Dünya Ekonomik Forumu Seyahat ve Teknolojide Cinsiyet Eşitliği Raporu

Dünya Ekonomik Forumu, Deloitte ve McKinsey & Co. gibi diğer önde gelen kuruluşlar tarafından yapılan araştırmalar, gelişmiş operasyonel ve finansal performans, artan inovasyon ve daha fazlasını gerekçe göstererek, teknolojide cinsiyet çeşitliği ile oluşturulan ekiplerin olumlu etkilerini vurguluyor.

Bu araştırma Phocuswright’ın toplulukta bulunan kadın ve erkeklerin katılımından yararlanarak, kadın liderliğinin teşvik edilmesi söz konusu olduğunda seyahat teknolojisi ekosistemindeki şirketlerin nasıl olduklarını keşfetmesini sağlayacaktır.

Anketin sonuçları, 14 Kasım’da Los Angeles’taki Phocuswright Konferansı‘nda düzenlenen Kadın Liderlere Yönelik Girişim Kahvaltısı sırasında sunulacak ve PhocusWire‘da yayınlanacak.

Phocuswright inovasyona, yaratıcı düşünceye ve güçlü liderliğe bağlı bir endüstri ve toplumun bir parçası. Endüstrinin geleceğe doğru büyümek için en iyi ve en parlak olanının dümende olduğundan emin olması gerekiyor. Aşağıdaki kaynaklar tartışmaya ilginç bir bağlam getiriyor:

Ulusal Kadın ve Bilgi Teknolojileri Merkezi’ne göre, liderlik pozisyonlarında kadınlara sahip olmak, daha iyi takım dinamikleri, daha güçlü finansal performans ve daha yüksek verimlilik ile ilişkilidir.

Deloitte tarafından yapıln “Bilişim Teknolojisinde Cam Tavanı Kırmak” araştırmasına göre, gelişmiş operasyonel ve finansal performans, artan inovasyon ve daha fazlası gerekçe göstererek, teknolojide cinsiyete duyarlı ekipler için bir iş durumu oluşturuyor.

Dünya Ekonomik Forumu‘nun “Geleceğin İşleri 2018” raporuna göre, en çok ihtiyaç duyulan beceriler duygusal zeka, insan yönetimi, karmaşık problem çözme ve eleştirel düşünme becerileridir – ki bu beceriler kadınlara sıklıkla atfedilen becerilerdir.

McKinsey & Co. tarafından “Women Matter: Toplumsal cinsiyet çeşitliliği için iş ve ekonomik durum” araştırması ise yönetici topluluklarında güçlü kadın temsiline sahip şirketlerin, üst yönetiminde kadın bulunmayanlardan daha iyi performans gösterdiğini ortaya koyuyor.

Bu önemli anketi tamamlamak için lütfen 10 dakikanızı ayırın. Sizin samimi yanıtlarınız değerli ve elbette tüm katkılar tamamen anonim kalacak.

https://www.surveygizmo.com/s3/4631297/4fd8f5d46fd7

Yurtdışında En Hızlı Şirket Kurulabilen Ülkeler

Dünya Ekonomik Forumu (WEF) tarafından hazırlanan küresel rekabet raporuna göre Yeni Zelanda’da şirket 1 günde kurulabilirken Güney Amerika ülkesi Surinam’da 2 yıl sürmektedir. 

146 ülkenin karşılaştırıldığı rapora göre firma kurmak ve faaliyete geçirmek için farklı ülkelerde büyük değişiklikler gösteriyor. Rapora göre 1 günde şirket kurulabilen Yeni Zelanda listenin başında yer alırken, şirket kurmanın 694 gün sürdüğü Surinam ise listenin sonunda yer aldı.

Listenin en tepesindeki Yeni Zelanda’yı; Avustralya, Gürcistan ve Makedonya 2 gün ile, Hong Kong, Ruanda ve Singapur 3 gün ile, Belçika ve Arnavutluk 4 gün ile takip etmekte, Türkiye ise 6 gün ile 16. sırada yer almakta.

Balkan ülkelerinde ise en hızlı Makedonya’da şirket kuruluyor. 

Balkan ülkelerinde en hızlı şirket kurulan ülke 2 gün ile Makedonya olurken onu 4 gün ile Arnavutluk, 6 gün ile Slovenya ve Türkiye, 9 gün ile Hırvatistan, 10 gün ile Romanya ve Karadağ, 11 gün ile Yunanistan, 12 gün ile Sırbistan takip etmekte, şirket kurulurken en yavaş 37 günle Bosna-Hersek’te şirket kurulabiliyor.

En hızlı şirket kurulan ülkeler

  • Yeni Zelanda 1
  • Avustralya 2
  • Gürcistan 2
  • Makedonya 2
  • Hong Kong 3
  • Ruanda 3
  • Singapur 3
  • Arnavutluk 4
  • Belçika 4
  • Kanada 5
  • Macaristan 5
  • Hollanda 5
  • Portekiz 5
  • Danimarka 6
  • İtalya 6
  • Malezya 6
  • Slovenya 6
  • Türkiye 6
  • ABD 6
  • Mısır 7
  • Fransa 7
  • Hırvatistan 9
  • Karadağ 10
  • Romanya 10
  • Yunanistan 11
  • Sırbistan 12
  • Almanya 15
  • Bulgaristan 18
  • Rusya 18
  • Lüksemburg 19
  • İsrail 21
  • Suudi Arabistan 21
  • Japonya 23
  • Avusturya 25
  • İspanya 28
  • Polonya 32
  • Çin 33
  • Bosna-Hersek 37
  • Zimbabve 90
  • Laos 92
  • Doğu Timor 94
  • Brunei 101
  • Haiti 105
  • Brezilya 119
  • Venezuela 144
  • Surinam 694

2016 Turizm Raporu: Belirsizliğe Hazırlıklı Olmak

Seyahat endüstrisi için eğer bir aksilik çıkmazsa 2016, huzursuzluğun ve öngörülemeyen olayların sonu olacak.

Yılın başlangıcından Şükran Günü’ne kadar olan süreçte insanların seyahat kararlarını etkileyen küresel gelişmeler yaşandı: Tunus’ta turistlere karşı düzenlenen iki korkunç saldırı (18 Martta Bardo Ulusal Müzesi’nde ve 26 Haziranda Susa şehri sahilinde), haziran ayındaki referandum kararından sonra Yunanistan’da başlayan ekonomik ve politik istikrarsızlıklar, Güney Kore’de mayıs ayından başlayıp temmuza kadar hızla yayılan MERS virüsü, 13 Kasımdaki Paris saldırısı ve yakın bir tarihte yaşanan San Berdino saldırısı.

Bu talihsizliklerin turizmdeki ilk etkileri görece daha ölçülebilirken, uzun dönemdeyse olayın vahametine, medyada yer alış biçimine ve her destinasyonun kendi özelliklerine göre değişkenlik gösteriyor. Bu olayların etkilerini anlamak, seyahatseverlerin 2016’da yaşanması muhtemel karışıklık ve kargaşaya da nasıl reaksiyon göstereceğini tahmin etmemize olanak sağlayacaktır.

T1228SOJERN_PREVIEW

İlk saldırıyı takip eden nisan ayında Avrupalı turistlerin uğrak noktası olan Tunus’a olan uçuşlar %17 oranında geriledi. İkinci saldırıdan sonra ise gerileme %76 gibi devasa bir orana ulaştı. Saldırganların nihai hedeflerine ulaşmalarının yanı sıra medyada ele alınış biçimi de Tunus’un turizm dinamikleri ve konaklama endüstrisi için bir felaket niteliğinde.

Tunus hükümetinin atakları önlemedeki başarısızlığı ve olayın artçılarını yönetememesi uzun dönemdeki toparlanmayı da etkilemiş durumda. Bir gözümüz her zaman için Tunus’a olan seyahat isteği verilerinde olduğu için, Sojern’in derlediği verilerin Tunus için saldırı öncesinden %60 geride seyrettiğini rahatlıkla söyleyebiliyoruz.

Öte yandan Paris’te eşine ender rastlanan saldırılardan biri yaşandıktan sonra bile endüstrinin kilit noktalarındaki toparlanma göze çarpıyor.

Seyahat isteği verilerine ülke bazında baktığımızda, Sojern’e göre, Avrupa merkezli İtalya, İspanya, İngiltere ve Almanya pazarlarında hala düşüş yaşanırken yine de toparlanma emareleri yok değil.  Kuzey Amerika ve Doğu Asya’da ise -istisnai bir şekilde- 25 Kasım itibariyle Paris’e gitme isteği haftalık %20’lik düşüş gösteriyor.

Saldırı sonrası %30 düşüş yaşanan ABD pazarı Paris için önemli pazarlardan biri

Halkın ileri gelenlerindeki sağlam duruş ya da kendi tercihleri sebebiyle Fransızlar, Paris’e tekrar seyahat etmeye kararlı ve bazıları bunu gerçekleştirdi bile. 25 Kasımı içine alan hafta Fransız yolcuların Paris’e gitme isteği tekrar eski seviyelere ulaştı ve saldırı öncesinin %20 üstüne çıktı.

Deloitte’un Dünya Ekonomik Forumu’nda açıkladığı verilere göre, politik veya iktisadi bir karışıklık ortamından sonra yaşanan toparlanma süresi son 15 yılda giderek kısalıyor.

2015’te yaşananları bir kenara bırakırsak, turizmciler 2016’da yaşanabilecek olaylara nasıl hazırlanmalılar?

Ek birkaç veri bunu anlamamıza yardımcı olabilir. 2010 depreminden sonra yerle bir olan Haiti’nin yaşanan kasvetten kurtulması 5 yılını aldı. Haiti, Amerikalı yolcuların tercih ettiği ilk 20 destinasyon arasına tekrardan 2015’te girebildi.(Haiti’ye uçuş araştırmaları, yılın 2. çeyreğinde bir önceki çeyreğe göre %26 arttı ve aynı sürede Haiti’ye uçuşlar da %7 artış gösterdi.)

Skalanın diğer ucunda yer alan Güney Kore’nin MERS salgınına karşı gösterdiği reaksiyon çok daha hızlı ve etkili oldu. Öyle ki seyahat isteği verileri büyük bir düşüş göstermedi. 11 Haziran itibariyle, salgının başlamasının üzerinden 1 aydan az bir süre geçmişken (Olay ilk olarak 20 Mayısta raporlandı.) Almanya, İngiltere, ABD ve Japonya’da, Güney Kore’ye seyahat etme isteği eski seviyelere geliverdi.

İyi haber şu ki turizm, yaşanan trajedi ve ekonomik düzensizliklerden sonra her halükarda toparlanır. Ancak bunun ne kadar kısa sürede gerçekleşeceği ise yerel ve ulusal yetkililerin tutumuna ve medyanın olayları ele alış biçimine bağlı.

Her şeyden öte turizme emek harcayan profesyoneller, turizmi etkileyebilecek ve alışılmadık trendleri tetikleyecek dış gelişmelerden haberdar olmalılar. Bu durum, onların kayda değer tavsiyeler almasına ve 2016’da yaşanacaklar sonucu ortaya çıkması muhtemel fırsatları görmelerine yardım edecektir.

Tunus ve Yunanistan’daki Kargaşa Ortamı Turizmi Nasıl Etkiledi ?

Bir trajedi ya da kargaşa yaşandığında turizm bundan kötü anlamda etkilenir. Etkilenme miktarı yaşanan krizin yapısına ve medyadaki gösteriliş şekli gibi faktörlere bağlıdır.

Örneğin, Yunanistan’daki yakın zamanda yaşanan iktisadi düzensizlik ve Tunus’taki terör saldırıları medyanın dikkatini cezbetti ve sonuç olarak araştırmalar bu iki nokta için artarken rezarvasyonlarda ise düşüş yaşandı. Seyahat araştırma platformu Sojern‘de bu iki destinasyonun kargaşadan nasıl etkilendiğini sorgulamaya karar vermiş.

Tunus’taki Terör Saldırıları

Tunus’ta yaşananlar, istikrarsızlığın rezervasyonları nasıl da etkilediğinin sözlük anlamı gibi. Tunus’un Akdeniz kıyısındaki turist mıknatısı Susa’da Mart ve haziran aylarında yaşanan saldırılardan nasıl etkilendiğini ikincisinden başlayarak karşılaştırdık. 26 Haziran’da içinde 30 İngiltere vatandaşının bulunduğu 38 kişinin ölümüyle sonuçlanan terör saldırısından sonra turizmde dalgalanma başladı. Sanılanın aksine, basında öne çıkmasıyla muhtemelen yolcuların merakını cezbetti dolayısıyla İngiltere ve İrlanda’dan Tunus’a yapılan uçuş araştırmaları %11 arttı ancak birkaç gün sonra bu oran %16 düştü.

Seyahat Arzusu Marttakinden Daha Düşük

Birleşik Krallık bazında geniş perspektifle seyahat rezervasyonlarına baktığımızda Haziranda yapılan saldırıların marttaki saldırılardan daha büyük bir etki uyandırdığı sonucu çıkıyor. Mart ayındaki müze saldırısından bir ay sonrasında rezervasyonlar %17 düşmüştü, hazirandaki saldırıdan sonraki düşüş ise %76 oranında yani Mart ayı rezervasyon hacminin %24’ü büyüklüğünde.

T0817SOJERNTUNISIA

Hükümetin yönlendirmelerinin de etkisi mevcut. Birleşik Krallık Yabancı İşler ve İngiliz Milletler Topluluğu Bürosu zorunlu yolculuklar dışında Tunus’a gidilmemesi tavsiyesinde bulundu. İrlanda da aynı tavsiyede bulunan ülkelerden birisi. Bunun sonucu olarak birçok tur operatörü ve hava yolları şirketi de İngiltere’den Tunus’a yapılan servisleri askıya aldı.

Bu uyarılara karşın, online aramalar 10 Temmuz’da fırladı ve saldırı günündeki aramaların iki katına çıktı. Bizler bunu Tunus’a gitmek isteyenlerin devletin uyarılarını dikkate alsa da Tunus’a ulaşmak için potansiyel güzergahları belirleme isteğinin bir sonucu olarak yorumluyoruz.

Aslında bu istek kısa sürdü. Çünkü 16 Temmuz’dan sonra bölgeye seyahat isteği saldırı öncesinin %60’ına gerileyerek yere çakıldı.

Yunanistan’daki Borç Krizi

Yunanistan dünyanın önde gelen tatil noktalarından birisi konumunda. Ekonomik kriz ve haziran ayındaki referandum ilanından önce Akdeniz’deki dört rakibi Hırvatistan, İtalya, İspanya ve Türkiye’ye nazaran güçlü bir ele sahipti. Ancak ekonomide tansiyon arttıkça, seyahat talebi düştü.

Seyahat isteği, Yunanistan’daki ekonomik bunalımın haziran ayı başlarında tekrar artmasıyla 510 düşüş yaşadı. Avrupa Birliği, IMF ve Yunanistan arasındaki toplantılarda tansiyon arttıkça, turizmdeki düşüş daha da arttı.
27 Haziran’da Yunanistan’daki referanduma müteakiben, ülkeye seyahat için yapılan internet aramaları Akdeniz piyasa ortalamasının %30 aşağısına düştü. 5 Temmuz’da yeni anlaşmanın imzalanmasıyla turizmdeki düşüş kendini toparlamaya başladı ancak açık tamamen kapanmış değil.

Tunus ve Yunanistan İçin Sırada Ne Var ?

Ülkedeki finansal zorluklara rağmen son 2 çeyrekteki küresel seyahat ilgisi fark edilir derecede dengeli vaziyette ve hala global sıralamada ilk 10 tatil bölgesinden birisi. Aynı zamanda Avrupalılar için de ilk 10’daki yerini koruyor. Ancak sıralamada ilk çeyrekte dördüncü, 2. çeyrekte ise sekizinci sıraya düşmüş durumda.

Yunanistan parasal birliği terk etse bile yunan parasının devalüasyonu sayesinde turizm bundan olumlu etkilenir.
Tunus’un hikayesi ise daha kasvetli. Turistlere yapılan terör saldırıları seyahatseverler ve devletler için ekonomik krizden daha endişe verici bir olay. Ancak bu da başa çıkılamaz bir durum değil. Deloitte’un Dünya Ekonomik Forumu’nda açıkladığı rapora göre politik huzursuzluk ya da şiddet olaylarından sonra turizmin toparlanma süreci son 15 yıldır giderek daha kısa sürüyor.

Sonuç olarak huzursuzluğun son bulduğunu varsayarsak iki ülke piyasası için de umut var. Her şeyden öte İzlanda 2008’de ve 2010’da iki krizle boğuşması çok uzak bir tarihe rastlamıyor. İzlanda, bugün Avrupalı ve ABD’li yolcuların ilgisini çekmekte en çok artış sağlayan 3 noktadan birisi konumunda. Haiti’yse 2010’da çok şiddetli depremle sarsıldığı halde ABD’de her gün artan ilgiyle akla ilk gelen tatil destinasyonlarından birisi.

Seyahat ve Turizm Rekabet Endeksi Açıklandı, Peki Türkiye Kaçıncı Sırada?

Dünya Ekonomik Forumu (WEF) tarafından açıklanan 2015 Seyahat ve Turizm Rekabet Endeksi’nde ilk sırada İspanya yer alırken, Türkiye listenin 44’üncü sırasında kendine yer bulabildi.

Dünya Ekonomik Forumu’nun açıkladığı verilere göre, turist sayısında dünya altıncısı, turizm gelirlerinde ise dünya 11’incisi olan Türkiye, Seyahat ve Turizm Rekabet Endeksi’nde 44’üncü sırada yer alıyor. Endekste ilk sırayı bu yıl 5.31 puanla İspanya alırken, onu 5.24  puanla Fransa ve 5.22 puanla Almanya takip etti.

Türkiye ise Rusya, Barbados, Polonya ve Güney Afrika ile birlikte 4.08 puan alarak 44’üncü sırada yer aldı. Seyahat ve turizm alanında faaliyet gösteren 41 ülkenin yer aldığı listede Yunanistan ise 4.36 puanla 31. sırada kendine yer buldu.

rekabet

DEVLETLERİN TURİZME YAPTIĞI HARCAMA SIRALAMASI

spending

KALİTELİ DOĞAL ÇEVRE SIRALAMASI

kaliteli_dogal_cevre

SÜRDÜRÜLEBİLİR TURİZM SIRALAMASI

surdurulebilir

TANITIM VE PAZARLAMA SIRALAMASI

tanitim_pazarlama

Kaynak: Turizm Güncel

tr_TRTürkçe
en_USEnglish tr_TRTürkçe