Paylaş, , Google Plus, Pinterest,

Yazdır

Yayınlanan:

İstanbul Gezi Rehberi ve Görülecek Yerler

İstanbul… Büyüleyici… Baş döndürücü… Göz kamaştırıcı…Üç büyük medeniyete başkentlik yapmış… Çok kolay aşık olacağınız ve çok zor ayrılacağınız bir şehir… 

Napolyon, “Dünya tek bir devlet olsa idi başkenti İstanbul olurdu”

İstanbul, yerleşim tarihi 300 bin, kentsel tarihi yaklaşık 3 bin, başkentlik tarihi 1600 yıla kadar uzanan Avrupa ile Asya kıtalarının kesiştiği noktada bulunan bir dünya kentidir. Şehir çağlar boyunca farklı uygarlık ve kültürlere ev sahipliği yapmış, yüzyıllar boyu çeşitli din, dil ve ırktan insanların bir arada yaşadığı kozmopolit ve metropolit yapısını korumuş ve tarihsel süreçte eşsiz bir mozaik halini almıştır. Uzun zaman dilimleri boyunca her alanda merkez olmayı ve iktidarda kalmayı başaran dünyadaki ender yerleşim yerlerinden biri olan İstanbul geçmişten günümüze bir dünya başkentidir.

(C) Keith Thompson 2009

İstanbul’un tarihi ana hatlarıyla beş büyük döneme ayrılabilir:  Tarih öncesi dönem, Byzantion dönemi, Konstantinopolis dönemi, Konstantiniyye dönemi ve İstanbul dönemi.

İstanbul 4. yüzyıldan 20. yüzyıla kadar on altı yüzyıl boyunca dünyanın en büyük ve en önemli metropolleri arasında yer almıştır. Avrupa, Asya ve Afrika kıtalarının kesiştiği geniş bir bölgenin tartışmasız tek hakimi olmuş ve bu süreçte dünya tarihini önemli derecede etkilemeyi başarmıştır.

İstanbul kesintisiz bin altı yüz yıl boyunca, 330’dan 1922’ye kadar olan dönemde; Roma İmparatorluğu (330-395), Bizans İmparatorluğu (395-1204, 1261-1453), Latin İmparatorluğu (1204-1261) ve Osmanlı İmparatorluğu (1453-1922) olmak üzere dört farklı imparatorluğa başkentlik yapmıştır. Bu imparatorluklardan üçü var oldukları dönemde dünyanın en büyük güç ve iktidar sahibi devletleri olarak tarihe geçmiştir. Hepsinin İstanbul’dan yönetildiği düşünüldüğünde şehrin tarihsel önemi ve değeri anlaşılabilir.

 Lamartine, “Dünyaya son kere bakacaksın deseler bu bakışı İstanbul’un Çamlıca’sından isterdim.”

1923’te Ankara’nın başkent olmasıyla köklü başkentlik özelliğini yitiren İstanbul, 4. yüzyıldan 18. yüzyıla kadar on dört yüzyıl boyunca koruduğu her alanda etkin bir ‘dünya kenti’ olma özelliğini Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşundan sonra cumhuriyet tarihiyle birlikte tekrar kazanmaya başlamış, günümüzde Orta Doğu ve Avrupa’nın en önemli merkezleri arasında yerini almıştır.

Bir tarih ve kültür beşiği olan İstanbul’un en çok ziyaret edilen yerleri arasında Atatürk’ün hayata gözlerini yumduğu Dolmabahçe Sarayı, dünyada günümüze ulaşan en eski ve en geniş saraylardan olan Topkapı Sarayı, şehre panoramik bir seyir keyfi yaşatan Galata Kulesi, İstanbul’un en önemli meydanlarından Taksim, Sultanahmet, Beyazıd ve Özgürlük meydanları, bünyesinde çok sayıda tarihi çarşıyı barındıran İstanbul’un en popüler turistik çarşısı Kapalıçarşı, Sahaflar Çarşısı, Sultanahmed Camii, Kız Kulesi, Yerebatan Sarnıcı, Gülhane Parkı, Çemberlitaş Hamamı, Türk ve İslam Eserleri Müzesi ve İstanbul Surları gelir.

Tarihi çarşıların dışında şehir Akmerkez, Cevahir, Kanyon, İstinye Park ve Metrocity gibi modern alışveriş merkezlerine de sahiptir. Kent, gece hayatıyla da dünya çapındaki popülerliğini korumaktadır. Boğaz hattı boyunca sıralanan gece kulüpleri gerek eğlence gerek yeme içme mekanlarıyla eğlence turizmine güçlü bir alternatif oluşturmaktadır. Bunlardan Reina, Sortie ve Anjeligue en önemlileridir. Su kirliliği sebebi ile geleneksel plajların neredeyse bitmeye yüz tuttuğu İstanbul’da Sarıyer, Boğaz, Küçükçekmece, Bakırköy, Kilyos, Şile, Silivri, Adalar ve Tuzla bölgelerindeki plajlardan denize girilmektedir.

Eğer İstanbul’a ilk kez geliyorsanız aşağıda yazdığımız yerleri görmeden İstanbul’u terk etmeyin.

İstanbul Adalar

Büyükada, Heybeliada, Burgazada, Kınalıada… İstanbul’un en güzel mekanları diyebiliriz. Özellikle ilkbahar ve yaz aylarında Adalar gezisi mükemmel olur.

Adalar içerisinde faytonla, atlarla, eşeklerle ve kiralaık bisikletlerle ulaşım yapabiliyorsunuz. Adalar’da fastfood, et ve balık restaurantlarının sayısı çok fazladır. Adalar’ın belki de en büyük özelliği kelimelerle anlatılamayacak yalı ve villalarıdır. Yalıların mimarisi ve bahçe peyzajları görülmeye değerdir.

Adalar’da piknik yapabileceğiniz özel mesire alanları bulunmaktadır. Büyükada’nın en üst seviyesinde bulunan Aya Yorgi Kilisesi’nden izlenebilen İstanbul manzarası doyumsuzdur. Büyükada’ya gidip de o tepeye çıkmada dönmeyiniz. Yürüyerek yorucu bir yolculuktur ama manzarayı gördüğünüzde tüm yorgunluğunuz geçecektir. Büyükada’daki tepede fotoğraf çekmek için özel bir alan bulunmaktadır.

Yaz aylarında adalarda denize giren bir çok kişiye göreceksiniz. Adalar’da yüzmek için 10′a yakın özel plajlar bulunmaktadır.

Adalar’a ulaşım vapur ve deniz otobüsleri ile yapılmaktadır. Deniz yolculuğuyla adalara ulaşmanın en kısa yolu Bostancı’dandır. Sirkeci’den de uzun ve zevkli bir vapur yolculuğu yaparak adalara gidebilirsiniz. Vapur saatleri hakkında detaylı bilgiyi www.ido.com.tr sitesinden kolaylıkla edinebilirsiniz. Özellikle yaz tarifesi ve kış tarifesi farkına dikkat etmenizi öneriyoruz çünkü sefer saatlerinde ciddi değişiklikler oluyor.

 Pierre Loti, “Ah İstanbul! Beni büyüleyen isimlerden en çok büyüleyeni yine sensin.”

Taksim Meydanı – İstiklal Caddesi

İstanbul’a gelip de Taksim İstiklal Caddesi’ni görmeden bu şehirden ayrılmayınız. Bir çok İstanbul kent rehberinde İstaiklal Caddesi’ndeki restaurant, cafe, gece kulüpleri vb… eğlence yerlerinin isimleri sıksık geçmektedir.

Taksim Meydanı ve çevresi aynı zamanda kültür, eğlence ve büyük bir alışveriş merkezidir. Çok sayıda mağaza, sinema ve tiyatro salonu, sanat atölyesi, sergi salonu, bar, disko, kafe barındırır.

Özellikle haftasonları Taksim’de 24 saat hareket vardır; Meydanın girişinde bulunan büfelerin (bazıları haftaiçi de dahil olmak üzere) çoğu haftasonu gün boyu açıktır. Sabah saatlerine kadar gece kulüpleri kapanmaz. Taksim’de Atatürk Kültür Merkezi’ni, Gatasaray Lisesi’ni, Çicek Pasajı’nı, Emek Sineması’nı ve daha bir çok önemli mekanları görebilirsiniz.

İstiklal Caddesi’nde gezerken ünlü Taksim Çikolatasının da tadına bakmaya unutmayın.

Taksim, İstanbul’un merkezi noktalarından biri olduğu için neredeyse her noktadan kalkan otobüslerle rahatlıkla İstiklal Caddesi’ne ulaşabilirsiniz. Ayrıca, Taksim Meydan’daki taksiler ile günün her saati ulaşım sağlanabilir.

Pierre Loti Tepesi

İstanbul’un manzarasıyla ünlü bir diğer turistik mekanlarından diğeri de Pierre Loti tepesidir. Pierre Loti Tepesi, İstanbul’un Eyüp ilçesinde Haliç’e nazır bir tepedir.

Pierre Loti tepesinden Haliç’i, Galata kulesini, Galata Köprüsü’nü, Ayasofya’yı ve Sultanahmet Cami’sini rahatlıkla görebilirsiniz. Mezarlığın girişinde bulunan teleferik yardımıyla Pierre Loti tepesine çıkabileceğiniz gibi mezarlığın içerisinde yer alan patika yoldan da yürüyerek çıkabilmeniz mümkündür. Teleferikle yukarı çıkarken İstanbul’u bir de teleferikten görme fırsatını yakalayabilirsiniz.

Pierre Loti tepesinde bulunan kafede da hem karnınızı doyurabilir hem de eşsiz manazarayı sevdiklerinizle izleyebilirsiniz.

Petrus Gyllius, “Diğer bütün kentler ölümlüdür, ama sanırım İstanbul, insanlar var oldukça yaşayacaktır. “

Topkapı Sarayı

15-19 uncu yüzyıllar arasında Osmanlı İmparatorluğu’nun merkezinde bulunan Topkapı Sarayı, labirentleriyle,  Boğaz, Haliç ve Marmara Denizi’nin sularının karıştığı noktada, bir kara parçası üzerinde yer almaktadır. Yeni sarayın (Topkapı Sarayı’nın) yapımına 1466′dan sonra başlanmış ve Fatih ölmeden birkaç sene önce 1478′de tamamlanmıştır. Bu saray diğer Avrupa Sarayları gibi tek bir binada olmayıp çeşitli köşk ve dairelerden oluşmuştur. İlk olarak yapılan Çinili Köşk Sırça Saray’dır ve 1472′de bitmiştir. Orta Asya mimarisi karakterinde ve iki katlı köşk 1875′te Arkeoloji, 1908 senesinde de Türk İslam Eserleri Müzesi olmuştur. 1953′te ise Fatih Eserleri Müzesi olarak açılmıştır. Çinili Köşkü, Kubbealtı Arzodası, “Hasoda, Hazine, Kiler ve Seferliler gibi koğuşlar, mutfakların bir kısmı, hastalar odası, hamam şimdi kütüphane olan Ağalar Cami, ahır ve diğer binaların yapımı izlemiş ve son olarak da yapı 1478′de Saray surlarının ve Bab-ı Humayun denen Sultanahmet yönündeki asıl kapının inşaatı ile tamamlanmıştır. Fatih devrinde ortalama 750 kişi olan saray halkı gittikçe artmış ve XIX. yüzyılda normal günlerde 5000, bayram günleri gibi fevkalade zamanlarda ise 10.000′i bulmuştur. Bu sebeple bu saraya zamanla yeni yeni ilaveler yapılmıştır.

Topkapı Sarayı Harem kısmı III. Sultan Murat devrinde 1574 – 1595 yıllarında yapılmış ve ondan sonra Beyazıt’daki harem halkı buraya nakledilmiştir. XIX. yüzyıl başlarında harem halkı 474 kişi idi. Harem’e girerken Kızlar Ağası Dairesi ve onun üst katında da küçük şehzadelerle Sultanlar için Şehzadeler Mektebi vardı. Sarayda zamanla Enderun Mektebi, Hekimbaşı Odası, Enderun Eczanesi, iç avlulardaki köşklerle Sarayburnu sahillerinde yazlık köşkler yapılmış, mutfaklar, ahırlar genişletilmiş, yeni yeni cami ve kütüphaneler ilave edilmiştir.

Dolmabahçe Sarayı

19. yüzyılda Sultan I. Abdülmecit tarafından yaptırılan Dolmabahçe Sarayı’nın cephesi Boğaz’ın Avrupa kıyısında 600 m boyunca uzanmaktadır. Dolmabahçe Sarayı, Avrupa sanatı üsluplarının bir karışımı olarak 1843-1856 yılları arasında inşa edilmiştir. Sultan Abdülmecit’in mimarı Karabet Balyanın eseridir. Osmanlı Sultanlarının her devirde birçok sarayı bulunurdu. Ancak esas saray Topkapı, Dolmabahçe Saraylarının tamamlanmasından sonra terk edilmiştir.

Dolmabahçe Sarayı üç katlı, simetrik planlıdır. 285 odası ve 43 salonu vardır. Denizden 600 metrelik bir rıhtımı, kara tarafında ise birisi çok süslü iki abidevi kapısı vardır. Bakımlı ve güzel bir bahçenin çevrelediği bu sahil sarayının ortasında, diğer bölümlerden daha yüksek olan tören ve balo salonu yer alır. Büyük, 56 sütunlu kabul salonu 750 ışıkla aydınlanan 4.5 tonluk muazzam kristal avizesi ile ziyaretçileri hayrete düşürür. Sarayın giriş tarafı Sultanın kabul ve görüşmeleri, tören salonunun diğer tarafındaki kanat ise harem bölümü olarak kullanılmıştır. İç dekorasyonu, mobilyaları, ipek halı ve perdeleri ve diğer tüm eşyası eksiksiz olarak, orijinaldeki gibi günümüze gelmiştir. Dolmabahçe Sarayı mevcut hiç bir sarayda bulunmayan bir zenginlik ve ihtişama sahiptir. Duvar ve tavanlar devrin Avrupalı sanatkarlarının resimleri ve tonlarca ağırlığında altın süslemeleri ile dekore edilmiştir. Önemli oda ve salonlarda her şey aynı renk tona sahiptir. Bütün zeminler birbirinden farklı, çok süslü ahşap parke ile kaplıdır. Meşhur Hereke ipek ve yün halılar, Türk sanatının en güzel eserleri, birçok yerde serilidir. Avrupa ve Uzak doğunun ender dekoratif el işi eserleri sarayın her yerini süsler. Pırıl pırıl kristal avize, şamdan ve şömineler sarayın pek çok odasında güzelliklerini sergiler. Dünyadaki saraylar içerisinde en büyük balo salonu buradakidir. 36 m. yüksekliğindeki kubbesinden ağırlığı 4.5 ton olan devasa kristal avize asılı durur. Önemli siyasi toplantılarda, tebrik ve balolarda kullanılan bu salon, önceleri alttaki, fırına benzer bir düzen ile ısıtılırdı. Saraya kalorifer ve elektrik sistemi daha sonraları eklenmiştir. Altı hamamdan Selamlık bölümündeki, eşi olmayan, güzel oymalı alabaster mermerleri ile dekorludur. Büyük salonun üst galerileri orkestra ve diplomatlar için ayrılmıştır.

Uzun koridorlar geçilerek varılan harem bölümünde, sultan yatak odaları ve sultanın annesinin bölümü ile diğer kadın ve hizmetkarlar bölümleri bulunmaktadır. Sarayın kuzey eklenti bölümü şehzadelere tahsis edilmiştir. Girişi Beşiktaş semtinde olan yapı Resim ve Heykel Müzesi olarak hizmet vermektedir. Cumhuriyet döneminde, Atatürk’ün İstanbul ziyaretlerinde ikametgah olarak kullanıldığı sarayda en önemli olay, 1938′de Atatürk’ün ölümüdür. (Pazartesi ve Perşembe hariç her gün açıktır.)

Çırağan Sarayı

Haliç ve Boğaziçi’nin en güzel yerleri sultanlar ve önemli kişilere saray ve köşkleri için tahsis edilmişti. Zaman içinde bunların bir çoğu yok olmuştur. Büyük bir saray olan Çırağan 1910 yılında yanmıştır. Önceki bir ahşap sarayın yerinde 1871 yılında Sultan Abdülaziz tarafından Saray Mimar Serkis Balyan’a yaptırılmıştı. Dört yılda dört milyon altına mal olan yapının ara bölme ve tavanı ahşap, duvarlarda mermer kaplıydı. Taş işçiliğinin üstün örnekleri sütunları, zengin döşenmiş mekanlar tamamlardı. Odalar nadide halılarla, mobilyalar altın yaldızlar ve sedef kalem işleri ile süslüydü. Boğaziçi’nin diğer sarayları gibi Çırağan da birçok önemli toplantıya mekan olmuştu. Renkli mermerle süslenmiş cepheleri, abidevi kapıları vardı ve arka sırtlardaki Yıldız Sarayına bir köprü ile bağlanmıştı. Cadde tarafı yüksek duvarlar ile çevriliydi. Yıllar boyu harabe halinde duran kalıntı büyük tamirler sonunda yeniden ihya olmuş, yanına ilave edilen eklentiler ile 5 yıldızlı, güzel bir otele dönüştürülmüştür.

Max Müller, “İstanbul, insana hayat, yaşama sevinci, neş’e ve güzellik duygusu veren emsalsiz bir şehir.”

Beylerbeyi Sarayı

Boğaziçi Köprüsü Asya kulesinin dikili olduğu Beylerbeyi, Bizans’tan beri saraylara tahsis edilmiş güzel bir semttir. Beylerbeyi Sarayı 1861-1865 yıllarında, eski ahşap bir sahil sarayının yerinde Sultan Abdülmecit tarafından yaptırılmıştır. Cephe ve iç dekorasyonda Doğu ve Türk motifleri, Batı süs öğeleri ile birlikte kullanılmıştır. Dolmabahçe Sarayı’nın havasını taşıyan üç katlı yapı, harem ve selamlık bölümlerini oluşturan 26 oda ve altı salondan ibarettir. Bu küçük sarayın içi her biri küçük çapta bir servet olan Bohemya avizeleri, Yıldız imalatı çiniler ve seramik vazolarla süslenmiştir. Yaldızlı mobilyaları ile nefis halıları buraya ayrı bir güzellik vermektedir. Otantik mobilyalar, halılar, perdeler ve diğer eşyalar olduğu gibi korunmuşlardır.

Denize bakan cephe süsleri, bakımlı bahçe ve orta bölümdeki havuzlu salon ile spiral merdivenler dikkat çeken yerlerdir. Arka yamaçta bir büyük havuz, teraslar ve türünün güzel örneği at ahırları yer almıştır. 1970′li yıllara kadar kullanılan eski yol bir tünel saray bahçesinin altından geçerdi. Sahilde iki küçük seyir köşkü bulunan sarayda devlet misafirleri de ağırlanırdı. (Pazartesi ve Perşembe hariç her gün açıktır.)

Yıldız Sarayı

Boğaziçi’ne hakim tepeler ve vadileri kaplayan geniş alan üzerine serpiştirilmiş, yüksek duvarların çevrelediği avlular içerisinde köşkler, bahçeler kompleksidir. İstanbul’un bu ikinci büyük sarayı günümüzde değişik hizmetlere ayrılmış, bölünmüş durumu ile gelmiştir. Yıldız Sarayı, III.Selim’in annesi Mihrişah Sultan tarafından ilk yaptırılan bir köşkler bütünüdür. II.Mahmut Yıldız adını verdiği ikinci bir köşk yaptırmış, bu isim daha sonra Abdülmecit, Abdülaziz ve Abdülhamit’in hükümdarlığında yaptırılan bütün gruba geçmiştir. Sultan Abdülaziz zamanında köşkler çoğalmaya başlamış, Malta, Çit, Çadır, Şale Köşkleri yapılmış, koru usta bahçıvanların elinde bakir görünüşüne dokunulmadan düzenlenmiştir. Sultan Abdülhamit, burada 32 yıl yaşamış, 33 yıllık saltanatında, şehir içinde şehir gibi olan bu korunaklı sarayı resmi daire ve haremi olarak kullanmıştır. Yönetim Kısımları’na ek olarak Yıldız Sarayı’nda birçok bölüm ve bir de cami bulunmaktadır. 19 uncu yüzyılın sonunda, II. Abdülhamit zamanında tamamlanmıştır. Yapıların en büyük ve zarifi Şale, sultanların nasıl bir lüks içinde yaşayıp eğlendiklerini göstermektedir. Dünyanın her yöresinden getirilen çiçekler, ağaçlar ve bodur bitkilerle bezeli büyük saray parkından Boğaz’ın panoramik görüntüsü çok güzeldir. Restorasyon çalışmaları nedeniyle sadece Şale ve park halka açıktır. (Pazartesi ve Perşembe hariç her gün açıktır. )

Kız Kulesi

İstanbul’un sembolü olan Kız Kulesi, Boğaz girişindeki kayalık üzerine kurulmuş küçük, şirin bir kuledir. Tarih içinde gözetleme kulesi, deniz feneri olarak kullanılan kule günümüzde turizme tahsis edilmiştir. Batı kaynakları burayı sevgilisi Hera’ya kavuşmak için yüzerken boğulan Leandros’un kulesi olarak tanıtır. Bir diğer hikayeye göre de burası, kızının yılan tarafından sokulacağını rüyalarında gören İmparatorun, emniyette olması için genç kızı yerleştirdiği kule idi. Meyve sepeti içinde gelen yılan trajediye sebep olur.

Galata Kulesi

Bizanslıların Cenevizliler aleyhine hareketlerine karşılık, Cenevizliler tarafından yapılmıştır. Bölgeyi her türlü saldırıdan korumak için de bu kuleyi yaptırmışlardı. Kulede büyük sahanlığa kadar duvar içinde dönerek çıkan bir taş merdiven vardır. Son yıllarda 1967′de restore edilmiş, içine asansör konmuş, diğer katlarına da lokanta yapılmıştır.

Beyazıt Kulesi

Bugünkü İstanbul Üniversitesi merkez binasının bulunduğu yerdeki yapı (eski saray), II. Mahmut devrinde Milli Savunma Bakanlığı (Seraskerlik) olarak kullanılmıştır. Seraskerliğin avlusundaki ahşap kule, yangın gözcüleri için uzun süre varlığını sürdürmüştür. II. Mahmut, daha güzelini yaptırtmak için bu kuleyi yıktırmıştır ve kitabesine göre, onun emri ile, 1828 yılında Serasker Hüseyin Paşa tarafından o devrin mimari özelliklerini yansıtan, kagir bir kule yapılmıştır. 50 m yüksekliğindeki bu abide, belirgin kütlesiyle, kente karakteristik bir çizgi kazandırmaktadır. Ahşap bir merdivenle çıkılan yukarıdaki sahanlık, şehrin büyük bir kısmını kuşbakışı seyretme olanağı sağlar.

Hisarlar

Üçgeni andıran eski İstanbul yarımadasının etrafı 5. yüzyılda Roma döneminde yapılan, 22 km.yi bulan surlarla çevrilidir. Byzantion şehir sitesi, kurulmasından itibaren batı yönüne doğru genişleyerek 4 defa yeni surlarla çevrilmiştir. Marmara Denizi ve Haliç kıyıları da tek sıra fakat güçlü surlarla çevrili idi. Şehrin akropolisini çevreleyen surlardan, 3. yüzyılda yapılmış İmparator Septimus Severus ve 320′de Büyük Konstantin’in yaptırdığı 3. sur tamamen yıkılmıştır. Kara surları deniz kıyısından başlayarak tepeleri ve vadileri geçerek Haliç surlarına iner.

Yedikule

Bu surlardaki en görkemli kapı, Marmara Denizi’ne yakın olan “Altın Kapı” idi. Bu İmparator merasim kapısı, iki mermer kule arasında zafer takı gibi yerleştirilmişti. Zaferden dönen ordular, İmparator ve erkanı şehre bu kapıdan girerdi. Burayı çevreleyen Türk devri eseri 5 kule ilavesi ile 7 kule, bir iç kale haline sokulmuştu. Zaman içerisinde hazine, depo ve elçi hapishanesi olarak kullanılmış iken, günümüzde enteresan girişi ve “Altın Kapı” kuleleri ile şehrin bir diğer müzesidir. Yaz aylarında çeşitli etkinlikler ve konserler yapılmaktadır.

Anadolu Hisarı

Karadeniz’in tek çıkışı Boğaziçi’nin Asya kısmında yer alan hisar, 1390′lı yıllarında Sultan Beyazıt tarafından yaptırılmıştır. Karşı kıyıdaki Rumelihisarı ile birlikte Boğaziçi transit geçişinin tam kontrol altında tutulması sağlayan bu küçük kale, burçlarına yaslanan eski ahşap evler ve civarı ile pitoresk bir manzara oluşturur.

Rumeli Hisarı

İstanbul Boğazı’nın Rumeli yakasındadır. Bizans’a kuzeyden yardım gelmesini önlemek amacıyla Fatih Sultan Mehmet tarafından 1452 yılında yaptırılmıştır. Üç büyük kule yapımını üstlenen Çandarlılı Kara Halil, Saruca ve Zaganos Paşaların adlarıyla anılır.

İspanyol Gezgin Pedro, “Yeryüzünde İstanbul kadar uygun bir yere kurulmuş bir şehir yoktur.”

Köşkler, Kasırlar

Küçüksu Kasrı

Yazlık olarak kullanılan saray, 19 uncu yüzyılın ortasında I. Abdülmecit tarafından yaptırılmıştır. (Pazartesi ve Perşembe hariç her gün açıktır.)

Aynalı Kavak Yazlık Köşkü

Aynalı Kavak Yazlık Köşkü 18 inci yüzyılda yapılmış ve daha sonra çeşitli sultanlar tarafından restore ettirilmiştir. 1718′de takılan, bir kısmı Venediklilerden hediye aynaları nedeniyle bu ismi aldığı sanılmaktadır. Haliç üzerindeki saray, geleneksel Türk mimarisinin en güzel örneklerinden biridir. (Pazartesi ve Perşembe hariç her gün açıktır.)

Ihlamur Köşkü

19 uncu yüzyıl yaptırılan Ihlamur Köşkü ismini bahçesinde yetişen ıhlamur ağaçlarından almıştır. Şimdilerde İstanbul’un ortasında yer alan bu köşk eskiden şehrin dışındaydı.

Merasim Köşkü resmi törenler için kullanılmaktayken, Maiyet Köşkü sultanın maiyetini, bazı hallerde de saraydan gezinti için ayrıldıklarında haremini barındırmıştır. (Pazartesi ve Perşembe hariç her gün açıktır.)

Maslak Köşkü

Sultan Abdülaziz tarafından av evi olarak tasarlanan Maslak Köşkü, 19 uncu yüzyıl Osmanlı süsleme sanatının kayda değer en güzel örneklerini taşımaktadır.(Pazartesi ve Perşembe hariç her gün açıktır.

Hipodrom

Günümüze çok az kalıntıları ulaşan Roma devri önemli yapıları ve abideleri, Hipodrom çevresinde inşa edilmiştir. “Büyük Saray” diye bilinen İmparatorluk Sarayı Hipodromun yanında başlar, aşağılara, deniz kenarına kadar uzanırdı. Bu saraydan günümüze bir büyük salonun yer mozaik panosu gelebilmiştir. Semt Bizans ve Türk devirlerinde de merkezi önemini devam ettirmiştir. İstanbul’un en önemli abideleri Ayasofya, Sultan Ahmet Cami, Türk ve İslam Eserleri Müzesi, Yere Batan Sarnıcı burada, Hipodromun çevresindedir. Hipodromdan günümüze Theodosius Dikilitaşı, Konstantin Sütunu (Örme >Dikilitaş), Yılanlı Sütun (Burmalı Sütun) kalmıştır.

Theodosius Dikilitaşı

Anıt aslen eski Mısır eseridir. M.Ö. 1547 yıllarında Firavun III. Tutmosis adına Heliopolis’de dikilmiştir. Pembe granitten ve yekparedir. Üzerinde Hiyeroglif yazısı ile II. Tutmosis’in zaferleri yazılmıştır. 390 yıllarında Bizans İmparatoru I. Theodosius tarafından İstanbul’a getirilerek Hipodroma dikilmiştir. Kaidedeki kabarmalar üzerinde I. Theodosius, oğulları, karısı, Arkadios, Honorios ile İmparator II. Valantinianus görülür. Ayrıca Hipodrom sahneleri ve anıtın dikilişini gösteren tasvirlerde vardır.

Gotlar Sütunu

Topkapı Sarayı dış bahçesinde, Gülhane Parkı Sarayburnu girişinde bulunan ve Roma Devri’nden günümüze hiç değişikliğe uğramadan gelen çok eski bir anıttır. 3. veya 4. yüzyılda dikilmiş olan bu sütun, yüksek kaide üzerinde duran 15 m. boyunda yekpare mermerden ibarettir. Sütun başı korint üslubunda kartal arması ile süslüdür. Gotlar’a karşı kazanılan zaferden bahseden kitabe satırlarından dolayı abide “Gotlar Sütunu” adıyla da anılır.

Çemberlitaş (Konstantin Sütunu)

MS 330′da Başkentin Roma’dan İstanbul’a nakli sebebi ile kentin ikinci tepesindeki büyük oval bir meydan ortasında, Konstantin’in şerefine dikilmiş olan ve Çemberlitaş sütunu olarak da bilinen bu abide orijinalinden daha kısa olarak günümüze gelebilmiştir.

Yılanlı Sütun (Burmalı Sütun)

Bu sütun Delphi’deki Apollon Tapınağı’ndan 4.yüzyılda İstanbul’a getirilmiştir. İstanbul’daki en eski anıtlardan birisidir. Orijinalinin M.Ö. 409′ da yapıldığı bilinmektedir. Birleşmiş olan çeşitli Yunan sitelerinin Persler’e galip gelmesi üzerine Pers ordusunun silahlarının eritilip dökülmesinden meydana getirilmiştir. M.S. 12. yüzyıldaki Latin kavimlerinin İstanbul’u yağmalaması sırasında, sütunun tepesinde bulunan üç yılan başından ikisi kaybolmuş, diğeri ise günümüze dek ulaşabilmiştir. Bu yılan başı bugün İstanbul Arkeoloji Müzeleri’nde sergilenmektedir.

