Emirates Havayolları Erbil Seferlerine Başlıyor

Erbil uçak biletiniz bundan sonra Emirates’ten. Dubai merkezli havayolu şirketi Emirates Havayolları, 12 Ağustostan itibaren Dubai aktarmalı Erbil uçuşlarına başlıyor. Irak – Erbil uçuşları, 1 Eylülden itibaren haftanın her günü düzenlenmeye başlayacaktır.

Emirates Havayolları’nın Erbil uçaklarında 12 first class, 42 bussiness class ve 232 ekonomi class koltuk bulunacak ve her class yolcusunun konforu gözetilecektir.
Tarihinde dört kere dünyanın en iyi havayolu seçilmiş olan Emirates Havayollarının Dubai aktarmalı Erbil uçuşlarında ekonomi sınıfı bilet fiyatı 549 Euro, bussiness sınıfı biletler ise 1894 Euro olarak belirlenmiştir.

Erbil 

Irak’ın ekonomik ve sosyal anlamda en önemli şehirlerinde olan Erbil, Kuzey Irak Bölgesel Yönetimi’nin de başkentidir. Erbil, tarihi boyunca da önemli bir şehir olmuştur. Asurlular zamanında bölgenin önemli ekonomik merkezlerinden biri olarak kabul edilir. Osmanlı döneminde ise, Bağdat’a bağlı olarak idare edilmiş, ancak önemini korumaya devam etmiştir.
Günümüzde Erbil, savaştan yeni çıkmış olan Irak’ın yükselen yıldızı olarak tasvir ediliyor. Yeni inşa edilen alışveriş ve finans merkezleri ile hızlı bir kalkınma hedefleniyor.
Şehirde ayrıca görmek isteyenler için pek çok Ortadoğu – İslam eseri vardır ve geçmişten günümüze pek çok önemli sanat eseri barındırır.

Homeros’un Ebedi Mavilikler Ülkesi Bodrum

Homeros’un ‘Ebedi mavilikler ülkesi’ dediği ve bir diğer Bodrumlu Cevat Şakir’in de ‘başka yerde olup nur içinde yatılacağına burada nur içinde yaşanır’ demesi boşuna değildir. Tarih boyunca, önceki adıyla Halikarnassos, sonra da Bodrum, paylaşılamayan ve uğrunda hep mücadele edilen bir yer olmuştur.

Bodrum, doğu ve batı limanlarının birleşmesinden meydana gelen yarımada üzerinde yükselen kalesi ve iki limanın kıyılarına dizilmiş bembeyaz evleri, gümbetleri ve denize inen daracık sokakları şöhreti dünyaya yayılmış yatları, tersaneleri ile ünlü bir yöredir.

Bugün Bodrum, bir tatil yöresinden beklenen tüm unsurları bünyesinde toplamış, yaz-kış yaşanabilecek önemli bir turizm merkezidir. Dünyanın dört bir yanından gelen zengin yatçılardan kısıtlı bütçesiyle bir pansiyonda uzun yaz tatili geçirebilen gelir gruplarına kadar tüm kesimlerin beklentisini karşılayacak donanıma sahiptir.

Bodrum Türkiye’de ziyaretçi potansiyeli en yüksek olan tatil beldelerinden bir tanesidir. Yaz aylarında burayı ziyaret eden gerek yabancı gerek yerli turist sayısı ile nüfusunu bir anda artar. Ancak Bodrum sadece yaz aylarında ziyaret edilebilecek bir yer değil. Özellikle bahar aylarında bir çok insanın tercih edeceği bir yer olan Bodrum eylül ekim aylarında zefiriye adı verilen rüzgarın serin esintisi eşliğinde ne sıcaktan bunaltan ne de soğuktan üşüten bir iklime sahiptir.

Bodrum her tarza hitap ediyor olmasıyla bu kadar meşhur bir bölge olduğunu söylemek yanlış olmaz! Lüks otellerde konaklayabilir, minderlerin üzerinde güneşlenebilir, maviye olan hayranlığınız Bodrum’da tepelerinden görünen deniz ve gökyüzü uyumuyla daha da artabilir, su altı dünyasının en bilinmezini keşfedebilir, tarih kalıntılar müzeler, alışveriş, gece eğlenceleri, ya da palmiyeler arsında uzun yürüyüşler yapabilir, köy yaşantısı içinde huzur bulabilir, güneşin batışını seyrederken hayata bir kere daha sımsıkı sarılabilirsiniz.

Bodrum Kalesi: Bodrum’u Bodrum yapan bir çok özelliklerden bir tanesi de, her yerden görülen kalesidir. Surların heybetli duruşlarının haricinde içini gezme fırsatını da kaçırmayın!

Bodrum Kalesi, 15 yüzyıldan bu ana dimdik ayakta kalan yapılan bir tanesidir. Yıllara, farklı kültürlere, savaşlara tanıklık etmesi duruşuna ayrı bir özellik katmaktadır. St. Jean şövalyeleri tarafından yaptırılan kale, içi içe 3 surdan ve 5 kuleden oluşuyor. Şövalyeler zamanında içinde bulunan kilse 1525 yılında camiye çevrilmiş, 1895 yılında ise içine bir hamam eklenerek bugünkü halini alıyor.

Su Altı Arkeoloji Müzesi: Bodrum berrak denizi ve keşfedilen keşfedilmeyi bekleyen su altı yaşamıyla alternatif sporlardan hoşlanan insanlar için önemli bir merkezdir. Ancak burada ki su altı dünyası sadece balıkların ve canlıların yaşamalarıyla bitmiyor. Suyun altında yatan tarih Bodrum’da su yüzüne çıkıyor. Bodrum Kalesinin içinde yer alan bu müze 1964 yılında açılmış Dünyanın ve Türkiye’nin ilk ve tek, su altı müzesi olan bu müze Bu müzede şüphesiz en çok ilgi çeken ise; üç ayrı batık gemi sergilenen bölümdür.

Mozole: Dünyanın 7 harikalarından biri olan Mozole, Bodrum’da bulunuyor. Daha doğrusu, bulunuyordu demek daha doğru olur! 1303 yılında bir depremle yıkılan bu yapının M.S 12 yüzyılda yapıldığı düşünülmektedir.. Bugüne kadar sadece tarihçi Plinius’un anlatılarından yola çıkılarak çizilen bir resmi bulunmaktadır. Basamaklı bir piramit görünümümde olan bu harikanın tepesinde zafer arabaları bulunuyordu.

Antik Tiyatro: Antik Tiyatro özellikle yaz aylarında içinde düzenlenen çeşitli organizasyonlarla adından oldukça söz ettiren bir yerdir. Göktepe yamaçlarında buluna tiyatroda bir yanda mükemmel bir manzara, bir yanda M.Ö. yılardan kalma bir yapının içinde bulunmanın vermiş olduğu farklı duygularla keyfinize keyif katacak olan bir yerdir. Yaklaşık 4.000 kişilik kapasiteli olan Bodrum Tiyatrosu’nda devam edilen kazı çalışmalarında en son çeşitli yolar ve odalar bulunmuştur.

Ortakent

Ortakent-Yahşi, Bodrum yarımadasının batısında kalan, eski köy özelliğini koruyabilmiş yeşilliklerin arasından uzanan ince yollarla denize inilen bir beldedir. Bodrum şehir merkezine yaklaşık karadan 7 km, denizden 3 mil uzaklıktadır. Bodrum şehir merkezindeki otobüs terminaline indiğinizde, Ortakent-Yahşi dolmuşlarıyla beldeye ulaşım 15 dakika sürmektedir. Ortakent ve Yahşi bölgelerini Uludere adıyla anılan akarsu ikiye bölmektedir. Bölgede eskiden olduğu gibi, tarım, hayvancılık ve narenciye ile uğraşılmaktadır. Halen bozulmamış köy dokusu, mandalina bahçeleri ve mavi bayraklı deniziyle ziyaretçilerine ev sahipliği yapmaktadır. Köy içine doğru girdiğinizde, geçen yüzyıldan kalma eski taş evler ve tepedeki eski değirmenler gözünüze ilk çarpacak özelliklerden birkaçıdır.

Ayrıca geçmişten kalan pek çok gelenek olduğu gibi devam ettirilmektedir; bunlardan en önemlisi düğünlerdir. Düğünlerde kına gecesinde, gelinlere eskiden kalan ve antik değere sahip olan ”Devren” adı verilen kırmızı kadife üzerine simlerle işlenmiş ve her işlemenin farklı bir anlamı olan gelinlikler giydirilir.
Bölgede, gene eskiden kalan geleneklerden olan, ”Deve Güreşleri” düzenlenmektedir. Son 30 yıldan bu yana Bodrum yarımadasıyla beraber Ortakent,turizmde de gelişme göstermiştir. Ortakent ve Yahşi beldesinin sahil şeridinde büyük küçük pek çok otel yılın 6 ayı kaliteli hizmet vermektedir.

Yabancı turistlerin yanı sıra bölgenin büyük bir yerli turist potansiyeli vardır. Her yıl ülkemizin başlıca büyük şehirlerinden gelen insanlar, hem eğlenebilmek hem de şehir merkezinin gürültüsünden uzakta dinlenebilmek için Ortakent-Yahşi beldesini tercih etmektedirler. Deniz tarafında bölgenin tam karşısında yer alan ”Çelebi Adası” pek çok günlük gezi teknesinin uğradığı bir adadır. Bölgenin uzun ve geniş bir koy olmasından ve rüzgarı çok iyi almasından dolayı, sörf, optimist,katamaran gibi yelken sporları için elverişlidir. Bunun yanında jetski, parasailing gibi pek çok su sporu da yapılmaktadır. Ayrıca ülkenin en büyük alışveriş merkezlerinden biri de bu bölge sınırları içinde yer almaktadır.

Bölgenin en batısında yer alan şimdilerde ”Camel Beach” adıyla anılan fakat eskilerin ”Kargı Koyu” diye bildiği, sanki sonsuz bir kumsalmışcasına uzanan doğal bir plajı vardır. ”Camel Beach”, adını eskiden beri kumsalda yatan ve atlayan develerden almıştır. Bu develer yerli ve yabancı pek çok ziyaretçinin ilgi odağı olmuştur.

Ayrıca plajın kumlarında dünyanın pek az yerinde görebileceğiniz ”zambakları”görebilirsiniz. Bu plaja günlük tur tekneleriyle ulaşabileceğiniz gibi dolmuşlarla da ulaşmak mümkündür.

1963-64 yıllarında yapılan arkeolojik kazılardan anlaşıldığı kadarıyla bölge tarihi, ”Miken” dönemine kadar giden eski bir yerleşim alanıdır. Ortakent merkezin 1 km. kadar kuzeyinde ortaya çıkarılan nekropol alanı mezarlarından ele geçen, çanak-çömlek, bronz silah gibi eserler bugün Bodrum Sualtı Arkeoloji müzesinde korunmaktadır. Roma ve Bizans çağının kalıntılarını taşıyan bölgenin Osmanlı döneminde de önemli bir yerleşim birimi olduğu mezartaşı yazıtlarından anlaşılmaktadır. Antik çağda dini bir merkez olan Telmesos (Telmissus) ta kahin rahiplerin atası ”Apollon” adına bir tapınak yapıldığı, Bizans döneminde bu tapınağın üzerinde piskoposluk merkezi olarak bir klise inşa edildiği sanılmaktadır. Çakmaklı mevkiinde görülen kalıntının, baş rahip Episkopis’in oturmuş olduğu kliseye ait olduğu düşünülmektedir.

1523’te Osmanlı padişahı Kanuni Sultan Süleyman, St.Petrum (Bodrum)’u aldığında, Episkopi kendiliğinden teslim olmuştur. Rivayete göre Sultan Süleyman bölgeyi ziyarete gelmiş; ”Bağarası” denen mevkide, yöreye ismi verilmiş olan Rahip Episkopis’in diktirmiş olduğu misket üzümlerinin kokusunu duyduğunda, ”Mis gibi kokuyor, buranın adı Misgibi olsun” demiştir. Zamanla yöre bu ismiyle anılmıştır.İlk ismi ”Episkopi” olan bölgenin halk dilinde ”Müsgebi” olarak söylenişi 1961 yılına kadar sürmüş, bu tarihten sonra Bodrum-Turgutreis karayolunun tam ortasından geçmesi nedeniyle ”Ortakent” olarak anılmaya başlanmıştır. Bölgede, 17 yüzyılda savunma amaçlı olarak yapılmış kulelerden ikisi halen ayaktadır. Bunlardan biri Mustafa Paşa’ya diğeri kardeşi Ahmet Paşa’ya aittir.

Yarımadada güneşin en güzel battığı yerlerden biri, Ortakent Yahşi’dir. Serin bir yaz akşamında yüzünüzü denize dönüp ufka doğru baktığınızda, dünyanın en güzel renklerini bir arada göreceksiniz. Dolunayın çıktığı gecelerde denize bir adım uzaklıktaki restoranlarda, gecenin tadına, bir bardak şarapta ya da dostlarınızla bir yemekte varabilirsiniz.

Bazı geceler bölgenin geleneksel ahşap tekneleriyle denizin ortasında dolunayın keyfini çıkarabilir aynı zamanda denizden kıyıya baktığınızda otellerin ve restoranların denizde sallanan ışıklarını seyredebilirsiniz.

Bu da unutamayacağınız bir tatilin silinmez izleri olarak belleğinizde daima kalacaktır.

Gümüşlük

Bodrum yarımadasının batı ucunda eski Myndos kenti kalıntıları ile içiçe yaşayan Gümüşlük Köyü buraya ilk gelenleri bir görüşte büyüler.Yöreyi tanıyanlar ise her fırsatta buraya gelerek sunulan güzellikleri tekrar tekrar yaşamak isterler. Bodrum’dan Gümüşlük’e karayolu ile 20 dakikada ulaşılır. Daha sahile inmeden, Peksimet Boğazını geçip yeldeğirmenlerinin olduğu tepeyi aştığınızda görülen manzara mavi,yeşil ve beyazın mükemmel bir karışımıdır. Narenciye bahçelerinin arasından kıvrılarak giden yoldan sahile ulaştığınızda, en sert havalarda bile denizler için emniyetli bir sığınak olan doğal limana gelirsiniz.

Arkeolojik sit alanı olması nedeni ile korunan çevre, doğallığını büyük ölçüde muhafaza etmektedir. Halikarnas Kralı Mausolos’un kurmuş olduğu Myndos Kentinin kalıntıları geçen yüzyıllardaki büyük depremlerin sonucunda kısmen su altında kısmen de toprak altında kalmıştır. Bu nedenle antik Myndos Kenti ”Batık Şehir” olarak da anılır.

Koyun girişindeki Tavşan Adası’na Batık Şehrin taşları üzerinden yürüyerek geçilebilir. Adanın güney tarafındaki koy ise deniz ve güneş tutkunlarının tercih ettiği doğal bir plajdır. En sıcak yaz günlerinde bile hafif bir esinti sizi serinletir. Güneşin batışı ise Gümüşlük’te bir başka güzeldir.Güneş batıdaki adaların ardından tamamen kaybolduktan sonra bile kızıldan mora çeşitli renklerin dansı uzun süre devam eder.

Tanrı bu beldeye elindeki tüm güzellikleri sunmuştur. Deniz, güneş, toprak, kum, hava ve yeşilin coşkun tonları, rengarenk çiçek ve bitki türü…Bütün bu doğa harikaları burada birleşerek ruh ve zenginlik kazanmışlardır. İnsanlarda bunları kucaklamak için yüzyıllardır bu kıyılara taşınmıştır. Antik Myndos uygarlığından kalan su kalıntıları, deniz altındaki dalgakıran, tarihi çeşmeler, kiliseler, sarnıçlar, mezarlar, kuyular, paralar ve küpler senelerce evvel buralara yerleşenlerin o günlerde bile bu güzelliklerin farkında olduklarının kanıtlarıdır.

Bu yaşlı belde tarih ve kültür zenginliğini bugünlere kadar taşıyarak hakettiği sevgiyi bulmuştur. Gökkuşağı gibi renkli, bu yörede yaşayan insanlar, bir ayağı karada, bir ayağı denizde, ekonomik ve sosyal gelişmelerini çağlar boyu sürdürmüşlerdir. Denizin elli kulaç derinliklerine meydan okuyarak dalıp ekmek arayan sünger avcıları bu kıyılarda yetişmiştir.

Özgürlüklerini arayan Heredot’a, Artemis’e, Kral Maussollos’a, Turgur Reis’e, ev sahipliği yapmış,onbinlerce insanı barındırmış ve kucaklamış kıyılardır buralar….

Bitez

Bitez, Bodrum’a iki koy uzaklıkta olmasına karşın, turizme yeni açılan yerleşim yerlerinden. Buraya gelirken insanın dikkatini ilk olarak sokaklarının düzenli ve temiz olması çekiyor. Yol gösteren tabelalardan minibüs duraklarına kadar herşey özenli. Yahşi’de olduğu gibi burada da otel, motel ve restoranlar sahilin hemen arkasında yer alıyor. Konaklama yerleriyle deniz arasında yol olmaması, yöreyi özellikle çocuklu aileler için hayli cazip kılıyor. İnsanlar burada çocuklarını gönül rahatlığıyla bırakabiliyor. Restoranlarında mönüler sadece bizim ev yemekleriyle sınırlı değil. Diğer ülkeler mutfaklarından yemekler de yer alıyor. Zira Bitez’i yerli turistler kadar, yabancılar da tercih ediyor.

Yabancıların burayı tercih etmeleri, denizinin ve doğasının eşsiz güzelliğini yanısıra, yarımadanın sörf yapmaya en elverişli yerlerinden olmasından da kaynaklanıyor. Burada gündüz sahilde yoğunlaşan kalabalık, akşama doğru sahildeki restoran ve kafeleri doldurmaya başlıyor. Ve doluluk gecenin geç saatlerine kadar devam ediyor. Bitez gündüzü ayrı, gecesi ayrı keyifli bir tatil yeri. Üstelik Bodrum’la karşılaştırıldığında da hayli ucuz kalıyor. Burayı, kafa dinleyerek sessiz sakin bir tatil geçirmek isteyenlere öneririm. Ayrıca yarımadanın herhangibir yerinde tatil yapanlara da “Bir gününüzü Bitez’e ayırın” derim. Nasıl gidilir? Bodrum’na Bitez’e 5 dakikada ulaşabiliyorsunuz. Otomobiliniz yoksa sorun değil. Zira sürekli minibüs çalışıyor

Torba

Hem kafamı dinleyeyim, hemde Bodrum gibi bir eğlence merkezine yakın olayım diyenlere Torba’yı öneririm Torba, Bodrum’a 6 kilometre uzaklıkta küçük, sakin ve sevimli bir yerleşim yeri. Korumalı bir konumda bulunduğu için en sert poyrazda bile koyda yaprak kımıldamıyor.

Koyu çevreleyen tepelerdeki çam ağaçları, önceki yılki yangında büyük zarar görmüş olmakla birlikte, çevreye yine de yeşil hakim.

Torba sahili boydan boya her zevke her keseye cevap veren otel, motel, pansiyon, restoran, kafelerle dolu. Yemek sorun değil. En lüksünden en salaşına her çeşidi bulunuyor.

Anayoldan Torba’ya indiğiniz zaman, Voyager Clup Torba tam karşınıza geliyor. Voyager Clup Torba ‘yı merkez kabul edecek olursak, Torba’da otel, motel, pansiyon ve kafeler daha çok sol tarafta yer alıyor. Sola sapınca, önce Bodrum-Didim seferlerinin yapıldığı feribot iskelesine geliyorsunuz. Hemen yanından, arka planda yeme-içme ve konaklama yerlerinin bulunduğu, boydan boya bir sahil başlıyor.

Torba’da, feribot iskelesinin bitiminden başlayan sahil pırıl pırıl. Herkes dilediği yerden denize girebiliyor. Plajların bitiminde, balıkçı barınağı ve yat limanına geliyorsunuz. Limanı geçip, çam ağaçları arasından kıvrıla kıvrıla giden dar yoldan devam ederseniz, koyun uç noktasına, Blue Dolphin’in önüne çıkıyorsunuz.

Bodrum-Didim feribot seferleri, Torba’dan yapılıyor. Dolayısıyla burada kalanlar dilerlerse kolayca Didim’e de gidip gelebiliyor. Torba’yı hem kafamı dinleyeyim hem de Bodrum gibi bir eğlence merkezine yakın olayım diyenlere öneririm. Özel otonuz yoksa, “hergün nasıl gider gelirim” demeyin. Torba-Bodrum arasında sürekli minibüs çalışıyor.

Turgut Reis

Adını burada doğan büyük Türk denizcisinden alan Turgutreis, Bodrum’a yarım saat mesafede, çevresi birbirinden güzel koylarla dolu ucuz bir tatil yeri.

Turgutreis’in hayli girintili çıkıntılı sahilleri, burayı birbirinden güzel koylar açısından hayli zengin kılıyor. Başlıcaları Kadıkalesi, Fener, Meteoroloji, Akyarlar, Karaincir, Kargı, Bağla, Akçabük şeklinde sıralanıyor.

Sporat Takımadalarını oluşturan Küçük Kiremit, Büyük Kiremit, Fener, Çatal, Yassı, Tüllüce, Kargı, Köçek, Sarıat gibi irili ufaklı ondört ada da Turgutreis sınırları içinde kalıyor. Cos (İstanköy) ve Kalynos gibi Yunan adaları da bunların hemen yanında yer alıyor.

Burada dağlar denize dik iniyor. Aralarında oluşan ovalarda yetişen narenciye halkın ana geçim kaynağını oluşturuyor. Yöre mandalinasıyla meşhur olmakla birlikte incir ve üzümü de müthiş lezzetli oluyor.

Turgutreis, yarımadada devremülk sisteminin temellerinin ilk atıldığı yerlerden. Bu nedenle, çevrede hayli yazlık ev bulunuyor. Yörenin turistik yatak kapasitesi ise 20 bini aşıyor. Yörede tatil evinin fazla olması, uzun süre tatil yapacak kalabalık ailelere yarıyor. Bunlar otel, motelde kalmak yerine, ev kiralayıp tatili daha ucuza getiriyor. Sahilde inşasına geçen yıl başlanan 500 yat kapasiteli marina tamamlandıktan sonra, yöre turizminin daha da hareketlenmesi bekleniyor.

Turgutreis’te sahil önceki yıllarda mezbelelik görünümündeydi. Geçen yıl yapılan düzenlemelerle eli yüzü düzeldi. Bu arada meydanda otolar için de park yeri ayırmaları özellikle günübirlik gelenler açısından büyük kolaylık oldu. Otoparkın yanına yapılan, beş yıldızlı otellerinkini aratmayan genel tuvaleti, aynı temizliğini koruyor. Görevlileri buradan kutlamak istiyorum.

Turgutreis, Bodrum’la kıyaslandığında hayli ucuz kalıyor. Nitekim kafelerinde, restoranlarında birşeyler yiyip içtiğinizde, çarşısındaki dükkanlarında alışveriş yaptığınızda bunu hemen anlıyorsunuz. Öte yandan sürekli rüzgar alması burayı sörfçüler için cennete çeviriyor. “Bana ne, bilmiyorum ki” demeyin. Niyet ederseniz, üç beş günde öğretiyorlar.

Gümbet

Gümbet için kimileri “Bodrum’un yatak odası” diyor. Bense burayı daha çok büyük bir Panayır yeri”ne benzetiyorum.

Gümbet Bodrum’a yürüme mesafesinde bir eğlence merkezi. Bir zamanlar inlerle cinlerin top oynadığı Gümbet, zaman içinde otol motel ve tatil evleriyle dolmaya başladı. Bodrum aşırı kalabalıklaşıp, Kale’yle Halikarnas Disco arasındaki güzelim sahilde denize girilemez olunca Gümbet’e rağbet daha da arttı.Bugün pekçok konaklama tesisisin yer aldığı Gümbet’te, sadece burada kalanlar değil. Bodrum’dan günübirlik gelenler de denize girmenin teyfini çıkarıyor.

Boydan boya uzanan halka açık plajlarında her türlü etkinliğe katılmak olası. Sörf yapabiliyor, paraşütle koyda turlayabiliyorsunuz. Buradan düzenlenen günlük turlarla çevre koyları dalaşabiliyorsunuz.

Gümbet üstelikte, tıklım tıkışlıkta Bodrum’la yarışıyor. Hatta bazı yerlerinde onu da geçiyor. Burada hemen iki dükkandan biri yeme içme üzerine iş yapıyor. Köfte ekmekten, Çin yemeklerine kadar her mideye, her keseye hitap eden onlarca kafe, restoran ve benzeri yer bulunuyor. Geri kalan dükkanlar ise giyim kuşam ve hediyelik eşya ağırlıklı işyapıyor.

Akşam üstleri buraları tam bir lunapark görünümü alıyor. Ortalık daha da bir rekleniyor. Tatili gürültü, patırdı, kalabalık, şamata olarak algılayanlara Gümbet’i öneririm.

Bardakçı sakinBardakçı koyu, Bodrum’a Gümbet’ten daha yakın olmasına karşın gerek küçük olmasından ve gerekse bir zamanlar kara ulaşımının bulunmamasından dolayı daha rafine kalabildi. Konumu buranın panayır yerine dönmesini önledi. İyi ki de öyle oldu. Burada deniz o kadar berrak ki, dibine attığınız paranın yazı mı tura mı geldiğini görebilirsiniz. Zeki Müren’in hayattayken vazgeçilmez mekanlarından Bardakçı Koyu’nu “Hem Bodrum’a iki adım ötede olayım, hem de gürültü patırtıdan nasibimi almayayım” diyenlere öneririm.

Yalıçiftlik

Bodrum’dan dolmuşla 20 dakika uzaklıktaki Yalıçiftlik’e, çam ormanlarının arasında kıvrıla kıvrıla giden yol üzerindeki gümbetlerin önünden geçilerek varılır. Karaada’nın bitiminden sonraki ilk koyda ve Gökova Körfezi’nin girişini gösteren bu çakıllı sahilde, etrafa serpiştirilmiş birkaç restoran görülür. Kıyının doğu yanı kumluktur. Biraz daha ilerideki ıssız kayaların arasında tek başına denize girmek ve güneşlenmek mümkündür.

Yalıçiftlik’ten dört kilometre sonra tarımla uğraşan Çiftlikköy’e varılır. Taştan yapılma çiftlik evleri tepenin eteklerine yayılmıştır. Belli başlı ürünleri, ormandaki kovanlardan toplanan çam balı ve çevredeki bahçelerde yetişen incirdir.Turizm elinin değmediği bu köy, Bodrum Yarımadası üzerindeki çiftlik yaşamının görünümlerini gözler önüne serer.

Türk Bükü

Üç yıl öncesine kadar Bodrum’un en sakin tatil yerlerinden olan Türkbükü, bugün artık sosyetenin vazgeçilmez adresi.

Burası eski bir Likya kenti. Zamanında Bodrum’un Güllük körfezi ve yukarı Ege arasındaki deniz ulaşımı buradan yürütülmüş. Yöre Likyalılar’dan kalır da izlerini taşımaz mı? Kaya mezarları, sarnıçlar, ne için kullanıldığı tam kestirilmeyen mağaralar… Burada dolaşırken rastlayacağınız Antik kalıntılardan sadece birkaçı.

Türkbükü’nde sahil boydan boya her keseye, her zevke cevap veren motel, pansiyon, cafe-bar dolu. Hemen hepsinin özel iskelesi var. Genelde buraları, gündüz güneşlenme yeri geceleri restoran olarak kullanılıyor.

Sahil yolu yazın trafiğe kapalı. Bu nedenle Gölköy üzerinden Türkbükü’ne geldiğinizde, gideceğiniz yere göre ya sola sapıp arkadan dolaşıyor; ya da sağa sapıp, otomobilinizi hemen girişteki park yerine bırakıyorsunuz.

Gölköy’le Türkbükü, önceki yıl Göltürkbükü adıyla aynı belediye çatısı altında birleştirildi. Her iki yöre de, Bodrum yarımadasında, doğal özelliklerini koruyabilmiş nadir yerlerden. Ancak, belediye olmak anlaşılan buralara yaramadı ve yöre bir anda aşırı lüksleşti. Yatlar çoğaldı, bazıları koyuhavaalanı gibi kullanmaya başladı.

Geçmiş yıllarda Türkbükü’nü, sessiz ve sakin bir tatil yapmak isteyenlere tavsiye eder, kurtlarını dökmek isteyenler için Bodrum’a sürekli dolmuş olduğunu hatırlatırdım. Şimdilerde ise Bodrum’da kalanlar, kurt dökmeye Gölköy ve Türkbükü’ne gelir oldu.

Nasıl gidilir?

Türkbükü, Bodrum’a 20 kilometre uzaklıkta. Bodrum-Torba üzerinden gelirken yol üzerindeki tek benzinciyi geçer geçmez sağda “Göltürkbükü” tabelasını görüp sağa sapıyorsunuz. Mandalina bahçelerinin arasından geçen daracık bir yoldan Gölköy’e ve ardından Türkbükü’ne ulaşıyorsunuz.

Otonuz yoksa sorun değil… Bodrum’dan sürekli dolmuş çalışıyor.

Bodrum havaalanından : 45 km.

Bodrum şehir merkezine : 19 km.

Yalıkavak

Bodrum’dan Yalıkavak’a karadan yapılan yolculuk sırasında, konuklar yarımada üzerinde en çok görülmesi gereken manzaraları seyrederler. Verimli vadilerden yukarı doğru tırmandıktan sonra, yol dağğın tepesini keserek aşağı doğru, yarımadanın ortasına iner ve Yalıkavak’a varmadan önce, yörenin ve güney kıyılarını ortadan iki ayırır. Yalıkavak, yıllarca Ege’nin Türk kıyılarındaki en önemli balakçılık mermezlerinden biri, balıkçı ve sünger avcılarının teknelerinin sığındığı bir liman olmuştur. Bugün yerli halkın çoğu hala denizcidir.

Yalıkavak, bir yandan denizin ağır işçiliği olan balıkçılığı, diğer yanda da çağın getirdiği kahve, restoran ve barlar gibi turistik olguları günümüzde içiçe yaşamaktadır. Getirdikleri deniz ürünlerini boşaltan balıkçı motorları ve yolcularını karaya çıkaran pırıl pırıl yatlar ile durmaksızın işleyen, bir yandan da dinlendirici, hem dost, hem de yabancı, eşsiz bir atmosfere sahiptir.

Kaynak: Bodrum.gen.tr

Qatar Airways, Dünyanın En İyi Havayolu Seçildi

Qatar Airways, Skytrax Dünya Havayolu Ödülleri’nde içlerinde ikinci kez Dünyanın En İyi Havayolu ünvanı da olmak üzere üç ödüle layık görüldü.

Doha Merkezli havayolu en değerli ödül olan Yılın Havayolu 2012 ünvanını bu sene de kimseye kaptırmadı ve buna ek olarak iki ödül daha aldı – üst üste yedinci kez Orta Doğu nun En İyi Havayolu Ödülü ve Ortadoğu nun En İyi Havayolu Personel Hizmeti Ödülü.

Kazananlar, bu hafta İngiltere de gerçekleşen Farnborough Air Show sırasında, dünya havacılık endüstrisinin önde gelen işadamlarının katılımıyla gerçekleşen bir ödül töreniyle açıklandı. Dünya çapında bir havacılık araştırma şirketi olan Skytrax, bir yıl boyunca iş ve tatil amaçlı seyahat eden, 100 ün üzerinde ülkenden, 18 milyonu aşkın yolcu nun görüşlerini alarak bu ünvanların sahiplerini bulmasını sağladı.

Qatar Airways CEO su Akbar Al Baker bu sonucu, tüm Qatar Airways çalışanlarının işlerine olan adanmışlık ve bağlılıklarının “fantastic bir onaylanması ” olarak değerlendirdi.

Skytrax CEO su Edward Plaisted ise Yılın Havayolu ödülünü üst üste ikinci kez kazanmış olmanın Qatar Airways için çok önemli bir başarı olduğunu ve bunun Qatar Airways in yönetim ve personelinin dünyanın en iyisi olmak için ne kadar çabalamış olduklarını net bir şekilde gösterdiğini belirtti.

 

Turizmhaberleri.com

Turistlerin Gözde Plajı

Turistler İspanya’ya geldiklerinde çayırların ortasındaki bu ilginç plajı görmeden ayrılmıyorlar. Gulpiyuri plajının en büyük özelliği sahilden 100 metre uzakta ve bir çayırın ortasında bulunması.

İspanya’nın Lianes şehrine gelen turistler dünyanın en ilginç plajıyla karşılaşıyor. Gulpiyuri plajı kıyıdan tam 100 metre içeride bir çayırın ortasında bulunuyor ve denizden iç kısımlara doğru yürüyenler yeşilliklerin arasında bu ilginç plajla  karşılaşıyor.

Milyonlarca yıl boyunca kayaların altından delikler açan deniz suları  çayırın ortasında havuz benzeri bir su birikintisi oluşturmuş. İspanya’ya gelen turistlerin uğrak yeri olan bölgenin suyu tuzlu ve soğuk.

 

Apple: iTravel Geliyor, Turizme Çağ Atlatacağız

182,9 milyar dolarlık marka değeriyle dünya lideri olan Apple seyahat sektörüne adım attı. Apple’dan yapılan açıklamaya göre ilk adımı Passbook uygulaması olan bir dizi yenilikle ‘iTravel’ dönemi başlayacak. 

Apple’ın  iPhone ve iPad’ler için hazırladığı iOS 6 adlı yeni yazılımında yer alacak olan Passbook adlı aplikasyon son kullanıcılara uçaklara biniş kartı, check-in ve çevre tanımlama, ulaşım hizmeti tedarikçilerine ise  biletleme hizmeti verecek.  2012 sonunda kullanıma sunulacak olan iOS 6 ile beraber Passbook adlı uygulama uçuş gecikmeleri ve havalimanı biniş kapıları değişikliklerini de bildirecek.
Apple’dan yapılan açıklamaya göre Passbook başlatılacak olan ve adına iTravel denen bir dizi yeniliğin ilk ve en basit adımı. Seyahat endüstrisi için de yeni bir çağ başlatmak istediklerini belirten Apple yetkilileri, yakın gelecekte gezginlerin seyahatin tüm aşamalarını kablosuz ve mobil cihazları aracılığıyla yönetebilecek hale geleceklerini ileri sürdüler. Apple Amerikan Patent Endüstrisi’nden iTravel için 23 yeni patent aldığını da duyurdu. Apple’ın benzer uygulamaları otellerde geçerli kılmak için çalışmalarını sürdürdüğü bildiriliyor.

 

turizmguncel.com

 

Türk Havayolları bu yıl da Avrupa’nın en iyisi seçildi

Türk Hava Yolları, havayolu ve havaalanı sektöründe sağladığı denetim ve hizmet kıyaslama programları ile kuruluşların ürün ve hizmet kalitesini denetleyen; havacılık sektörünün “Oscar”ı kabul edilen “Skytrax Dünya Havacılık” ödüllerinde “Avrupa’nın En İyi Havayolu” ödülü dahil olmak üzere üç dalda ödüle layık görüldü.

100 değişik ülkeden 18 milyona yakın havayolu yolcusunun oyları ile verilen Skytrax ödüllerinde Türk Hava Yolları geçen yıl olduğu gibi bu yıl da “Avrupa’nın En İyi Havayolu” seçildi.

Türk Hava Yolları, Skytrax değerlendirmesine göre 2010 yılında Skytrax tarafından “Dünyadaki En İyi Ekonomi Sınıfı İkram” ödülü ve 2011 yılında Skyscanner tarafından “En İyi İkram” ödülü verilmişti. 2011 yılında Skytrax tarafından “Avrupa’nın En İyi Havayolu”, Comfort Class koltuğunda “En İyi Premium Ekonomi Koltuğu” ve “Güney Avrupa’nın En İyi Havayolu” seçilen Türk Hava Yolları, bu yıl aldığı ödüllerle bu başarısının tesadüf olmadığını göstermiş oldu. 4 yıldızlı havayolu olan Türk Hava Yolları, uzun uçuşlarda Business Class yolculara ‘Flying Chef’ hizmeti sunan ilk havayolarından biri.

Skytrax bu yıl da Türk Hava Yolları’nın başarısını verdiği ödüllerle tescil etmiş oldu. Türk Hava Yolları bu yıl da geçen yıl olduğu gibi “Avrupa’nın En İyi Havayolu” oldu.  Bu yıl ayrıca “Güney Avrupa’nın En İyi Havayolu” ve Comfort Class koltuğuyla  “En İyi Premium Ekonomi Koltuk” katagorilerinde “ ödüle layık görüldü.

Farnborough Havacılık Fuarı’nda açıklanan 2012 Skytrax ödülleri, Skytrax CEO’su Edward Plaisted tarafindan 12 Temmuz 2012 tarihinde Türk Hava Yolları Genel Müdürü  Doç. Dr. Temel Kotil’e takdim edildi.

Skytrax CEO’su Edward Plaisted, ödül töreninde yaptığı konuşmada, “Türk Hava Yolları, dünyanın en gözde havayollarından biri olarak yerini sağlamlaştırarak yoluna devam ediyor. Bugün alınan ödüller hem Türk Hava Yollarının başarısı hem de onun havayolu yolcuları arasındaki güç ve popülaritesini göstermiştir” dedi. Plaisted; “Türk Hava Yolları son yıllarda havacılığı büyük yatırımlar yapıyor. Farklı ürünler geliştirerek hem müşteriye daha fazla seçim şansı hem de sektöre zenginlik katıyor. Türk Hava Yolları’nın Premium Ekonomi sınıfı ürünü, havayolu yolcuları nezdindeki popüleritesi bunun göstergesidir. Alınan ödüller bu alanda yapılan doğru yatırımların sonuçları” dedi.

Türk Hava Yolları 2011 yılında da Skytrax tarafından “Avrupa’nın En İyi Havayolu”,  2010 ve 2011’de de “Güney Avrupa’nın En İyi Havayolu” seçilmişti.

 

TurizmGüncel

tr_TRTürkçe
en_USEnglish tr_TRTürkçe