize kendinizi biraz tanıtabilir misiniz ?

1975 yılında doğdum, küçük yaşlarda başlayan doğa sporları merakım bir çok farklı dalda devam ederken, Türkiye’nin ilk Bungee Jumping Jump Master’ı olarak 5 yıl süren profesyonel sporcu olarak kariyerime başladım.

Hızımı alamadan 2004 yılında motosiklet eğitmeni olmak üzere BMW MOTORAD’ın ünlü baş eğitmeni Thomas Wolf’dan tüm resmi ve lisanslı eğitimlerini aldım.

Bu dönemde Türkiye’nin ilk uluslararası motosiklet eğitim ve yaşam merkezi olan BMW RIDER ACADEMY İSTANBUL’da 2004 – 2009 yılları arasında yönetici ve kıdemli eğitmen olarak çalıştım. BMW ürün eğitimleri, MEB, ileri yol, enduro, tur rehberliği, ilk yardım ve mekanik eğitimleri derken global eğitmenlik adımlarının bütününü tamamladım. Ayrıca arama kurtarma eğitimleri alarak ve 80 ülkenin üzerinde destinasyon tecrübesine ulaştım ve şu an Afrika Kıtası, Güney Amerika, Ortadoğu, Avrupa, Asya ve Türkiye uzman olduğum bölgelerdir.

Motosiklet kariyeri süresince Türkiye genelinde vermiş olduğum farklı seviyedeki eğitimler ve güvenlik seminerleriyle adımı geniş kitlelere duyururken Türkiye’deki ilk ticari motosiklet turlarımı da hayata geçirdim. 5 yıllık profesyonel eğitimcilik ve yöneticilik kariyerinin ardından ortakları arasında olduğum dsm group’un Afrika yapılanmasını gerçekleştirmek üzere Güney Afrika Cumhuriyetine yerleştim. Sonrasında Güney Afrika‘daki rehberlik sınavlarını başarıyla bitirip macera turizmi üzerine kokartlı rehber olmaya hak kazandım. Gerçekten deneyimlemediği hiçbir şeyi konuklarım ile paylaşmamak konusundaki kurumsal tavrım ile bugün birçok kişinin hayallerini süsleyen seyahat programlarını, kişiye özel kurgulayıp yaşama geçirerek, sıradan olanı yaşamında çok da barındırmayan biri olarak sizleri tüm deneyimlerini paylaşmak üzere ride the earth gezilerine bekliyorum.

Bize biraz Ride the Earth hakkında bilgi verebilir misiniz?

ride the earth 12 yıldır Dünya genelinde 5 ayrı kıtada motosiklet turları organize ediyor. Aynı zamanda 4×4 turları ve macera tutkunlarına özel programlar da çalışabiliyor.

İstanbul, Türkiye ve Cape Town, Güney Afrika olmak üzere 2 ayrı şubemiz bulunmakta. Katılımcıların %60’ı Türkiye’den olan ride the earth son 2 yıldır avrupa ve özellikle Güney Amerika’dan da ilgi görmeye başladı.

Ride the Earth olarak sektördeki hedefiniz ve konumunuz hakkında bilgi alabilir miyiz?

ride the earth olarak sektördeki hedefimiz 7 kıtada faaliyet gösterebilmek ve Global anlamda Dünya’daki öncü butik tur şirketleri arasında anılmak. Şuan için Afrika kıtası, Avrupa ve Güney Amerika da çok takipçimiz var.

Ama esas istediğimiz konum butik kalarak sıradan olmayan programları üreterek hayalleri süslemeye devam etmek.

Ride the Earth’ü rakiplerinden ayıran en büyük özellik nedir? Ne tarz turlar düzenliyorsunuz?

ride the earth ‘ü rakiplerinden ayıran en büyük özellik kişilere ve gruplara özel planlanmış rotalar ve içerikler olması. Tüm programların detayları tarafımızdan deneyimlenmiş olup Amacın A noktasından B noktasına kadarki süreçte ilk kuralımız güvenlik sonrasında maksimum aktivite imkanlarının sunulması ve lokal deneyimlerin yaşatılabilmesidir. Katılımcılar bir motor turu sonrasında bindiği güzel yolların yanı sıra yediği güzel yemekleri yaptığı özel aktiviteleri ve kaldığı keyifli yerleri paylaşırken yorulmalıdır:) O zaman bizim için tur keyifle geçmiş demektir.

ride the earth her ne kadar motosiklet turlarıyla anılsa da 4×4, bisiklet ve macera severlere özel programlar da hazırlıyor. Yeter ki sıra dışı bir şeyler yapmak isteyin.

Macera turizmi yapıyorsunuz peki Türk maceracıların ilgisi ne yönde?

ride the earth’e Türk maceracıların ilgisi çok büyük ve her gün daha da büyüyor.

Türk maceracılar daha çok hangi destinasyonları tercih ediyorlar?

Türk maceracıların tercihleri arasında Afrika kıtasında Güney Afrika, Namibya, Botswana, Zimbabwe, Kenya, Tanzanya geliyor, Güney Amerika kıtasında  Peru, Bolivya, Arjantin ve Şili Patagonyası en çok ilgi gören yerler. Uzak ve kendisini merak ettiren destinasyon olarak ise Yeni Zelanda.

Özellikle turizm sektörünün yaşadığı ağır kriz ortamı sizce macera ve diğer alternatif turizm faaliyetlerinin artmasını tetikler mi?

Kriz dönemleri tüm Turizm alanları etkileniyor. Aslında Macera turizm i daha da çok etkileniyor çünkü çok ucuz bir turizm seçeneği değil. Ama şu bir gerçek insanlar artık farklı şeyler tecrübe etmek istiyorlar. Macera turizmi büyümeye ve dengeleri değiştirmeye devam edecek kesinlikle.

Son olarak eklemek istedikleriniz var mıdır?

Macera maceracılara bırakılamayacak kadar ciddi bir iştir…

Wirecard Türkiye CEO’su Alper Akcan Röportajı

İngiltere ve Almanya’da geçerli bankacılık lisansına ve tüm Avrupa’da geçerli E-Para lisansına sahip Wirecard’ın Türkiye CEO’su Alper Akcan ile seyahat sektöründeki ödeme altyapıları konusunda keyifli bir röportaj gerçekleştirdik. 

Öncelikle hoş geldiniz, ziyaretçilerimize kendinizi biraz tanıtabilir misiniz?

Boğaziçi Üniversitesi’nden mezun olduktan sonra, Bilgi Üniversitesi İşletme Yüksek Lisansımı tamamladım, sonrasında ise Yapı Kredi Yatırım, Vestel Bilişim ve Turkcell’de toplam 10 yıllık bir çalışma hayatım oldu. Hem girişimcilik ruhunun etkisi hem de ödeme hizmetlerine duyduğum ilgiyle kurumsal hayata veda ederek, 2008 yılında Mikro Ödeme’yi kurdum. 2012 yılında mobil ödeme alanında elde ettiğimiz lider pazar payı ve pazara kazandırdığımız yenilikçi ürünlerle Mediterra Capital’in de radarına giren Mikro Ödeme üzerinden, ilk büyük yatırımımızı aldık.

Bunu 2014 Kasım ayında hisselerinin Wirecard AG’ye satılması izledi ve şirket ismi Wirecard Türkiye olarak değişti. Halen Wirecard Türkiye CEO’su olarak görev yapıyorum. Wirecard dışındaki diğer girişimlerimden bazıları Lokum Games, Big Kazan ve Longi’dir. Aynı zamanda Ödeme ve Elektronik Para Derneği (ÖDED) yönetim kurulu üyesiyim.

Bize biraz Wirecard hakkında bilgi verebilir misiniz?

Mikro Ödeme’yi 2008 yılında kurduğumuzda, henüz mobil ödeme servisi ülkemizde kullanılmıyordu, ön ödemeli kartlar özelinde yaygın bir hizmet yoktu ve kredi kartı servislerini sadece bankalar ve birkaç yabancı ödeme sağlayıcısı, Türkiye’de fiziksel olarak bulunmadan sunuyordu. Türkiye’nin ilk ödeme servis sağlayıcısı olarak, ödeme hizmet ve servislerinin, özellikle online ve mobil ticarette hem artarak hem de çeşitlenerek büyüyeceği öngörüsü ile sadece bu işe odaklanan ilk firma olarak kurulduk. İki temel stratejimiz vardı; birincisi sadece ödeme işine odaklanmak. İkincisi ise teknolojiyi, özellikle de mobil teknolojiyi merkeze alıp, ödeme servislerini çeşitlendirmek. Böylelikle alternatif ve daha başarılı kurgular/servisler üretmek.

Mobil ödeme, yani ödemelerin GSM operatör faturalarına yansıması, ilk ve en güçlü servisimiz oldu. Mobil ödemeye en çok yatırım yapan, bunu en çok sahiplenen, biz olduk. 2009 yılında ilk mobil ödeme işlemini gerçekleştirmemizden bugüne dek, yaklaşık 8 yıl oldu ve 8 yıldır bu kategoride pazar lideriyiz. Mobil Ödeme ile 1000’lerce üye işyerine ulaştıktan sonra, kredi kartı ve ön ödemeli kartlar gibi diğer ödeme araçlarını da ürün portföyümüze kattık. Bu şekilde 3PAY markası doğmuş oldu.  Genişleyen ürün portföyümüzle, 3 binin üzerinde aktif üye işyerine servis veriyoruz. Wirecard, bir Fintech startup’ının gelebileceği en başarılı nokta olarak referans gösterilen ama buna rağmen büyümesini asla yavaşlatmayan bir firma olarak potansiyel gördüğü firmalara yatırım yapmaya devam ediyor. Bu kapsamda Türkiye pazarına ilgi duyan Wirecard, gücümüze ve potansiyelimize inanarak, 2014 yılı Aralık ayında Mikro Ödeme’nin %100’ünü satın aldı. 5 kıtada ödeme hizmeti sunan Wirecard, İngiltere ve Almanya’da geçerli bankacılık lisansına ve tüm Avrupa’da geçerli E-Para lisansına sahip.

Wirecard olarak sektördeki hedefiniz ve konumunuz hakkında bilgi alabilir miyiz?

Satın almayla beraber 2015 yılında kurumsal uyumluluk süreçleri başladı. 6493 saylı kanun ve BDDK tarafından lisanslama süreçleri tamamlanana kadar aktif olarak yeni ürünlerin pazara sunulmasını tercih etmedik. 2015’te başlayan kurumsal uyumluluk süreci, 2016’da marka bilinirliği çalışmalarımız ile devam etti. Ama asıl etki, 2016 Ekim’inde aldığımız e-para lisansı ile beraber pazara sunacağımız yeni ürünlerle olacak.

Wirecard’ı rakiplerinden ayıran en büyük özellik nedir?

Biz sadece ödeme servis sağlayıcısı değil, e-para lisansı da alan ve lisans öncesi de aktif olarak hizmet veren az sayıda firmadan biriyiz. Ek olarak söylemeliyiz ki Alman Wirecard grubu, Türkiye’de bu lisansa ve potansiyele inanıyor ve Türkiye’nin koyduğu bütün kuralları kabul ederek, bu yatırımları yaptı. Wirecard Türkiye olarak Türkiye’deki en üst seviyedeki lisans olan Elektronik Para lisansını alan 7 kuruluştan bir tanesiyiz. Wirecard olarak mobil ödeme konusunda, katma değerli servisler sunuyoruz. Orta ve uzun vadedeki stratejimiz, Türkiye’ye alternatif ödeme yöntemlerini adapte etmek olacak. Wirecard olarak Avrupa’nın bu konudaki en büyük markalarından biriyiz.

Yakın zamanda gerçekleştirmeyi planladığınız yenilikleriniz olacak mı?

2016 bizim açımızdan önemli bir yıldı. E-para lisansını aldığımız, regülasyonun pazar tarafından öğrenildiği, operatörler ve bankalarla birlikte yakın çalıştığımız bir yıl oldu. 2016’da ağırlıklı olarak mobil ödeme özelinde dijital içerik ve oyun sektörü iyi bir yıl geçirdi. Dijital katma değerli servislerin mobil ödeme üzerinden sunulması konusunda önemli yollar kat edildi. Wirecard Türkiye özelinde, 3PAY / Mikro Ödeme markasından global markamıza geçiş yaptığımız bir yıl oldu. 2016’da rakamsal olarak hedeflerimizin üzerinde seyrettik ve temel hedeflerimizi başarıyla gerçekleştirdik. Wirecard markasıyla ilk adımlarımızı attık. Bu adımların birçoğunun olumlu sonuçlarını da 2017’de daha çok göreceğiz ve üye işyerlerimizin ve müşterilerimizin hayatlarını daha da kolaylaştıracağız. 2017’de daha fazla satış ve sektörel büyüme olacağını öngörüyoruz. Lisansın getirdiği kurallarla birlikte, pazarın gelişeceğini ve ilerleyeceğini düşünüyoruz.

Dijital içerik ve oyun pazarı, 2017’de de ana odak alanlarımız arasında olacak. İnternet ve mobil uygulamalar üzerinden gıda satışı da 2017’de en çok üzerinde duracağımız noktalar arasında yer alıyor. 9 yıllık tecrübemizle ortaya koyduğumuz farklı çözüm seçeneklerimiz var. Geçtiğimiz sene lanse ettiğimiz e-posta veya SMS ile ödeme alma ürünü, bunun en önemli örneklerinden bir tanesi. Bu sistemle, ödeme için ilgili kişinin cep telefonu numarasına bir de SMS gönderebilir ya da kendisine bir e-posta gönderebilir. Gelen e-posta veya SMS içindeki bir linkten erişilecek siteye, kart bilgileri kolayca girilebilir ve ödeme gerçekleştirmiş olur.

Ödeme sistemlerinin güvenilirliği sizce seyahat tercihlerinde etkili oluyor mu?

BDDK’nın belirlediği kurallar, her firmaya bir risk yöneticisi atanmasını zorunlu hale getiriyor. Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu ve Mali Suçlar Araştırma Kurumu. Her üç kurumun da getirdiği yükümlülüklere uyuyoruz. Bu anlamda süreçlerimiz sürekli olarak izleniyor ve güvenliğimiz sürekli kontrol altında. Risk, lisanssız firmalara altyapı sağlayan kurumlar için daha çok geçerli ancak en önemli mekanizma regülasyonla beraber, oto-kontrolün de sağlanmasıdır. Seyahat sektörü de tüm sektörler de bu lisans denetiminin güvencesi altında işlem sağlamaktadır. Kendi üzerimizden geçen tüm işlemlerde her ne kadar dikkatli olsak da müşteri eliyle verilen veriler ve onaylar söz konusu olduğunda herkesin dikkatli olabilmesi önem taşıyor. Söz gelimi müşteri ödemesini yaptı ama servisten memnun olmadı. Bu durumda da koşulsuz olarak parasının iadesini sağlıyoruz. SMS ve e-posta ürünlerinin güvenliğini hem satış esnasında hem de sonrasında ilgili tüm kuruluşlar nezdinde yaptığımız kontroller ile sağlıyoruz.

Seyahat sektörünün dağılımı genel satışlarınız içerisinde ne oranda?

Birçok farklı sektörde uçtan uca ödeme çözümleri sunuyoruz. Bu noktada seyahat sektörüne baktığımızda işlem hacmimiz içinde %15’lik bir paya sahip olduğunu söyleyebiliriz.

Özellikle turizm sektörünün yaşadığı ağır kriz ortamında dijital ve online satış kanallarının ödeme altyapılarına ilgisi ne yönde değişti?

Sektörün geneline baktığımızda firmalar, bu alandaki en uygun seçenekleri araştırıp ödeme sistemleri stratejilerini online ya da mobil kanallar üzerine kurgulamayı tercih ediyorlar. Şirketler sıra beklemeden ve kolay bir şekilde ödeme almayı tercih ediyorlar. Bu noktada, Wirecard gibi ödeme altyapısında uzaman firmalar, müşteri eko-sistemine güven odaklı pratik hizmetler sundukları için daha fazla tercih ediliyorlar.

Sizce, teknolojinin hızla ilerlediği günümüzde gelecekte seyahat sektörü teknolojinin etkisinde kalacak mı?

Bu işlev için aslında çok uzak bir geleceğe odaklanmak gerekmiyor. Günümüzde de seyahat sektörünün teknolojiyi ödeme sistemleri özelinde son derece verimli kullanmaya başladığını görüyoruz ve bu trendin daha da fazla ivme kazanarak devam edeceğini öngörüyoruz. Özellikle nesnelerin interneti kavramının sektörlere adaptasyonu hem büyük fırsatlar doğuruyor hem de yeni eforlar ve kurgular gerektiriyor. Çünkü bu aralıksız devam eden bilgi akışının büyük veride toplanması, saklanması ve analiz edilmesi başlı başına bir süreç ve IT tarafında yeni araçlar, gereçler ve metodolojiler anlamına geliyor. Durmaksızın devam eden bilgi akışıyla birlikte kurumlar birbirlerini daha iyi tanımaya başladılar. Starwood ve Hilton gibi oteller resepsiyonu tamamen bu yönteme adapte etmiş durumdalar. Misafirler, hiçbir sıra beklemeksizin akıllı telefonlarındaki mobil uygulama yönlendirmesiyle hangi odaya gitmesi gerektiğini biliyor, telefonunu kapıdaki okuyucuya göstermesi yeterli oluyor ve rahat ettiği oda sıcaklığından, mini bar tercihlerine, televizyon kanallarından, müzik listesine kadar kişiselleştirilmiş bir konaklama deneyimi yaşıyor. Ödemelerini ise yine mobil olarak gerçekleştirebiliyor. Bu altyapının sağlanmasında, teknolojiden güvenliğe kadar uzanan geniş bir yelpazede Wirecard gibi büyük ödeme teknolojisi markalarının önemli oranda payı var.

World Tourism Forum Yönetim Kurulu Başkanı Bulut Bağcı Röportajı

World Tourism Forum Yönetim Kurulu Başkanı Bulut Bağcı ile sektör ve WTF üzerine keyifli bir sohbet gerçekleştirdik.

Öncelikle hoş geldiniz, ziyaretçilerimize kendinizi biraz tanıtabilir misiniz?

Hoş bulduk. 20 yılı aşkın bir süredir turizm sektöründeyim. Boğaziçi Üniversitesi Turizm İşletmeciliği bölümü mezunuyum. Turizm sektörüne çekirdekten yetiştim diyebiliriz. 2008 yılında 7 kişilik bir ekip ile Genç Turizmciler Derneği’ni kurduk ve kuruduğu günden bu yana derneğin başkanlığını yürütmekteyim. İlk olarak 2014 yılında çalışmaları başlayan ve turizm endüstrisini bir araya getirmeyi hedefleri arasında tutan World Tourism Forum’un Yönetim Kurulu Başkanı olarak iş hayatıma devam etmekteyim.

Bize biraz World Tourism Forum hakkında bilgi verebilir misiniz?

Turizm liderlerinin bir araya geldiği, turizmdeki güncel konuların konuşulduğu, trendlerin belirlendiği, stratejilerin masaya yatırıldığı ve global turizm otoriteleri tarafından da kabul edilen bir platform kurmaya karar verdik ve World Tourism Forum’u ilk olarak 2015 yılında hayata geçirdik. Hedefimiz turizme yön veren profesyonelleri, yöneticileri arasında köprü kurmak çünkü küresel bir dünyada uzun soluklu bir şekilde yer almak istiyorsanız eğer sınır aşırı işbirlikleri yapmak gerekiyor. World Tourism Forum ise bu süreçte sizleri dünyanın en iyi tur operatörlerinin, havayolu şirketlerinin ve acentaların yer aldığı işbirliği imkanı sunuyoruz.

İşbirliklerini arttırabilmek adına ise World Tourism Forum kapsamında yılda bir kez global ve bunun yanında bölgesel toplantılar düzenliyoruz. Bugüne kadar İstanbul’da iki, Antalya’da iki olmak üzere dört başarılı toplantıya imza attık. Yılın ilk bölgesel toplantısı olan Russia Summit’i yaklaşık 400 kişinin katılımıyla 28 Ocak’ta Moskova’da gerçekleştiriyoruz. Hemen ardından 16-18 Şubat tarihleri arasında 7 bin yerli ve yabancının katılacağı Global Meeting’i İstanbul’da gerçekleştireceğiz.

Geçtiğimiz yıl turizm sektörünün birçok önemli ismi World Tourism Forum’a gelmişti, bu yıl kimler yer alacak?

Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın kapanış konuşmasını yaptığı Global Meeting 2016’e  T.C. Kültür ve Turizm Bakanı Mahir Ünal, Avrupa Komisyonu Eski Başkanı José Manuel Barroso, Türkiye Seyahat Acentaları Birliği (TÜRSAB) Başkanı Başaran Ulusoy, TAV Havalimanları Holding CEO’su Sani Şener, ABTA CEO’su Mark Tanzer, Mama Shelter’ın kurucusu Serge Trigano, Trivago’nun Kurucu Ortağı Rolf Schrömgens ve DenizBank CEO’su Hakan Ateş gibi sektörün önde gelen duayen 100 ismi konuşmacı olarak ağırlarken 150’ye yakın yerli ve yabancı birçok bloggerı da bir araya getirdik.

Global Meeting 2017 kapsamında ise Facebook Spokeperson’ı ve Silikon Vadisi’nin en güçlü kadını, Zuckerberg Media’nın kurucusu Randi Zuckerberg katılımcılarla buluşacak. Tony Blair Başbakanlığı süresinde İçişleri ve Dışişleri Bakanı olan Jack Straw, Uluslararası Kurtarma Komitesi Başkanı David Miliband, Yandex’in CEO’su Arkadiy Voloj, Tourism Barcelona’nın CEO’su Jordi William Carnes, DenizBank CEO’su Hakan Ateş gibi sektör lideri firmaların üst düzey yöneticileri, politikacılar ve  bu sektörün kanaat öncüleri katılırken, eGen Influencer etkinliği kapsamında 200’e yakın influencer ve Turizm 20 kapsamında dünyanın en büyük turizm potansiyelini oluşturan ülkelerin bakanları katılacak. Yuvarlak masa düzeninde gerçekleştirilecek olan Turizm 20 toplantısı, dünya turizminin gelişimi hakkındaki fikir ve planlarını birbirleriyle paylaşmaları açısından son derece önemli bir toplantıdır. Böyle bir organizasyona ev sahipliği yapmak ve onları ağırlamak World Tourism Forum olarak bizler için onur vericidir.

Bu yılki World Tourism Forum’un öne çıkan konuları neler olacak?

Son zamanlarda dünyada ve ülkemizde yaşanan olaylar hepimizi bir hayli üzmekte ve bu durum doğrudan turizm sektörünü etkilemekte. Biz turizmciler olarak ise sektörü canlı tutmak ve ülkemize turist akışını sağlamak bizlerin görevi. Biz de çatı konseptimizi  “Bariyer olarak sınırlar: sorunsuz ve güvenli seyahat” olarak belirledik.  Turizmi çok yönlü değerlendirmek kanaatindeyiz. Bu sebeple Bakanlar Toplantısı, Turizmin Ekonomik Etkileri, Turizm Yatırımları, Destinasyon Yönetimi, Havaalanı Çözümleri, Havayolu Yatırımları, Sürdürülebilirlik ve Ekoturizm, Turizm Endüstrisinde Telekomünikasyon, Alışveriş Turizmi, Lüks Turizmin Evrimi, Gastronomi Turizmi, Düğün Etkinlikleri, MICE Endüstrisi, Sağlık Turizmi ve Değişen Müşterilerin Talepleri ve Alternatif Pazarlama Araçları konuşulacak konular arasında.

Yakın zamanda gerçekleştirmeyi planladığınız yeni etkinlikler de olacak mı?

World Tourism Forum ekibi olarak çalışmalarımız yoğun bir tempo içerisinde devam ediyor. 28 Ocak’ta Moskova’da gerçekleştireceğimiz Russia Summit operasyonu hazırlıkları son hız ilerlerken 16 – 18 Şubat tarihlerinde gerçekleştirilecek Global Meeting’in operasyonu da eş zamanlı olarak ilerletilmekte. Bu iki etkinlik ardından Amerika’da New York Summit, Doha’da Qatar Summit, New Delhi’de India Summit gibi dünyanın bir çok yerinde etkinliklerimizi gerçekleştirmeyi planlamaktayız.

2016 yılı ülke turizmi için oldukça zor geçti, peki 2017 için beklentileriniz ne yönde?

İlk başta hepimiz için bol bereketli ve daha huzur dolu bir yıl diliyorum. 2016 yılı hepimiz için zor geçti fakat 2017 bizler için umut dolu bir yıl, her ne kadar yılın ilk saatlerinde üzücü olaylar yaşasak da ülkemizin birlik ve bütünlüğünü bozmaya bu tür eylemlerin gücünün yetmeyeceğini ve tüm terör saldırılarını şiddetle kınadığımızı, üzerimize düşen sorumluluğu sonuna kadar gerçekleştireceğimizi belirtmek isterim.

Öncelikle turizm sektöründe tek pazar üzerinden ilerlemenin risklerini ve iç pazarın değerini ve önemini bir kez daha görmüş olduk. 2017 yılı bizler için güzel bir yıl olacak. Bunun işaretleri Ağustos ayında Rusya’dan ülkemize uçuşların tekrar başlaması. Ülkemiz talep gören ülkeler arasında yerini alıyor. Bir diğer taraftan ülkemiz deniz kum güneş turizminin yanında kongre, sağlık ve kültür turizmi açısından da çok fazla fırsat barından bir ülke ve turizme çoklu kanaldan entegre olanların kazanacağı düşüncesindeyim. 2017 yılı sonlarına doğru daha da toparlayacağımız düşüncesindeyim.

Türkiye’nin dış tanıtımında sizce eksik noktalar var mı? Varsa bu eksikleri gidermek için sizce nasıl bir yol izlenmeli?

Öncelikle dış tanıtımda gerekli harcamalar yapılıyor yatırımlar yapılıyor fakat doğru yatırımlar mı yapılıyor bunları bilmek gerek. Stratejiler uzun vadeli planlanmalı ki projeler daha ayakları yere basar şekilde ilerlesin. Eksikleri gidermek için öncelikle ülkemiz için bir marka değerinin oluşturmalıyız ve algı yönetimi yapmamız gerekmekte. Hedef pazarımız olan ülkelerin zihinlerindeki Türkiye algısını doğru yönetmeli ve kurgulamalıyız.

Türk kullanıcısının seyahat alışkanlıkları özellikle son 2-3 yılda oldukça değişti, siz bu konuda ne düşünüyorsunuz?

Seyahat alışkınları sadece Türkiye temelinde değil, dünyanın her yerinde, her geçen gün değişiyor. Hayatımıza akıllı telefonların girmesiyle seyahat tercihleri ve alışkanlıkları çok daha farklı bir boyuta taşındı. Önceden tur operatörlerinin söyledikleri sözlerle karara vardığımız tatillerimizde artık tur operatörleri, websiteleri, sosyal medya kanalları, kullanıcı yorumları ve influencerın yorumları etkili oluyor çünkü seyahate çıkacak kişiler için keyifli bir tecrübe yaşamak en önemli konulardan biri. Kişiye özel seyahat turlarının düzenlendiği bir dönemden bahsediyoruz. Pazar bu yönde çok kızgın bir rekabet içerisinde. Vaat edilen ile gerçekleri sunmayan firmaların rekabete dayanamadan piyasadan çekileceği kanısındayım. Ayrıca deniz kum güneş tatillerinin yanı sıra gastronomi turları, spa, kaplıca turları, kültür turları da son zamanlarda ülkemizde ve dünyada değişen seyahat algısını gözler önüne seriyor.

Sizce, teknolojinin hızla ilerlediği günümüzde gelecekte seyahat sektörü teknolojinin etkisinde kalacak mı?

Her sektörün teknolojiden etkilendiği gibi turizm sektörünün de turizmden etkilenmesi kaçınılmaz bir gerçek çünkü her geçen gün ilerleyen teknoloji bunu gözler önüne seriyor. Gideceğiniz yerden, bineceğiniz uçağa hatta transferinize kadar tek bir kanaldan işlemlerinizi gerçekleştirebiliyorsunuz. Az öncede bahsettiğimiz gibi artık tek bir kanaldan öğrendiğimiz bilgilerle seyahate çıkmıyoruz. Günümüzde gittiğimiz bölgeleri daha öncesinden en ince ayrıntısına kadar inceleyip gidiyoruz. Aslında gitmeden gitmiş gibi oluyoruz diyebiliriz. Bunun yanında her birimizin telefonunda onlarca uygulama mevcut. Bunlardan en az bir tanesi bize gezilebilecek yerler, yemek yenilecek restoranlar hakkında J. Öyle değil mi? Artık hayatta kalabilmenin şartı teknolojiye ayak uydurabilmek.

Inflow Summits Kurucusu Emre Gelen Röportajı

Inflow Travel Summit kurucu ortağı Emre Gelen ile keyifli bir sohbet gerçekleştirdik.

Bize biraz INFLOW Travel Summit  hakkında bilgi verebilir misiniz?

INFLOW Travel Summit aslında marka ve dijital platformda kanaat önderi olarak tabir ettiğimiz fenomenleri bir araya getiren bir platform. Temel hedefimiz daha çok influencer’ı daha çok markayla bir araya getirip yüksek etkileşim sağlamak.

INFLOW Travel Summit olarak sektördeki hedefiniz  hakkında bilgi alabilir miyiz?

Milli değerlerimizi ve turizmi ön plana çıkararak katkı sağlama isteği başlıca hedefimiz. Çünkü biz deneyimlerimizden Influencer Marketing’in ne kadar olumlu katkılar sağlayacağını biliyoruz; neden bunu ülkemiz için bu kadar önemli bir yer teşkil eden turizm sektörü için de uygulamayalım ki?

Influencer Marketing  terimi ülkemizde 2015 ve sonrasında çok daha önemli bir hale geldi. Marka ve fenomen iş birliklerinde dikkat edilmesi gereken en büyük husus nedir?

Bir arkadaşınız ya da bir tanıdığınızın tavsiyesine duyduğumuz güven duygusu Influencer Marketing’de bir yapı taşıdır. Markalar Influencerlar ile iş birliği yaparken, takipçi kitlesinin güvenini kıracak reklam metinlerinden ziyade tavsiye şeklinde marka güveni aşılamaları en önemli unsurdur. Bunun yanı sıra hedef kitleye yönelik çalışmalar yapmak ise işin vazgeçilmez bir parçasıdır.

Özellikle turizm sektörünün yaşadığı ağır kriz ortamında markalar sizce fenomen pazarlama faaliyetleri ile yaratacakları farkındalık bu dönemi daha kolay geçirmelerini sağlayabilir mi?

Farkındalık yaratmak işin büyük bir parçası; fakat bunu tamamlayıcı unsurlarla birlikte servis etmek gerekli.Yaşadığımız bu krizi uzun vadede olumluya çevirecek sonuçlar alacağımızdan son derece eminim.

Tatilsepeti.com Genel Müdürü Koray Küçükyılmaz Röportajı

Tatilsepeti.com Genel Müdürü ve 18 Kasım’da gerçekleştireceğimiz Uzakrota Travel Summit konuşmacılarından Koray Küçükyılmaz ile sektör ve Tatilsepeti.com üzerine keyifli bir sohbet gerçekleştirdik.

Öncelikle hoşgeldiniz, ziyaretçilerimize kendinizi biraz tanıtabilir misiniz ?

Merhabalar. 1992 yılında ODTÜ İşletme bölümünden mezun olup iş hayatına İzmir’de DYO Boya’da finansman departmanında  başladım. Benim için çok öğretici 12 yıl geçirdim DYO’da. Pek çok departmanda çalışma şansını buldum. Finans, pazarlama, insan kaynakları, proje yönetimi, satış, ihracat. Şirkete finansman bölümünde bir memur olarak başladım ve genel müdürlüğe kadar yükseldim. Kurum bana çok kısa sürede çok şey kattı, büyük sorumluluklar verdi. Bugünlere gelmemde o günkü yöneticilerimin emeği büyüktür.

2004 yılında çok radikal bir karar verip 12 yıllık endüstri tecrübemi bir kenara bırakıp, bambaşka bir sektöre adım attım ve turizme geçtim. O zamanlar yeniden yapılanma sürecinde olan Öger Group’tan bir teklif aldım, kabul ettim ve Antalya’ya yerleştim. Grup içerisindeki ilk görevim Türkiye’deki Incoming şirketinin genel müdürlüğü oldu. Oldukça büyük bir organizasyondu. Grup Türkiye’ye 1 milyon civarı yolcu getiriyordu. O dönemde tam entegre bir tur operatörü idi Öger. Almanya’da ve Hollanda’da tur operatörlüğü yapıyor, Atlasjet ile havayolu şirketine sahip, Majesty otelleri ile otelcilik ve Great Jolly tur ile de incoming işleri vardı. Ayrıca Öger Türk Tur ile charter uçak işi de oldukça büyük bir hacimde idi. 2007-2010 yılları arasında kimya konusunda kendi işimi yapmak için Öger’den ayrıldım ama 2010 yılında geri döndüm. 2013 yılı Aralık ayına kadar Öger Grubun CEO’su olarak, grubun Türkiye’deki otelcilik ve acentecilik olarak bütün faaliyetlerinden sorumlu olarak çalıştım. 2014 yılı başında Tatil Sepeti ailesine genel müdür olarak katıldım. Son 2,5 yıldır bu görevimi sürdürüyorum.

Bize biraz Tatilsepeti.com hakkında bilgi verebilir misiniz?

Tatilsepeti 2004 yılında aktif hale gelmiş Türkiye’nin ilk ve öncü seyahat portallarından birisi. Amacı müşterilerine maksimum ürün seçeneğini tek bir site üzerinden sunabilmek. Bir pazaryeriyiz. Operatörleri ve müşterileri bir platformda buluşturarak, herkese fayda sağlayacak hizmetler vermek hedefimiz. Sitemiz üzerinden yurtiçi ve yurtdışı otel, paket tur, uçak bileti, araç kiralama hizmetlerini müşterilerimiz alabiliyorlar. Bizim Bağdat Caddesi’ndeki kendi ofisimiz dışında bir satış ofisimiz yok. Bütün satışlarımızı online site üzerinden veya çağrı merkezimiz aracılığı ile yapıyoruz. İstanbul’da ve Antalya’da 2 ofisimiz var. Hızlı büyüyen bir şirketiz. Bu sene çalışan sayısında 330 kişiye ulaştık. Çok genç bir ekibimiz. Çok ciddi bir müşteri hizmetleri ekibimiz var. Yılın 365 günü,  9:00-24:00 saatleri arasında müşterilerimizin hizmetindeyiz. Sloganımızda dediğimiz gibi, “Hepimiz Tatil İçin Çalışıyoruz”.

Tatilsepeti.com olarak sektördeki hedefiniz ve konumunuz hakkında bilgi alabilir miyiz?

Tatilsepeti olarak kurulduğu yıldan itibaren hızlı büyüyen bir şirketiz. Müşterilerimize yaşattığımız pozitif deneyimler bu büyüme de çok önemli derecede rol oynuyor. Aynı başarı yatırımcılarında ilgisini çekiyor. 2013 yılında turizmde bir ilk olarak şirketimiz İngiliz menşeili yatırım firması Bancroft’tan yatırım da almış durumda. Turizmde bir Pazar payı hesabı yapmak zor. Yeterli ve güvenilir data bulmak çok zor, çok fazla ürün grubu var vb sıkıntılar şu kadar Pazar payımız var dememizi zorlaştırıyor. Ancak şirket olarak internet üzerindeki genel arama hacimleri, BKM kredi kartı harcama bilgileri, TÜİK verileri gibi parametreler ile Pazar büyümelerini ve kendi pozisyonumuzu az çok belirleyebiliyoruz. Şunu gönül rahatlığı ile söyleyebilirim ki, tatil sepeti olarak kurulduğu yıldan itibaren sektör büyümelerinin ciddi oranda üzerinde büyümeler gerçekleştirdik. Amacımız hızla artan internet penetrasyonu ile pazardan daha fazla pay alabilmek. Biz, turizm konusunda ilk ve öncü e-ticaret sitelerinden biri olarak bu pozisyonumuzu daha da pekiştirmek istiyoruz.

Tatilsepeti.com’u rakiplerinden ayıran en büyük özellik nedir?

Tatilsepeti’nin iş modelinin sektörde başka örneği yok. Biz hem bir tur operatörünün hem de bir OTA’nın yaptığını aynı anda yapıyoruz. Maksimum çeşitte ürünü, müşteri ile direk temas ederek, ona satış sonrası hizmet de vererek sağlıyoruz. İnternetin genel gelişimini düşünürseniz, 12 yıldır aktif olarak pazarda bulunan tatilsepeti.com’un ciddi avantajları var. Yıllardır birikmiş olan bir tüketici güveni var. Turizm harcamaları çoğunlukla ön ödemeli. Yani müşteri konaklama tarihinden çok daha önce ödemesini yapıyor. Dolayısıyla satın aldığı kuruma olan güven çok önemli. Bu güveni biz müşterilerimiz nezdinde sağlamış durumdayız. Bunu sürekli araştırmalar ile ölçmeye çalışıyoruz. Marketing Türkiye dergisinin 2015 yılında yaptırdığı bir araştırmada tatilsepeti, tüketicinin online mecralarda tatil satın almasında en çok tercih ettiği ve en çok güvendiği site.

Yakın zamanda gerçekleştirmeyi planladığınız yenilikleriniz olacak mı?

Açıkçası bizim işimizde yenilik hiç bitmiyor. Tam bir şeyi yeniledik derken, daha yeni teknolojiler çıkıyor, rakipler daha iyi uygulamalar geliştiriyor. O yüzden sürekli geliştirme biz de esas. Elbette çalışan projelerimiz var. Şu anda herkes kitle iletişimi ve pazarlamasından daha kişiselleştirilmiş iletişime odaklandı. Bireyin önemi çok arttı ve birey kendini bir sürünün veya bir grubun parçası olarak değil, kendi tekil kimliği ile tanımamızı bekliyor. Bu konuda geliştirmeler yapmayı hedefliyoruz.

Son zamanlarda Türkler’in yurt dışına olan seyahatleri oldukça arttı. Türk seyahatseverlerin Avrupa ve dünyada en çok ziyaret ettikleri şehirler hangileri?

Bu konuda elimizde TÜİK’in “Vatandaş Giriş Anket” bilgileri var. Buna göre 2015 yılında 8.750.851 TC vatandaşı yurtdışından Türkiye’ye girmiş. Bunların seyahat amaçları birbirinden farklı. Ankete göre 3,5 milyon kişi gezi, eğlence amaçlı yurtdışına gitmiş. Yaklaşık 2 milyon kişi iş amaçlı, 1,7 milyon kişi akraba ziyareti, 400 bin civarı da hac için yurtdışına çıkmış. Geri kalanlar ise sağlık, eğitim ve diğer amaçlı yurtdışına çıkanlar. Yurtdışı çıkış amaçları farklı olduğu için her segmente ayrı ayrı bakmak ve değerlendirmek gerekiyor. Bizim için en kritik ve önemli olan gezi ve eğlence amaçlı yurtdışına çıkanlar. 2010 yılında toplam yurtdışına çıkanlar yaklaşık 6,5 milyon kişi imiş. 2015 de bu rakam 8,7 milyon kişi seviyesine gelmiş ve %33,5 büyümüş. Gezi ve eğlence amaçlı seyahatler nedeni ile 2010 da 1,5  milyon civarında yurtdışı çıkışı varken bu sayı %143 artarak 2015 de 3,5 milyon seviyesine gelmiş. Dolayısıyla turistik seyahat amaçlı yurtdışı çıkışlarda önemli artışlar olduğunu söyleyebiliriz. Aslında seyahat destinasyonlarında çeşitlenme var ama ağırlıklı olarak yine İtalya, Orta Avrupa, Balkanlar ve Yunanistan Avrupa’daki top destinasyonlar. Dünya üzerinde de baktığımızda ABD, Tayland en azından bizdeki verilerde en çok tercih edilen ülkeler olarak görünüyor.

Türk turistlerin internet üzerinden tatil satışına olan ilgisini nasıl değerlendiriyorsunuz?

TÜBİSAD’ın (Bilişim Sanayicileri Derneği) yayınladığı rapora göre, Türkiye’de 2015 yılı itibarı ile internet penetrasyonu %62 seviyelerine ulaştı. Bu gelişmekte olan ülkeler için iyi bir oran. Gelişmiş ülkelerde bu oran %80’lerin üzerinde. Yani hala gidilecek bir yol var. E-ticaret pazarı da bu penetrasyon ile doğru orantılı olarak hızla artıyor. Aynı rapora göre 2015 yılı e-ticaret Pazar büyüklüğü 24,7 milyar TL. Bu rakam 2013 de 14 milyar TL idi. Her sene bu Pazar %30-35 arasında büyüyor. Tatil ve seyahat bu pazardan %36’lık bir oran ile en büyük payı alıyor. 2015 yılı 8.9 milyar TL  lik tatil ve seyahat e-ticareti  olmuş. Bu rakamın içerisinde konaklama, her türlü ulaşım , araç kiralama vb segmentler yer alıyor.

Dünya’da benzer bir trend söz konusu. Tatil ve seyahat ile ilgili hizmetler online olarak daha rahat satın alınabilir özellik gösteriyor. Bir ürün gibi fiziki teslimat yok, alınan şey çoğunlukla çok net belli (uçak koltuğu gibi), müşteri deneyimlerini almadan önce görebilmek mümkün, çok hızlı karşılaştırma yapılabilme imkanı var. Bu ve benzeri kolaylıklar kişilerin bu hizmetleri internet üzerinden online olarak alma eğilimini artırıyor. Özellikle mobil cihaz kullanımın artması ve internetin iyi kullanıcıları olan genç nüfusun iş hayatına katılıp tatil satın alımı  yapacak müşteri haline gelmesi bu gelişimi daha arttıracaktır diye düşünüyorum.

Sizce, teknolojinin hızla ilerlediği günümüzde gelecekte seyahat sektörü teknolojinin etkisinde kalacak mı?

Evet kalacaktır. Şu anda da teknolojiyi en yoğun olarak kullanan sektörlerden biri seyahat. Kişilerin bireysel ilgilerini algılayıp, ona göre esnek çözümleri en uygun maliyet ile yerine getirmek herkesin amacı. Teknoloji şirketlerinin yapay zeka uygulamaları konusunda çok ciddi çalışmaları var. Artık sizi anlayan, sizin ne istediğinizi sizden daha iyi bilen algoritmaların geliştirildiği bir zamandayız. Tüm bunlar bizim sektörümüzü de yapısal olarak etkileyecektir.

Türk kullanıcısının seyahat alışkanlıkları özellikle son 2-3 yılda oldukça değişti, siz bu konuda ne düşünüyorsunuz?

Aslında sadece Türk kullanıcılar dememek lazım, dünyada seyahat alışkanlıklarında önemli değişiklikler oluyor. Daha önce de söyledim, artık herkes birey olarak farklı ihtiyaç ve taleplerini ortaya koyuyor ve buna göre çözümler arıyor. Bireysel planlanmış seyahat sayılarında ciddi artış var. Herkes havayollarının yaptığı kampanyaları takip edip, ucuz bilet alma peşinde. Özellikle genç nüfusun, Y jenerasyonun iş hayatına katılımı ile bu trendler daha belirgin hale geldi. Lisan bilen kişilerin sayısı da arttı. O yüzden yeni nesil özellikle farklı deneyimler yaşamak istiyor. Aslında işimiz biraz zorlaşıyor. Önceki dönemlere göre müşteri aidiyetinin azaldığı dönemlere giriyoruz. Ben Antalya’da çalışırken otellerimizde konaklayan Alman misafirlerin bir kısmı aynı otele 20-25 kez geldiğini bilirim. Şimdi Y jenerasyonundan bir gencin aynı destinasyonda aynı otele 20-25 kez gidebileceğini hayal dahi edemiyorum. Hep yeni deneyimler arayışı var. Türkler özelinde ise yurtdışı seyahatlerin önümüzdeki dönemlerde daha da artacağını düşünüyorum. Tatil çok önemli bir ihtiyaç haline geldi. O yüzden Pazar hem büyüyecektir hem de ürün açısından daha da çeşitlenecektir.

Son olarak eklemek istedikleriniz var mı?

Açıkçası genel anlamda bütün turizmciler zor bir yıl geçirdik, umarım önümüzdeki yıl bu sorunlardan büyük ölçüde arınmış olarak daha güzel günleri hep beraber yaşarız. Sizlere de bu güzel sohbet için teşekkür ederim.

Etihad Türkiye Genel Müdürü Fatoş Kutay Röportajı

Etihad Havayolları Türkiye Genel Müdürü Fatoş Kutay ile Etihad ve sektör üzerine keyifli bir sohbet gerçekleştirdik.

Öncelikle hoşgeldiniz, ziyaretçilerimize kendinizi biraz tanıtabilir misiniz ?

İsviçre’deki American College of Switzerland’da aldığım İşletme eğitimini takiben 1985 senesinde havacılık ve turizm sektörüne ilk adımı atarak British Airways’te çalışmaya başladım ve 10 yıl süre ile şirket içinde farklı ticari pozisyonlarda görev aldım. Daha sonra son 5 yılı ülke müdürlüğü olmak üzere 8 yıl Swiss International Airlines’ta çalıştım. Etihad Airways’in Türkiye pazarına girdiği 2009 senesinden bugüne de şirketin Türkiye Genel Müdürü olarak görev yapıyorum.

Geçmişte sektörel ve ticari kuruluşlarda da çeşitli görevlerim oldu. 1995-2001 yılları arasında ISAD’ın (IATA Seyahat Acenteleri Derneği) başkanlığını yürüttüm ve TÜRSAB’da (Türkiye Seyahat Acenteleri Birliği) Yönetim Kurulu Üyesi olarak görev aldım. 2004 ve 2008 yılları arasında İsviçre Ticaret Odası’nın yönetim kurulunda bulunarak 2006 – 2008 yılları arasında burada Başkan Yardımcılığını üstlendim.

Bize biraz Etihad Havayolları hakkında bilgi verebilir misiniz?

Etihad Airways 2003 yılında Birleşik Arap Emirlikleri’nin ulusal havayolu şirketi olarak kurulmuştur. 2009 yılında Türkiye pazarına giren şirket, Istanbul Atatürk Havalimanı’ndan Abu Dabi’ye haftanın her günü, Sabiha Gökçen’den ise haftanın 4 günü uçuş gerçekleştirmekte; ayrıca aralarında Sidney, Melbourne, Pekin, Şanghay, Bangkok, İslamabad, Lahor, Manila, Mumbai, Manila ve Tokyo’nun da bulunduğu Asya, Afrika ve Avustralya’daki 40’tan fazla noktaya uygun bağlantı sunmaktadır. Etihad Airways’in toplam 117 uçuş noktası bulunmakta, codeshare ortaklıkları ile birlikte dünya çapında 500’ün üzerinde destinasyona ulaşım imkanı sağlamaktadır.

Etihad Havayolları olarak sektördeki hedefiniz ve konumunuz hakkında bilgi alabilir miyiz?

Henüz 2003 yılında kurulmuş olmasına rağmen yenilikçi yapısı, genç uçak filosu ve teknolojik altyapısı ile Etihad Airways kısa sürede dünyanın lider havayolları arasında boy göstermeye başladı. Her yıl, dünya Seyahat Ödülleri kapsamında 6 yıldır üst üste aldığımız “Dünyanın Lider Havayolu” ödülü gibi, mevcut konumumuzu yansıtan çok sayıda ödül alıyoruz.

Başarımızın arkasında; standartları zorlayan, dinamik, çalışkan ve deneyimli profesyonellerden oluşan bir ekip var. Amacımız dünyanın en büyük havayolu olmak değil; en iyisi olmak. Bu doğrultuda sınıfının en iyisi hizmet ve ürünler sunuyoruz.

Etihad Havayolları’nın Abu Dhabi ve Abu Dhabi bağlantılı uçuşlarda verdiği hizmetlerden biraz bahseder misiniz?

Tüm misafirlerimiz için uçak seyahatinin her anını dünya standartlarında konukseverlik anlayışı ile donatıyor ve bu doğrultuda, lider otel ve restoranlarında sunulan hizmeti örnek alıyoruz.

Uçakta tüm konuklarımız, gişe rekorları kıran filmler, dünya klasikleri, popüler TV şovları ve en iyi interaktif oyunlar ile gökyüzünde 650 saatlik eğlencenin tadını çıkarabiliyor. Canlı TV kanallarına ek olarak, uçak içi bağlantı ile internete ve mobil hizmetlere bağlanma imkânı da sunuyoruz.

Business Class kabinlerimizde; alışılmışın çok üstünde lüks, konfor, eğlence ve bağlantı hizmeti sunuyoruz. Her biri koridora doğrudan erişimi olan ve tümüyle yatabilen koltuklarımız, konuklarımızın zevklerine uygun yemek ve şarap önerileri sunan Yiyecek & İçecek Müdürleri ve istenilen zamanda sipariş verme seçeneği sayesinde konforlu bir yolculuk vaat ediyoruz.  Hizmet zarafetiyle bilinen bir havayolu olarak konuklarımıza şık servisler, porselenler, çatal bıçak takımları ve kadehler ile sunum yapıyoruz.

Uzun menzilli uçuşlarda Business ve First Class konuklarımıza battaniye, pamuklu dinlenme giysisi ve terlik temin ediyor, pelüş yorgan ve tam boy yastık sunuyoruz. Ayrıca diş bakım seti, kulak tıkacı, çorap, göz bandının yanı sıra Korres markalı cilt ürünleri içeren bakım setleri dağıtıyoruz.

Ekonomi sınıfı misafirlerimiz için ise sabit kanatlı baş desteği ve geniş koltuk aralıkları ile konforlu bir yolculuk vaad ediyoruz.

Son olarak uzun mevzilli uçuşlarımızdaki tüm kabinlerde çocuklu misafirlerimiz “Uçan Dadı” hizmetinden faydalanabiliyorlar. 

Etihad Havayolları’nı rakiplerinden ayıran en büyük özellik nedir?

Etihad Airways’in Abu Dabi ile Sidney, Londra, Mumbai ve New York arasında hizmet veren A380 tipi uçakları, bir ilk niteliği taşıyan üç odalı lüks Etihad Rezidans (The Residence by Etihad™) kabini ile ön plana çıkıyor. Yaklaşık 12 metrekare alana sahip Etihad Rezidans kabini A380’in üst katının ön bölümünde yer alıyor ve bir ya da iki yolcu ağırlayabiliyor. Bir oturma odası, ayrı bir duş bölümü ve iki kişilik yatak odasından oluşan Etihad Rezidans kabinlerinde havacılık endüstrisinde yine bir ilk olan kabine özel uçuş görevlisi yer alıyor.

Uçak yolculuğu öncesi ya da sonrasında verdiğiniz bir hizmet bulunuyor mu?

Uçak yolculuğundan 30 saat öncesine kadar tüm yolcularımız online check in yapabilir, koltuklarını rezerve edebilir ve zevklerine uygun yemek siparişi verebilirler.

Business ve First Class konuklarımız lounge hizmetinden ve Abu Dabi başta olmak üzere uçuş ağımızdaki 30 diğer destinasyonda hizmet veren özel limuzin ile havaalanı transferinden faydalanabiliyor. Abu Dabi’deki “lounge”umuzda; ücretsiz Six Senses Spa kullanımı, a la carte menü ile gurme büfeleri, lüks duş odaları, business center, ütü hizmeti ve daha fazlasını içeren bir çok lüks deneyim sunuyoruz.

Etihad Airways Economy sınıfı misafirleri ise Etihad Express otobüs hizmetiyle ücretsiz olarak Dubai ve Al Ain’a ulaşabiliyorlar.

Yakın zamanda gerçekleştirmeyi planladığınız yenilikleriniz olacak mı?

Etihad Airways konuklarına dünya standartlarında bir hizmet verebilmek için inovasyon alanında da yatırımlarına önem veriyor. Yakın zamanda lansmanı yapılan Etihad Airways mobil uygulaması misafirlerimize cep telefonu üzerinden seyahatlerini organize etme, rezervasyon, check-in yapma ve uçuşlarının durumunu takip etme imkanı sağlıyor. Uygulamanın sunduğu “Yolculuğa geri sayım” özelliği ise uçuş kapısı bilgisinin yanı sıra takip özelliği ile aile ve yakınlarının uçağını izleme imkanı veriyor. Havayolu aynı zamanda yolculara navigasyon ve haritaları kullanarak Abu Dabi Uluslararası Havalimanı’nda yollarını bulabilme kolaylığı sağlıyor.

Son zamanlarda Türkler’in yurt dışına olan seyahatleri oldukça arttı. Türk seyahatseverlerin Avrupa ve dünyada en çok ziyaret ettikleri şehirler hangileri?

Son yıllarda Türk misafirlerin Uzakdoğu’ya olan ilgisi dikkat çekiyor. Bangkok, Malezya, Filipinler yoğun talep gören destinasyonlar arasında. Bunun yanı sıra Hindistan’a olan ilgi de giderek artıyor.

Türk turistlerin internet üzerinden bilet satışına olan ilgisini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Geçtiğimiz iki yıl içinde online satışlarda büyük bir artış oldu. Firma satışlarının geçen yıla oranla %20 -%30’u internet üzerinden gerçekleşiyor. Teknolojinin hızla ilerlediği günümüz dünyasında Etihad Airways olarak inovasyona önem veriyor; Türkçe web sitesi ve mobil aplikasyonumuz ile misafirlerimize online satış ve rezervasyon yönetimi konusunda kolaylık sunuyoruz.

Sizce, teknolojinin hızla ilerlediği günümüzde gelecekte seyahat sektörü teknolojinin etkisinde kalacak mı?

Seyahat sektörünün teknoloji etkisinde kalması kaçınılmaz bir durum. Gerek havayolları, gerekse seyahat acenteleri bu konuda büyük yatırımlar yapıyor.

Türk kullanıcısının seyahat alışkanlıkları özellikle son 2-3 yılda oldukça değişti, siz bu konuda ne düşünüyorsunuz?

Son yıllardaki en dikkat çekici nokta Türk misafirlerin seyahatlerini geçmişe oranla daha erken planlamaya başlamalarıdır. Havayollarının yolcuları erken rezervasyona teşvik eden promosyonel fiyatları, bu gidişatı önemli ölçüde etkilemektedir.

Son olarak eklemek istedikleriniz var mı?

Seyahat sektörü rekabetin son derece yüksek olduğu bir sektör olarak dikkat çekiyor. Bu rekabet hem ürün, hem de verilen yan hizmetler ile hızla büyüyor. Tüm bunlara ek olarak seyahat eden kitle teknoloji sayesinde artık çok daha biliçli. Etihad Airways olarak bu rekabet ortamında dünyanın en iyi havayoları arasındaki konumumuzu korumak ve konuklarımızın memnuniyetini sağlamak adına her zaman kendimizi geliştirmeye ve en iyiyi sunmaya devam edeceğiz.

Havayolumuza göstermiş olduğunuz ilgiye çok teşekkür eder, başarılar dilerim.

Turna.com Kurucusu Abdülkadir Kırmızı Röportajı

Turna.com kurucusu ve 18 Kasım’da gerçekleştireceğimiz Uzakrota Travel Summit konuşmacılarından Abdülkadir Kırmızı ile keyifli bir röportaj gerçekleştirdik.

Öncelikle hoşgeldiniz, ziyaretçilerimize kendinizi biraz tanıtabilir misiniz ?

Boğaziçi Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği Lisans, Marmara Üniversitesi Ekonomi Bölümü Master ve Yeditepe Üniversitesi Yönetim ve Organizasyon alanında Doktora derecelerim var. 13 Yıl boyunca Yeditepe MBA’de Girişimcilik, Innovasyon ve Bilgi Yönetimi alanlarında Öğretim Üyesi olarak çalıştım.

İş hayatımın 20 Yılı Bankalarda geçti. Sırasıyla Akbank, Dışbank, Fortis ve Vakıfbank’ta özellikle teknoloji yönetimi alanında olmak üzere alt, orta ve üst düzeylerde görev yaptım.

2012 Yılında Türkiye’nin ilk ve en büyük online araç kiralama platformu Otorento’yu kurdum. Halen Otorento’da kurucu ortaklığım devam ediyor.

2014’de online uçak bileti satın alma platformu olarak Türkiye’nin global markası olması hedefiyle Turna.com’u kurduk. Halen Turna.com’da CEO olarak görev yapıyorum.

Bize biraz Turna.com hakkında bilgi verebilir misiniz?

Turna.com, Türkiye’nin en çok beğenilen online uçak bileti platformu.

Turna.com’un en önemli özelliği kolay kullanılabilir olması. Tasarım üzerinde çok detaylı çalıştık ve Altın Örümcek ödülünü de bu sayede aldık.

Klasik uçak bileti platformlarından çok farklı özelliklerimiz var. Müşterilerimizin her uçuşlarından puan kazanabildikleri ve kazandıkları puanlarla bedava uçabildikleri bir sadakat programımız var. Bunun yanında, tüm uçuşların 1 yıllık fiyat grafiklerini sunuyoruz. Uçuş fiyat grafiğini sunabilmek için kendi geliştirdiğimiz algoritmamızı kullanıyoruz ve her gün 1,5 milyon uçuş verisi işliyoruz. Ek bir özellik olarak Türkiye’de ilk defa bizim geliştirdiğimiz ve başka bir örneğine rastlamadığım kredi kartı puanları ile uçak bileti satın alabilme imkanımız var. Müşterilerimiz kartlarında biriken (World, Bonus, Axess vb.) puanları Turna’ya aktarıp uçuşlarında bu puanlardan yararlanabiliyorlar. Elit üyelik seviyesindeki müşterilerimiz arkadaşlarını davet ettiklerinde ömür boyu arkadaşının satın aldığı tüm biletlerden %10 oranında puan kazanabiliyorlar.

Çok fazla satış yaptığımız için, havayolları ile özel anlaşmalar yapıp çok uygun fiyatlarla müşterilerimize sık sık kampanyalar sunuyoruz. Bu kampanyaların bir örneğinde, 2 gün içinde Bangkok’a 1.000 adet bilet satışı gerçekleştirdik.

Tüm bu özellikler aslında müşterisini anlayan ve onun ihtiyaçlarına dönük bir yaklaşımın ürünü. Uygun fiyatın yanında sunduğumuz ek özellikler kulaktan kulağa duyulmamızı  sağlıyor ve müşteri sayımızın katlanarak artmasına neden oluyor. Bu durum bizi büyük bir reklam masrafından da kurtardığı için kazancımızı müşterilerimizle paylaşma yoluna gidebiliyor ve daha uygun fiyatlar sunabiliyoruz.

Turna.com olarak sektördeki hedefiniz ve konumunuz hakkında bilgi alabilir miyiz?

Sektörün en genç oyuncularından biri olmamıza karşın, en büyük oyuncularından biriyiz. Kısa süre içerisinde aylık 2 milyonun üzerinde ziyaretçi sayısına ulaştık. Günlük bilet satışımız Binin üzerine geçti ve her gün çok hızlı bir şekilde artıyor. Muhtemelen bu röportaj yayına girdiğinde günlük 2.000’li rakamları çoktan aşmış olacağız. Amacımız yalnızca Türkiye pazarında değil, tüm Dünya’da Türkiye’nin online uçak bileti markası olarak başarılı olmak. Önümüzdeki yıl Almanya ve İran pazarına açılma hedefimiz var.

Turna.com’u rakiplerinden ayıran en büyük özellik nedir?

Uçak biletinin satışını kendi platformumuz üzerinden yapıyoruz. Meta Search’lerden farklı olarak kullanıcılar başka bir siteye yönlendirilmiyor. Aynı zamanda 24 saat hizmet veren bir çağrı merkezimiz var. Uçak bileti satın alındıktan sonra iptal veya değişiklik işlemi için çağrı merkezimizden işlemlerin kolaylıkla halledilebilmesini sağlıyoruz. Bunun yanında daha önce saydığım sadakat programı, özel kampanyalar, uçuş fiyat grafiği ve kredi kartı puanlarının kullanılabilmesi özellikleri bizi rakiplerimizden önemli ölçüde ayırıyor.

Yakın zamanda gerçekleştirmeyi planladığınız yenilikleriniz olacak mı?

Turna isminin getirdiği sempatiyle birlikte sunduğumuz özellikler müşterilerimizle bizim aramızda duygusal bir bağ oluşturdu. Bu nedenle yeni özellikleri tamamen müşterilerimizin önceliklerini dikkate alarak yapıyoruz. Şu anda gündemde çoklu uçuş özelliğinin eklenmesi, iptal ve değişiklik işlemlerinin çağrı merkezini aramaya gerek kalmadan online olarak yapılabilmesi var. Ayrıca Android ve IOS için mobil uygulamalarımız da çok yakında çıkacak.

Turna.com.com üzerinden rezervasyon yapan kişiler en çok hangi bölgelere ilgi gösteriyorlar? 

Türkiye içinde müşterilerimizin en fazla uçtuğu şehirler İstanbul, İzmir, Antalya ve Ankara. Uzakdoğu’da en popüler destinasyonlar Bangkok, Manila ve Colombo. Avrupa’da Amsterdam, Londra ve Roma başı çekiyor. Balkanlarda Priştine, Podgorica ve Belgrad çok popüler. Uzak destinasyonlarda Havana son dönemde çok fazla öne çıkmaya başladı.

Ucuz uçak bileti almak için Türk turistlere önerileriniz olacak mı?

Özellikle Turna’daki kampanyaları takip etmelerinde fayda var. Çok güzel fırsatlar çıkıyor. 14 TL’ye İzmir’e gitmek, 850 TL’ye uzakdoğu gidiş dönüş seyahati yapmak ya da 200 TL’ye Paris’e gidip dönmek mümkün.

Son zamanlarda Türkler’in yurt dışına olan seyahatleri oldukça arttı. Türk seyahatseverlerin Avrupa ve dünyada en çok ziyaret ettikleri şehirler hangileri?

Son dönemde vizesiz ülkelere çok fazla rağbet var. Örneğin Belgrad, Lviv ve Podgorica hem görülmeye değer yerler hem de vizeye ihtiyaç duyulmuyor. Turna’da Uzakdoğu’ya inanılmaz bir talep var. Filipinler, Sri Lanka ve Maldivler’ee rağbet her geçen gün artıyor. Avrupa’da son dönemde yıldızı parlayan Barcelona, Prag ve Varşova’yı da saymadan geçemeyiz.

Türk turistlerin internet üzerinden bilet satışına olan ilgisini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Internet üzerinden bilet satın almak Türk insanı için oldukça sıradan bir olay haline geldi. İnsanların %80’i artık sokaktaki acenteden bilet almak yerine bilgisayar, tablet veya cep telefonundan bilet satın almayı tercih ediyor. Cep telefonu satışlarımız tüm satışlarımızın %55’ine ulaştı. Türkiye’de kredi kartının yaygın kullanımı da bu durumu destekliyor.

Sizce, teknolojinin hızla ilerlediği günümüzde gelecekte seyahat sektörü teknolojinin etkisinde kalacak mı?

Teknolojinin yaygınlaşması ve hepimizin cebindeki akıllı telefonlarla birlikte işler artık eskisi gibi yürümüyor. Akıllı telefona indirilen ve offline olarak çalışan haritalar sayesinde bilmediğimiz yerlerde bile gezmek artık çok kolay. Otelimizi internetten rezerve ediyoruz, uçak biletimizi internetten satın alıyoruz, arabamızı internetten kiralıyoruz. Bize sadece keşfetmek kalıyor.

Türk kullanıcısının seyahat alışkanlıkları özellikle son 2-3 yılda oldukça değişti, siz bu konuda ne düşünüyorsunuz?

Çok değil bir kaç yıl öncesinin en popüler seyahat aracı olan paket tur dönemi yerini bireysel ve özgürce planlanan seyahat dönemine bıraktı. Yeni nesil, kendisi için yapılmış tur kurgusu yerine başkalarının deneyimlerinden yola çıkarak, kendi seçimleri ile seyahatini planlamak, özgürce dolaşabilmek istiyor. Bu sayede hazır pakete uymaktansa, Dünya’yı kendine uydurmak ve özgürce keşfetmek istiyor. Bu sektördeki herkesin bu yeni alışkanlığı anlaması ve buna uygun hareket etmesi gerekiyor. Bizim Turna ismini seçmemizin en büyük nedenlerinden biri Aşk diğeri ise Özgürlük.

 

Getty Images

Simon Calder ile Eurostar Aksaklıkları Üzerine

Eurostar personelinin grevde olduğunu biliyorum. Normalde Noel öncesi bir günlüğüne alışveriş için Paris’e gider ve öğle yemeği yerim. Yaşanan aksaklıklar dolayısıyla rezervasyon yapmadan önce beklemeli miyim?

Manş Denizi Geçişi Yolcu Hizmetleri için çalışan Birleşik Krallık tren yöneticileri 12 Ağustos tarihinde bir grev başlattı, çünkü kadro atamalarının yeterince adil yapılmadığına inanıyorlar. Grevin ilk zamanlarında 4 günden daha fazla bir süre için toplamda 8 tren seferi iptal oldu, bunlardan ikisi Londra-Brüksel, 6’sı ise Londra-Paris içindi. Bu trenlere rezervasyon yapmış yolcular rezervasyon tarihlerinden önce ya da sonrası için seçim yapmaya çağırıldılar.

Aslında, her iki taraf ta görüşmeleri iptal etmeden önce, grev sadece bir gün sürdü, Birleşik Krallık iç hat trenlerinde yaşanan derin sorunların, ayrıca RMT’ deki (National Union of Rail, Maritime and Transport Workers) kargaşanın aksine dostane bir sonucun ortaya çıkma olasılığı mevcut. Bundan dolayı iki sebep ile güvenle rezervasyon yapabilirim; birincisi: bir grev daha olma olasılığının varolduğunu düşünmüyorum, ikincisi grevin seçtiğiniz hizmetleri etkileme olasılığı yok. Ve bir üçüncüsü ise; 13 Aralık için rastgele bir arama yaptım 58 poundluk iade ile treninizi seçebiliyorsunuz.

Görsel Kaynak: Getty Images

Alura Butik Otel’in Sahibesi İpek Kalaycıoğlu Röportajı

ÜşengeçŞef Lifestyle blogu yazarı Dilek Yeğinsü Uzakrota.com adına Alaçatı’da hizmet veren Alura Butik Otel’in sahibesi İpek Kalaycıoğlu ile keyifli bir röportaj gerçekleştirdi.

Merhaba, bugün Alaçatı’da en sevdiğim butik otellerden bir tanesi olan Alura Butik Otel’deyiz ve otelimizin sahibesi sevgili İpek Hanım’la güzel bir söyleşi gerçekleştireceğiz. İpek Hanım merhaba

Merhabalar, hoş geldiniz sizi özlemiştik, çok mutlu olduk tekrar gelmenize,

Burası bizim için bir cennet ve her sene buraya gelmeden yapamıyoruz.

Ne mutlu bize

Valla harikasınız, kendi gustonuzu yansıttığınız, cennet gibi bir oteliniz var gerçekten, normalde benim butik otellerle, böyle her seferinde memnun kaldığım hatıralarım çok yoktur, çünkü hep bir temizlik, hep bir kalite ararım, hani evindeki konforu arayan insanlar var ya,  sanırım onlardan birisiyim, işte burası tam anlamıyla gerçekten beklentimi karşılayan, her bir köşesi  çok özenle yapılmış, tam instagramlık fotoğraflar çekebileceğiniz, çok güzel bir otel. Birazcık bize bu sezondan bahseder misiniz? 2016’da Turizm’den neler bekliyorsunuz Alaçatı olarak?

Genel olarak malum turizm sektöründe, bu sene turizmciler oldukça tedirgin ve korkuyor. Olaylardan dolayı beklentiler çok yüksek değil, bir çok beldeyi de fazlasıyla etkiledi, fakat Alaçatı’da şu anda sezonumuz çok güzel başladı.  Nisan itibariyle Türk turistler her zaman için Alaçatı’yı tercih ediyorlar. Yabancı turistlerde iptaller olsa da, hala Avrupa’dan gelen misafirlerimiz var. Gelen tüm misafirlerimiz Alaçatı’yı çok seviyorlar. Gerek restoran tercihleri olsun, gerek butik otellerin çok keyifli olması, sokakların çok canlı ve hareketli olması onları cezbediyor. Dolayısı ile bu sene Alaçatı için beklentilerimiz yine her sezon olduğu gibi iyi ve bu konuda da çok mutluyuz.

Harika! Biz aslında sezon başlamadan öncesinden itibaren, Bodrum olsun, Antalya olsun, pek çok şehirde pek çok lokasyonda farklı farklı otellere gittik ve  gerçekten de şu ana kadar gördüğüm en büyük yoğunluk Alaçatı’da. İnşallah hepsinde böyle bereketli ve güzel bir sezon olsun. Sizin ağırlıkla misafirleriniz hangi ülkelerden?

Genel olarak misafir ağırlığı Çeşme-Alaçatı için her zaman İstanbul, ama yurtdışı için genelde Avrupa… İngiltere, Almanya, İtalya, Belçika ve bu ülkelerden düzenli gelen misafirlerimiz var. Bu da çok keyifli oluyor, her sene burayı tercih ediyorlar. Bu da Alaçatı’nın gerçekten keyifli bir destinasyon olduğunun, dünyanın dört bir tarafından gelenler için bir gösterge aslında.

Peki Alaçatı’daki butik otel sayısından inanılmaz artış hakkında ne düşünüyorsunuz?

Gerçekten 4-5 sene evvel , ben Alura’yı açtığımda 150 otel vardı, şimdi yaklaşık 500 tane otel oldu. İnanılmaz bir artış var. Ama bu sayının ben zamanla düşeceğine inanıyorum. Çünkü iyi işletilen ve gerçekten özenli bir şekilde düzgün işletmeler hayatta kalıyor. Fakat diğerleri çok çabuk el değiştiriyorlar ve bir şekilde ya satılıyorlar, ya idareleri değiştiriyorlar. Onların zamanla elimine olacağını düşünüyorum. Çünkü kaliteyi gerçekten belli bir standartta tutmak gerekiyor. Bu çok önemli, Alaçatı ismini koruyabilmek, güzel bilinirliğini devam ettirmek açısından.

Alaçatı’daki değişimler hakkında ne düşünüyorsunuz? Önceden Alaçatı çarşısının popüler olduğu bir dönem vardı, şimdi daha çok Hacımemiş’e doğru kaydı, herhalde artık Alaçatı yetmiyor ve gittikçe genişliyor.

Doğru! Aynı şekilde, eskiden Kemalpaşa Caddesi çok popülerdi, son bir kaç senedir Hacımemiş tarafında çok keyifli mekanlar açıldı, fakat şimdi orası da çok fazla rağbet gördüğü için Hacımemiş’ten yukarı doğru  yeni mekanlar açılmaya başladı.

Yani yakında yetmeyecek diyorsunuz. Artık öyle köy kahveleri falan kalmadı.

Kalmadı, malesef buna üzülüyoruz esasında. Biz çok eski Alaçatı’lıyız ve o mekanlar, köy kahveleri hep kapandı. Onların yerine farklı cafeler, daha çok İstanbullular’a hitap eden mekanlar açıldı.

İşte o tarihi dokuyu da korumakla birlikte, aralara serpiştirseler diye en azından insan düşünüyor.

Aslında buranın belli başlı eski yerlerinin korunması, burası için çok daha iyi olur. Karakterini kaybetmemiş olur ama malesef o konuda bir şey yapamıyoruz , değişiyor ve gelişiyor. İyi anlamda da gelişiyor, çok keyifli mekanlar açılıyor. Bu sene yine çok güzel yeni açılan mekanlarımız var. Ama bir taraftan da keşke eski o Alaçatılılar’ın rağbet ettiği yerleri koruyabilsek.

İlk olarak Alura Butik Otel’i açmaya nasıl karar verdiniz? Kaç sene oldu?

Tam 6 sene oldu. Ben uzun süreler Kanada’da yaşadım. Çok yoğun bir iş hayatından çıktım ve Alaçatı’ya taşınmaya karar verdim. Ve iş olarak da çok istediğim keyif alacağımı düşündüğüm bir işti. Biraz da babamın vesilesiyle geldim. Çünkü Babam 11 senedir Alaçatı’da yaşıyor. Alura’nın olduğu yer, aslında babamın bağıydı. Burada çok güzel şaraplar yapılıyordu. Ondan sonra bağı ele geçirip bu oteli sıfırdan yaptık. Çok emeğim var. Çok keyifle yaptım, çok da keyifle işletiyorum. Özel bir yer olmasına çok özen gösteriyorum. Her sene yenilikler ve eklemeler yapıyoruz. 8 odamız var. 2 katlı bir taş bina. Ön tarafta güzel bir bahçe ve havuzumuz var.

Kahvaltımıza yine çok özen gösteriyoruz. Sunumuna, kullandığımız malzemelerin doğallığına, tazeliğine ve kalitesine… Badem ağacımızın altında veriyoruz kahvaltımızı. Onun dışında yine misafirlerimize farklı servisler bizim için çok önemli. Bahsettiğim gibi sadece otelde kalmak dışında da, yöreyi öğrenmeleri , özellikle yabancı turistlerin bizi tanımaları için özel aktiviteler de düzenliyoruz. Sadece burada verdiğimiz yemek kursları değil, onun dışında da Urla’ya götürüyoruz, Urla şaraphanelerinde şarap yapılan yerleri gösteriyoruz, tadım yaptırıyoruz. Yine buralarda çevre köylerde gezdirip, lokal ev ve mekanlarda oranın yemeklerini tattırıyoruz. Bu şekilde sadece bir otelde konaklama değil, gerçekten buranın kültürünü yapısını anlamaları için de elimizden geleni yapıyoruz.

Harika çok güzel. Son olarak 2017’den Alura olarak beklentileriniz nelerdir?

Alaçatı güzel gelişiyor, güzel bir ilgi var, çok da sahip çıkıyoruz, burada yaşayan, Alaçatı’ya değer veren ve iyi şekilde gelişmesini isteyen otelciler olarak, bir çok organizasyon yapıyoruz. Nasıl festivaller düzenleyebiliriz, gürültünün artmasına nasıl engel olabiliriz, bu konularda sürekli belediye başkanı ile de görüşerek çalışmalar yapıyoruz. Bu yüzden ben gelişimin pozitif olduğuna ve böyle de devam edeceğine inanıyorum. Çünkü bilinçli ve sahip çıkarak bir gelişme içindeyiz. 2017’de de yine daha güzel festivaller, aktiviteler düzenleneceğinden ve Alaçatı’nın iyi bir şekilde gelişeceğinden hiç şüphem yok.

Çok teşekür ediyorum bu güzel sohbet için size. İpek Hanım’la Alaçatı Alura Butik Otel’de yaptığımız sohbetin sonuna geldik. Herkese sevgiler.

tr_TRTürkçe
en_USEnglish tr_TRTürkçe