Paylaş, , Google Plus, Pinterest,

Yazdır

Yayınlanan:

Kerem Yücel’in Gözünden Suudi Arabistan

Uçsuz bucaksız çölün ortasında yükselen devasa gökdelenleriyle Ortadoğu’nun kalbi olmayı amaçlayan başkent Riyad; Kızıldeniz kıyısında ışıltılı Cidde ve sınırları alemlerle belirtilen kutsal Mekke…

Atlas, her kentinde hummalı imar faaliyetinin sürdüğü, sokaklarını din polisi “mutavva”nın denetlediği, 5 bini aşkın prensin bulunduğu ve turist olarak girilemeyen Suudi Arabistan Krallığı’ndaydı; onu saran sır perdesini aralamaya çalıştı.

Adını sık duyduğumuz ama hakkında fazla bilgiye sahip olmadığımız, kendini adeta gizleyen bir ülke Suudi Arabistan. İslam tarihi açısından taşıdığı önemle, kutsal toprakları, kraliyet, petrol ve kıskançlık uyandıracak zenginliğiyle anılır hep. Arap Yarımadası’nın beşte dördünü kaplayan, yaklaşık 27 milyon nüfuslu ve kadim bir kültürden beslenen bu ülke, daha ilk adımdan itibaren insana farklı, kendine özgü bir yerde olduğunu hissettiriyor.

Suudi Arabistan topraklarını ilk kez görüyordum uçak Riyad’a inmek için alçaldığında. Uçsuz bucaksız bir düzlüğün ardından heyecanım alabildiğine büyüdü. Daha önce hiç bu kadar kule vinci bir arada görmemiştim. Artık Ortadoğu’nun kalbi olmaya aday, büyük ve iddialı bir merkezdeydim.

Başkent Riyad, 6 milyonluk nüfusuyla Suudi Arabistan’ın en büyük yerleşimi. Aralarında Türk firmalarının da bulunduğu çok uluslu inşaat şirketlerinin durmaksızın çalıştığı dev bir şantiye alanı. “Kral Abdülaziz Finans Merkezi” kompleksi tamamlandığı zaman Ortadoğu’nun ekonomik ağırlık noktasının buraya kayması bekleniyor. Yeni bir borsa kurulması bile planlanıyor. Hava şartları, kum fırtınaları izin verdiği sürece gece gündüz çalışılıyor.

Bu büyük finans kentinin merkezine ilerledikçe banka binaları ve oteller göğe doğru yükseliyor. Kraliyet Merkezi adlı bina ise tüm heybetiyle Riyad’ın simgesi; alt katları alışveriş merkezi, üst katları ise otel ve iş merkezi. Allah’ın adlarına ithafen 99 kata sahip bu devasa gökdelenin seyir terası, kentin tüm manzarasını gözler önüne seriyor. Geniş caddeleri ve bakımlı binalarıyla gayet düzenli bir kent görünümünde Riyad. Kralın burada yaşaması nedeniyle kurallar da oldukça sıkı. Din polisi olarak adlandırabileceğimiz “mutavva”, etkisini burada daha da çok hissettiriyor.

Sadece Riyad’da değil, tüm Suudi Arabistan’da sokağa çıkmak için en doğru zaman akşam saatleri. Gündüz dışarıda kimselere rastlanmıyor. Alışveriş merkezleri, restoranlar genellikle 16:00’da açılıyor ve akşam bir anda ortalık canlanıyor. Bu arada Suudi Arabistan’da namaz saatlerinde sokakta olmak yasak. Müslüman olmayanlar araçlarının içinde ya da görünmeyecekleri bir yerde bekleyebiliyor. Aksi durumda mutavvanın sizi namaz kılmanız için camiye davet etmesi büyük bir ihtimal. Ülkeye girerken de pasaport kontrolü sırasında dini inancınızı bildirmeniz isteniyor.

Vahabi öğretisinin getirdiği katı kurallar Suudi Arabistan’da toplumsal yaşama damgasını vuruyor. Elbette mahremiyete büyük önem veriliyor. Restoranlarda, alışveriş merkezlerinde, kafelerde aileler için ayrı giriş kapıları var. Birçok alışveriş merkezi de belli bir saatten sonra kapılarını sadece ailelere özel olarak açıyor, diğerleri içeri alınmıyor. Aynı uygulama kimi kitabevi, restoran gibi mekânlar için de geçerli. Tüm bu yerlerde namaz saatlerinde ziyaretçiler dışarı çıkıyor, mekân kapatılıyor ve namaz sonrası yeniden açılıyor. Kuralları bilmek, toplumun hassasiyetlerine dikkat etmek Suudi Arabistan’da çok önemli.

Suudi Arabistan’da konuk olduğum bir düğünde de kadınlar ve erkekler birbirini hiç görmeden eğleniyordu. Biri Türk, biri Lübnanlı çiftin düğününün yapıldığı salonda farklı yerlerde toplanmışlardı. Kadınlar tarafında ayrı müzisyenler vardı, onlar da kapalı bir odadaydı ve kadınları hiç görmüyorlardı. Müzisyenlerin odasına kurulmuş kamerlarla kadınlar onları izliyor, bazen de istek parçalarını iletiyordu. Düğünler geç saatlerde başlıyor ve gecenin ilerleyen saatlerine kadar sürüyordu.

Ama gençler, ülkenin sıkı kurallarının içinde kendilerine çıkış yolları bulmaya çalışıyor. Dışarıda buluşma konusunda yaşadıkları güçlüklerden dolayı evlerde bir araya geliyorlar. Bu konuda en önemli nokta güven duygusu. Buluşmaya katılanlarının birbirlerine verdikleri güven, bir sonraki etkinlik için en önemli referans. Buluşma sahiplerinden Mahmut (onun ve diğerlerinin tam adını veremiyoruz), bir okulda öğretmenlik yapıyor. Arkadaşlarıyla belli günlerde bir araya gelip sohbet ediyor ve gitar çalıyorlar. Hatice, ise ayda yılda bir gün buraya gelip müzik dinleyebilmek ve sigara içebilmek için bunca sıkıntıya girdiğini anlatıyor.

Grafik tasarım öğrencisi Ayşe, ülkedeki dinamikleri anlamamız için bize şu örneği veriyor: “Babam oldukça ileri görüşlü ve eğitimli biri. Ama Suudi Arabistan’da yaşadığımızı unutmamamız lazım. Okuldaki ödevim için fotoğraf çekmem gerekiyordu. Dışarıda stüdyolara gidip çekim yapamazdım. Babam da evde küçük bir fotoğraf stüdyosu kurdu. Ben başka bir odada oturup, stüdyoda bulunan video kamera aracılığıyla fotoğraf çekiminin teorik bilgilerini eve gelen fotoğrafçıyı izleyerek öğreniyorum. Pratik yapma şansımın belki de hiç olmayacağını bile bile.” Ayşe şunu da ekliyor: “Burada herkesin makinesi var, fotoğraf çekmek mümkün; ağaçları, heykelleri ve Kızıldeniz’i…”

Kadınlar siyah, “abaya” ismi verilen kıyafetler giyiyor. Suudi olmayan kadınlar yüzlerini örtmek zorunda değil. Bir Suudi kadını yüzünü örtmeden ve ailesinden bir erkek yanında olmadan dışarı çıkamıyor. Mutavva, araçları durdurma hakkına sahip. Aynı aileden ya da “kefillikten” olmayan, aynı firmada çalışmayan kadın ve erkeklerin aynı araç içinde olması çoğu zaman suç kabul ediliyor. Ancak ülkedeki yabancılar için bazı farklı uygulamar da mevcut. Örneğin yabancı kadınların çalışması mümkün; banka, sağlık merkezi gibi yerlerde çalışan kadınların çoğu Filipinler, Malezya gibi Asya ülkelerinden. Ağır işlerde ise Afganistan, Pakistan, Hindistan gibi ülkelerden gelen erkek işçiler görev alıyor. Devletin kendi vatandaşlarına sağladığı ekonomik imkânlar, işleri daha çok yabancıların yapmasına neden oluyor.

Riyad

Resmi adıyla Suudi Arabistan Krallığı’na turist olarak gelinemiyor; ülkeye hac, umre ve çalışma vizeleriyle giriş yapılıyor. Ancak çalışabilmek için de mutlaka bir şahsın veya bir firmanın kefil olması gerek. Bu sisteme “kefaliyet” deniyor; kefil olmadan “ikame” denen oturma ve çalışma iznini almak mümkün değil. Her türlü resmi işlemde kefilden yazı getirmek, onayını almak gerek. Kimi zaman kefiller bu hizmetin karşılığı olarak çalışanın maaşının bir kısmını alabiliyor. Ülke dışına çıkmak için de kefilin onayı ve daha önce teslim aldığı pasaportu çalışana geri vermesi gerek.

Kral Abdullah bin Abdülaziz, Suudi Arabistan’da büyük saygı görüyor. Suud ailesi, ilk kral Abdülaziz bin Suud’dan beri ülkenin yönetiminde. Arap Yarımadası, 1500’lü yıllarda Osmanlı egemenliğine girmişti. Çalkantılı bir tarihe sahip Suudi Arabistan toprakları, 1900’lerin başında da Osmanlılarla İngilizler arasındaki mücadelelere sahne oldu; diğer büyük devletler de dünyanın bu bölgesini hep etkinlik sahaları içinde tutmaya çalıştı. Suud ailesi, güçlü bir monarşik yönetimin temellerini attı ve Suudi Arabistan Krallığı 1932’de resmen kuruldu. Birleşmiş Milletler’in kurucu üyeleri arasında bulunan Suudi Arabistan, petrolün sağladığı kazançla kısa sürede büyük değişiklikler yaşadı. Günümüzde G20 ülkelerinden biri; ayrıca Arap Birliği, OPEC gibi organizasyonlara üye.

Suudi Arabistan’da krallık ailesinden 5 bini aşkın prens var. Hemen hemen hepsi devletin birçok kademesinde üst düzey yönetici olarak görev yapıyor. Bir sohbet sırasında genç bir kız, prenslere bakışın halk arasında kimi zaman farklılaştığını gösteriyor. “Milli bayramda Cidde sokaklarında biz de ailece herkes gibi bayrağımızı sallıyorduk. Bir anda dörtnala giden bir atın sesini duyduk. Kalabalığın ortasında bize doğru geliyordu. Atın üstünde etrafına umursamaz bakışlar atan, geriye yaslanmış prens, kalabalığı çileden çıkarmıştı…”

Günbatımı Kenti Cidde

Kızıldeniz kıyısındaki Cidde, 4 milyonluk nüfusuyla Suudi Arabistan’ın bir diğer önemli yerleşimi. Muhteşem bir günbatımına sahip kent, ülkenin en canlı merkezlerinden. Kraliyet ailesinin genç fertleri, üniversite öğrencileri ve yabancı çalışanlar bu sahil kentinin caddelerini hareketlendiriyor. Cidde’nin meydanlarını ise büyük, iki katlı bina yüksekliğinde heykeller süslüyor; bisikletler, çekiçler, kovalara konmuş çiçekler gibi… Suudi Arabistanlılar, bu heykellerin altında serinleyip aileleriyle birlikte günün yorgunluğunu atıyor. Ailelerin bulunduğu alanlara bekâr erkeklerin girmesi yasak.

Cidde, altyapısındaki sıkıntılar nedeniyle dönem dönem sellere maruz kaldı. En son 2009 yılında yaşanan felekatte çok sayıda insan hayatını kaybetti. Bu olayın ardından Kral Abdülaziz’in talimatıyla sel döneminden 100 gün önce suları engelleyecek bir projeye başlandı. Kral için bir itibar meselesi olan proje zamana karşı da bir yarıştı. Her an yağmurlar başlayabilir, dağlardan inen sular Cidde’ye bir yıl önceki acıları yeniden yaşatabilirdi. Ama Türkiye’den gelen bir inşaat firması Suudi Arabistan’a inşaat ekipmanlarıyla adeta çıkarma yapıp projeyi kralın da öngördüğü süreden önce tamamlamayı başardı.

Petrol, ülkenin en büyük gelir kaynağı. Burası tam anlamıyla “petrolün sudan ucuz olduğu” bir yer. Suudi Arabistan’da bunu her alanda hissediyorsunuz. Stop ettirilmeyen araçlar, büyük klimalar, ışıl ışıl bir ülke. Suudi Arabistan’daki petrol yataklarını işletme çalışmaları 1940’larda ARAMCO firmasının yatırımlarıyla başladı. Petrol, bundan çok daha önce bulunmuş ve Amerikan firmaları çoktan bu konuda imtiyazlar kazanmıştı. Ama bu imtiyazlar giderek büyüyen tepkiler alınca 1950’de yeni bir anlaşmaya varıldı. Ülkede hâlâ petrol işletmeciliği konusunda tek söz sahibi ARAMCO firması.

Petrolün sağladığı kazanç, etkisini kısa sürede gösterdi. Refah seviyesi yükseldi, kentler kral ve prenslerin adlarını taşıyan geniş caddelerle, dev binalarla donatıldı. Günümüzde Suudi Arabistan’ın ekonomisinin büyüklüğü, satın alma paritesine göre 600 milyar doları geçiyor; kişi başına gelir ise 25 bin dolar civarında. Ünlü uluslararası markaların çoğu ülkede boy gösteriyor. Reklam panolarında genellikle Arap kökenli ama Suudi Arabistanlı olmayan modeller kullanıyor. Kimi zaman tepkilerin önüne geçmek için kadın modellerin yüzü karartılıyor.

Kutsal Topraklar

Mekke’nin ise Suudi Arabistan için önemi apayrı. Kutsal topraklara yaklaştıkça benim de heyecanım giderek yükseliyor. Buraya sadece Müslümanlar girebiliyor; yolda Müslüman olmayanlar için mecburi yön tabelaları dikkat çekiyor. Kâbe’nin bulunduğu Harem-i Şerif’in ana girişinde kalbim yerinden çıkacak gibi atıyor artık. Kapıda sıkı güvenlik önlemleri var. Rehberim Razi’yle birlikte ihramlarımızı giymiş şekilde içeri adım atıyoruz. Dışarının boğucu sıcağı yerini Kâbe’nin huzurlu serinliğine bırakıyor.

Hac dönemi olmamasına rağmen büyük bir kalabalık var; dünyanın dört bir yanından gelmiş Müslümanlar bir arada. Osmanlı’dan kalma, yakında yıkılması planlanan revakları geçiyorum. Karşımda onca ihtişamı ile Kâbe duruyor, etrafında binlerce insan aynı ruh haliyle dönüyor. Razi ile omuz omuza kalabalığın arasına giriyoruz. “Dikkat et kendine” diyor ve sımsıkı koluma giriyor. Artık tavaf eden binlerce Müslümanla birlikte Kâbe’nin çekim gücüne kapılmış durumdayız. Bir, iki, üç derken kaç kez tavaf ettiğimi hatırlamıyorum. Fotoğraf çekmek, Kâbe’nin duvarına yaklaşmak ve bir kez olsun elini sürebilmek için herkes birbiriyle yarışıyor. Kâbe’nin duvarına yaklaştığımda Razi’nin beni ileriye doğru ittiğini hatırlıyorum. Etrafımızda binlerce Müslüman Kâbe’ye dokunmak, yanında getirdiği şeyleri onun duvarına sürmek için çabalıyor. Razi sayesinde birkaç dakika da olsa burada kalabiliyorum. Biraz daha kalmak istememe rağmen itişmelere dayanamayıp tekrar Kâbe’nin etrafında dönmeye başlıyoruz. Kâbe’ye yaklaşmak, buradaki havayı hissetmek insanın hayat boyu unutamaycağı bir deneyim kesinlikle.

Suudi Arabistan, hacıların ihtiyaçlarını karşılamak için Kâbe çevresini bir inşaat alanı haline getirmiş. Civardaki tepeler dinamitlerle patlatılıp yerlerine büyük oteller inşa ediliyor. Bu bölgelerde yaşayan Mekkeliler ise kentin başka mahallelerine taşınıyor. Mekke, oldukça çarpık bir kentleşmeye sahip; yeni yapılan binalar, yollar, tünellerle kent yeni bir çehreye kavuşuyor. Yakındaki lüks otellerin odalarında, Kâbe’den 24 saat canlı yayın izlemek mümkün. Ve ister alışveriş merkezi içinden, ister özel asansörlerle doğrudan Harem-i Şerif’e geçilebiliyor.

Kâbe’nin yakınında bulunan, inşaatı büyük ölçüde bitmiş saat kulesi dünyanın en yüksek yapılarından biri. Binanın en üst noktasında hilal şeklinde odalar bulunuyor. İnşaat firmasının üst düzey yetkilileri için yaptırılan bu odadan kuşbakışı tüm Mekke ve Kâbe görünüyor. Binanın en üst noktasındaki vincin operatörü, kendini çok şanslı hissettiğini söylüyor. “Şu anda aldığım paranın yarısına bile burada çalışabilirim, çünkü Kâbe’nin yanındayım, kutsal topraklardayım” diyor Pakistan’dan gelen operatör. Mekke’de inşaat işlerinde çalışacak işçi bulmak hiç de zor değil. Çalışanlar Kâbe’ye yakın olabilmek için her şartı kabul ediyor. Namaz saatlerinde işi bırakıp Kâbe’ye gitmek onlar için büyük nimet. Bu arada ülkede çalışma ortamlarında güvenliğe büyük önem veriliyor. Suudi Arabistan hükümeti, iş kazalarına karşı tüm tedbirlerin alınmasını zorunlu kılıyor ve bunlara uyulmadığında çok sert yaptırımlar uyguluyor.

Batılı şirketlerin çalışanları, bazı özel uygulamaları da beraberinde getirmiş. Suudi Arabistan’da kadın ve erkeklerin birlikte plaja gittiği, kadınların zaman zaman araba kullanabildiği özel bir bölge de bulunuyor. “Deyrul Aruz” isimli bu alan, çoğu Amerikalı olan yabancılar ve kraliyet ailesinin fertlerinin girebildiği bir tür tatil merkezi. Buna benzer daha küçük ölçekteki özel alanları “compound” ismiyle kentlerde de bulmak mümkün. Yüksek duvarların çevrelediği, kendine ait güvenlik elemanları bulunan bu yaşam alanları bir sır perdesinin ardında. Giriş çıkışlar sadece pasaportla yapılıyor. Suudi Arabistan vatandaşlarının içeri girme izni yok. Buralar çoğunlukla yabancı yöneticiler, üst düzey çalışanlar ve mühendislerin konakladığı yaşam alanları.Suudi Arabistan’ın dikkat çeken özelliklerinden biri de camilerin oldukça sade olması. Mezarlıklar da öyle. Hatta aile fertleri cenazenin nereye defnedildiğini bile bilmiyor, mezarların başında herhangi bir işaret de bulunmuyor. Mezarlıklar başında ağlamak, dua etmek de yasak. Buna uymayanlara toplum oldukça sert tepki gösterebiliyor. Suudi Arabistan’da cuma günleri tatil, sokaklar sessiz. Bu, ayrıca idam cezalarının infaz edildiği gün. Gazetelerdeki ilanların, anonsların halkı cuma namazı sonrasında uygulanacak idama şahitlik etmeye çağırması olağan bir durum.

Özgün bir diyar Suudi Arabistan. Onu saran sır perdesi de hiçbir zaman tam olarak aralanmayacak gibi görünüyor.

Suudi Arabistan Rehberi

NASIL GİDİLİR

THY Cidde, Dammam, Medine, Mekke ve Riyad’a direkt uçuyor. THY 444 0 849
Suudi Arabistan Havayolları, İstanbul’dan salı ve pazar günleri hariç, diğer günler Cidde ve Medine’ye direkt uçuyor.
Rezervasyon 212-213 09 90

VİZE-PARA

Suudi Arabistan’a gidecek Türk vatandaşlarının vize alması gerekiyor. Suudi Arabistan turist vizesi vermiyor. Ayrıca bayanlara da tek başına vize verilmiyor. Önceden İsrail’e giriş çıkış yapmış olan, pasaportunda İsrail kaşesi bulunanlara vize verilmiyor. Hac ve umre için ise Diyanet İşleri aracılığı ile Suudi Arabistan Hac Bakanlığı’ndan onay alınması gerekiyor. Hizmet, diplomatik ya da hususi vize sahibi olmanız Mekke’ye girebileceğiniz anlamına gelmiyor. Mekke girişinde yapılan kontrollerde “hac” için ayrı bir vize sahibi değilseniz, hangi amaçla geldiğinizi resmi olarak açıklamanız gerekiyor. Suudi Arabistan’a girişte verilen resmi formda din kısmını mutlaka doldurmanız gerekiyor.

Bütün yabancılar bu ülkeye bir Suudi Arabistan vatandaşının kefaleti altında gelir; onun işinde çalışır; oturma ve çalışma izinlerini onun vasıtasıyla alır. İşçiler izne ayrılacakları zaman gerekli çıkış-giriş vizesini kefil alır; bir işten ayrılıp başka bir işe girebilmeleri için de kefilin muvafakati aranır; ülkeden ayrılabilmek için kesin çıkış vizesini de kefil temin eder.

Suudi Arabistan Krallığı 

Büyükelçiliği 312-468 55 40
İstanbul Konsolosluğu 212-281 91 40
Suudi Arabistan’ın resmi para birimi riyal. Cidde ve Riyad’daki bazı alışveriş mekânlarında dolar ve avro geçerli.

GEREKLİ BİLGİLER

Suudi Arabistan’ın şeriat ile yönetildiğini unutmamak gerekiyor. Ülkeye giriş yapan herkes bu kuralları kabul etmiş sayılıyor. Ülkeye alkollü içeceklerin sokulması ve içilmesi yasak. Uygunsuz içerikli herhangi bir yayının sokulması yasak. Okuduğunuz gazetenin ya da derginin içindeki bir fotoğraf bile “uygunsuz” olarak kabul edilebilir. Suudi Arabistan’da her gün, bazı ilaç ürünleri uyuşturucu listesine alınabiliyor, ülkeye iyi niyetle ilaç sokan bir kişi, gözaltına alınabiliyor. Ülke içerisinde pasaportunuzu veya ikametinizi sürekli olarak yanınızda taşımanız gerekiyor. Namaz saatleri sırasında sokakta gezmeniz yasak. Kafe, restoran, alışveriş merkezleri gibi yerler namaz saati öncesi kapanıyor. Bankalar gün içersinde farklı saatlerde hizmet veriyor. Devlet bankaları saat 00:00’a kadar açık. Suudi Arabistan’da hicri takvim uygulanıyor. Perşembe ve cuma günleri tatil, haftanın ilk günü cumartesi. Aile ortamı dışında kadın ve erkek bir araya gelmiyor. Kadınların araba kullanması yasak. Suudi Arabistan’da kadınlar abaya giymek zorunda.

Türkiye Riyad Büyükelçiliği 966-1 482 01 01
http://riyad.be.mfa.gov.tr

Yazı ve Fotoğraflar: Kerem YÜCEL

Kaynak: Atlas Dergisi

             

Paylaş, , Google Plus, Pinterest,

Gokhan ERDOGAN tarafından yazılmıştır

Çok Gezen Çok Tozan, Az Biraz Deli, Biraz da Yazan Çizen, Ucundan Web Tasarımcısı, Çılgın bi Proje Canavarı, Aa Unutmadan Az Buçuk da Fotoğrafçı.

2134 posts

15 Yorum

Bir yanıt bırak
  1. Ben emekli oldum niyetlendim turist olarak Suudi Arabistan baştan Mekke Medine olmak üzere müracaata bulundum fakat kerem yücelin yazdığı yazının aynısı karşıma çıkartılar Amerika vatandaşlarına böyle herhangi bir engel yok kiralın bu tavrına anlam veremiyorum keşke Suudilerin coniya hansa verdiği değeri yüzde yirmisini hasana verseydiler bu durumda hangi İslam ülkesi Suudilere güvenerek dutluk kurabilir İslam merkezi olup dünyaya yayıldığı mekan Müslüman olanlara yasak gayrı Muşluma serbest ancak kral bu şekil Müslüman olanı temizlikçi gavuru efendi olarak ülkesine kabul eder

  2. Kureyş’in asıl yerlilerinden olursak ve islam için çıkıp dini yaymışsak tekrar topraklarımıza ve yurdumuza dönebilirmiyiz. ..????

  3. Bende umreye tek basima herhangibir sirket olmadan konaklama ve dini vazifeleri uapabilirmiyim en ekonomik yonden konaklama ve ulasim alternatifleri nedir?

  4. Merhabalar ben türk vatandaşıyım fakat ben hıristiyanim ve nüfusumda yaziyor katolik kilisesinde çalışıyorum. Ayrica tum ulkeleri gezip goren adamim 82 ülke gezdim. Suudi arabistana sadece riyada gezmek amacı , oranin hayatina bakmak istiyorum. Vize kolay verirlermi. Ama isimde katolikte calistigim degil web tasarimcisi olaraj gorunuyor zaten normalde de web tasarimcisiyim katolik kilisesinde gönüllü çalısiyorum. Bana vizeyi zor da olsa verirlermi ?

  5. Hemşirelik yapıyorum ordaki hastanede çalışmak için tecrübe şartı var mı tek başına gidiliyor mu yoksa evli olmayan bayanlar çalışamaz mı orda ?

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir