Paylaş, , Google Plus, Pinterest,

Yazdır

Yayınlanan:

21.yy. Seyyah’ı Güneş Akdoğan

10 yıldır hayalini kurduğum, planlarını yaptığım yolculuğa 2 Ocak 2012 tarihinde başladım. Amacım vize uygulamasına karşı durarak seyahatin mümkün olduğunu göstermek. Aynı zamanda alternatif seyahat şekli olan yürüyüşü deneyimleyerek gerçek hayatları, gerçek mekanları keşfetmek, fotoğraf ve videolarla kayıt altına almak ve bunları paylaşmak. İlk durağım Sırbistan’da bulunan 35 yıllık komün Porodica Bistrih Potoka oldu. Yazar Bozidar MANDIC (Boshko) ile 2 ay süre ile yalıtılmış bir köy evinde doğanın kucağında yaşama fırsatını elde ettim. Fransa’dan Sırbistan’a kadar yürüyerek gelen Sandrine CHAMUSSY ile Şubat ayında yollarımız kesişti. Zaman içinde ilerleyen dostluğumuz sonucu Mart ayında birlikte Balkan ülkelerini yürüyerek keşfetmeye karar verdik. Sırbistan’in Uzice kentinden başladığımız yürüyüşümüz süresince Bosna & Hersek, Karadağ, Arnavutluk’tan geçerek Makedonya’nın başkenti Üsküp’e kadar 1000 km’den fazla bir yolu yürüyerek adım adım keşfettik.

Yola ilk çıktığımda yanımda 3-4 ay yetecek kadar bir para vardı. Açıkçası yolda başıma neler gelir, nasıl devam ederim gibi konuları pek düşünmedim. Önemli olan bir yere varmak değil, yolda yaşanan deneyimlerdi benim için. Bir tür deney yapıyordum hayatımda. Seyahatim sırasınca kimi ufak, kimi büyük bağış yapanlar oldu. Bağış yapan herkese bulunduğumuz yerden posta kartı veya çektiğimiz fotoğraflardan yolladık. Zaman içinde yolculuğumuzu, hikayemizi paylaşan ve bize yol boyunca gerek moral gerekse tanıtım anlamında destek olan Sırtçantalılar Grubu ve Keşfet TV sayesinde birçok kişi ve kuruma ulaşma şansına sahip olduk. Ardından bunu teknik malzeme desteği veren firmalar izledi. Web sitemizin tasarım masraflarını Kent İzmir Diş Polikliniği karşıladı. Web sitemizin hosting hizmetini Vargonen üstlendi. YDS botları bize özel bot üretip ulaştırdı. Pug Design bize Runner modeli sırtçantası hediye etti.

Çok yakında bir fotoğraf kitabı hazırlayarak hem yolculuğum sırasında çektiğim çok güzel kareleri kitap olarak paylaşmayı hem de bu sayede gelecek seyahatlerime destek bulmayı umuyorum.

Kesintisiz yürüyüş fikri herşeyden önce aşırı doğal bir eylem olmasından dolayı beni oldukça cezbetmişti. Bunun yanında ulaşım, konaklama gibi giderlerimiz olmayacağı için masraflarımızı günde 5€ gibi çok düşük bir düzeyde tutmayı başardık. Genel olarak böyle bir seyahatin masrafı günde 10€ olmasına rağmen birtakım keyiflerimizden ödün vererek böylesine düşük bir harcama ile 5 ay boyunca seyahat edebildik.

Yol boyunca ya çadırda ya da köylerde, kasabalarda bizi davet ederek misafir edenlerin evlerinde konakladık. Kendi yemeğimizi kendimiz pişirdik. Kıyafetlerimizi ve vucudumuzu su bulduğumuz her yerde yıkadık.

Kesintisiz yürüyüş ülkemizde seyahat edenlere uzak bir kavram olsa da Dünya’nın çeşitli ülkelerinden çok kişinin tercih ettiği bir seyahat şekli. Fiziksel zorluktan çok ruhsal zorlukların ön planda olduğu uzun süreli yürüyüşler zaman zaman can sıkıcı bir hale gelebiliyor. Biz iki kişi seyahat etmenin avantajını yaşadık. Birimizin morali düştüğü zaman diğerimiz destek oluyordu.

Yol boyunca mümkün mertebe ana yollardan kaçındık. Bunun en büyük sebebi ana yollarda aşırı trafik ve bozulmuş doğa sebebiyle yürümenin can sıkıcı ve keyifsiz olmasıdır. Bu sayede henüz yabancıların uğramadığı, zaman zaman haritada adı, yolu bile olmayan yerleşim birimlerinden, doğal koruma alanlarından geçtik. Gittiğimiz ülkelerdeki yerli insanların gerçek yaşamlarına dahil olduk.

Karadağ’a vardığımız gün tadilat aşamasında olan bir manastırda konakladık. Ertesi gün manastırın tadilatına yardım etmemiz hem bize hem de çevredekilere büyük keyif katmıştı.

Uğradığımız her ülkede mutlaka bir veya iki kez büyük şehirlere de yolumuz düştü. Böylece hemen hemen her 3-4 haftada bir şehre uğrayarak kendimizi ödüllendirdik ve yola devam etmeye yetecek moralimizi depoladık.

Arnavutluk’un başkenti Tiran’da Adra isimli bir NGO (Non-Govermental Organization) ‘da Sandrine gönüllü hemşire olarak mobil klinik projesinde görev aldı. Böylece hem 1 ay boyunca Tiran’da kalıp şehri ve Arnavutluk’u daha yakından tanıma fırsatı bulduk hem de yardıma ihtiyacı olan çingene vatandaşlara mümkün mertebe elimizden geldiğince destek olduk.

Yolculuğumuz boyunca bir kaç kez saldırgan köpeklerle karşılaşma haricinde herhangi bir tehdit veya istenmeyen olayla karşılaşmadık. Bunda en büyük etken yerli halkla sürekli iletişim halinde olmamız ve yaşamlarına oldukça saygılı yaklaşmamız diye düşünmekteyim.

Bulunduğumuz yer ile ulaşmak istediğimiz şehir veya merkez arasındaki küçük köy yollarını veya patikaları haritadan işaretleyerek rotamızı belirledik. Çoğu zaman ise sohbet ettiğimiz kişilerden fikir alarak rotamızda küçük düzeltmeler yaptık.

Arnavutluk’ta Tiran’dan güneye doğru ilerlerken dağlık bir alanda haritamızı kaybettik. Bulunduğumuz yerde harita bulmayı bırakın ev görmek bile oldukça zorluydu. Tiran’dan Pogradec’e kadar tüm yolu sora sora dağlardan, tepelerden ve hatta dere yataklarından ilerleyerek yürüdük. Zaman zaman kaybolmuş olsakta sora sora Bağdat bulunur sözünü kendimizce doğruladık.

Tüm bu yol boyunca benim en çok hoşuma giden olay Sırpça ve Arnavutça’yı temel düzeyde öğrenmemiz oldu. Böylece hem derdimizi anlatabiliyor hem de insanlarla kendi dillerinde hikayelerimizi paylaşabiliyorduk.

Tüm bu sürecin sonunda farkettim ki tüm insanların ortak isteği mutluluk ve huzur içinde bir hayata sahip olmak. Çoğu da bunu kendi şartlarını kabullenerek elinden geldiğince hayatında yaratabiliyor. Çok büyük fakirlik içinde olan da gerçekten zengin olan da mutlu olmayı paylaşmak olarak niteliyordu.

Benim de yola çıkış amacım kendi hikayemi, hayatımı aktarıp, diğerlerinin hikayelerini, hayatlarını anlamak ve bunları paylaşmaktı. Böylece tüm bu sürecin sonunda kendi içimde doğru yoldan ilerlemiş olduğumu görmek beni fazlasıyla mutlu etti.

Sıradaki hedefimiz ise otostopla Güney Amerika’ya ulaşmak. Aradaki okyanusu da yelkenli bir tekne ile geçeceğiz. Bu sebeple öncelikli hedefimiz Fransa veya Kanarya Adaları. Buralarda Güney Amerika’ya ulaşmak için bir yelkenli tekne sahibi ile iletişim kurmaya çalışacağız.

Yol boyunca çektiğimiz saatlerce video ve binlerce fotoğrafı harika bir ekiple bir araya gelip değerlendirmeyi düşünüyoruz. Çok yakında çok farklı bir yol hikayesi bizi takip edenlere ulaşacak. Tüm yol hikayemizi www.drummerlizard.com web adresinde paylaşmaktayım. Seyahatimizi izlemek isteyenler için tüm linklerimiz http://about.me/nomadlizard adresinde.

             

Paylaş, , Google Plus, Pinterest,

Gokhan ERDOGAN tarafından yazılmıştır

Çok Gezen Çok Tozan, Az Biraz Deli, Biraz da Yazan Çizen, Ucundan Web Tasarımcısı, Çılgın bi Proje Canavarı, Aa Unutmadan Az Buçuk da Fotoğrafçı.

2247 posts

1 Yorum

Bir yanıt bırak

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir