Şirince’de Bağ Evinde Doğa Tatili

Güllü Konakları Bağ Evi, lavanta bahçesi, zeytin ağaçları, asma kat yatak odası, mutfağı ve kurnalı banyosuyla konforundan ödün vermeden, doğa ile iç içe unutulmaz bir tatil fırsatı sunuyor.

İzmir Selçuk’un adı gibi şirin köyü Şirince’de Güllü Konakları’na 10 dakika uzaklıkta bulunan Güllü Konakları Bağ Evi sakin ve huzurlu bir tatil yapmak isteyen ziyaretçilerini bekliyor. Güllü Konakları Bağ Evi, lavanta bahçesi, zeytin ağaçları, asma kat yatak odası, mutfağı ve kurnalı banyosuyla konforundan ödün vermeden, doğa ile iç içe unutulmaz bir tatil fırsatı sunuyor.

İzmir’in Şirince köyünde, Güllü Konakları Butik Otel’e 10 dakika mesafede bulunan Güllü Konakları Bağ Evi, şehir hayatından kaçmak isteyenlere doğayla iç içe muhteşem bir tatil alternatifi sunuyor. Güllü Konakları Bağ Evi, şirin bir dağ köyünün sakin ve huzurlu ortamında, doğanın kalbinde, temiz havaya doyacakları bir tatil yapmak isteyen misafirlerini bekliyor.

Üzüm bağı, lavanta bahçesi ve zeytin ağaçlarıyla çevrili bir taş ev olan, doğanın göbeğindeki Güllü Konakları Bağ Evi’nde misafirler kaliteli zaman geçiriyor. Bağ evi, asma kat yatak odası, şömineli salonu, mutfağı ve kurnalı banyosuyla misafirlerin her türlü ihtiyacı düşünülerek konforlu bir şekilde dekore edildi. Köyün en eski taş evlerinden biri olan Güllü Konakları Bağ Evi, eşsiz manzarasıyla da misafirlerini büyüleyecek.

Tarihe ve doğaya doyacaksınız

Pamucak Sahili’ne 13 km, Kuşadası’na ise 20 km mesafede yer alan Güllü Konakları’ndan İzmir Havalimanı’na ulaşım sadece 45 dakika sürüyor. Güllü Konakları Bağ Evi’nde kalanlar Selçuk’a 8 km, Efes’e 10 km, Meryem Ana Evi’ne 12 km mesafede olmanın avantajlarından faydalanarak çeşitli geziler yapabiliyor. Yabancı misafirlerin de büyük ilgi gösterdiği Güllü Konakları, Ayrıca Şirince’nin tadını çıkarmak isteyen misafirler için özel ve özgün programlar da düzenleniyor. Bunlar arasında Şirince Bağ Bozumu Festivali, Hıdrellez kutlamaları ve Güllü Konakları Butik Otel’de düzenlenen Bahar Detoks Kampı gibi etkinlikler yer alıyor.

Amerika’dan Vize Sürprizi

Amerikan hükümeti, 2021 yılına kadar yurtdışından gelecek turist sayısını 100 milyona harcamalarını ise 250 milyar dolara çıkarmalarını sağlamak için kolları sıvadı.

Obama hükümetinin ülkeyi ziyaret eden turist sayısını 9 yılda yüzde 50’ye yakın arttırmayı hedeflerken geçtiğimiz sene Amerika’yı ziyarete gelenlerin sayısının 65,4 milyonu bulduğu açıklandı. Amerika’ya 2010 yılında yurt dışından gelen turist sayısı 62 milyondu. Amerika’yı ziyaret eden turistlerin yaptığı harcamaların toplamı geçen yıl 153 milyar dolar olarak gerçekleşirken bir önceki sene bu miktarın134 milyar dolar olduğu belirtildi.

Dışişleri Bakanlığı’na bağlı Yabancı Gazeteciler Merkezi’nde yapılan basın toplantısı ile kamuoyu ile paylaşılan turizm strateji planına göre Amerika özellikle Çin, Brezilya gibi gelişen pazarlara yönelik vize ve reklam kampanyaları konularında bilgi verdi. Ticaret Bakanlığı’nda görevli Dr. Anastasia Xenias, geçen yıl Türkiye’den Amerika’ya gelen turist sayısının da yüzde 13,4 oranında arttığını dile getirdi. Türkiye’yi yakından takip ettiklerini belirten Xenias, Türk ekonomisinin geliştiğini ve hem yatırım adına hem de turist potansiyeli olarak artış gösterdiğine işaret etti.

VİZE İŞLEMLERİNDE KOLAYLIK

Bakanlık yetkililerinden Brooke S. Moppert ise Amerika’ya daha fazla turist gelebilmesi için bazı vize işlemlerinde kolaylıklar yapıldığını dile getirdi. Moppert Amerikan vizesi almak isteyenler için yine normal prosedürün uygulandığı ancak ülkeden ülkeye bazı değişikliklerin yapıldığı bilgisini verdi. Moppert vize işlemlerinde özellikle mülakat için randevu tarihlerinin daha erkene verildiği ve kişilerden eskisinden olduğundan daha az belge istendiğini de sözlerine ekledi. Moppert, ABD’ye seyahatler öncesinde havaalanlarında şikayet konusu olan sıkı güvenlikle ilgili soru üzerine “Bu konu, İç Güvenlik Bakanlığı’ndan kaynaklanıyor.” dedi.

Strateji planında Ortadoğu pazarında değerlendirilen Türkiye, İsrail ile birlikte Amerika’nın bu bölgedeki en çok turist çektiği iki ülke olarak dikkat çekiyor.

Bugün Amerika’ya en çok turist gönderen ülkelerin başında Kanada, Meksika ve İngiltere geliyor. Özellikle Kanada ile Amerika arasındaki seyahat kolaylığı ve vizesiz geçişler sayesinde her yıl bu ülkeden ABD’ye 20 milyona yakın insan geliyor.

Türk turizmine yeni bir soluk geliyor

D-Hotel Maris, Doğuş Grubu farkıyla Türkiye turizmine yeni bir soluk getiriyor. Mimarisi, konsepti ve kişiye özel hizmet anlayışıyla 2012 yazına damgasını vuracak olan D-Hotel Maris, dünyanın en güzel koylarından Datça Yarımadası’nda çam ormanları, volkanik dağlar ve doğal plajlar ile çevrili muhteşem konumunda yerli ve yabancı seçkin konuklarını ağırlamaya hazır.

Ege ve Akdeniz’in birleştiği büyüleyici Datça Yarımadası Hisarönü koyunda bulunan D-Hotel Maris, Doğu’nun egzotik unsurlarıyla Batı’nın modernliğini, minimalist tarzda birleştirerek 2012 yazına hazırlandı. Midek Mimarlık tarafından yürütülen ve yaklaşık iki yıl süren yenilenme sürecinin ardından gerek iç gerekse dış tasarımıyla benzersiz bir çehre kazanan D-Hotel Maris’in kendine has özelliği, mekanlarının çeşitliliği ve her köşesindeki kalite. Otelin bulunduğu baş döndürücü doğal hazine iç ve dış mekan tasarımları, sayısız farklı konsept sunuyor.

Büyük ölçekli bir butik otel olgusuyla en küçük detay dahi düşünülerek projelendirilen ve iç dekorasyonuyla da dikkat çeken D-Hotel Maris, mutlak misafir memnuniyet için tüm servis noktalarında aynı üstün standartları sunuyor. Dalaman Havaalanı’na bir buçuk saat uzaklıktaki D-Hotel Maris’e gitmek için özel şoförlü transfer hizmetini alabilirsiniz. Ayrıca otelin lüks deniz uçağı ile İstanbul’dan otele iki saatten daha az bir sürede gidebilir ya da özel helikopteri ile Dalaman veya Bodrum Havaalanı’ndan sadece 25 dakika süren transferler ile otele giriş yapabilirsiniz. Ayrıca tatiliniz sırasında 100ft’lik Sunseeker Portifiono 48 ve Azimut 55 yatlarını kiralayarak Yunan Adaları, Ege ve Akdeniz’in gizli koylarını keşfedebiliyorsunuz.

D-Hotel Maris, nefes kesici dağ veya deniz manzarası bulunan her biri lüks ve zarif bir şekilde modern şekilde döşenmiş 200 odaya ve bir villaya sahip. Tüm odaların akıllı dokunmatik panel sistemi ile donatıldığı otelde odalar özel tasarım ya da İspanya, İtalya, Fransa, Almanya ve İngiltere’den gelen özel seçilmiş mobilyalarla döşendi.  İki kattan oluşan Dubleks Presidential Suit’in giriş katında yatak odası, yemek odası, oturma odası, mutfak bölümü ve toplantı salonu; çatı terasında ise sauna ve jakuzi yer alıyor. Tatil için hayal ettiğiniz her şeyi hatta daha fazlasını sunan Villa’da ise; iki yatak odası, yemek odası, oturma odası, giyinme odası, mutfak, sauna ve hamam bulunuyor; ayrıca 24 saat butler servisi veriliyor.

ESPA ile Türkiye’de İlk Kez Bir Resort Otelde Ayrıcalıklı Spa Deneyimi
Dünyaca ünlü ve  birçok ödüle sahip olan ESPA, Türkiye’de ilk kez tatil severlerle bir resort otelde buluşuyor. D-Hotel Maris, Türkiye’de ESPA markası adı altında spa tecrübenize farklı bir boyu getiriyor. Her biri özel eğitimli ve sertifikalı terapistler tarafından uygulanan bakımlarla gevşemek ve dinlenmek için ESPA mükemmel bir yer. Lüks spa alternatifleri, geleneksel Türk hamamı, ödüllü yüz ve vücut bakımları sunan ESPA, yalnızca sunduğu bakım ve uygulamalarla değil, mimarisi ile de her adımda size farklılığını hissettiriyor. Oldukça geniş bir alana yayılmış olan ESPA dinlenme terası, sahip olduğu sıra dışı volkanik dağ ve deniz manzarasının yanı sıra kapalı ve açık havuz alternatifleri ile  sizlere unutulmaz bir deneyim yaşatacak. ESPA’da vitality havuz, opulent mermerden tasarlanmış benzersiz hamam, yedi çok amaçlı bakım odası, dinlenme salonu ve bir adet özel Spa Suit bulunuyor. ESPA’nın ayrıcalıklı hizmetleri arasında ısıtılmış alanlarında kadınlar ve erkekler için ayrı ayrı tasarlanmış giyinme odaları, ısıya duyarlı özellikleriyle farklılıklar yaşatacak duş seçenekleri, kar çeşmesi, erkeklere özel muhteşem dağ ve deniz manzaralı saunası, kadınlar için de sauna ve buhar odası yer alıyor.

Lezzet Tutkunları için Seçkin Alternatifler
D-Hotel Maris’in dünya mutfağından seçkin ve farklı lezzetler sunan dört adet restoranı bulunuyor. Osmanlı – Asya füzyon mutfağıyla elegant dining deneyimi yaşatan Spice; iki farklı mönü seçeneğiyle Osmanlı mutfağının günümüze uyarlanmış örneklerinden Asya mutfağına, sizi kıtalararası gastronomik bir yolculuğa çıkartıyor. Mimarisiyle Ege’de olduğunuzu iliklerinize kadar hissettiren the Breeze, akvaryumdan seçeceğiniz taze deniz ürünleriyle, menüleriyle ve profesyonel servis anlayışıyla da gerçek bir a la carte deneyimi sunuyor. The Breeze gündüzleri ayrıca barbekü seçenekleriyle etten vazgeçemeyenler için alternatif oluyor. Deniz kenarında akşamları uluslararası açık büfe sunan The Bay ana restoran; baş döndürücü manzarası ile alacağınız sabah kahvaltısıyla güne tazelenmiş başlamanızı sağlayacak The Terrace ve gün boyunca farklı atıştırmalık alternatifleri tadabileceğiniz diğer lezzet durakları… D-Hotel Maris’in ana plajında yer alan Aqua Bar; koyları 180 derecelik açıyla izleme imkanı sunan Bar 180°, sayısız şarap seçeneği sunan şarap mahzeni, viski, konyak çeşitleri ve farklı atmosferiyle dikkat çeken El Vino; gündüz plaj barı olarak konuklarına hizmet veren, haftanın üç gecesi canlı dj veya sahne performansları ile tatilinize renk katacak Coliseum otelin keyifli anlar yaşatacak barlarından… The Breeze Bar, Tenis Bar, Silent Bar, Lobi Loungeda otelin diğer bar alternatifleri arasında

Sağlıklı uçuş için öneriler

Uçak seyahatlerinde kuru olan uçak havasının üst solunum yolu ve kalp rahatsızlıklarını ağırlaştırabileceğini belirten Op. Dr. Emre İlhan, uçak yolculuklarını rahat geçirebilmek için dikkat edilmesi gerekenleri açıklıyor.

Sağlıklı uçuş için öneriler

 

Havalar ısındı, seyahat sezonu açıldı. Siz de uçak yolculuklarında sıkıntı yaşıyor musunuz? Kulak Burun Boğaz ve Baş Boyun Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Emre İlhan, nefes almanın hayati önemine dikkat çekerek, sağlıklı nefes almanın ancak sağlıklı bir burunla mümkün olabileceğini, uçak seyahatlerinde kuru olan uçak havasının üst solunum yolu ve kalp rahatsızlıklarını ağırlaştırabileceğini belirtiyor ve uçak yolculuklarını rahat geçirebilmek için dikkat edilmesi gerekenleri şöyle açıklıyor:

Burun tıkanıklığı kalp rahatsızlıklarını ağırlaştırabilir
“Özellikle ülkemiz insanının burun yapısının kemikli olması ve insanların bir çoğunda allerjik hastalıkların sık olması nedeniyle burun tıkanıklığı şikayeti en sık rastladığımız şikayetlerden birisidir. Burun tıkanıklığı olan hastalarda eğer uçak korkusu da varsa, kişi sağlıklı nefes alıp veremediği için içinde bulunduğu kaygı ve tedirginlik hali durumun daha da ağırlaşmasına neden olabilir.

Uçak içerisindeki hava kalitesi dışarıdaki hava kadar iyi olmayabilir. Uçak yolculuğu, özellikle de uzun mesafeli yolculuk, yolcuları sağlık durumlarını olumsuz bir şekilde etkileyebilecek birçok faktöre maruz bırakır. Kabin içerisinde bulunan oksijenin miktarı havadakinden az olabilir. Bu durum sağlıklı kişilerde sorun yaratmazken, burun tıkanıklığı şikayeti olan hastalarda üst solunum yolu rahatsızlıkları, akciğer ve kalp rahatsızlıkları olan hastalarda durumu daha da ağırlaştırabilir. Düzenli nefes alamayan hastalarda panik atak ve depresyon belirtileri görülebilir. Bu nedenle uzun süren burun tıkanıklığı şikayeti olan hastaların burun tıkanıklıklarının tedavisi için bir kulak burun boğaz uzmanına başvurmalarını öneriyoruz.

Sakız çiğneyerek kulak sağlığınızı koruyun
Uçaktaki hava basıncının uçak yükselirken veya alçalırken değişmesi sonucunda kalıcı işitme kayıpları olabilir. İnsan kulağı, 16-16000Hz arası frekansları işitir. Kulağın sağlıklı duyabilmesi için kulak zarının dış kulak yoluna bakan tarafındaki, yani dış kulak yolundaki basınç ile kulak zarının arkasında kalan orta kulak boşluğunun basıncı aynı olmalıdır. Akut nezle, alerjik nezle, sinüzit gibi hastalıklar östaki borusunun açılma fonksiyonu bozarak uçuş esnasında orta kulak basıncının dengelenmesini engeller. Uçağın kalkış ve inişi esnasında bilindiği gibi dış ortam basıncı hızla değişir.

Günümüz uçaklarında kabin basıncı otomatik olarak ayarlanmakla beraber bu ayarlanma öncesinde ve esnasında artan veya eksilen dış kulak yolu basıncı yukarıda sayılan hastalıklar esnasında yeterli derecede dengelenemez ve orta kulakta ciddi sorunlar oluşabilir. Böyle bir durumda sık sık yutkunma, bir şeyler yeme, sakız çiğneme, östaki borusunun açılması ve orta kulak basıncının dengelenmesini kolaylaştırır.

İnsan kafasında ‘sinüs’ adı verilen hava dolu boşluklar yer alır. Mevcut yedi adet sinüs sürekli olarak burun boşluğundaki hava ile havalanır. Akut nezle ve alerjik nezle esnasında bu sinüslerin burunla bağlantılarının burun mukozasındaki ödemi nedeniyle kapanması sinüslerde de basınç dengelenmesine engel olarak ‘baro sinüzit’ denilen ve şiddetli yüz ağrısına yol açan bir tabloya neden olur.

Uçuş esnasında iniş ve kalkışta dış kulak yolu basıncının hızlı artış veya azalışı sonucu kulak zarının ve buna bağlı olarak kemikçik zincirin aşırı derecede hareketine bağlı olarak nadiren de olsa orta veya iç kulak hasarı görülebilir. İç kulakta yüksek basınçtan etkilenen ‘Reissner membranı’yırtılabilir. Bu durumda oluşacak tablo daha farklı olup şiddetli bir kulak uğultusu ve işitme kaybı ile kendini belli eder. Bu tabloda genellikle ağrı olmaz ve nadiren birlikte baş dönmesi de görülebilir. Bu durumla karşılaşan bir yolcu uçuş sonunda acilen bir kulak burun boğaz uzmanına müracaat etmelidir. Aksi takdirde olay kalıcı işitme kaybı ile sonlanabilir. Bu tip ağrılar uçuş bittikten bir süre sonra sinüslerdeki basıncın dengelenmesiyle ortadan kalkar. Uçuş sırasında yüzünüzde basınç hissedersiniz, burun açıcı bir bir ilaç almanız ve burun damlası ile sık sık burnunuzu nemlendirmeniz fayda sağlayabilir.

Daha rahat bir uçuş için bol su tüketin
Alkolün beyindeki etkisi oksijensizlikle daha da artar. Çok fazla kahve veya alkol tüketimi düzensiz kalp ritmine veya çarpıntı gelişmesine neden olabilir. Normal kabin basıncında hava genleşir. Vücudumuzdaki hava boşlukları sinüsler, orta kulak ve diş çürükleri genleşen havaya ağrı ile yanıt verir. Uçuş esnasında bu nedenlerden dolayı ciddi ağrılar oluşabilir. Bu rahatsızlıklar gazlı içeceklerin fazla tüketilmesi ile birlikte daha da artabilir. Bu yüzden bu tür rahatsızlıkları olanlar mutlaka uçuş öncesi doktor kontrolünden geçmeli, uçuş esnasında hareket etmeli ve bol su tüketmelidirler.

Konforlu bir uçak seyahati için yapmanız gerekenler
Akut nezle, alerjik nezle ve sinüzit gibi durumlarda mümkün olduğunca uçak yolculuğundan kaçınılmalıdır. Eğer mümkün olmuyorsa bu gibi durumlarda bir hekime danışarak uçuş önce bazı ilaçlar alınarak bu durumlara engel olunabilir. Böyle durumlarda alkol alınması burun mukozası ve burun etlerinde şişmeye neden olacağından tabloyu daha da ağırlaştırabilir.

Uçak yükselirken veya alçalırken;

  • Koltuğa oturduğunuz andan itibaren düzenli nefes alıp verin.
  • Kalkış sırasında bol nefes verin (üfleyerek). Bu gevşemenizi sağlar.
  • Burun ve ağzınızı kapalı tutun ve sık sık esnemeye çalışın.
  • Yutkunmak, sakız çiğnemek veya şeker yemek bu durumdan kurtulmanıza yardımcı olacaktır.
  • Yakın zamanda uçuş esnasında bir sorun yaşadıysanız yolculuğunuzu bir müddet sonraya erteleyin.
  • Akut nezle, alerjik nezle ve sinüzit gibi rahatsızlıkları olanların uçuş öncesi bir Kulak Burun Boğaz uzmanına görünmeleri en doğru hareket olacaktır.

Sorunların önlenmesi için; 

  • Hava limanına gitmek için bolca zaman ayırın.
  • Eşyalarınızı taşımakta zorlanıyorsanız yetkililerden yardım isteyin.
  • Uçuşunuzu planlayın ve önceden hazırlanın.
  • Bol bol su için.
  • Alkol tüketmeyin. Gazlı içecekler ve kafeinli içeceklerden sakının.
  • Kabinde hareket edin.
  • Kronik bir rahatsızlığınız varsa uçuştan önce doktorunuza görünün ve ilaçlarınızı yanınıza almayı ihmal etmeyin.”

Lezzet kaşifleri Arnavutköy’de

Semt semt gezip farklı ‘lezzet rotaları’nda keşifler yapan Lezzet Kaşifleri, bu hafta İstanbul Boğazı’nın huzurlu ve güzel semti Arnavutköy’deydi. 55 liralık bütçeleriyle, semtin meşhur yiyeceklerini deneyip, yazdılar…Sokakları deniz kokan, eski konakları ve mesire yerleriyle ünlü Arnavutköy, İstanbul’un farklı lezzetlerini de içinde barındıran şirin bir semt…

Denizciler için büyük güçlük çıkartan ‘Akıntı Burnu’ nedeniyle semt, buraya yerleşen Rumlar tarafından önceleri ‘Büyük Akıntı’ diye anılmış. Hatta denizciler de çektikleri zorluklardan dolayı semte ‘Şeytan Akıntısı’ ismini vermişler.Semtin, Arnavutköy ismi, Fatih Sultan Mehmet’in Arnavutluk fethi sonrası, bu semte yerleştirdiği Arnavut nüfusundan kaynaklanıyor.Arnavutköy, birçok farklı balık lokantası ve meyhaneye ev sahipliği yapıyor. Peynircisi, köftecisi, kahvaltıcısı ve ev yemekleri yapan lokantalarıyla da nam salmış durumda. Sıcak bir pazar günü, Arnavutköy’ün serin sokaklarında 55 TL’ye lezzet keşfine çıktık

Haberin Devamı…

Bozcaada’nın Doğal Yaşam Alanı Aral Tatil Çiftliği

100 yıllık geçmişiyle eski bir Rum çiftliği olan Aral, gerçek bir çiftlik hayatı yaşamak isteyenler için ideal.

Bozcaada sit alanı olması nedeniyle mimarisi ve doğal güzelliği bozulmamış ender tatil yörelerinden biri. 14 dönüm arazi üzerine kurulu olan Aral, adanın ilk ve en büyük tatil çiftliği. Çiftlik; tavuktan keçiye, tavus kuşundan ördeğe kadar pek çok hayvanın bir arada bulunduğu, misafirlerinin sabahları yumurtalarını kümesten kendi elleriyle alabildiği ve bahçede yetiştirilen tamamen organik sebzeleri dalından koparıp yiyebildiği bir ortam sunuyor.

Türkiye’nin En Başarılı Turizm Yatırımları Araştırması 2010” kapsamında, Doğa Turizmi Yatırımında En Başarılı ikinci otel seçilen Aral Tatil Çiftliği, benzersiz atmosferiyle tarih, doğa ve konforu aynı anda yaşatıyor.

Eski kullanım alanlarına göre “saman damı”, “pırpır damı”, “kahya damı”, “ kümes”, “keçi damı gibi isimleri olan asırlık taş odaların yanında adanın koylarının isimleriyle adlandırılan yeni odalarını misafirlerine sunuyor.

Bozcaada’nın eşsiz doğal güzelliklerine yönelik turlar, Aral ailesinin kendi üretimi şarapların tadımı, bisiklet turları gibi pek çok keyfi bir arada sunan Çiftlik’te çocuklar da unutulmamış. Mini oyun parkında doyasıya oynayabilen, masa tenisi ve langırt turnuvaları gibi etkinliklerde heyecanlı saatler geçirebilen minikler, aynı zamanda badem ağaçlarının üzerindeki ağaç evde hepimizin özlediği doğal oyun ortamını bulabilme şansına da sahipler.

Dünyada, Günde 5 Milyon Turist Seyahat Edecek

Dünyada, günde 5 milyon turist seyahat edecek
Birleşmiş Milletlere bağlı Dünya Turizm Örgütü’nün (UNWTO) ‘2030’a Doğru Turizm Raporu’na göre, önümüzdeki yıllarda dünyada günde 5 milyon turist seyahat edecek. Rapor ayrıca, Asya Pasifik bölgesinin önümüzdeki yıllarda turizmin lokomotifi haline geleceğine de işaret ediyor.

Birleşmiş Milletlere bağlı Dünya Turizm Örgütü’nün (UNWTO), uzun dönem turizm tahminlerini içeren ”2030’a Doğru Turizm Raporu” yayınlandı. Raporu değerlendiren Turizm Yazarları ve Gazetecileri Derneği (TUYED) Başkanı Kerem Köfteoğlu, ”Önümüzdeki yıllarda tatil, dinlenme, akraba ziyareti veya iş amaçlı dünyada seyahat edeceklerin sayısı günde 5 milyonu aşacak” dedi.Dünya turistinin gittiği yerde farklı bir deneyim yaşamak istediğini hatırlatan Köfteoğlu, “Türkiye dünya turizminde bir başarı yakaladı. Ancak, Türkiye ‘tek ve vazgeçilmez’ destinasyon değil. Nitekim, dünya turizm gelirlerinin 1,2 trilyon dolara ulaştığı 2011 yılında Türkiye, sağladığı turizm geliri sıralamasında bir basamak gerileyerek, dünyada 12’nci sırada yer aldı. Bu yüzden, yakalanan başarıyı ileri bir seviyeye ulaştırıp, gelinen noktayı kalıcı hale getirmek için dünya turizmindeki gelişmeleri doğru okumak zorundayız. Turistlerin yeni eğilimlerini UNWTO’NUN saptamalarıyla ele alacak olursak, turizmin çeşitlendirilip, farklılaşmayı öne çıkaracak adımların atılmasının şart olduğunu görüyoruz. Çünkü yeni moda turistler, sıradan, kendine has özellikleri olmayan destinasyonları artık tercih etmiyor” diye ekledi.

Dünyanın lokomotifi Asya-Pasifik olacak UNWTO’nun ”2030’a Doğru Turizm Raporu”’nun Asya Pasifik bölgesinin önümüzdeki yıllarda turizmin lokomotifi haline geleceğine işaret ettiğine dikkat çeken Köfteoğlu bu konuda şöyle konuştu: “Uzmanların tahminine göre, Asya-Pasifik bölgesindeki ülkeler önümüzdeki yıllarda, diğer bölgelerden daha fazla turist çekip, dünyaya daha fazla turist gönderecekler. Yani, dünya turizmin barometresi Asya-Pasifik olacak. Raporda, önümüzdeki yıllarda Asya-Pasifik bölgesinin yılda ortalama yüzde 5’lik büyümelerle mevcut potansiyeline her yıl 17 milyon dünya turistini katacağını görüşüne yer veriliyor. Gelişmekte olan ekonomilere sahip ülkeler de turizmde büyüme kaydedecek. Raporu incelediğimizde, günümüzde turizmde yıllık 2,2 seviyesinde büyüyen gelişmekte olan ülkeler, bu büyümelerini iki katına çıkarıp yüzde 4,4 seviyesine ulaştıracak. 2015 yılına gelindiğinde ise gelişmekte olan ülkeler çektikleri turist sayısıyla gelişmiş ülkeleri sollayacak. 2030 sonunda ise gelişmekte olan ülkelerin dünya turizmi pastasındaki payları yüzde 58’e ulaşacak”

Saptamalar doğru algılanmalı

Türkiye’de turizmden ekmek yiyen ve turizmle ilgili tüm kurum ve kuruluşların raporda yer alan saptamaları iyi algılayıp, doğru okumaları gerektiğini vurgulayan Köfteoğlu, şunu kaydetti: ”Öncelikle dünya turizm pastasına el uzatan ülke sayısının sürekli arttığını dikkate almaları gerekiyor. Bu yüzden ürün çeşitliliğine gidip, kendilerini farklılaştıracak yeni yöntemler geliştirmeleri şart oldu. Günde dünya turizm hareketlerine katılacak 5 milyon kişinin bir kısmını düzenli olarak ülkemize çekmek istiyorsak, tanıtım stratejimizi de değiştirmeliyiz.”

Tanıtım stratejisi geliştirilmeli

Köfteoğlu, tanıtım konusunda şu önerilerde bulundu: “Raporu incelediğimizde, önümüzdeki yıllarda en fazla gezeceklerin Asya-Pasifik bölgesinin insanları olduğunu görüyoruz. Asyalı turistler, deniz, kum, güneş yerine ağırlıklı olarak kültür turlarını tercih ediyor. Dolayısıyla, tanıtım stratejimizi de bu bölgelerden geleceklerin beklentilerine göre saptamalıyız. Türkiye’nin 2012 tanıtım afişlerine baktığımızda, bu yönde olumlu bir gelişme olduğunu görüyoruz. Konunun stratejik olarak ele alınıp daha da geliştirilmesinde yarar var. Bunun yapılması halinde, Türkiye’nin dünya turizminde yakaladığı başarının kalıcı hale geleceğine inanıyoruz.

tr_TRTürkçe
en_USEnglish tr_TRTürkçe