Seyahate çıkmadan indirebileceğiniz iPhone uygulamaları!

The Weather Channel

Ücretsiz bir uygulama olan The Weather Channel, iPhone ekranınıza bulunduğunuz yerin tahmini hava durumunu, tam ekran harita ile şiddetli hava uyarılarını gösteriyor. Takip eden 10 gün içinde hava durumunun ister bulunduğunuz ister gideceğiniz lokasyonda nasıl olabileceğini gösteriyor, Facebook duvarınızda hava durum mesajı da yayınlıyor.

GasBuddy

Özellikle hiç bilmediğiniz yabancı bir ülkede kiralık ya da kendi aracınızla uzun bir karayolu seyahati yapmak zorunda kaldıysanız iPhone için indireceğiniz bu uygulama ile en yakın benzin istasyonunu bir tık ile bulabilir, hatta birkaç istasyon arasında en düşük benzin fiyatına sahip olanı da görebilirsiniz.

Find My iPhone

Seyahatlerde cep telefonunuzu kaybetmeniz cüzdanınızı kaybetmenizden daha bile üzücü olabiliyor. Cüzdanınızı eğer bir polis merkezinde  değilse bir daha bulmanız çok düşük bir ihtimal fakat bu uygulama ile kaybolan iPhone’unuzu elinizle koymuş gibi bulabilirsiniz. Diğer bir iPhone vasıtasıyla kaybolan iPhone harita üzerinde bulunuyor ve bir başkasının içindeki özel bilgilere erişmesi uzaktan engelleniyor. Oldukça etkileyici, öyle değil mi?

Fandango

Hiç bilmediğiniz bir yere yaptığınız seyahat sırasında vakit geçirmek için şehirde bir tur atarken canınız bir filme gitmek isterse hemen iPhone’unuzdaki bu uygulamayı çalıştırın. En yakındaki sinema salonunu ve hangi filmlerin vizyonda olduğunu detaylı bilgilerle öğrenebilir, dilerseniz fragmanlarını izleyebilirsiniz.

DropBox

Seyahat esnasında evinizdeki kişisel bilgisayarınıza erişmek isterseniz DropBox iPhone uygulaması son derece faydalı. Evinizdeki bilgisayar ile bağlantı kurarak acil ihtiyacınız olan dosyaları almanızı sağlayan uygulama dosyalar üzerinde değişiklik yapınca üzerine kaydediyor ve seyahatiniz esnasında elde ettiğiniz yeni dosyaları da bu klasöre taşıyabiliyor. Seyahate çıkmadan önce ev bilgisayarınızın DropBox klasörünü önemli belgelerle doldurmayı ve paylaşıma açmış olmayı unutmayın.

Google Translate

Yabancı ülkelere yaptığınız seyahatte her ne kadar bir ya da birden fazla yabancı dil bilseniz de iletişim kurmak zorunda kalacağınız ama birbirinizi anlayamayacağınız biriyle karşılaşma olasılığınız var. Bu durumda devreye Google Translate giriyor. Telefonun ahizesine konuşuyorsunuz ve uygulama istediğiniz dile çevirip karşı tarafa söylüyor. Ne kadar başarılı çevirebildiğini söyleyemeyiz tabii ama en azından birçok zor durumdan sizi kurtaracaktır

Packing Pro

Çanta kontrol listesi sayesinde son dakika pişmanlıklarınıza bir son verebilirsiniz. Çantanıza ne alacağınıza emin değilseniz, tatilinizin türünü belirtin ve uygulama size birkaç öneri sunsun.

TripAdvisor

Gerçek tatilciler, oda veya bir masa bile rezerve etmeden, TripAdvisor’a bakılması gerektiğini bilir. iPad’inizle bu uygulama sayesinde hem gideceğiniz yer ile ilgili hem de uygulamanın kendi belirlediği top listelere ulaşabilirsiniz.

HG2

Şehirde bir kaçamak yapmak isteyenlerin Hedonist’s Guide’dan başka bir yere bakmalarına gerek yok. Gideceğiniz yerin en iyi barları, otelleri ve hareketli noktaları hakkında ayrıntılı bilgilerle dolu uygulama işinize yarayabilir. Şu an 41 şehir var ama her geçen gün şehir sayısı artmaktadır.

TourWrist

Sosyal medyada paylaşmayı sevenler için, TourWrist 360 derecelik panaromik tatil fotoğrafları oluşturmanızı sağlar. İstediğiniz resmi ayarlayabilir başkalarının yüklediği resimleri de görebilirsiniz.

Skyscanner

Son olarak, dünyanın en güçlü ve esnek uçak araştırma uygulaması Skyscanner’ı öneriyoruz. Uygulamanın özellikleri neden ücretsiz sorusunu sordulabilir. En ucuz uçuşları arayıp satın alabileceğiniz uygulamada yapacağınız şey yer küreyi çevirip hangi ülkelerin ucuz olduğunu görmek.

 

Seyahat Etmenin En Güzel Yolu, Couchsurfing

İnternet üzerinde faaliyet gösteren 3,000,000’den fazla üyesi olan uluslararası bir misafirperverlik servisidir. Üyeler couchsurfing.org web adresini kullanarak seyahatleri sırasında birbirlerine konaklama ya da rehberlik konularında destek olmaktadırlar. CouchSurfing, kendisinden daha önce kurulmuş olan Hospitality Club sitesini geçerek dünyanın en çok üyeli misafirperverlik ağı olmuştur.

Couchsurfing, kısa adıyla CS, dünya çapında seyahat eden tatilcilerin, gittikleri ülkelerdeki yerel insanlarla tanışabildiği, yerel kişilerin onları gezdirdiği ve hatta ücretsiz olarak kendi evlerinde ağırladığı bir site.

Yurtdışı ve hatta Türkiye içerisinde başka bir şehre seyahat ederken kullanılabilecek bir servis.  Yapmanız gereken önce CS’e üye olmak, daha sonra profilinizi resim de ekleyerek eksiksiz olarak doldurmak. Bulunduğunuz şehrin ve ilerde ziyaret etmeyi planladığınız şehirlerin gruplarına üye olabilirsiniz. Daha sonra sizi tanıyan kişilerin eğer sitede var size sizin hakkınızda iyi referanslar yazmalarını isteyin ingilizce olarak. Referans çok önemli, çünkü başka bir ülkeye gideceğiniz zaman oradaki herhangi birisine evinde kalmak ya da sizi gezdirmesi için mesaj attığınızda, size güvenebilmesi açısından öncelikle sizin duvarınıza yazılan referanslara bakıyorlar. Daha sonra site aracılığıyla tanıştığınız kişilere siz de iyi referanslar yazın, onlar da size yazacaktır mutlaka.

CS’de ayrıca Ankara, İstanbul gibi şehirlerde haftalık olarak düzenli buluşmalar yapılıyor, oralarda yeni arkadaşlar edinmek mümkün. Oradan tanıştığınız kişilerin de size referans yazmalarını isteyebilirsiniz.

Couchsurfing’in toplam üye sayısı dünya genelinde 3 milyon civarında. En fazla üye 600 bin kişiyle Amerika‘dan. Türkiye’den ise 50 binden biraz fazla üye mevcut sitede ve dünya genelinde en çok üyeye sahip 12. ülke konumunda. En çok üye 25 bin kişiyle İstanbul‘dan. Sonra 5 binden biraz fazla kişiyle Ankara ve 3300 civarında kişiyle İzmir geliyor.

Bedava! Bu etkileyici kültürel değişim platformu tamamen ücretsiz. Evinde kaldığınız kişilere bir ödeme yapmanız gerekmiyor. Couchsurfing’i bir yerde bedava kalmak olarak düşünmemeli.  Bu mantıkla Couchsurfing’e yaklaşmak oldukça hatalı olur. Belki bedava konaklamayı bir bonus olarak düşünebilirsiniz ama Couchsurfing demek bedava konaklamak demek değildir.

Seyahatlerinizi ucuza getirmek için ayrıca mutlaka 2-3 ay öncesinden ucuz uçak bileti araştırması yaparak seyahate çıkın.

  • Kimseye yalan söylemeyin, sonunda siz zararlı çıkarsınız.
  • Eğer tek başınıza seyahat eden bir kadınsanız, ev sahibi ararken ilk etapta kadınlara başvurmanız daha güvenli bir yol olacaktır. Erkekler öcüdür demiyorum, ama kadınların evinde kendimi daha rahat hissediyorum.
  • Sizinle aynı şeylerden hoşlanan kişileri tercih etmeniz daha eğlenceli vakit geçirmenizi sağlayacaktır.
  • Fotoğrafı olmayan, ya da fotoğraflarda yüzü net şekilde gözükmeyen kişilerden uzak durun.
  • Profili boş kişilerden uzak durun.
  • Size ev adresini vermek istemeyen, sizi kendisinin eve götürmesini teklif eden kişilerden uzak durun.
  • Profilleri mutlaka baştan sona kadar okuyun.
  • Ev sahibi ararken, oda paylaşımı ve yatak paylaşımı durumlarını göz ardı etmeyin. Profilini okumadığınız birinin evine gittiğinizde, aynı yatağı paylaşmak durumunda kalabilirsiniz.
  • Yanınızda her zaman konsolosluğun, ve acil durum telefon numaralarını bulundurun. (ambulans, polis, itfaiye gibi)
  • Eğer ev sahibinizde herhangi bir şeyden hoşlanmazsanız, ne olduğunu bilmeseniz bile birşey size rahatsızlık veriyorsa evi terkedin.
  • Her zaman bir B planınız olsun. Genelde 2 tane ev sahibi ile anlaşılıp, en çok anlaşabileceğinizi düşündüğünüz kişinin evine gitmeyi tercih ediniz. Ev sahibinizle tanışıp, kalacağınız yeri gördükten sonra herhangi bir sorun yoksa aynı gün içerisinde de diğer kişiye gelemeyeceğinizi mutlaka haber verin. Ya da gitmeden önce otelleri araştırıp herhangi bir sıkıntı olması durumunda kısa sürede ulaşım sağlayabilirsiniz.
  • Karşı tarafın profilindeki referansları mutlaka tek tek okuyun. Size onun hakkında önemli ipuçları verecektir. Negatifleri özellikle okuyun. Eğer referanslarda, içti içti sarhoş oldu ondan sonra benimle beraber uyumaya kalktı yazan birisinin evinde kalmayı yine de kabul ediyorsanız sonra başınıza gelenlerden ötürü dert yanmayın.
  • Ev sahibiniz ya da misafirinizle fiziksel birleşme yaşamayın. Profilinizde “Mükemmel bir akşam geçirmek için mutlaka ( )’nin evine gidin anlarsınız ya” tarzı yazılarla karşılaşmak istemezsiniz.
  • Adresi onaylanmış, pozitif referansı çok, ve kefili olan kişilere öncelik verin.
  • Arkadaşınıza, ya da ailenize gittiğiniz yerin adresini, kalacağınız kişinin ismini ve birde fotosunu bırakmayı ihmal etmeyin.
  • Tüm bunları okuduktan sonra CS çok korkunç birşeymiş gibi gelebilir. Ama bunlar başınıza her zaman gelecek şeyler değil. Bunlar zaten her seyahatinizde dikkat etmeniz gereken noktalar.

 

Balat’ta bir lezzet durağı: Vodina Kafe

Ekonomik özgürlüğü olmayan kadınlara meslek kazandırmak amacıyla kurulan Balat Kültür Evi bünyesindeki Vodina Kafe, 18 çeşit yiyeceğin sunulduğu kahvaltıları, ev yapımı nefis börekleri, mantıları ve yaprak sarmalarıyla damaklarda unutulmaz izler bırakıyor.

cafe-vodina-balat

Balat’taki Vodina Kafe, Türkiye Soroptomistler Kulüpleri Federasyonu’na ait Balat Kültür Evi bünyesinde hizmet veriyor. Ev yapımı reçelleri, börekleri,mantıları, turşuları yaprak sarmalarıyla pek çok müdavim edinen Vodina Kafe, özellikle kahvaltılarıyla meşhur.

Balat ve çevresinde yaşayan ekonomik özgürlüğü olmayan kadınlara meslek kazandırmak, kadına yönelik şiddete karşı mahalle kadınlarının bilinçlenmesini sağlamak, onları sosyal hayata katılan, kendi parasını kendisi kazanan, üreten, en önemlisi eşit, özgür birer yurttaş, oldukları bilincini kazandıran bir sosyal sorumluluk projesi kapsamında oluşan Vodina Kafe, bir gastronomi atölyesi gibi çalışıyor. 18 çeşit yiyeceğin, sınırsız çay ve kahve eşliğinde sunulduğu kahvaltılardaki börekler, reçeller, kekler ve kurabiyeler bu gastronomi atölyesinde meslek öğrenen kadınların emekleriyle sofraya geliyor. İster kahvaltınızı ediyor, ister davetleriniz için sipariş veriyor, ya da günün herhangi bir saatinde nefis mantılarının, yaprak sarmalarının tadına bakıyorsunuz.
Balat Kültür Evi, Haliç’e paralel uzanan Vodina caddesi üzerinde, Eflak-Boğdan Prensi Dimitri Kantemir’in evine ve kadın Eserleri kütüphanesine komşu, ikinci dereceden tarihi eser olan üç katlı, cumbalı, klasik Balat mimarisinin örneklerinden bir ev. Soroptomistler, kadınlara meslek kazandırmak için semtte bir bina ararlarken, ikiz, yıkık ve harap durumdaki bu Balat Evi’nde karar kılmışlar. İstanbul Valiliği İl Özel İdaresi ve Fatih Belediyesi ile yapılan bir protokolle bina restore edilerek 2010 yılı şubat ayında Türkiye Soroptimist Kulüpleri Federasyonu’na teslim edilmiş. Soroptomistler evin alt katını bir mutfak atölyesi olarak düzenleyip, federasyon üyelerinin katkılarıyla evin ruhuna uygun malzemelerle dayayıp döşemişler.

Çiçeklerle bezenmiş, çok güzel bir bahçesi olan kültür evinin giriş katı ve bahçesi de kafe olarak düzenlenmiş, Üst katlar sergi ve toplantı salonları, resim, seramik, ahşap boyama gibi kursların verildiği işliklere ayrılmış.

Semt ve çevresinde yaşayan kadınlar, haftanın beş günü çeşitli gruplar halinde Cafe Vodina’nın mutfağında yemek yapmayı öğreniyor ve yaptıkları reçeller, mantılar, börekler, turşular, kurabiyeler, tarhana ve sarmaları satıyorlar, hem de Kafe Vodina’da servise sunuyorlar. Evlerine katkı sağladıkları gibi, toplumsal hayatın içine katılıp, üreten birer insan olmanın keyfini yaşıyorlar.

Yolunuzu Balat’a düşürüp, hem kiliseleri, sinagogları, tarihi evleri, ayazmalarıyla Balat’ı tanıyabilir, hem de Vodina Kafe’ye uğrayıp, kahvaltınızı edebilir, ya da yemek yiyebilirsiniz. Toplantı ve etkinliklerinizi burada yapıp, bu projeye destek verebilirsiniz. Vodina Kafe, gerek ürettikleri leziz yiyecekler, gerek tarihi, atmosferi şık dokusu ve rengarenk bahçesiyle Fener-Balat turu yapan firmaların da duraklarından biri olabilir.

www.balatkulturevi.org

Adres: Vodina Caddesi, No:39-41, Balat

Tel: 0212 531 00 57-67

Kaynak: Tuyed

İspanya Festivallerine Mutlaka Gidin!

İspanya festivaller ülkesi olarak bilinir ve tüm dünyada festival turizminin uğrak yerlerinden birisidir. İspanyada festival heyecanını yaşamak 4 mevsim boyunca olanaklıdır. İspanyanın ortak bir çok festivalinin yanında yöresel ve bölgelere ait bir çok festivalleri bulunmaktadır.

Yılbaşı kutlamaları ve Santa Semana başta olmak üzere Pamplona’da boğa güreşleri ve sokaklarda boğalarla koşmak, Valencia sokaklarında domates savaşı yapmak, Huesca sokaklarında Ağustos ayı boyunca eğlencenin doruklarına varmak ya da İbiza’da her daim düzenlenen parti ve festivaller ile eğlencenin doruklarına çıkmak isteyen festival severler için bulunmaz bir fırsattır.


Bunların yanında her yıl Şubat ayında Kanarya Adaları’nda düzenlenen dünyanın en önemli ve en büyük 2. festivali ile de festivalcilerin uğrak yerlerinden biri olmayı başarmıştır.

Aşağıda çeşitli festival seçeneklerini bulabilirsiniz.

Barcelona

  • 24 Eylül – Festes de la Merce / En uzun insan kulelerinin yarıştığı Barcelona’nın her yıl geleneksel olarak düzenlenen aynı zamanda canlı müzik cenneti festivalidir.
  • 23 Nisan – Dia de Sant Jordi,  /  Barcelona şehrinin kurucusu ve öncüsü lider Sant Jordi için her yıl geleneksel olarak düzenlenen çiçek günü.
  • 23 Haziran – Festival de Sant Joan / Yazın gelişini kutlayan katalanların festivali.
  • 15 Ağustos – Festa Major de Gracia / Canlı müzik haftası
  • Haziran ortası – Festival de Sonar / Sinema adına her türlü görsel şöleni barındıran barcelona festivali.
  • Haziran sonu – Grec Arts Festival / Müzik ve tiyatro festivali.

Madrid

  • 15 Mayıs – San Isidro Boğa Güreşleri Festivali
  • 9 Kasım – Almudenan San isidro’nun Asıl Başlangıç Festivali
  • Ağustos içerisinde – La Paloma / Kralın bayramı
  • Ekim’in birinci haftası – Festival de Otono / Bahara Hoş Geldin Festivali

San Sebastian

  • Temmuz’un 3. haftası – San Sebastian Jazz Festival
  • Eylül’ün 3. haftası – San Sebastian Film Festival,
  • Temmuz ortası – San Sebastian Theatre Festival
  • 15 Ağustos – Aste Negosia (Semana Grand)
  • 20 Ocak – La Tamborrada / Baskların Resmi Bayramı

Valencia

  • 15 – 19 Mart – Las Fallas
  • 29 Ağustos – La Tomatina

Pamplona

  • Temmuz’un ilk haftası – Sanfermin / Boğalarla birlikte koşmanın dayanılmaz heyecanı.

Zaragoza

  • 13 Ekim – Pilar / Pilar Ana’nın doğum günü

 

 

Sağlıklı uçuş için öneriler

Uçak seyahatlerinde kuru olan uçak havasının üst solunum yolu ve kalp rahatsızlıklarını ağırlaştırabileceğini belirten Op. Dr. Emre İlhan, uçak yolculuklarını rahat geçirebilmek için dikkat edilmesi gerekenleri açıklıyor.

Sağlıklı uçuş için öneriler

 

Havalar ısındı, seyahat sezonu açıldı. Siz de uçak yolculuklarında sıkıntı yaşıyor musunuz? Kulak Burun Boğaz ve Baş Boyun Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Emre İlhan, nefes almanın hayati önemine dikkat çekerek, sağlıklı nefes almanın ancak sağlıklı bir burunla mümkün olabileceğini, uçak seyahatlerinde kuru olan uçak havasının üst solunum yolu ve kalp rahatsızlıklarını ağırlaştırabileceğini belirtiyor ve uçak yolculuklarını rahat geçirebilmek için dikkat edilmesi gerekenleri şöyle açıklıyor:

Burun tıkanıklığı kalp rahatsızlıklarını ağırlaştırabilir
“Özellikle ülkemiz insanının burun yapısının kemikli olması ve insanların bir çoğunda allerjik hastalıkların sık olması nedeniyle burun tıkanıklığı şikayeti en sık rastladığımız şikayetlerden birisidir. Burun tıkanıklığı olan hastalarda eğer uçak korkusu da varsa, kişi sağlıklı nefes alıp veremediği için içinde bulunduğu kaygı ve tedirginlik hali durumun daha da ağırlaşmasına neden olabilir.

Uçak içerisindeki hava kalitesi dışarıdaki hava kadar iyi olmayabilir. Uçak yolculuğu, özellikle de uzun mesafeli yolculuk, yolcuları sağlık durumlarını olumsuz bir şekilde etkileyebilecek birçok faktöre maruz bırakır. Kabin içerisinde bulunan oksijenin miktarı havadakinden az olabilir. Bu durum sağlıklı kişilerde sorun yaratmazken, burun tıkanıklığı şikayeti olan hastalarda üst solunum yolu rahatsızlıkları, akciğer ve kalp rahatsızlıkları olan hastalarda durumu daha da ağırlaştırabilir. Düzenli nefes alamayan hastalarda panik atak ve depresyon belirtileri görülebilir. Bu nedenle uzun süren burun tıkanıklığı şikayeti olan hastaların burun tıkanıklıklarının tedavisi için bir kulak burun boğaz uzmanına başvurmalarını öneriyoruz.

Sakız çiğneyerek kulak sağlığınızı koruyun
Uçaktaki hava basıncının uçak yükselirken veya alçalırken değişmesi sonucunda kalıcı işitme kayıpları olabilir. İnsan kulağı, 16-16000Hz arası frekansları işitir. Kulağın sağlıklı duyabilmesi için kulak zarının dış kulak yoluna bakan tarafındaki, yani dış kulak yolundaki basınç ile kulak zarının arkasında kalan orta kulak boşluğunun basıncı aynı olmalıdır. Akut nezle, alerjik nezle, sinüzit gibi hastalıklar östaki borusunun açılma fonksiyonu bozarak uçuş esnasında orta kulak basıncının dengelenmesini engeller. Uçağın kalkış ve inişi esnasında bilindiği gibi dış ortam basıncı hızla değişir.

Günümüz uçaklarında kabin basıncı otomatik olarak ayarlanmakla beraber bu ayarlanma öncesinde ve esnasında artan veya eksilen dış kulak yolu basıncı yukarıda sayılan hastalıklar esnasında yeterli derecede dengelenemez ve orta kulakta ciddi sorunlar oluşabilir. Böyle bir durumda sık sık yutkunma, bir şeyler yeme, sakız çiğneme, östaki borusunun açılması ve orta kulak basıncının dengelenmesini kolaylaştırır.

İnsan kafasında ‘sinüs’ adı verilen hava dolu boşluklar yer alır. Mevcut yedi adet sinüs sürekli olarak burun boşluğundaki hava ile havalanır. Akut nezle ve alerjik nezle esnasında bu sinüslerin burunla bağlantılarının burun mukozasındaki ödemi nedeniyle kapanması sinüslerde de basınç dengelenmesine engel olarak ‘baro sinüzit’ denilen ve şiddetli yüz ağrısına yol açan bir tabloya neden olur.

Uçuş esnasında iniş ve kalkışta dış kulak yolu basıncının hızlı artış veya azalışı sonucu kulak zarının ve buna bağlı olarak kemikçik zincirin aşırı derecede hareketine bağlı olarak nadiren de olsa orta veya iç kulak hasarı görülebilir. İç kulakta yüksek basınçtan etkilenen ‘Reissner membranı’yırtılabilir. Bu durumda oluşacak tablo daha farklı olup şiddetli bir kulak uğultusu ve işitme kaybı ile kendini belli eder. Bu tabloda genellikle ağrı olmaz ve nadiren birlikte baş dönmesi de görülebilir. Bu durumla karşılaşan bir yolcu uçuş sonunda acilen bir kulak burun boğaz uzmanına müracaat etmelidir. Aksi takdirde olay kalıcı işitme kaybı ile sonlanabilir. Bu tip ağrılar uçuş bittikten bir süre sonra sinüslerdeki basıncın dengelenmesiyle ortadan kalkar. Uçuş sırasında yüzünüzde basınç hissedersiniz, burun açıcı bir bir ilaç almanız ve burun damlası ile sık sık burnunuzu nemlendirmeniz fayda sağlayabilir.

Daha rahat bir uçuş için bol su tüketin
Alkolün beyindeki etkisi oksijensizlikle daha da artar. Çok fazla kahve veya alkol tüketimi düzensiz kalp ritmine veya çarpıntı gelişmesine neden olabilir. Normal kabin basıncında hava genleşir. Vücudumuzdaki hava boşlukları sinüsler, orta kulak ve diş çürükleri genleşen havaya ağrı ile yanıt verir. Uçuş esnasında bu nedenlerden dolayı ciddi ağrılar oluşabilir. Bu rahatsızlıklar gazlı içeceklerin fazla tüketilmesi ile birlikte daha da artabilir. Bu yüzden bu tür rahatsızlıkları olanlar mutlaka uçuş öncesi doktor kontrolünden geçmeli, uçuş esnasında hareket etmeli ve bol su tüketmelidirler.

Konforlu bir uçak seyahati için yapmanız gerekenler
Akut nezle, alerjik nezle ve sinüzit gibi durumlarda mümkün olduğunca uçak yolculuğundan kaçınılmalıdır. Eğer mümkün olmuyorsa bu gibi durumlarda bir hekime danışarak uçuş önce bazı ilaçlar alınarak bu durumlara engel olunabilir. Böyle durumlarda alkol alınması burun mukozası ve burun etlerinde şişmeye neden olacağından tabloyu daha da ağırlaştırabilir.

Uçak yükselirken veya alçalırken;

  • Koltuğa oturduğunuz andan itibaren düzenli nefes alıp verin.
  • Kalkış sırasında bol nefes verin (üfleyerek). Bu gevşemenizi sağlar.
  • Burun ve ağzınızı kapalı tutun ve sık sık esnemeye çalışın.
  • Yutkunmak, sakız çiğnemek veya şeker yemek bu durumdan kurtulmanıza yardımcı olacaktır.
  • Yakın zamanda uçuş esnasında bir sorun yaşadıysanız yolculuğunuzu bir müddet sonraya erteleyin.
  • Akut nezle, alerjik nezle ve sinüzit gibi rahatsızlıkları olanların uçuş öncesi bir Kulak Burun Boğaz uzmanına görünmeleri en doğru hareket olacaktır.

Sorunların önlenmesi için; 

  • Hava limanına gitmek için bolca zaman ayırın.
  • Eşyalarınızı taşımakta zorlanıyorsanız yetkililerden yardım isteyin.
  • Uçuşunuzu planlayın ve önceden hazırlanın.
  • Bol bol su için.
  • Alkol tüketmeyin. Gazlı içecekler ve kafeinli içeceklerden sakının.
  • Kabinde hareket edin.
  • Kronik bir rahatsızlığınız varsa uçuştan önce doktorunuza görünün ve ilaçlarınızı yanınıza almayı ihmal etmeyin.”

Bozcaada’nın Doğal Yaşam Alanı Aral Tatil Çiftliği

100 yıllık geçmişiyle eski bir Rum çiftliği olan Aral, gerçek bir çiftlik hayatı yaşamak isteyenler için ideal.

Bozcaada sit alanı olması nedeniyle mimarisi ve doğal güzelliği bozulmamış ender tatil yörelerinden biri. 14 dönüm arazi üzerine kurulu olan Aral, adanın ilk ve en büyük tatil çiftliği. Çiftlik; tavuktan keçiye, tavus kuşundan ördeğe kadar pek çok hayvanın bir arada bulunduğu, misafirlerinin sabahları yumurtalarını kümesten kendi elleriyle alabildiği ve bahçede yetiştirilen tamamen organik sebzeleri dalından koparıp yiyebildiği bir ortam sunuyor.

Türkiye’nin En Başarılı Turizm Yatırımları Araştırması 2010” kapsamında, Doğa Turizmi Yatırımında En Başarılı ikinci otel seçilen Aral Tatil Çiftliği, benzersiz atmosferiyle tarih, doğa ve konforu aynı anda yaşatıyor.

Eski kullanım alanlarına göre “saman damı”, “pırpır damı”, “kahya damı”, “ kümes”, “keçi damı gibi isimleri olan asırlık taş odaların yanında adanın koylarının isimleriyle adlandırılan yeni odalarını misafirlerine sunuyor.

Bozcaada’nın eşsiz doğal güzelliklerine yönelik turlar, Aral ailesinin kendi üretimi şarapların tadımı, bisiklet turları gibi pek çok keyfi bir arada sunan Çiftlik’te çocuklar da unutulmamış. Mini oyun parkında doyasıya oynayabilen, masa tenisi ve langırt turnuvaları gibi etkinliklerde heyecanlı saatler geçirebilen minikler, aynı zamanda badem ağaçlarının üzerindeki ağaç evde hepimizin özlediği doğal oyun ortamını bulabilme şansına da sahipler.

Tatilde açık büfeye dikkat!

Bütün yiyecekler gözümüzün önündeyken, bir de üstüne tatilde olmanın verdiği rahatlık eklenince, ölçüyü kaçırmak an meselesi!

Acik_Bufe

Seçtiğimiz yiyecekleri tabağa yerleştirirken ölçüyü kaçırmamak da ayrı bir marifet. Derlediğimiz “akıllı açık büfe tabakları” ile ağzınızın tadı bozulmadan sofradan hafif kalkacaksınız.

Denizden çıktınız, epeyce acıktınız. Üstelik açık büfeden de enfes kokular yükseliyor. Kurulanıp yemeğe doğru yol alırken az sonra olacakları öngörüp şimdiden suçluluk duymaya başladınız mı yoksa?

Onca çeşit leziz yiyecekten oluşan açık büfeyi sağlıklı beslenmek için bir fırsata dönüştürmeye ne dersiniz? Değişik besin gruplarının bir arada tüketmenin dengeli beslenmenin kuralı olduğunu artık biliyoruz. Besinleri ne kadar dengeli olarak öğünlerimizde bulundurursak vücut için yararlılığı o kadar fazla oluyor.

Bu açıdan bakınca yaz tatil ve davetlerinin vazgeçilmezi açık büfeler gözümüze masum görünebilir. Ancak tabağımızı dikkatlice doldurmazsak açık büfe keyfi büyük bir tuzağa da dönüşebilir. Siz kendinizi yormayın. Dengeli bir tatil menüsünü sizin yerinize seçerken işin profesyonellerinden yardım aldık. Uzman Diyetisyen Selahattin Dönmez ‘Açık büfeyi görünce hemen hepsinden almalıyım fikri yerine mutlaka seçim yapacağınıza kendi kendinizi önceden hazırlayın’ diyor.

Tadınızı kaçırmayın!

Zeytinyağlılar, kızartmalar, börekler, çorba çeşitleri, salam, sucuk, kavurmalar ve tatlılar insana çok cazip görünüyor değil mi? Bu meydan okumaya pabuç bırakmamak lazım. Derin bir nefes alıp bazı sağlıklı beslenme kurallarını hatırlayalım: Kızartmalar kanda kötü huylu kolesterolün artmasına, boş kalori alınmasına ve kansere neden olan maddelerin tüketilmesine yol açar.

Tatlıların çoğu kan şekerinizin hızla yükselmesine ve daha sonra da kısa sürede düşmesine neden olur. Bu da acıkmayı hızlandırır. Ayrıca şekerli besin tüketmek kandaki yağlardan, kalp hastalığı için gösterge olan trigliserid denilen maddenin yükselmesine neden olur.

İşlenmiş etlerden salam, sucuk, sosis, kavurma kalp ve damar sağlığınızı tehdit eder, yüksek miktarda kolesterol içerir, kanser yapıcı maddelerin vücuda alınmasına yol açar. Biliyoruz ki; sıkı yemek sonrası kalp krizi oluşma riski çok fazla. Sıcak havalarda sindirim sisteminizi zorlayacak yemek yemek; mide bulantısı, barsaklarda bozulma, midede yanma, hazmetmede güçlük gibi sorunlara neden olur. Çok yemek yemek; hareket kabiliyetinizi kısıtlar ve uyku hali verir. Yemekte gözünüzü değil midenizin doygunluğu önemli. Yavaş yavaş yemeyi denediğinizde daha tok kalabildiğinizi siz de fark edeceksiniz.

Tatil tabağı nasıl olmalı?

Açık büfe kahvaltı: Mutlaka güne kahvaltı ile başlamalısınız. Kahvaltılarınız için 2 küçük tabak kullanın.

Birinci küçük tabakta peynir çeşitlerinden 2 dilim seçin (unutmayın sert peynirlerin kalsiyum içerikleri fazladır), 4-5 adet siyah ve yeşil zeytin alın, 1 ince dilim kepekli, çavdar veya mısır ekmeği kesin ve tabağın geri kalan kısmınımeyve dilimleri ile zenginleştirin.

İkinci küçük tabağa domates, salatalık, taze nane, taze maydanoz, roka, tatlı kırmızı biber veya yeşil biber koyun. İçecek olarak açık az limonlu çay veya taze sıkılmış meyve suyu veya kafeini azaltılmış az süt eklenmiş kahve içebilirsiniz.

Kahvaltınızı en az 20 en fazla 30 dakika sürecek şekilde yavaş yavaş yapın. Kahvaltı sonrası en az 20 dakika hafif tempo yürüyüş iyi gelecektir.

Açık büfe öğle yemeği: Hemen orta boy servis tabağınızı alın ve göz ucuyla tabağınızı dört eşit parçaya bölün. Böylece sevdiğiniz her şeyden azar azar alma şansına sahip olursunuz.

Dörtte bir kısmına zeytinyağlı sebze yemeği veya 1 adet dolma, dörtte bir kısmına ızgara tavuk, balık, köfte veya et sote yemeği, dörtte bir kısmına yoğurt, geri kalan kısmına az yağ eklenmiş salata ve öğünün yanına 1 dilim çavdar, kepekli veya mısır ekmeği ekleyin. Yine öğün sonrası en az 20-30 dakika fiziksel aktivite yapın.

Açık büfe ara öğünler: “Her şey dahil” tatil yerleri, çok kışkırtıcı olabiliyor. İkindide gözleme, poğaça, pizza; geç saatlerde de gece çorbaları ikram ediliyor. Eğer öğle öğününde sadece 1 tabak değişik sebzelerden oluşan karışık bir tabak ve 1 kase yoğurt yerseniz, ikindide bir gözleme ve bir ayran tüketebilirsiniz. Gece akşam yemeğinden sonra meyve dışında bir şeyler atıştırmanızı kesinlikle önermiyoruz. Hem öğlen çok yemek, sonra ikindi öğününde yüksek kalorili şeyler tüketmek, vücudunuzun yağlanmasını kolaylaştırır.

Açık büfe akşam yemeği: Sade, daha hazmı kolay, daha az enerji içeren bir öğün olmalı. Salata, ızgara balık veya soslu tavuk-hindi-kırmızı et, 1 küçük kadeh kırmızı şarap tercih edilebilir. Ya da tavuk etli, peynirli, ton balıklı karışık bir salata ile buradan kazandığınız kaloriyi yanında yarım kase sütlü tatlı veya küçük top normal dondurma ile dengeleyin. Meyve suyu, ayran ya da yağsız veya siyah bira içecek olarak doğru seçim olacaktır.

Açık büfe önünde bunları hatırlayın!

1) Çok acıkırsanız kraker, meyve, tuzsuz ve yağsız patlamış mısır, kepekli galeta, gevrek atıştırın.
2) Hep ya da hiç mantığından vazgeçin. Kenimi tatil besinlerinden mahrum bırakıyorum veya yedikten sonra pişmanlık duyuyorum duygusunu ortadan kaldırın.
3) Tabağınızı silip süpürmek içgüdüsünden kurtulun. Doygunluk hissettiğiniz anda yemek yemeyi bırakın.
4) Tüketilmesi uzun süren besinler tercih edin. Elma suyu yerine elmayı bütün olarak daha uzun sürede tüketebilirsiniz.
5) Yiyeceğiniz her şeyi tabağınıza önceden alın, sürekli açık büfeye tabağınızı doldurmaya gitmeyin.
6) Sıkılmamak adına tek bir öğünde kendinizi serbest bırakabilirsiniz; sonraki öğünü hafif geçirmek kaydıyla!
7) Tatilköyünün spor salonunda ya da revirinde mutlaka bir tartı vardır. Her gün tartılıp kilonuzu kontrol altında tutun.
8) Oteldeki bütün fiziksel aktivitelere katılmaya çalışın, düzenli olarak yüzün ve spor yapın.
Kaynak: formsante

BMW Müzesi Münih

Almanya’nın, Bavyera eyaletinin başkenti Münih’te ,Olympiapark’ın yanında yer alır.BMW kompleksini oluşturan üç mimari harikası binadan birinde, 1973 yılından günümüze BMW modelleri  ve özel prototipler ,her yaştan ziyaretçiyi ağırlamaktadır.

Üretilmiş bütün BMW modellerinin ve özel olarak üretilmiş olanların yanısıra ,teknik ve teknolojik gelişmelerinde görülebileceği müzede ayrıca, özel sergilerde düzenlenmektedir.

Kaynak: Bmw Welt

 

Kentleri Nasıl Gezmeli?

Kentte yürümek, yüzleri ve yerleri gözleyerek kent hakkında ipuçları toplamaktır.

Kentleri nasıl gezmeli? Yanıtı pek zor olmayan bir soru. Tabii ki yürüyerek. Ama aylak aylak bir yürüyüşten bahsediyorum. Aylak insan kentte, ormanda yürür gibi yürür, keşiflere açıktır. Yüzleri ve yerleri gözleyerek kent hakkında ipuçları toplar. Tıpkı doğa yürüyüşlerinde çiçek toplayan yürüyüşçüler gibi. Fransız antropolog ve sosyolog David Le Breton’a göre aylak amatör bir sosyologdur ama aynı zamanda da güçlü bir romancı, bir gazeteci, bir siyaset adamı, bir anı toplayıcısıdır. Her zaman uyanık, gevşek ve uyuşuktur.

Kentte yürüyüşe tablolar, manzaralar, görüntüler eşlik eder ve insanın merakı sürekli canlı kalır. Bir yığın önemsiz gibi gözüken olay gerçekleşir. Karşılaşılan insanların bazıları keyif, bazıları sıkıntı verir. Yürüyüş aynı zamanda sokakları, evleri, pencereleri, meydanları, anıtları, camileri, dükkânları seyretmektir.

Kent yürüyüşçülerine mahallelerde, sokaklarda farklı kokular eşlik eder. Sabah kokuları, öğle kokuları, akşam kokuları farklı farklıdır. Ekmek kokusu, pasta kokusu, kebap kokusu, köfte kokusu, simit kokusu, döner kokusu, balık kokusu, evlerin pencerelerinden uçup gelen yemek kokuları. Tüm bu kokular yürüyenin iştahını kabartır, onu yemek düşlerine sürükler.

Ben de her gittiğim ülkede, kaldığım otelin adresini bir kâğıda yazıp cebime koyduktan ve bir de kent haritası aldıktan sonra düşerim yollara ve aylak yürüyüşümü başlatırım.

Yanıma adres alma alışkanlığımı Pekin gezisinden sonra edindim. Kaldığım otelden çıkmış, sokak sokak dolaşıyordum. Otura kalka akşama kadar yürüdüm. İnsanları seyrettim, kokuları kokladım. Ünlü Tiananmen Meydanı’na geldiğimde, hem akşam olmuş hem de ayaklarım dayanılmaz şekilde sızlamaya başlamıştı. Bir taksi çevirdim. İşte ne olduysa ondan sonra oldu. Şoföre kaldığım otelin nerede olduğunu bir türlü anlatamadım. Şoför, otelin İngilizce adını bilmiyordu, ben de Çincesini. Çaresiz indim. Ne yapacağımı şaşırmıştım.

Meydanı dört dönerek İngilizce bilen birisini aradım. Bu arayışım tam iki saat sürdü ve sonunda üniversitede görevli bir Alman’ın yardımıyla otelimi bulabildim. O gün bugündür yanımda, bulunduğum ülkenin dilinde yazılmış adres olmadan sokağa çıkmıyorum.

Yürüyerek yapılan gezilerde, kentlerin daha iyi tanındığına inanıyorum. Binaları daha yakından görüyor, gündelik yaşama ait bilgilere daha çabuk ulaşıyorum. Dinlenmek için oturduğum kahvelerde kurduğum dostluklar birçok bakımdan işime yarıyor. Örneğin, Barcelona’da arka sokaklarda bir kahvede oturuyordum. Yanımdaki masada oturan kır saçlı adam, sigarasını yakmak için kibrit istedi. “Yok” dedim, “sigarayı terk ettim”. Neden terk ettim, niçin terk ettim, sağlığım nasıl? Bu sorular bir dostluğun ilk temel taşları oldu. Kahveden beraberce çıktık. Yine yürüyerek ünlü mimar Gauidi’nin yaptığı Sagrada Familia Kilisesi’ne ve Güell Parkı’na gittik. Daha sonra arka sokaklara dalıp hiçbir tanıtım kitabında yer almayan küçük lokantalarda, gerçek İspanyol yemekleri yedik.
Bir kibrit sayesinde, kaldığım dört gün boyunca kenti en ücra köşelerine kadar gezmiş, hiçbir kitapta yer almayan yerleri görmüş, ayrıca bir İspanyol dost edinmiştim.

Yürüyüp de yorulmasaydım, o kahveye oturmayacak, Miguel’i tanımayacaktım.
Ünlü yazar Hermann Hesse de gezilerinde hep yürümeyi tercih ettiğini belirtir ve şunları söyler: “Pazardaki ve sokaktaki yaşam, güneşin dansı, topraktaki ve sokaktaki gölgeler, bir ağacın gökyüzüne uzanan ucu, bir hayvanın sesi ve hareketi, insanların yürüyüşü ve davranışı. Sokakların kalabalığı… İç dünyasında bunları aramadan, yaşamın kaçış yollarını sorgulamadan seyahate çıkan insan, geriye bomboş döner.”

Yürüyün dediysek de işi o kadar abartmayın. Bazen kentin en işlek meydanında bir kahveye oturup etrafı gözleyin. Bu gözlem bile sizin kenti tanımanıza yardımcı olacaktır. Ben bu tür oturuşlarda, yanımdan geçen kalabalıklara ait olmayan bir hayalet gibi hissederim kendimi. Görünmez bir adammışım gibi, önümden geçenlerin yaşamlarına tanıklık ederim.

ATLAS 2012 ŞUBAT SAYI / 227

Yazı: Mehmet Yaşin

Kayak tatili önerileri

Ya hastalık ya da vakitsizlik nedeniyle 2 senedir kayağa gidemiyorum. Bu sene de şu ana kadar gidebilmiş değilim ancak bu yazı ile hasretimi biraz gidermeyi planlıyorum. Bakarsınız alternatiflerden birinde bulurum kendimi. Uçak bileti bulmak eskiye nazaran artık daha ekonomik bir biçimde gerçekleşse bile, otel fiyatları, yeme-içme, kayak takımları, ski pass ücretleri derken oldukça maliyetli bir “keyif” halini alıyor kayak.  Aslında biraz araştırınca daha uygun fiyatlı gidilebilecek merkezler bulmak mümkün. Nereler mi? Hemen bakalım.

Bormio, İtalya
Roma hamamlarıyla ünlü eski küçük bir kent. Yoğun bir kayak gününden sonra sıcak kaplıcalarında dinlenmek muhteşem olsa gerek. 3000 metre yükseklikte hem kayağa yeni başlayanlara uygun, hem de iyi derecede kayabilenler için çeşitli pistler var. Bölgede yer alan Santa Catarina, Livigno ve Bormio için ortak her pistte geçerli ski pass alınabiliyor. İstanbul’dan Milano’ya kolayca ucuz uçak bileti bulunabilir. Kalacak yer olarak da Chalet di Neve önerilebilir. Geceliği 50 Eurodan başlayan fiyatlarla.

Kopaonik, Sırbistan

Anneannemin memleketi Sırbistan. Balkanlar turu yapmak artık şart bana. Kopaonik Doğu Avrupa’nın en modern kayak merkezlerinden biri olmuş durumda. Hem orta hem de ileri düzeyde kayak yapabilenler için ideal. İstanbul’dan Türk Hava Yolları ile doğrudan Belgrad’a uçabilirsiniz. Kalacak yer olarak geceliği 35 Euro civarında olan The Villa Runolist önerilebilir.

Vogel, Slovenya
Muhteşem doğası ile Slovenya “aciller” listemde yer alıyor. Uygun fiyatlı bir uçak bileti bularak bu sene muhakkak gitmeliyim diye düşünüyorum. Yaz ya da kış. Slovenya’da bulunan Vogel ise romantik kayak merkezlerinden biri. Bohini gölüne bakan Triglav ulusal parkında yer alan Vogel’da güzel tesisler bulunuyor. Kayak ile birlikte Slovenya’nın güzel başkenti Ljubljana’yı  gezmeden olmaz. Konaklama için öneri Pension Stare 50 Euro’dan başlayan fiyatlarla.

Gulmarg, Keşmir, Hindistan
Hayalimdeki diğer bir ülke de Hindistan.  Hindistan ne alaka diyenleri duyar gibiyim. Hem Goa sahilleri hem de kuzey Hindistan ölmeden önce görülmesi gereken yerlerden biri. Hindistan’a uçuş biraz daha pahalı ancak macera sevenler için biçilmiş kaftan. Himalaya eteklerinde yer alan Keşmir köyü gitgide daha fazla ziyaretçi çekmekte. Belki dünyanın en güvenilir yerleri değil ama macera, geleneksel Hint yemekleri, ruhani bir ülke. Çekilebilecek fotoğrafları düşünsenize. Aklım gidiyor benim. Yeni Delhi üzerinden Srinagar’a uçarak buraya ulaşılabilir. Bence değişik bir seyahat olur.  Konaklama için öneri The Alpine Ridge Otel’in fiyatı, oda başına 60 Euro.

tr_TRTürkçe
en_USEnglish tr_TRTürkçe