Paylaş, , Google Plus, Pinterest,

Yazdır

Yayınlanan:

Paris Gezi ve Seyahat Rehberi

Fransa‘nın başkenti olmasının yanı sıra, bilim, kültür, sanat alanlarında da dünyanın önde gelen merkezlerinden birisi olarak kabul edilen Paris, yaklaşık 2000 yıllık bir tarihe sahiptir. Seine Irmağı‘nın her iki yakasına kurulmuş olan kent, Fransa’nın kuzey kesiminde bulunur ve sarmal bir dönüşle merkezinden çevreye birbirini izleyen 20 ilçeye ayrılmıştır. Şehrin, ırmağın kuzeyinde kalan bölümüne Sağ Yaka, güneyinde kalan bölümüne ise Sol Yaka ismi verilmiştir.

Paris, Manş Denizi‘ne dökülen Sen Irmağı’nın ağzından 375 km içeridedir. Buna rağmen, Seine Irmağı kanallar ve akarsular yoluyla Manş Denizi ve Akdeniz‘e, Almanya‘ya, Belçika‘ya ve Fransa’nın öbür bölümlerine de bağlı olduğu için bir liman kenti sayılır. Paris, Orly ve Charles de Gaulle adlarında iki uluslararası havalimanına sahiptir.

Paris şehir planında genellikle her katında iki ya da daha fazla daire bulunan altı katlı apartmanlar vardır. Şehirdeki bulvarlarda bulunan kafeler Paris halkının en büyük uğrak yerleridir. Paris’te ulaşım ise otomobil, otobüs ve metroyla sağlanır. Fransa’nın kara ve demir yolları Paris’ten başlayarak tüm ülkeye yayılmaktadır. Şehrin güneyindeki sanayi bölgesinde tabakhaneler, çimentobira ve tütün fabrikaları bulunmaktadır. Uçaklar, lokomotifler, elektrikli araçlar, kimyasal maddeler ve ilaçlar, Paris’in sanayi ürünleri arasındadır. Paris aynı zamanda Fransa’nın film yapım merkezidir.

Paris bir çok açıdan New YorkLondra ya da başka bir Avrupa şehrinden daha çok iş havasında ve hızlandırılmış bir atmosfere sahiptir. Parisliler kaba ve kibirli oluşlarıyla ünlüdürler. Gene de Parislilerin bu kaba halleri kendilerine gösterilen küçük bir nezaketle bile hemen tersine döner. Bir dükkana girdiğinizde söyleyeceğiniz “BonjourMadame“, birinin dikkatini çekmek istediğinizde kullanacağınız “excusez-moi” ya da yanlışlıkla birine çarptığınızda ya da bir hata yaptığınızda Pardon demek en asık suratlı mağaza görevlisini bile gülümseyen bir yardımcıya ve en huysuz insanı da anlayışlı bir vatandaşa dönüştürebilir. Nezaket Fransa’da oldukça önemlidir.

Parisli şehir sakinleri genellikle insanlardan kalabalık içindeyken ölçülü bir ses tonuyla konuşmalarını beklerler. Trende ya da metroda yüksek sesle konuşan insanlara bakışlarıyla rahatsızlıklarını belirtirler. Genellikle işten dönen bu insanlar yorgun olduklarından gürültüden oldukça rahatsız olurlar. Paris’te yaşayanların geniş çoğunluğu turistlerle ilgilenmekten hoşlanmazlar ama kibarca sorulduğunda her Fransız size sorununuzda yardım edecektir.

Paris’i gezmek için araba kiralamak kötü bir fikirdir. Trafik yoğunluğunun yanısıra özellikle turistik mekanların etrafında park yeri bulmak güçtür. Bu sokaklar arabanın icadından çok önce inşa edildiğinden, arabayla gezinti için uygun değildir. Parislilerin çoğu da bu yüzden araba sahibi değildir. Yine deVaux-le-Vicomte Kalesi gibi şehir dışındaki mekanlara arabayla gidilebilir. Bu gibi durumlarda arabayı Paris’in dışındaki bir yerden kiralamak daha uygun olacaktır.

Paris’de yürüyüşe çıkmak yaşanabilecek en büyük zevklerden biridir. Eğer kendinizi sayısız cafe ve dükkana girmekten alıkoyabilirseniz tüm şehri bir iki saat içinde baştan sona geçmek mümkündür. 2013‘e kadar şehrin merkezinin tamamen yürüyerek, bisikletle veya metroyla gezilebilecek hale getirilmesi planlanmaktadır. Bir kaç yıl içinde ise 1. 2. 3. ve 4. bölgelerin trafiğe tamamen kapatılması düşünülmektedir.

Gidilecek mesafenin iki duraktan az olduğu durumlarda, metroya binmektense yürümek şehri tanımak açısından en iyi seçim olacaktır.

Musée du Louvre

Paris‘in en çok ziyaret edilen yerlerinden birisi olan Louvre Müzesi, dünyanın da en büyük ve ünlü müzelerindendir. Önceleri kraliyete ait olan bu yapı, dünyanın en ünlü ve değerli sanat eserlerine de ev sahipliği yapmaktadır.Leonardo Da Vinci‘nin Mona Lisa‘sı, The Virgin and Child with St. Anne,Madonna of the RocksJacques Louis David‘in Oath of the Horatii adlı eseri, Delacroix’nın Liberty Leading the People adlı eseri ve Alexandros of Antioch‘un Venus de Milo‘su bunlardan bir kaçıdır. 2006 yılında 8.3 milyon ziyaretçi sayısıyla dünyanın en çok ziyaret edilen sanat müzesi olmuştur.

Musée d’Orsay

Orsay MüzesiParis‘te Seine Nehri‘nin sol yakasındaki eski tren garı Gare d’Orsay‘ın içindedir. 1848 –1914 yılları arasına ait sanat eserlerine ev sahipliği yapan müzede o döneme ait resimler, heykeller, eşyalar ve fotoğrafların yanısıra, Monet ve Renoir‘ın başyapıtlarını içeren koleksiyonlar bulunmaktadır. Bu eserlerin bir çoğu Orsay’ın 1986 yılında açılmasından önce Galerie nationale du Jeu de Paume‘de tutulmuştur.

Espace Salvador Dalí

Paris‘in merkezinde yer alan Espace Salvador Dali, sürrealist sanatçı Salvador Dali‘ye adanmıştır. Müzede, Dali’ye ait birçok çizim, karikatür ve heykelin yanısıra, az sayıdaki resimleri de sergilenmektedir. Dali’nin gravürlerine de yer veren müze, Fransa‘daki tek kalıcı sergi olma özelliğine sahiptir.

19. yüzyılın sonunda Montmartre, Paris’deki sanatsal yaşamın merkezi haline geldi ve Toulouse Lautrec(Au Moulin Rouge – 1891), Renoir (Bal du Moulin de la Galette – 1876) ve Picasso (Les Demoiselles d’Avignon – 1907) gibi sanatçıları kendisine çekti. Kübizmin doğduğu yer kabul edilen ünlü Bateau Lavoir(1907) gibi sanatçı atölyeleri ortaya çıktı ve gözde hale geldi.

Musée du Montparnasse

Montparnasse Müzesi ilk kez 1952‘de fotoğrafçı Marc Veux tarafından, eskiden Marcel Gromaire veDespierre tarafından idare edilen Ressam Akademisi’nin (Academy of Painting) yer aldığı pasajın sonunda yer alan alanda yaratıldı. Bölgedeki tüm sanatçılarla dostluk ilişkileri bulunan Veux, onlara ait yaklaşık 250.000 fotoğraftan oluşturduğu koleksiyonu, bu küçük müzede sergilemişti. Veux’un 1971yılındaki ölümününün ardındansa koleksiyon dağıldı.

Mayıs 1998‘de ise Roger Pic ve Jean-Marie Drot birlikte “Chemin du Montparnasse“yi kurdular. Zamanla kültürel aktivitelerin yapıldığı bir merkeze dönüşen bu yer “Montparnasse Müzesi” (Musée du Montparnasse) adını aldı. Pic’in Aralık 2001‘deki ölümünün ardında da Jean Digne’nin başkanlığında müze hizmetlerine devam etti.

Musée Rodin

Fransız heykeltraş Auguste Rodin‘in eserlerinin sergilendiği müze 1919‘da Paris’de açılmıştır. 1908‘den itibaren Paris’te Hotel Biron‘da yaşamaya başlayan Rodin, binanın müzeye dönüştürülmesi karşılığında tüm eserlerini Fransa Hükümetine bağışlamıştır. Bağışlanan eserler arasında Vincent van Gogh vePierre-Auguste Renoir‘a ait resimler de bulunmaktadır.

Institut du Monde Arabe

Aralık 1987’de Sen Nehri kıyısında Jean Nouvel and Architecture Studio tarafından kurulan Institut du Monde Arabe (IMA), Arap ve İslam medeniyetlerinin köklerinden günümüze kadar ulaşan ve gelişen sanatlarına adanmıştır. Müze içinde, Arap medeniyetilerini bazen bütün olarak ortaya koyan; bazen de sanatlarını, tarihlerini, geleneklerini ya da günlük yaşamlarını, özel açılardan inceleyen sergiler sunulmaktadır.

IMA; Louvre Müzesi (The Louvre), Dekoratif Sanatlar Müzesi (Decorative Arts Museum) ve Afrika ve Okyanusya Sanat Müzesi (Museum of Arts of Africa and Oceania) gibi Fransa’nın ulusal müzelerinden eserlere ve özel koleksiyonlardan parçalara ev sahipliği yapmaktadır. Ayrıca Arap ülkeleri de kendi koleksiyonlarını, uzun dönemler için IMA’ya ödünç vererek bu amaca destek olmaktadır. Bahsedilen koleksiyonlar, bu ülkelerdeki arkeolojik kazılarda elde edilmiş eserlerden ve tarihi araştırmalardan ortaya çıkarak hazırlanmış illüstrasyonlardan oluşmaktadır.

Paris Metrosu

Paris‘in sembollerinden biri haline gelen Paris Metrosu, öncelikle şehir merkezinde yeralan istasyonları ve Art Nouveau‘dan etkilenerek inşa edilmiş mimari yapısıyla dikkatleri üzerine çeker. Toplamda 211 km uzunluğundaki bu hızlı aktarma sistemi, 16 hatlıdır. Hatlar 1’den 14’e kadar numaralandırılmıştır ve iki tane de 3bis ile 7bis adı verilmiş küçük hat mevcuttur. Bunlar önceleri 3. ve 7. hatların birer kollarıyken daha sonra bağımsız birer hatta dönüşmüşlerdir. Mimar Hector Guimard tarafından tasarlanan istasyon girişlerinin 86’sı, orijinal hallerini günümüzde de korumaktadır.
1845 Yılında, Paris, şehir yönetimi ve demiryolu şirketleri, şehir içi bir demiryolu ağı kurmayı planlıyorlardı. Bu dönemde ortaya atılan iki farklı görüş, çeşitli tartışmalara ve bunun sonucunda da gecikmelere neden oldu. Demiryolu şirketlerinin kabul ettiği görüş, Londra‘nın da uygulamasını yaptığı şekilde, varolan şehir hatlarına yeni yapılacak yeraltı şebekesinin eklenmesiydi. Şehir yönetiminin görüşü ise tam tersi olarak varolan hatla hiçbir bağlantısı olmayan, tamamen yeni ve bağımsız bir şebeke kurmaktı. İki taraf arasında 1856‘dan1890‘a kadar süren bu anlaşmazlık, şebekenin yapımını engelledi.

Bu süre içerisinde Paris şehrinde hızla artan nüfus ve meydana çıkan trafik problemi, şebekenin inşa edilmemesi durumunda bu sorunların altından kalkılamayacağı gerçeğini ortaya koydu ve nihayetinde 1986‘da yapım çalışmalarına başladı.

Paris Metrosu’nun başlangıç hattı 1900 yılında, Dünya Fuarı Evrensel Sergisi sırasında törenle açıldı. Sistem, 1. Dünya Savaşı‘nın patlak vermesine kadar çok çabuk genişledi ve metro ağının çekirdeği, 1920‘de tamamlandı. Şehir merkezi sınırlarından dışarı, komşu banliyölere giden ilk uzantıların yapımı ise 1930‘larda tamamlandı. Ayrıca Hat 11 de bu dönemde tamamlandı. Otomobil çağı (19501970 yılları arası) sırasındaki duraklamadan sonra ise diğer birçok banliyö de uzantılarla hatlara dahil edildi.

Teknik kararlar, orjinal ağın dizaynına, istasyonlar arasındaki mesafelere, az sayıda yolcu profilli trenlere ve uzantıları belirleyen limitlere göre alındı. İlave taşıma kapasiteleri, ve büyüyen tranway ağı, 1960’lardan itibaren oluşturulanRegional Express Network (RER) ağıyla desteklendi. Bununla beraber 20. yüzyılın sonunda Paris Metrosu, RER ağına ait Hat A’nın yükünü hafifletmek amacıyla tam otomatik olan Hat 14’ün açılışını yaptı. Hat 14, 70 yıl aradan sonra RER değil de Metro tarafından açılan ilk hat oldu. Sürücüsü olmayan bu hattaki trenlerde, intihar girişimlerini engellemek amacıyla özel pencereler kullanıldı.

Metro ağı, geçmişte ve günümüzde bazı kazalara da sahne olmuştur. 10 Ağustos 1903‘de çıkan yangında 84 kişi hayatını kaybederken, alınan önlemlerle uzun süre bu tür bir facia yaşanmamıştır. 30 Ağustos 2000‘de hızdan ve kontrolün kaybolmasından kaynaklanan bir problem nedeniyle,Notre-Dame-de-Lorette İstasyonu‘nda 24 kişi hafifçe yaralanmıştır. Son olarak ise 6 Ağustos 2005‘de ise Simplon İstasyonu‘ndaki bir trende kısa devre sonucu meydana çıkan yangında, 19 kişi yaralanmıştır.

Paris Metropolitan Railway Company (CMP) adındaki, bu ulaşım ağının büyük kısmını işleten şirket, kısaca Métropolitain olarak bilinmektedir. İlk birkaç yıl içinde bu isim Metro olarak kısaltılmıştır. Günümüzde ise işletmesini, RER ağının bir kısmını, ayrıca Paris’deki ve çevre banliyöler arasındaki otobüs ve tranvay hatlarını da işleten “Régie autonome des transports parisiens” adında kamuya ait bir taşımacılık şirketi üstlenmiştir.

Bugün Paris Metrosu günde ortalama 4,5 milyon yolcuyu taşımaktadır ve 62’si başka hatlara bağlantı sağlayan, 297 adet istasyonla hizmet vermektedir.

Trenler, ağa bağlı her istasyonda yılın her günü sabah 05:00 ile gece 01:00 arasında hizmet verirler.Aralık 2006‘dan itibaren ise cumartesi geceleri ve tatil öncesi gecelerde, saat 02:15’e kadar hizmet vermeye başlamışlardır. 2007 Aralığından itibaren cuma geceleri de istasyonların 02:15’e dek açık kalması planlanmaktadır.

Yeni Yıl, the Fête de la Musique (Müzik Günü) ya da Nuit Blanche (Beyaz Gece) gibi özel günlerde ise şebeke kısmi olarak tüm gece açıktır. Bu durum sadece ana istasyonlara ve hatlara (1,2,4,6), RER hatlarındaki bazı istasyonlara ve otomatik hatta (14) ait tüm istasyonlara özeldir.

Standart geçiş için kullanılan tek bilete “t” (ticket) adı verilir. Bu bilet, tüm Metro’da ve RER’in 1. bölgesinde 2 saat boyunca geçerlidir. Tek parça olarak (1.40 Avro) satın alınabildiği gibi 10’u bir arada olan şekliyle de (10.90 Avro) alınabilmektedir. Limitsiz olarak kullanılabilen paso çeşitleri de vardır. Haftalık ve aylık olarak bulunabilen pasoya “Carte Orange”, günlük olanına ise “Mobilis” denmektedir. Yıllık olanının (İntegrale) yanı sıra, bir de Paris’e gelen ziyaretçilerin sıklıkla kullandığı 2-3 ya da 5 günlük pasolar mevcuttur ki bunlara da “Paris Visite” denmektedir.

2001 yılından itibaren, kademeli olarak bir gün tamamen carte orange’ın yerini alacak olan “Navigo Pass” hizmete girmiştir. Bunlar aylık ve ya haftalık olarak yeniden doldurulabilen kişiye özel biletlerdir. Diğerlerinden farklı olarak manyetik yapılı olmayan bu biletler RFID alt yapılı ve temas gerektirmeyen akıllı kartlardır.

Normal biletlerle ve ya pasolarla Metro girişlerine giren yolcular turnikeye girmeden önce biletlerini makinaya sokarlar ve geçtikten sonra da makinadan çıkan bileti alırlar. Yolculuk boyunca yanlarında taşımaları gereken bu bilet istendiğinde görevlilere gösterilmelidir. Navigo Pass kullanımında ise kartın turnikedeki sensore yaklaştırılması yeterlidir hatta yeterince yaklaştırıldığında makinanın okuması için cüzdandan çıkartılmasına bile gerek kalmamaktadır

Paris’te Mutlaka Görmeniz Gereken 10 Yer” yazısını linkten inceleyebilirsiniz.

Paris’te bir Türk Firmasını Anlatmadan Geçemeyeceğim. Paris Dolmuşu

Paris Dolmuşu, Charles de Gaulle (CDG) ve Orly havaalanlarından adresinize veya Disneyland’e güvenli ve ekonomik bir şekilde ulaşmanızı sağlayan, dolmuş mantığına dayalı ortak kullanıma açık veya özel transfer servisi sunan, konforlu araçlarla sağlanan bir taşıma hizmetidir. Uçaktan indiğiniz anda sizi zahmetli ve yorucu ulaşım derdinden kurtarıp, ilk dakikadan tatilinize ve iş seyahatinize yoğunlaşma keyfini sunar.

Rezervasyonunuzu seyahatinizden önce, uçak biletinizi aldığınız esnada yapabilir, böylece havaalanına iner inmez herhangi bir karmaşa yaşamadan sizi bekleyen araca binerek adresinize ulaşabilirsiniz. Taksi veya otobüs sırası beklemeden, elinizde bavullarla şehrin bilmediğiniz bir yerine değil, adresinize güvenle ulaşırsını

Gokhan ERDOGAN tarafından yazılmıştır

Çok Gezen Çok Tozan, Az Biraz Deli, Biraz da Yazan Çizen, Ucundan Web Tasarımcısı, Çılgın bi Proje Canavarı, Aa Unutmadan Az Buçuk da Fotoğrafçı.

2035 posts

1 Yorum

Bir yanıt bırak
  1. Institut du Monde Arabe müze değil arkadaşlar gittiğimde Osiris vardı islam medeniyetine ait hiç bir eser yoktu tamemen mısır medeniyeti vardı boşuna gitmiş gibi oldum. Expozisyon tarzı bir yapıymış yani sürekli her yıl farklı bir konu üzerinde sergi,sunum yapılmaktaymış Institut du Monde Arabe’da bildireyim arkadaşlar

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir