Hüsnü Tavlaş’ın Halfeti Gezisi 4

İş seyahati için gitmiş olduğum Adana’dan, Cuma günü dönmeyip, biletimi pazara kaydırdım. Eşimi de arayarak, Cumartesi sabahı Adana’ya gelmesini,  süper bir gezi planım olduğunu söyledim.

2 günlük planım, Gaziantep’de  panaromik bir tur atıp Halil Usta’da yemek yedikten sonra, Halfeti’yi gezip, akşamına Şanlıurfa’da konaklayıp, Pazar sabahı Balıklı Göl’ü gezip, öğleden sonra Harran’ı  gördükten sonra, akşam Adana’dan kalkacak olan uçağa yetişmekti. Aslında Diyarbakır’dan dönmeyi tercih ederdim ama Rent a car işi Avrupa’da ki gibi, gittiğin yerde bırak şeklinde işlemediğinden, planı bu şekilde yapmak durumunda kaldım.

Cumartesi sabahı, Budget’dan kiraladığım araç ile havalimanından eşimi alıp, önce Gaziantep planını yapıp, çok vakit kaybetmeden Halfeti’ye hareket ediyoruz.

Gaziantep’ten otobana çıktıktan sonra, Urfa istikametinde yaklaşık 70 Km sonra, Birecik sapağından çıkıp, 35 – 40 Km kadar stabilize bir yoldan ilerliyoruz. Halfeti karşımızda beliriyor. Zümrüt yeşili Fırat’ın suyu bizi adeta büyülüyor, kalbim daha hızlı atmaya başlıyor ve sabırsızlıkla yolun kalan kısmını bitirmeye çalışıyorum.

Geneli 2-3 Katlı olan Halfeti evleri, hayat buldukları yamaçlarda birbirlerinin Fırat’a bakan manzarasını kesmeden, bir imar planı varmışcasına sıralanmışlar. Halfeti’ye girdiğimizde aracı meydanda bırakıyorum. Araçtan iner inmez, bir çocuk yanımıza yaklaşıp, tekne turu ile ilgili bir şeyler anlatıyor. Fiyatı 100 TL diyor. Ben ön yargılı olduğum için dinlemiyorum, önce çevreyi gezeceğimizi söylüyorum. 3000 yıllık tarihe sahip bu coğrafyanın, Fırat kıyısı boyunca, suyun üstünde bulunan iskele restoranlara doğru yürüyorum ve bir taraftan da empati yapıyorum, düşünüyorum Halfeti’yi, Halfetili gibi.

2000 yılında Birecik Barajında su tutulması ile Halfeti topraklarının neredeyse yarısı su altında kalıyor. Tarımla geçimini sağlayan bu coğrafya insanının, Fırat kıyısında kalan, fıstık, incir, erik, kayısı bahçeleri, evleri, köyleri ile birlikte, yaşama dair anıları da sular altında kalıyor. Başbakanlık GAP idaresinin, yöre halkına “ Sizlere daha iyi bir yaşam sunacağız” telkiniyle. Devamı geliyor, ZeugmaBelkıs Harabeleri, takip eden yıllarda Allianoi ve tüm mücadeleye rağmen gelecekte Hasan Keyf.  Buralardan taşınabilenler, sergileniyor 4 duvar arasında, oysa taş yerinde ağır. Halfeti 50 bin hektar alanını sulara bıraktıktan sonra, Eski Halfeti olmuş. 8 Km uzaklıkta yeni bir Halfeti oluşturulmuş ve insanlar oralara yerleştirilmiş.

Restoranların bitiminde, hemen nehrin kenarında, Halfeti’nin bu kaderine üzüldüğü her haliyle belli, 1807 yılında Ermeni bir usta tarafından inşa edilen 200 yıllık Ulu Cami, kafamdaki düşünceleri dağıtıyor. İhtişamı ve güzelliği Caminin nehre bakan tarafında, kemerlerin altından 2 genç, caminin haleti ruhiye sinden uzak, balık tutmaya çalışıyor. Ben ortak oluyorum bu hüznüne, birkaç kare fotoğraf alıyorum.  Kısmen su altında kalan cami için Halfetili kadınlar, TBMM’ye kurtarılması için dilekçe vererek bir girişimde bulunmuşlar. Bu konuda biraz araştırma yaparak,bir çalışma başlatıldığını öğrendim. Kaybolanları geri getirmeye yeter mi? bilinmez.

Hava kararmaya yüz tutuyor, tekne turuna çıkmaya karar veriyoruz. Pazarlık edip 45 TL karşılığında, yalnızca Halfeti’de yetişen siyah güllerden adını almış, Siyah Gül adlı tekne ile açılıp, olanı bitene daha yakından bakmak istedik. Teknenin en ön ünde bulunan sandalyelere oturup, Fırat’ın durgun suyunda yarım yol ilerliyoruz Savaşan Köyü’ne doğru. Suların içinden yükselen cami minaresi, giderek yaklaşıyor, sulara gömülmüş yaşanmışlıkların, bir abidesi, bir simgesi gibi duruyor. Savaşan Köyünün çok büyük bir kısmı sular altında kalmış, çocukların bahçesinde koşup oynadığı ilkokuldan, cenaze namazlarının kılındığı camiye dek.

Derme çatma bir kafeterya yapmışlar caminin yan tarafına, kimsecikler yok.  Fotoğraflarını alıyoruz,Savaşan Köyü’nün.  Motor gürültüsü ile ayrılıyoruz. Arkamda kalan bu manzaraya bakmaktan alamıyorum kendimi, ta ki kaptan Rum Kale diyene kadar.
Sağımızda kalan dik kayalıkların üzerinde görünen,1516 yılında Osmanlı’nın eline geçmesi ile Halep EyaletininBirecik Sancağına bağlı Rum Kalenin kalıntılarını gösteriyor bize,  zamanın daralmasından mı yoksa dilimizin bağlanmasında mı bilmiyorum, bizi götür diyemiyoruz kaptana, uzaktan bakarak ve fotoğraflayarak geçiyoruz.
Yakından göremediğimiz, Rum Kale ile burada bulunan Aziz Nersen KilisesiBarşava Manastırı ve Su Sarnıçları buraya bir daha gelmek için bir bahane oluşturuyor bize.

Halfeti’ye dönüyoruz, su üstünde yüzen iskele üzerine yapılmış kafeteryalardan birine yanaşıyoruz. Burada birer çay içtikten sonra, sorduğumuz tuvalet için karşı taraftaki evin bahçesine yönlendiriyorlar. Ev onlara ait, aynı zamanda bahçesi restoran olarak kullanılıyormuş. Mutfak’ta ki dolaptan, sadece Fırat Nehrinde avlanan, 15-20 kilo ağırlığındaki Şaput Balığını gösteriyorlar. Yemek istersek, Nar Çubukları üzerinde pişirerek tepsiyle servis edebileceklerini söylediler. Karnımızın tok olması sebebi ile yemeden,  bir daha gelme bahanelerimizin içine ekleyerek, Halfeti’den ayrılmak üzere meydanda bıraktığımız aracımıza doğru yürüdük.
Urfa’ya doğru yola çıktığımızda, eşimle birlikte Birecik Barajı nedeniyle, 30 bin insanın göç etmek zorunda kaldığı, 50 bin hektarlık ekilen alanla birlikte, hayatını bu topraklarda tarımla kazanan insanların, yaşanmışlıklarının, hayatlarının da sulara gömülmesinin ardındaki kazanımının ne olabileceğini düşündük.

Kaynak: Azgittimuzgittim.com

Önceki MakaleSonraki Makale
Çok Gezen Çok Tozan, Az Biraz Deli, Biraz da Yazan Çizen, Ucundan Web Tasarımcısı, Çılgın bi Proje Canavarı, Aa Unutmadan Az Buçuk da Fotoğrafçı.

4 Yorum

  1. mrb hüsnü bey halfetimizi çok güzel yorumladıgınız için sizlere çok teşekür ederim SİYAH GÜL isimli teknemizin ismini verdiginiz için de bizleri mutlu ettiniz halfetitye gelmek isteyen misafirlerimiz TEKNE TURU,ULAŞIM HAVA DURU KONAKLAMA V.B ihtiyaçlarını hakkın da bilgi edinmek isteyen misafirlerimiz bizleri araması yeterlidir İRTİBAT TEL ( 0541 258 22 79 ) HALİL KAPTAN hoşçakalın

  2. Ustalar Biz 2 arkadaş olarak malatyadan halfetiye gelmek istiyoruz orda bi gezi turu planlıyoruz. Halfeti yemek konaklama yönündan çok pahalı bir yermi? 1 gün kalıcaz cumartesi gelip pazar akşamı dönüçez sizce toplamda ne kadar para lazım olur herşey dahil?

  3. mrb hüsnü bey halfetimizi çok güzel yorumladıgınız için sizlere çok teşekkür ederim SİYAH GÜL isimli teknemizin ismini verdiginiz için de bizleri mutlu ettiniz halfeti ye gelmek isteyen misafirlerimiz TEKNE TURU,ULAŞIM HAVA DURUMU VE KONAKLAMA V.B ihtiyaçlarını hakkın da bilgi edinmek isteyen misafirlerimiz bizleri araması yeterlidir İRTİBAT TEL 0542 335 53 57

  4. mrb hüsnü bey halfetimizi çok güzel yorumladıgınız için sizlere çok teşekkür ederim SİYAH GÜL isimli teknemizin ismini verdiginiz için de bizleri mutlu ettiniz halfeti ye gelmek isteyen misafirlerimiz TEKNE TURU,ULAŞIM HAVA DURUMU VE KONAKLAMA V.B ihtiyaçlarını hakkın

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

tr_TRTürkçe
en_USEnglish tr_TRTürkçe