AirCanada Paraya Sıkışan Yolcular İçin Toplu Fonlama Platformu Kurdu

Kuzey Amerika’nın nazik halkı Kanadalıların saygıdeğerliğini göstermek için mi bilinmez, AirCanada insanları bağış yapmaya çekecek bir yol geliştirdi.

Embarq’ın arkasında yatan fikir GoFundMe, IndieGoGo veya Kickstarter ile aynı, tek fark bu uygulamanın seyahat için veya düğün törenine katılmak zorundasınız ya da dünyayı dolaşmak mı istiyorsunuz, Embarq gitmek istediğiniz yerleri ve sizinle ilgili bilgileri hayallerinize ulaşmanız için diğer insanlara taşıyor.

İstekler halka açık bir domain’e sahip sitede gözükse de asıl amaç ise kişinin yakınlarının bağışta bulunması.

Hava yolu firmasının açıklamasına göre şimdiden 800 kişi ve gitmek istedikleri yerler sitede yerini almış bile. Ancak bunların kaçının amacına ulaştığı ile ilgili bilgi verilmemiş.

Toplanan bağışlar ise AirCanada hediye kartında toplanıyor.

Konuyla ilgili hazırlanan klip ise şu şekilde:

Cheapflights’ın Sahibi Momondo, Gelirlerini %30 Artırdı.

Momondo ve Cheapflights adlı turizm markalarının sahibi olan Momondo Group yılın ilk yarısında %30 artışlar 42 milyon dolar kazanç sağladı.

Momondo Group’un öngörüsüne göreyse 2016 yılındaki toplam kazanç artışı %30’dan fazla olacak.

Grubun kazancının %41’ini kazancını %20 artıran Cheapflights yaparken, Momondo ise geçen yıla oranla %37 daha fazla satış yaptı.

İnternet sitesini ziyarette ise %33 artışla 187 milyon ziyaretçiye ulaşan Cheapflights, mobilde ise %63 artış yakaladı. Momondo’da ise bu artış %40 oldu.

cheapflights

Kar oranları ise açıklamada yer almadı.

Ancak şirket, bu büyümenin altında yatan birincil faktör olarak şirketlerin uluslararası büyümesi olduğunu belirtti.

Üst düzey yönetici Hugo Burge: ” Bu artış oranları, grubun dinamikliğinin ve Cheapflights ile Momondo takımlarının güzel çalışmasının kanıtı.” yorumunda bulundu.

“Oluşturduğumuz stratejilerle kullanıcıların sevdiği ürünler üretebildiğimiz ve seyahat aramalarında öncü firmalarla sürdürülebilir kazanç sağladığımız için çok mutluyum.

“Uçuşların yanı sıra otel sayımızın artmasından da çok memnunuz. Böylelikle uluslararası uçuşlarımızı da desteklemiş oluyoruz” diye de ekledi.

Burge:” Brexit sonucu oluşan belirsizliğe optimist yaklaşıyoruz. Güvenle yapılan uzun dönem yatırımlarla gelecekte de güzel büyüme rakamları elde edeceğimize inancımız tam.”

Son olarak ise “grubumuzun seyahat aramalarında lider olmasıyla, İngiltere ve hatta Avrupa’daki en hızlı büyüyen internet şirketlerinden biri olmasıyla gurur duyuyorum.” yorumunda bulundu.

EasyJet, Yeni Sitesinde E-ticaret Sitelerini Örnek Alıyor

EasyJet bu yılın sonlarına doğru yeni sitesinin hayata geçmesini bekliyor. Ancak seyahatseverlerin sitenin diğer hava yolları sitelerine benzemesini beklememesi gerekiyor.

CEO Carolyn McCall, yeni sitenin dizaynında rakiplerinden ilham almak yerine Avrupa’nın ikinci en büyük ucuz hava yolu firması olarak e-ticaret sitelerini örnek almayı tercih ettiklerini belirtti.

“Yeni versiyonu daha kullanışlı olacak.” diyen CEO, “Her şey kullanıcının kendisiyle alakalı. Onlara kullanması çok kolay ve satışları artırıcı nitelikte bir site sunmalıyız.”  açıklamasında bulundu.

Genellikle Rynair’le kıyaslanan EasyJet hakkında şirket CEO’su konu websitesine gelince ise “bizimki kat be kat daha özgün” ifadesini kullandı. Şirket tam da bu yüzden diğer hava yolları sitelerinden esinlenmeyi düşünmüyor. Şirket yatırımcılarına yaptığı açıklamada da sektörel web trafiğinin büyük bir kısmını elinde bulundurduğunu ve 23 milyon kişinin mail adreslerinin de sistemde kayıtlarında olduğunu belirtti. Ayrıca şirket Apple Pay ile ödeme alabilen ilk havayolu şiketi olma unvanını da elinde bulunduruyor.

easyjet

Yeni site ise uçak biletinin yanı sıra seyahat sigortası, araç kiralama gibi yardımcı ürünlerin alımında da pratiklik sunacak. 2-3 adımda yardımcı ürün alımının tamamlanacağı belirtiliyor.

“Olay tamamen e-ticaret sitesi olmak ve kullanıcıların kolayca bizden alışveriş yapmasını sağlamakla alakalı.” diyen McCall, “Tek tıkla gayet kolay, makul ve her yerden ulaşılabilir olacak.” diye de ekledi.

IdeaWorks’ün yakın tarihte yapmış olduğu araştırmaya göre büyük hava yolları şirketleri arasında EasyJet yan ürün satışında 8. sırada. Araştırmaya göre EasyJet geçen sene 1.5 milyar dolarlık yan ürün satışı yapmış.

Dijital yenilenmeyle birlikte mobil deneyimde de gelişmeler yaşanacak ve kullanıcılara daha da kişiselleştirilmiş seçenekler sunulacak.

McCall bu konuda ise “Kişiselleştirme konusunda çok yol kat ettik ancak hizmetlerimizi daha da ileriye taşıyacağız.” yorumunda bulundu.

W Hotel, Terasında Kamp Yapılmasına Olanak Sağlıyor

Şehrin koşuşturmacasından kaçmak isteyenler için Manhattan manzaralı bir vaha yaratılmış gibi.

Bazıları yoğun şehir hayatından kaçmak ve iç huzuru bulabilmek için kendilerini doğa ananın kucağına atmak veağaçların, hayvanların  arasında olup toprakla haşır neşir olmayı tercih eder. Ancak bazılarıysa çadır kurup ateş yakarak kamp yapmayı kendilerine daha yakın bulur.

b
Görsel: W Hotel

İşte tam da bu noktada Manhattan manzaralı yeni teras suitiyle W New York devreye giriyor. Laurel & Wolf’tan iç mimarların katkılarıyla yapılan 17. kattaki teras, şehirde çadır kurmak ve yeni bir maceraya atılmak isteyenler için hazırlanmış. Artık kamp yapmak için şehri terk etmenize gerek yok.

Yüksek katlı binalar ve gökdelenlerle çevrili otelin terasına kurulmuş 3.5 metre yüksekliğinde yurt çadırı, lambalar ve hasır sandalyelerle çevrelenmiş halde. Renkli yastıklar sizi divanda rahatlatırken ateş yakabileceğiniz bir düzenek de mevcut. Ancak doğadakinin aksine bu ateş kav ve çakmak taşı ile değil  açma/kapama düğmesiyle yakılıyor.

c
Görsel: W Hotel

Bu suit 13 temmuzdan itibaren kasım ayına kadar rezerve etmeye uygun. Muhteşem bir manzara eşliğinde şehir içinde yaratılmış bir vahada konaklamak isteyenler gecelik 2.000 doları gözden çıkarmak zorunda.

Expedia, Destinasyon Rehberi Trover’ı Aldı

Expedia Inc. bu aralar ismi sıkça anılan Trover’ı satın aldı. Satın alma ücreti ise açıklanmadı.

Trover, mobil ve masaüstünde resimlerle seyahat rehberi hizmeti veren ve kullanıcılarına seyahatleriyle ilgili fotoğraf ve bilgi paylaşmasına olanak sağlayan bir uygulama.

Trover’ın kuruluşunda da Expedia’nın eski çalışanları Rich Barton, Greg Slyngstad and Simon Breakwell gibi isimler yer almıştı.

Bu üçlü 2010 yılı mart ayında Kayak’tan TravelPost adlı içerik sağlayıcı bir site almış sonrasında ise meta arama ve  kullanıcı içeriğini bir araya getiren güzel bir fikir üzerinde tutkulu bir çalışma sonucu  ezber bozan bir site yaratmışlardı.

Bu harika takım güzel iş çıkarmasına karşın TravelPost’un yeniden kurulumu ertelenince işler ters gitmeye başlamış ve çalışanların çoğunluğu Ocak 2011’de işten ayrılmak zorunda kalmıştı.

Barton ve geriye kalan ekip üyeleri ağırlık kazandı ve sonrasında yeni bir fikir doğdu: Trover.

main-trover-profile

TravelPost mart 2010’da General Catalyst Partners, Ignition Partners and Benchmark Capital adlı yatırım şirketlerinden aldığı 9.8 milyon değerindeki A tipi yatırım almıştı ve Trover’da kullanmak için hala paraları vardı.

TravelPost’un ürün geliştirme müdürü Jason Karas da şirketin CEO’su oldu.

Dipnot olarak belirtmeliyim ki TravelPost markasının isim hakkı 2008’de Sam Shank tarafından kurulan DealBase’de( Yeni ismi GoSeek oldu.). Ancak ironik bir durumda söz konusu çünkü orijinal TravelPost’un tarihi 2004’te SideStep’e satılmasında da öncesine dayanıyor.( SideStep 2007’de Kayak tarafından satın alındı.)

GoSeek şu an Expedia Inc’in sahibi olduğu Hotwire’ın eski patronu Clem Bason tarafından yönetiliyor.

Expedia’ya satışı duyuran Karas şunları söyledi:

“Aylık 450 milyon kullanıcısıyla Expedia Trover’ın kullanıcı sayısını büyük ölçüde artıracaktır.Bu, paylaştığınız fotoğrafların daha geniş bir çevreye ulaşması demek. Yeni ziyaretçiler de bu paylaşımlardan ilham alarak seyahatlerine yön verebilirler. Yeni gelen kullanıcılar ve paylaşımları bizim bu işteki tutkumuzu da ateşleyecektir.”

Site ve siteyle alakalı mobil uygulamalarda 6.000 destinasyondan çekilmiş 200.000 fotoğraf paylaşıldı.

Expedia’dan bir yönetici ise şunları ekledi:

“Expedia’da seyahatin gücüne inandığımızı rahatlıkla söyleyebilirim. Seyahat insanları değiştirir,dönüştürür. Bize düşen görevse seyahatseverlere ilham vermek. Bunu yapmanın bir yolu da mükemmel destinasyonlarda çekilen güzel fotoğraflar aracılığıyla hayalleri beslemek. Yeni ortağımızla çalışmak için çok heyecanlıyız. ”

Airbnb Paylaşım Ekonomisini Kurumsal Seyahate Taşıyan Üçlü Bir Anlaşma Yaptı

Üç büyük turizm şirketi paylaşım ekonomisini business yolculuklara uygulamak için anlaşmaya vardı.

American Express Global Business Travel, BCD Travel ve Carlson Wagonlit Travel ilk defa Airbnb’yi konaklama seçenekleri arasına alıyor.

Airbnb’ye göre, yeni yapılan bu iş birliği, yönetilen seyahat programlarında kontrole olanak sağlarken diğer taraftan da seyahat yöneticilerine dünya genelinde milyonlarca yeni konaklama seçeneği sunacak.

Airbnb tarafından kayda değer bir kilometre taşı olarak müjdelenen bu iş seyahati anlaşması, seyahat rezervasyon araçlarında da yeni bir dönemin habercisi niteliğinde.

Carlson Wagonlit kurumsal seyahat yöneticileri artık daha fazla ve kişiselleştirilmiş esnek seçenekler sunabilecekler.

CWT aracılığıyla işlem yapılabilen yaklaşık 500 bin otel var ve Airbnb for Business bu sayıyı ikiye katlayacak.

CWT Solutions Group’un yaptığı araştırma iş seyahati amacıyla Airbnb kullanan insanların ortalama 7 gece konakladığını, bu rakamın geleneksel otellerde kalma süresinin yaklaşık iki katı olduğunu gösterdi. Araştırma ayrıca doğru zamanda kullanılan Airbnb seçeneğinin şirketlere %37 tasarruf sağladığını ortaya koydu.

American Express Global Business Travel müşterileri de yakın zamanda Airbnb for Business kullanabilecek.

İş seyahatine çıkacaklar kurumsal e-mail adreslerini kullanarak Airbnb’den rezervasyon yapabilirler. Ortaklığın ilk adımı önümüzdeki haftalarda hayata geçecek, sonrasında da yeni pazarlara doğru genişlemesi şirket tarafından düşünülmekte.

BCD Travel ise Airbnb ile kurduğu ortaklıkta zengin verilerle konum takibi ve seyahat alışkanlıkları araştırmasının da dahil olduğu risk ve güvenlik yönetimine odaklanacak.

Airbnb’nin verileri BCD Travel’ın DecisionSource adlı müşterilerine haritalar ve detaylandırılmış gerçek zamanlı raporlar sunan iş zekası aygıtında değerlendirilecek.

Europcar Lab, Wanderio’dan Hisse Aldı.

Paris merkezli Europcar Lab bölümüne yaptığı son yatırımı duyurdu. Açıklamaya göre şirket, İtalyan çoklu araştırma ve karşılaştırma platformu Wanderio’dan azınlık hissesi aldı.

Hisse yüzdesi ya da ödenen para ise açıklamada yer almadı.

Wanderio 2013 yılında kuruldu ve kurulduğu tarihten itibaren 1 milyondan fazla yolculuğu kolaylaştırdı. Tren operatörleri, havacılık,otobüs, ve havayolu transferi alanında uzmanlaşmış kişilerden veri toplayarak kullanıcılara seyahatlerinde seçenekler sundu.

Europcar’la yapılan anlaşmaya göre artık arama sonuçlarında otomobil kiralama seçeneği de olacak.

wanderio

Europcar’ın en yüksek profilli yatırımı 2015 yılında Fransız B2B VE B2C araba paylaşımı şirketi Ubeeqo’yu bünyesine katmasıydı. Ubeeqo geçtiğimiz ay BlueMove adlı şirketi İspanya’daki operasyonlarına başlamak için satın aldı. Bunun yanı sıra Ubeeqo; Birleşik Krallık, Belçika, Fransa ve Almanya’da operasyonlarına devam etmekte.

Wanderio şu anda İtalyan yolculara odaklanmış durumda ancak CEO’su Matteo Colo’ya göre bu birleşme onlara Avrupa’nın diğer ülkelerinde de kapıyı aralayacak.

Europcar’ın Hareketlilik Birimi’nin başında olan Fabrizio Ruggiero, Europcar’ın ilk defa böylesine bir şirkete yatırım yaptığını belirterek, onların iş modelinde ve karşılaştırmalı sonuç sunma yönteminde büyük bir potansiyel gördüklerini ifade etti.

Havacılık Konferansına GDS’ler Damga Vurdu

Büyük GDS şirketleri, Miami’deki Amerika Havacılık Festivali’inde önceki hafta Çarşamba günü yapılan yuvarlak masa toplantısında hava dağıtımı yapan şirketlerin yöneticileri tarafından eleştirilerin odağı oldu.

Konuyla ilgilenen herkes Amadeus, Sabre ve Travelport’un sistemlerini değiştirmesi konusunda hemfikir ancak bu değişikliğe giden sürecin işleyişinin nasıl olması gerektiği konusunda emin olan  pek kimse yok.

Norwegian Air Kıdemli Başkan Yardımcısı Lars Sande, “Onları uyandırmak için muhtemelen, bilindik havayolu şirketlerinin GDS’ten ayrılması lazım.”

50’den fazla GDS anlaşmasında bulunan Strataconnex’ten Marc Rosenberg’in moderatörlüğünde yapılan yuvarlak masa toplantısında katılımcıların çoğu GDS şirketlerinin sadece kendini geliştirmesinin yetmeyeceği konusunda hemfikirler. Bunu söylemelerinin nedeni ise GDSlerin temelini oluşturan sistemlerin artık eskimiş olması.

logos-gds

Çoğunlukla, gelişmekte olan ülkelerde faaliyet gösteren biletsiz alternatif GDS şirketi Radixx’in CEO’su Ron Peri,”Şu an olan altyapılarının çökme noktasına gelmesidir.” dedi.

GDSlerin kurtuluşunun ise bir taşıyıcı için rezervasyon sistemi kurmak ve bunu sonra da genele yaymaktan geçtiğini de ekledi.

Peri’nin bu yorumları rekabetten kaynaklanıyor olabilir. Ancak havayolu temsilcileri de yuvarlak masa toplantılarında eleştirel yorumlarda bulundu. Eleştirilerin odak noktası GDSlerle birlikte yardımcı ürünlerin ekranlarının yönetilmesinin zor olması oldu.

Sande, GDS dağıtımına getirilen Norveçli bakış açısından önemli olduğunu belirtti. Ancak havayolu şirketleri hala paket bilet satıyorlar. Yardımcı ürünleri tek tek almak isteyen müşteriler ise Norwegian Air’ın kendi sitesinden almalı.

“Acentalar, ürünlerimizi bizim istediğimiz şekilde satmaktan uzaklar. Bu yüzden GDS üzerinden sattığımız ürünler paket şeklinde oluyor.”

Yuvarlak masa katılımcıları GDS şirketlerinin son dönemde bir atılım yapıp Travelport’un Rich Content & Branding gibi, havayollarının ek ürünlerini dağıtımında kullanıldığını kabul ettiler. Ancak United’ın dağıtım kanalları stratejileri yöneticisi Nicholas Pawlisz‘e göre turizm acentalarının adaptasyon oranları düşük. Dediğine göre arayüzler değişse de çoğu acenta eski mavi ekranlarla çalışmayı tercih ediyor ve mentörler yeni acentalarını eski metodolojiyle çalışmaya zorluyor.

Pawlisz’e göre bu gerçekten hayal kırıklığı yaratan bir durum.

Spirit’in dağıtım stratejileri kıdemli yöneticisi Richard Lowry, GDSlerin değişmeye direnmesine rağmen ultra ucuz taşıyıcılar için bile hala önemli bir kanal olduğunu belirtti.

Rosenberg şunu da ekledi: Eğer bir taşıyıcı GDS’e iç piyasada ihtiyaç duymayan şirketlerin, dış pazarda ise GDS’e ihtiyacı olacağını belirtti.

Rosenberg ayrıca Lufthansa’nın kendi kanallarına yöneltmek adına bilet ücretlerine dağıtım masrafını da eklediklerini belirterek, diğer havayolları şirketlerinin ise bu yolu takip etmediğini belirtti.

Lufthansa’nın bu pozisyonda yalnız olmasının sebebinin 3 GDS anlaşmasının da hemen hemen aynı zamanda bitmesine yordu. Ancak Lufthansa’nın bu pozisyonda olmasında Almanya’nın baskın havayolu şirketi olmasının payı var. ABD’de ise, bu durumun tersine, böyle bir şirket yok.

Rosenberg bu konu ise hakkında “Eğer bir havayolu firması çizginin dışına çıkmaya çalışırsa diğerleri onu boğar.” dedi.

Facebook’un 360 Derece Seyahat Videolarından Ne Anlıyoruz?

Sanal gerçeklik, seyahat endüstrisini domine edecek sıradaki büyük trendlerden birisi olarak görülüyor. Sonuç olarak VR’nin(Sanal Gerçeklik) genel mantığı kullanıcısını başka bir dünyaya taşıması ve yapay dünyayla iletişime geçmesi üzerine kurulu.

Başka hangi sektör bu teknolojiyi en az bu kadar başarılı adapte edebilir?

Facebook’un 360 derece seyahat video özelliğini kurmasıyla sanal gerçeklik seyahat endüstrisine taşınmış oldu. İlk defa Facebook, kullanıcısı olan yüzlerce milyon kişiye 360 derece görüş açısıyla beş kıtayı dolaşma imkanı sundu ve dünyayı mobil cihazların rahatlığıyla bir videoda gezme imkanı verdi.

Büyük turizm firmaları bu yenilikçi özellikten yararlanarak hareketli şehirleri ve göz alıcı manzaraları gösterebilmek için hücum ediyorlar. National Geographic ve GoPro gibi büyük isimler de bu özellikte videolar çekerek Facebook sayfalarında paylaştılar ve bu videolar milyonlarca kişi tarafından izlendi. Destinasyon pazarlamasının öncülerinden Tourism Australia da Avustralya’nın değişik ve özel bölgelerini sanal gerçeklik yoluyla gezdiren bir takım videolar çekti.

Facebook sanal gerçekliği hangi yöne taşımak istediğine 2014 yılında Oculus’u 2 milyar dolara satın aldığında karar vermişti. Bu destinasyon merkezli etkileyici videoları Oculus Rift ve Samsung Gear aracılığıyla izlemek mümkün.

watch-in-vr

Ancak eğri oturup doğru konuşmak gerekirse, 360 derece videoların yüklenmesi biraz uzun sürüyor. Müşterilerin bu yavaş yüklenen videolar ile ilgili fikirlerini biliyoruz. Bu videoların üretimi de pahalı. Ancak bu videolar tüketicilerin hayal gücünü hiç olmadığı kadar çalıştıran videolar ve üreticisi turizm acentasına karşılığını da veriyor. Skift’in hazırladığı bir rapora göre bu videolar Tourism Australia’nın sitesindeki etkileşimi %64 oranında artırmış durumda. Ancak sitenin kaç tık aldığını raporda belirtmemişler tabi.

İçerik pazarlaması yapan turizm markalarının, etkileyici görseller sunmaya odaklanması gerektiğini söylemekte yarar var. Facebook 360 derece videoları sadece bu fırsatı sunmakla kalmıyor, aynı zamanda kullanıcı tarafından yaratılmış içeriğin de kapılarını aralıyor ki bu durum etkileşimi artırıcı, takipçilere daha detaylı bir görüş sunma ve mükemmeliyetçi müşteri ilişkilerine ulaşmakta bir adım olma özelliğine sahip.

Facebook 360 derece videolar hakkında sizler ne düşünüyorsunuz? Bu videolar sektörün seyrini değiştirebilir mi? Hiç bu videolardan çekmeyi denediniz mi?

Uçuş ya da Kapış: Kurumsal Seyahat Yönetiminin Dönüşümü

Müşteri odaklı ticarileşme ve teknolojinin hızla evrim geçirmesi, kurumsal seyahat yönetiminin de ciddi bir biçimde dönüşmesine öncülük ediyor. Bu dönüşümün başa çıkılması zor bir mücadele mi yoksa önemli bir fırsat mı olduğunu sektörün vereceği karşılık belirleyecek.

Geleneksel yollarla seyahat yönetimi yapan şirketler, teknolojinin giderek daha çok benimsenmesiyle oluşan domino etkisine boyun eğmeyi ya da bu rüzgarı arkalarına alıp aktif kalabilme adına yeni fırsatlar yaratmayı tercih etmek zorundalar.

Şahsi fikrimi sorarsanız seyahat yönetimini yapan şirketlerin şu anda değişmeye ihtiyaçları var ve bu ihtiyaç gelecekte de kendini gösterecek. Dijital çağda yaşamak demek sunulan hizmetin değişmesi anlamına gelmekte.

IBISWorld’e göre 2015-2016 dönemine kadar olan beş yıllık süreçte Avustralya’daki kurumsal seyahat endüstrisinin kazancında yıllık  %1.8 artışla 817.5 milyon Avustralya dolarına ulaşması bekleniyor. İçinde bulunduğumuz yıl için beklenen artış ise iş turizmindeki pozitif dalgalanma dolayısla %7.2.

Piyasa potansiyelini kullanmak fiyat tekliflerinin değişmesi anlamına gelmekte. Bu değişimi gerçekleştirmenin bir yolu da müşterilerinize gerçek değerinizi göstererek pazarlık yapmanızdır.

Seyahat yöneticileri paranın karşılığını tam olarak verecek şirketler arıyorlar ve bu seyahat yönetimi yapan şirketler için sektörde kalmak adına gerçekten büyük bir fırsat.

Havacılık sektörü etrafında gelişen bir fırsat da bu dönemde söz konusu. Teknolojik inovasyonlar arttıkça tüketicilerin havacılıkta taşımacılık dışı seçenekleri de ayrı ayrı değerlendirebilmesi olanakları artıyor. Seyahat yönetimi yapan şirketler de bu alan üzerinden kazanç sağlamaları mümkün.

Nasıl mı? Alınan havayolu ücretleri seyahat yönetimi yapan şirketler ve müşterileri arasındaki şeffaflığı gösterecek. Müşteriler alınan hizmetin ücretle uyumlu olup olmadığını daha net bir biçimde görebilecek. Ücretle uyumlu hizmet sunan firmalar içinse verdikleri hizmet reklam niteliği de taşıyacak demek mümkün.

Kulüp ya da loca erişimini örnek alacak olursak, havayolu şirketiyle ortaklığı bulunan seyahat yönetimi şirketiyle tek girişlik ücret konusunda pazarlık yapılmas olanağı, tüketicinin şirketler arasında kolayca karşılaştırma yapabilmesi anlamına gelmekte. Bu da seyahat yönetiminde aracılık yapan şirketlerin önemi hakkında şüpheleri bertaraf ediyor.

Sonuç olarak, havayolu taşımacılığında yardımcı hizmetler sunmak giderek daha karmaşık hale geliyor. Uzman desteği ya da dışarıdan hizmet alınarak bir optimizasyona gidilmesi havacılık yan hizmetlerinde olası gözüküyor.

Bunun anlamı ise seyahat yönetiminde iş modellerinin evrim geçirmesi demek. Bunu hasır altı eden işletmeleri ise büyük riskler bekliyor.

Kapak Görseli: Hotelaria

tr_TRTürkçe
en_USEnglish tr_TRTürkçe