Beyazıt Meydanı

İmparator Theodosius devrinde MS. 393 yılında şehrin en büyük meydanı olarak inşa edilmiştir. Ortasındaki dev boyutlu zafer takının üzerinde yer alan bronz boğa başlarından dolayı buraya “Form Tauri” meydanı(Boğa Meydanı) ismi verilmiştir. Üzerinde İmparatorun da heykeli yükselen zafer takından günümüze bir kaç mermer blok ve sütun kalmıştır. Kuzeyde, Fatih’in yaptırdığı ilk sarayın yerinde İstanbul Üniversitesi bulunmaktadır. Üniversite girişini oluşturan anıtsal kapı ve bahçedeki yangın kulesi 19. yy yapılarıdır. Meydanı süsleyen ve adını veren 15. yüzyıl Beyazıt Camii, kalabalık ve hareketli Kapalı Çarşının komşusu olup, buraya ait külliyeden günümüze medrese, hamam ve dükkanlar kalmıştır.

Sultanahmet Çeşmesi (III. Ahmet Çeşmesi)

Topkapı Sarayı’nın Bab-ı Hümayun kapısı önündedir. Binanın dört cephesindeki taş ve bronz işçiliği yazılar kadar tahta saçakların süsleri birer sanat şaheseridir. Çeşme, klasik dönemin sade çizgilerinden sıyrılmış, hatların zarafeti, zenginlik ve güzelliği ile emsalleri arasında sivrilmiştir.

Üsküdar III. Ahmet Çeşmesi

Üsküdar’da iskele meydanında yer alır. 1728′de yapılmıştır. Ahşap çatılı ve dört yüzlü bir meydan çeşmesi olup mimarlık, hattatlık, taş işçiliği ve şiir sanatının bir şaheseridir.

Alman Çeşmesi

Sultanahmet meydanında parkın içindedir. Alman İmparatoru II. Wilhelm’in İstanbul’u ikinci ziyaretinin anısı için bütün kısımları ile Almanya’da yapılmış ve İstanbul’a getirilerek hazırlanan kemerlerin üzerlerine konmuştur. 20′inci yüzyılın ilk günü olan 1 Ocak 1901′de açılış töreni yapılan bu çeşmenin üç kubbesi altın mozaik kaplıdır.

Tophane Çeşmesi

Tophane Meydanındadır. 1732′de I. Mahmut tarafından Hassa Baş Mimarı Mehmet Ağa’ya yaptırılmıştır.

İstanbul’un ünlü camileri arasında Sultanahmet Cami, Süleymaniye Cami, Rüstem Paşa Cami, Fatih Cami, Eyüp Cami, Yeni Cami, Sokullu Mehmet Paşa Cami ve Mihrimah Sultan Cami sayılabilir.

Camiler ve Kiliseler

Kente pek çok kilise ve manastır faal durumdadır. Bir kısmı ise cami haline dönüştürülmüştür. Studios Manastırı Kilisesi , Sergios-Bakhos Kilisesi, Aya İrini Kilisesi, Pantokrator Manastırı Kilisesi, Vefa Kilisesi (Hagios Theoderos), Myrelaion Manastır Kilisesi, Aya Tekla Manastırı, Eski İmaret Cami (Pantepoptes Manastırı Kilisesi), Kalenderhane Cami (Akataleotos Manastırı), Fenari İsa Cami (Lios Manastır Kilisesi) ve Fethiye Cami (Pammakaristos Manastır Kilisesi) ünlüleridir.

Boğaz Turu

İstanbul’da Boğaz Turu düzenleyen en ciddi işletme İstanbul Şehir Hatları. Şehir Hatları’nın iskelesi Eminönü’nde hemen Üsküdar ve Kadıköy İskeleleri’nin olduğu bölümde bulunuyor. İskele girişinde bir de bilgilendirme için stand bulunuyor. Dilerseniz buradan Boğaz Turu ile ilgili bilgi alabilirsiniz.

Bu arada aman dikkat, şehir hatları iskelesinin hemen yanında da Boğaz Turu düzenleyen ufak tekneler bulunuyor. Yanlışık yapar mıyım diye korkmayın çünkü bu teknedeki amcalar sağ olsun devamlı “Bosphorus Tour to ten Lira, Hello Come in Come in! ” diye bağırıyorlar  Ayrıca bütün Eminönünü istila etmiş elinde “Boğaz Turu” yazan amcalara da dikkat edin çünkü bunlara takılırsanız sizi bu ufak teknelere getiriyorlar. Anladığım kadarı ile bunlar getirdiği müşteri başına para alıyor çünkü Boğaz Turu yapacağınızı anladıklarında artık kaçmak için kurtuluşunuz kalmıyor

Konaklama

İstanbul yurtdışından gelen turistler için daire sahibi olma konusunda da önemli yatırım fırsatları sunuyor. Pek çok ex-pat İstanbul Beylikdüzünde satılık daire fırsatlarını değerlendirerek yurtiçindeki geçirdikleri vakti otel yerine kendi dairelerinde değerlendirerek kendini daha evinde hissediyor. Beylikdüzünde pek çok site kompleksi hemen hemen her türlü ümkanı içerisinde bulunduran satılık daire fırsatları ile satılık daire arayanlar için büyük fırsat. Yine İstanbul Esenyurtta satılık daire fiyatları da çok cazip aralıklarda olması ve metrobüse yakın olması ile oldukça ilgi çekiyor. Esenyurtta da yine Beylikdüzünde olduğu gibi yükselen inşaat trendi, uygun fiyatlı bir daire sahibi olmak isteyen yurtiçi ve yurtdışından gayrimenkul yatırımcılarının ilgisini çekmeye devam ediyor.

Şehir Hatları

İstanbul Şehir Hatlarının düzenlediği 2 tip Boğaz Turu mevcut. Bunlardan ilki 2 saat süren ve tüm Boğazı gezen “Kısa Boğaz Turu” bir diğeri ise Anadolu Kavağı‘nda 4 saat molalı toplam 6 saat sürenUzun Boğaz Turu“. Ben şehir hatlarının Kısa Boğaz Turu’nu seçtim, zaten 2 saat bile zaman zaman uzun gelebiliyor ama yine de tercih sizin. Bu arada İstanbul Boğaz Hatları’nın düzenlediği Boğaz Turlarının bir diğer güzel özelliği Sesli Rehber desteği. Dilerseniz 5 TL karşılığında kiralayacağınız Sesli Rehberler ile Boğaz Turu boyunca etrafınızdaki önemli yapılar hakkında bilgileri dinleyebilirsiniz. Sesli Rehber (Audio Guide) diğer yazılarımda da bahsettiğim Gps entegreli olarak sizin konumunuzu saptayan ve çevrenizdeki önemli yapıları size anlatan çok güzel bir rehber. Sesli Rehberler üstelik Topkapı Sarayı’ndaki gibi çok pahalı da değil. Bu arada Sesli Rehberi kiralamak için her yerde olduğu gibi emanete bir adet kimlik bırakmanız gerekir, Boğaz Turu bitiminde Sesli Rehberi iade ettiğinizde kimliğinizi geri alabilirsiniz. Gelelim Boğaz Turu düzenleyen firmaların sefer saatleri ve sefer fiyatlarına.

– İstanbul Şehir Hatları Eminönü kalkışlı Kısa Boğaz Turu Yaz Sezonu sefer saatleri: 11:30 – 14:30 –15:30 – 17:40 (sadece hafta sonları)

– İstanbul Şehir Hatları Eminönü kalkışlı Uzun Boğaz Turu Yaz Sezonu sefer saatleri: 10:35 – 12:00 –13:35

– Turyol Eminönü kalkışlı Boğaz Turları: 10:00 – 11:00 – 12:00 – 12:45 – 13:30 – 14:15 – 15:00 – 15:45 –16:30 – 17:15 – 18:00 – 19:00 – 20:00 – 21:00

– İstanbul Şehir Hatları Eminönü kalkışlı Kısa Boğaz Turu Yaz Sezonu sefer saatleri: 11:50 – 14:50 –15:50 – 18:00 (Sadece hafta sonları)

– Turyol Kadıköy kalkışlı Boğaz Turları: 13:00 (Sadece hafta sonları) – 14:00 – 15:00 (Sadece hafta sonları), 16:00 (Sadece hafta sonları), 17:0018:00 (Sadece hafta sonları)

– Turyol Kadıköy kalkışlı Boğaz Turları hafta içi sefer saatleri: 10:15 – 11:15 – 12:15 – 13:15 – 14:15 –15:15 – 16:15 – 17:15 – 18:15 – 19:15 – 20:15 – 21:15

– Turyol Kadıköy kalkışlı Boğaz Turları hafta sonu sefer saatleri: 10:15 – 11:15 – 12:15 – 13:00 – 13:25 –14:25 – 17:25 – 18:25 – 19:15 – 20:15 – 21 : 15

Yukarıdaki İskeleler dışında Dentur’un Avcılar, Kabataş ve Beşiktaş İskelelerinden de seferleri bulunuyor.

– Yukarıda da uzun uzun yazıp canınızı sıktığım İstanbul Şehir Hatları’nın düzenlediği 2 saat süren Kısa Boğaz Turu‘nun fiyatı: 10 TL. (Yurt dışındaki abidik gubidik müze ve turlara ödediğimiz fiyattan sonra 10 TL resmen turistlere bedava. Dünyanın en güzel manzarasını 2 saat doya doya gez, hem de 10 TL’ye.)

– İstanbul Şehir Hatları’nın düzenlediği 6 saat süren (4 saati Anadolu Kavağı’nda mola) Uzun Boğaz Turu‘nın fiyatı ise 25 TL.

– İstanbul Şehir Hatları’nda Boğaz Turu boyunca çok işinize yarayacak Sesli Rehber kiralama ücreti ise 5 TL.

– Turyol – Eminönü kalkışlı Boğaz Turu: 12 TL
– Turyol – Kadıköy kalkışlı Boğaz Turu: 12 TL
– Turyol – Üsküdar kalkışlı Boğaz Turu: 10 TL

– Eminönünde Şehir Hatları haricindeki Boğaz Turları: 10 TL

Gokhan ERDOGAN tarafından yazılmıştır

Çok Gezen Çok Tozan, Az Biraz Deli, Biraz da Yazan Çizen, Ucundan Web Tasarımcısı, Çılgın bi Proje Canavarı, Aa Unutmadan Az Buçuk da Fotoğrafçı.

2035 posts

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir