Paylaş, , Google Plus, Pinterest,

Yazdır

Yayınlanan:

Keşfedilmeyi Bekleyen Kırım, Gezi Rehberi

Kırım güzelliklerle örülü bin bir renkli bir bahçe… Öyle ki burayı gezerken tarkovski filmlerinin muhteşem görselliği ile Puşkin dizelerinin büyülü gücünü duyumsayacaksınız.

Tarih boyunca Anadolu ile köklü ilişkiler kuran Kırım, kültür coğrafyamızda hiç de yabancı olmadığımız bir diyar. Ukrayna’nın Karadeniz’deki yarımadası tıpkı Anadolu gibi farklı uygarlıklara beşik olmuş, Rusya, Asya ve Avrupa kültürleri arasında önemli bir köprü rolü oynamış. Hal böyle olunca da ortaya söz konusu kültürel zenginlik çıkmış.

Kırım Hanları döneminden kalan camileri, Anadolu yemeklerine yakın damak tatları, Rus mimarisinin soğan kubbeli kiliseleri ile Kırım keşfedilecek çok değer barındırıyor. Tabii Kırım’ın her yıl milyonlarca turistin ziyaret noktası olması buranın bir kültür hazinesi olmasının ötesinde bir gerçekliğe dayanıyor: Kırım kelimenin tam anlamıyla bir doğa harikası! Özellikle güney sahillerindeki mikro iklim burayı Karadeniz’in Akdeniz’i yapmış. Tertemiz uzun sahillerdeki plajlar yaz aylarında tatilcilerin akınına uğruyor. Eserleri Osmanlı saraylarını da süsleyen dünyaca ünlü ressam Ayvazovski’nin ilham aldığı bu sahillerde dolaşırken büyülü manzaralarla karşılaşacaksınız. Kırım aynı zamanda sağlık turizminin de oldukça canlı olduğu bir yer. Mineralli jeotermal su kaynakları birçok hastalığa iyi gelen özellikleri ile tanınıyor. Sahil şeridinden hemen içeride irili ufaklı dağ ve tepeler bölgenin genel yeryüzü şeklini oluşturuyor. Karadeniz’den yüklendiği su ile gelen bereket dolu yağmur bulutları Kırım dağlarını zümrüt yeşili mücevher yığınlarına çevirmiş.

Kırım anlatan iki renk söylenmesi gerekse doğru cevap kesinlikle mavi ve yeşil olur.  Çehov’un Küçük Köpekli Kadın başta olmak üzere öykülerinde anlattığı Ukrayna kırsalına özgü dokuları keşfedeceğiz; engin kırlar tüm canlılığıyla keşfetmek için çağırıyor. Nikita Devlet Botanik Parkı, Cur Cur ve Uçan Su Şelaleleri, Demirci ve Ay Petri Dağları, Kırım’daki doğal güzelliklerin görülebileceği birkaç adres. Tırmanış, dağ yürüyüşleri, mağara keşifleri, kayak ve bisiklet sporları için Kırım kırsalı çok keyifli ve ilgi çekici olanaklar sunuyor.

Doğanın güzelliklerini olabildiğince sergilediği bu diyarın şehirleri de kendine özgü zenginliklerle büyülüyor ziyaretçileri. Simferopol, Kırım’ın ulaşım ağının merkezi. Adı M.Ö. 3. yüzyılda bölgede yaşamış olan Grekler’den yadigâr olan kent, Kırım’ın hem kalbi hem de önemli bir kültür havzası. Kent dünyaca tanınmış piyanist, müzisyenler, sporcular yetiştirmesiyle tanınıyor. Ülkemizde Akmescit adıyla da tanınan Simferopol’deki Ulu Cami kentin önemli mimari ve kültürel değerlerinden. Gelişmiş bir demiryolu ağına sahip olan kent, dünyanın en uzunu troleybüs hattı rekorunu elinde tutan (86 kilometre) bağlantı ile Yalta’ya ve buradan da Karadeniz sahillerine eklemleniyor. Yalta daha çarlık döneminden itibaren popüler bir tatil ve dinlenme rotasının cazibe merkezi olagelmiş. Kent yakınlarındaki Kırlangıç Yuvası Kalesi, Yalta’nın en önemli zenginlikleri arasında. Denize bakan son derece dik bir yamacın zirvesinde adeta masallardan çıkıp gelmiş gibi duran kale tek kelimeyle büyüleyici. Burcundan kimi zaman adrenalin dolu uçurum dalışlarının yapıldığı Kırlangıç Yuvası Kalesi kesinlikle görülmesi gereken bir yer. Alupka kasabası yakınlarındaki Vorontsov Sarayı ise tam bir mimari şölen sunuyor ziyaretçilere.

Yalta’dan devamla Sivastopol, Aluşta, Sudak, Kefe (Feodosiya), Yevpatoriya, Saki ve Koktebel’e doğru bir yay çizerek muhteşem bir sahil keşfi gerçekleştirilebilir. Sahil bandındaki kent ve kasabalara göre Sivastopol daha büyük bir şehir. Kırım’da mütevazı ama görkemli bir şehir daha var: Bahçesaray. Topkapı Sarayı’nın minyatürü şeklinde yapılan Hansaray ile Han Cami, yörenin görülmeye değer yerlerinden. Ünlü Rus şair ve yazar Puşkin, Hansaray’dan çok etkilenip Bahçesaray Çeşmesi (Bahçesaray Fontain) adlı meşhur eserini kaleme almış. Tarih boyunca sanatçıları, imparatorları ve gezginleri etkileyen Kırım gerçekten de görülmeye değer. Onunla tanışın, çok seveceksiniz!

İnşasına 14. yüzyılda Cenevizliler tarafından başlanan Sudak Kalesi, gösterişli bir tarih hazinesi. Sırtını dağlara yüzünü Karadeniz’in dalgalarına çeviren kalenin içinde Osmanlı döneminden kalma bir cami ile müze de bulunuyor. Ceneviz armalarının süslediği kulelerle bezeli surlar ise etkileyici bir manzara vaat ediyor. Kırım doğal güzellikleriyle olduğu kadar su altı zenginlikleriyle de tanınıyor.

Kırım yemekleri Türk mutfağından ciddi esintiler taşıyor. Börek çeşitleri genellikle kahvaltıda yeniyor. Biber dolması, etli pilav ve balık çorbasının yanı sıra deniz ürünleri çok seviliyor. Ayrıca Simferopol ve Yalta’da dünya mutfaklarından seçkiler de deneyebilirsiniz.

Şehir merkezlerindeki alışveriş merkezlerinden dekoratif objeler alabilirsiniz. Çarlık döneminden esintiler taşıyan tablolar, Rustik mobilyalar, porselen vazolar, pirinç şamdanlar ve asırlık masa saatleri alabilecekleriniz arasında.

Kırım’daki otellerin çeşitliliği hızla yükseliyor. Haziran ile eylül arasındaki yüksek sezonda sahil otellerinde yer bulmak için rezervasyon yaptırmakta fayda var. Yalta’da çok sayıda ekonomik hostel ve apart otel bulmak mümkün.

Türk Hava Yolları, İstanbul’dan Simferopol’e haftanın her günü karşılıklı seferler düzenliyor. Hareket saatleri İstanbul’dan 10:25 ve 14:45’te, Simferopol’den 13:10 ve 17:30’da.

Ukrayna’daki yaygın görüşe göre Karadeniz’deki en güzel plajlar Kırım Yarımadası’nda. Yerel rehberlerine önerisi ise Fiolent Burnu, Sivastopol’ün kuzey kıyıları ve Kefe sahillerinde bulunan kumsallar.

19. yüzyıldan bu yana Rus aristokratların sayfiye yeri olan Yalta’da yenilenen sağlık merkezleriyle ruhunuzu ve bedeninizi yenileyebilirsiniz. Sıcak volkanik taş masajı, aromaterapi ve spa aktiviteleri birinci sınıf tesislerde uzman bir ekip tarafından uygulanıyor.

Cave Towns denilen, Kırım Yarımadası’nın güneybatısındaki mağara yerleşimini keşfetmenin en iyi yolu yürüyüş yapmak. Kapadokya’ya benzeyen büyüleyici doğasıyla ünlü bölgede Orta Çağ’dan kalma yerleşim izlerine de rastlamak mümkün.

Kırım’ın Beyaz Sarayı

Yalta’nın güneyindeki Livadiya Sarayı, Karadeniz’e bakan yeşil bir tepe üzeride yükseliyor. 1911 tarihli yapı mermerinin renginden ötürü Beyaz Saray olarak adlandırılıyor. Osmanlı, İngiliz ve gotik mimarinin ince detaylarını taşıyan saray, tarihte de önemli bir yere sahip. Yalta Konferansı’na ev sahipliği yapan saray, Avrupa haritasının belirlendiği yer olarak biliniyor.

Bahçesaray yakınlarındaki Cıfıt (Chufut) Kale, Kırım’ın  köklü tarihine tanıklık ediyor. 6 ile  12. yüzyıllar arasında  inşa edilen kalenin surları gizemli yer altı yerleşimleri saklıyor.

Kırım, kaya tırmanışı, mağaracılık ve yelken gibi doğa sporları için ideal alanlara sahip. Kefe yakınlarındaki Klementyev Dağı’nın üzüm bağlarıyla kaplı yamaçları ise yamaç paraşütü tutkunlarının gözdesi

Eski bir balıkçı köyü olan Kefe’deki resim müzesinde dünyaca ünlü ressam Ayvazovski’nin eserlerini görebilirsiniz. Müzenin hemen önünde ünlü ressamın bir de heykeli bulunuyor.

Uluslararası Çehov Tiyatro Festivali her yıl eylül ayında Yalta’da düzenleniyor. Ana mekân olarak Çehov Tiyatrosu’nun kullanıldığı festivale geçtiğimiz yıl Ukrayna’dan Arnavutluk ve Polonya’ya kadar pek çok ülkenin tiyatrosu katılmıştı.

Kaynak: Skylife Turkish Airlines

             

Paylaş, , Google Plus, Pinterest,

Gokhan ERDOGAN tarafından yazılmıştır

Çok Gezen Çok Tozan, Az Biraz Deli, Biraz da Yazan Çizen, Ucundan Web Tasarımcısı, Çılgın bi Proje Canavarı, Aa Unutmadan Az Buçuk da Fotoğrafçı.

2247 posts

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir