Paylaş, , Google Plus, Pinterest,

Yazdır

Yayınlanan:

Moskova Gezi Rehberi

Moskova  ” En eski Rus şehri ” ünvanına sahiptir. Moskova’sız bir Rusya olamaz diyerek sizlere Moskova’nın tarihi ve genel olarak yapısı hakkında bilgi verelim.

Moskova’nın kapladığı alan şu an itibariyle 1000 kilometrekareden daha büyüktür. Bu da kuzeyden güneye, doğudan batıya 40 km uzunluğuna eşittir.

Moskova’nın nüfusu 11 milyon kişiden fazladır. Hergün ‘Rusya’nın kalbini Moskova’ya kara, hava, deniz yolu ile birlikte milyonlarca turist gelmekte ve bu sayıyı da geçici olarak artırmaktadır.

Moskova’yı diğer dünya şehirleri ile bağlayan 5 havaalanı, 9 demiryolu, nehir limanları vardır. Nehir yoluyla yapılan yolculuklar sırasında Karadeniz, Baltık, Beyaz, Azak ve Hazar gölü ve denizlerine ulaşabilirsiniz.

Moskova’da kara iklimi hakimdir. Güneş bir yanda gökyüzünü gösterirken, diğer taraftan ani bir yağmur yada rüzgar çıkabilir. En sıcak temmuz 1972 yılında 38 santigrad dereceye cıkmıştır.

Moskova’ya kar Kasım gibi yağar ve onu takip eden 6 ay hemen hemen yerden hiç kalkmaz.

Ortalama -10 santigrad derece. 1942 yılında -42 santigrad dereceyi göstermiştir. Bütün bu sert hava koşullarına rağmen hayatın akışında hiçbir değişiklik olmaz. Herşey güneşli günlerde olduğu gibi devam eder. Şehir 10 tane belediyeye ayrılarak yönetilir. Tüm dünya şirketleri (yiyecek, mobilya, otomobil, giyim, eşya…vb.) burada üretim ve satış ofisleri açmıştır. 100′den fazla yüksek öğretim kurumu , üniversite, enstitü vardır. Moskova’da 600′den fazla din örgütü yer alır. Değişik dinlere ait sinegoglar, camiler vardır.

Çok eskiden Moskova 44 kiliseli şehir olarak adlandırılırdı. Son zamanlarda pek çok kız ve erkek manastırlar yeniden onarıldı ve faaliyete geçirildi.

Moskova bir açık hava müzesi gibidir. İçinde eski kiliseler, saraylar ve köşkleri barındırmaktadır.

2007 yılında Moskova 950 yaşına girmiştir.

İsterseniz size biraz da şehrin kuruluşu hakkında bilgi verelim.

1147 yılında Yuri Dolgorukiy adlı kral tarafından kurulur. Ağaçlık bataklık arazide şehrin kurulumu biraz zor olur.

XIII yy.’da Moskova krallığın başşehri olur. Ondan sonra gelen kral Danil ve oğlu Aleksandr Nevski zamanında şehir biraz daha büyür. XII yy da Moskova artık Rusya’nın din merkezi haline gelmiştir.

Kral Dimitry Donskoy zamanında ise tüm yapıları tahta olan Moskova tekrar taştan olarak inşa edilir. Gene din merkezi olma yolundadır.

1382 yılında Toktamış Han zamanında şehir istila edilir, yakılıp yıkılır ve pek çok kişide esir alınır. Şehir bundan sonrada gelecek olan baskınlardan , yangınlardan ve diğer kötü olaylardan çok defa zarar görür.

XV yy’ın sonlarında ise bir başka devir başlamıştır. III. İvan başa geçer. Bizans İmparatorluğunun çökmesiyle iki başlı kartal Ruslara geçer. O gün bugundur III Roma İmparatorluğu Rusya’ya denilir.

Gene bu yuzyıl içinde zamanın ünlü İtalyan ustaları çağırılmış onlara burada iş verilmiştir. Kremlin’in şu anda görmüş olduğunuz duvarları (dişe benzer) yaptırılmıştır. Böylelikle şehir bir kez daha yüz değiştirmiş artık tuğladan yapılmış olarak karşımıza çıkmıştır.

1547 yılında Rurikoviç İvan (4. Korkunç İvan ) tahta çıkar. Kremlin karşısında şu anda görebileceğimiz ‘Kitay Gorog’ yani ‘Çin Mahallesi’ bölgesini inşa ettirir. (Çinle ve Çinlilerle hiç ilgisi yoktur.)

XVI ve XVII yy. başlarında çıkan yangınlarda bu bölgeler zarara görür. 1598′de Rurikoviç’ler yönetimden ayrılırken Romanov’lar gelirler.

Şehrin yüzü bir kez daha değişmiş, yenilenmiş. Saraylar tamirden geçirilmiş, şehir dışına çarların yazları dinlenebilecekleri yeni rezidenslar ,Ismailova ,Rubsova, Kolomenskoya gibi yerler inşa ettirilmiştir.

2. Romanov olan Aleksey Mihaloviç ‘in oğlu olan Büyük Petro (bizim çılgın dediğimiz) dine pek yakın olmadığından Kremlin’in senelerdir hakim olduğu din merkezi olma durumundan çıkarmıştır. Buraya ihtiyaca göre topçu alayı, yeni kuleler , inşa ettirmiştir. Dilde, kıyafette devrimleri olup , Rusya’yı bir Avrupa ülkesi haline dönüştürmek istemiştir.

1712′de Moskova başşehirlikten çıkarılmış, yerine o günlerde Neva Nehri kıyısında yeni yeni kurulmakta olan St. Petersburg başşehir yapılmıştır.

1812 yılında artık başşehir olmayan Moskova bu kezde Napolyon’nun saldırısına uğramıştır. Napolyon şehri savaşsız teslim almıştır. Ama nasıl? 2 Eylülde her yerde aynı zamanda yangın başlamıştır. Moskova’lılar şehirlerini terk ederken , hem Moskova’yı hemde arkalarında bıraktıkları her şeyi yakmışlardır. Böylelikle Napolyon karşısında teslim alacak hiçbirşey bulamamıştır. Şehirde bulunan 9158 evden sadece 2626′sı yangından sonra tamir edilebilmiştir. Halktan toplanan paralarla Moskova bir kez daha inşa edilmiştir. Şu anda 2 başşehir var gibi görülmektedir.1. Moskova 2. Kuzeyin başkenti St. Petersburg.

1905 ve 1917 yıllarında geçirilen ayaklanmalardan da şehir nasibini almıştır.

1918 yılında Moskova tekrar başşehir olmuştur. Yeni yönetimin iş başına geçmesiyle şimdiye kadar yapılan kiliseler, manastırlar tek tek kapatılmış yıkılmış ya da başka amaçlarla kullanılmıştır.

1812′de olduğu gibi 1941 yılında Moskova gene düşmanların baskınına uğramıştır. Bu kez teslim olunmamış, şehir yakılmamıştır. 25 haziran 1945′de Alman orduları bayraklarını Kremlin Duvarında yere bırakmak zorunda kalmışlardır.

80′li yıllarda Peterstoyka’nın oluşması ile bir takım şeyler değişmeye başlamıştır. Eski kominist isim ve olaylarından oluşan cadde, sokak, şehir vb. eski isimlerine dönüştürülmüştür.

Şehir gri renk hakimiyetinden renkli bir hale dönüştürülmüştür. Son 15 yılda şehir inanılmaz bir değişme göstermiş, şu anda gördüğünüz hale gelmiştir.

Moskova’da Görülmesi Gereken 21 Yer

1. Rusya’nın sembolü olan Kremlin, Moskova’nın en eski yapısıdır. Rusya Federasyonu Devlet Başkanı’nın konağı Kremlin’dedir. Kremlin pek çok kez restore edilmiştir. Kırmızı tuğlalarla örülü kule ve duvarları, XV. yy.da yapılmıştır.

2. Moskova’nın en eski Katedral Meydanı, Kremlin’in merkezidir. Kremlin Katedralleri (Başmelek Katedrali, Meryem’e Müjde Katedrali, Çarların ve İmparatorların Taç Giyme Törenleri’nin düzenlendiği Uspenski Katedralleri) bu meydanda bulunmaktadır. Meydan da adını onlardan almıştır. Meydanda katedrallerin dışında ayrıca 1508’de yapılan altın başlı Büyük İvan Çanı ve adını ön cephesindeki hudutlardan alan, 1491’de inşa edilen Fasetalı Saray bulunmaktadır. Kremlin’in bu bölümünde merasim törenleri düzenlenir, yabancı ülkelerden gelen Büyükelçiler kabul edilirdi.

3. Projesini Konstantin Tan’ın çizdiği Büyük Kremlin Sarayı, 1849’da inşa edildi. İçinde İmparator ailesine ait odalar, muhteşem mobilyalarla döşeli kabul salonları, kristal ve porselen ev eşyaları bulunuyordu.

4. Büyük Kremlin Sarayı’nın en önemli salonu olan Georgiyev’de halen kabuller yapılmakta, Devlet Başkanı devlet nişanlarını burada vermektedir.

5. Kızıl Meydan, Moskova’nın ana meydanıdır. Burada resmi geçitler ve merasim törenleri yapılır. XV. yy.da ortaya çıkmıştır. Eski devirlerde en önemli buyruklar Kızıl Meydan’da verilirdi, Çar ve Patrikler halka buradan seslenirdi. Konstrüktivizm tarzındaki basamaklı bir binadan oluşan Lenin’in Mozolesi (Mimarı: Şçusev, Yıl: 1924) ve Aziz Vasili (Blajenni) Katedrali de buradadır. Son zamanlarda Kızıl Meydan, dünyaca ünlü sanatçıların konser verdikleri bir yer olarak da kullanılmaya başladı. Luciano Pavarotti, Plasido Domingo, Mstislav Postropoviç ve Paul McCartney burada sahne almıştır.

6. Kremlin’deki Çar Topu, topçuluk ve dökme sanatına ait eski bir Rus eseridir. Bu, dünyadaki en büyük çaplı toptur. Tophane Avlusu’nun ustası Andrey Çohov, 1586’da topu bronzla şekillendirdi. Topun uzunluğu 5,34 m., çapı 890mm., namlu kalınlığı 15 cm., ağırlığı 40 tondur. Top, XVI.-XVII. yy.larda Kremlin’i korumak amacıyla Kitay Gorod’daki Spaski kapısının önüne koyuldu ve Moskova Nehri üzerinden taşındı fakat Çar Topu hiç kullanılmadı. Topun yanında duran dökme demirden çekirdeği ve dekoratif top arabası 1835’de yapıldı.

7. Kremlin’de, bir zamanlar Rusya’nın en yüksek binası olan 81 m.lik Büyük İvan Çan Kulesi’nin yanında dünyanın en büyük çanı (Çar Çanı) bulunmaktadır. Ağırlığı 202 ton, uzunluğu ise 6,14 m.dir. Çan da hiç çalınmamıştır, demiri döküldükten hemen sonra çıkan yangında (1737 yılında), büyük bir parçası kopmuştur. (Parça şimdi Çan’ın yanında durmaktadır.)

8. Moskova’nın simgesi olan Aziz Vasili (Blajenni) Katedrali, Kızıl Meydan’da bulunmaktadır. Mimar Barma ve Postnikov tarafından 1555–1561 yıllarında Kazan Hanlığı üzerine kazanılan zaferin şerefine inşa edilmiştir. Birbirinden bağımsız duran kilise kuleleri, Kazan seferinin en önemli olaylarını sembolize etmektedir. Katedralin zarif görünüşü, XVII. yy.ın ikinci yarısında biraz değiştirildikten, yani bazı yerleri yeniden inşa edilip resimlerle süslendikten sonra son şeklini almıştır. Bir efsaneye göre, Çar’ın emri üzerine mimar Barma ve Postnikov’un gözlerine bir daha buna benzer bir harika yapamasınlar diye mil çekilmiştir. 1936’da Stalin’in silah arkadaşı Lazar Kaganoviç, Pokrov Katedrali’nin yıkılmasını önermiştir. Anlatılanlara göre, Lazar Kaganoviç, Kızıl Meydan ve yanında sökülüp takılabilir Pokrov Katedrali olan bir maket hazırlayıp Stalin’e getirir. Katedralin, gösterilerin yapılmasına nasıl engel olduğunu ve otomobil trafiğini çok sıkıştırdığını gösterip: “Ama eğer onu kaldırsak” diyerek Katedrali Meydan’dan söküp atar. Stalin bakar, biraz düşünür ve şöyle der:”Lazar, onu yerine koy!”

9. Lenin’in Mozolesi, Kızıl Meydan’daki anıt mezardır. Vladimir Lenin’in naaşı, Traurni Salonu’nda kristal bir tabutun içinde durmaktadır. Anıt mezar, ilk önce ahşaptan yapılmıştı. Şimdi gördüğümüz Mozole, 1930’da mimar Aleksandr Şçusev’in projesine göre konstrüktivizm tarzında labrador ve granitten yapılmıştır. Mozole’nin girişinin üstünde, 70 yıldır Devlet Başkanları’nın resmi geçit ve merasim törenlerinde çıktıkları kürsü bulunmaktadır.

10. Bolşoy Tiyatrosu, Milan’daki “La Skala” ve Paris’teki “Grand Opera” gibi dünyanın en meşhur tiyatrolarından biridir. Projesini Mimar Bove’nın çizdiği bina, 1825 yılında yapılmıştır. Alınlıktaki heykel (“Apollon neş Arabasında” Heykeli), heykeltıraş Pyotr Klodt tarafından yapılmıştır. Ses sanatçıları Fyodor Şalyapin, Sergey Lemeşev, Galina Vişnevskaya, İrina Arhipova; bale artistleri Galina Ulanova, Maya Plisetskaya, Mihail Barışnikov, Vladimir Vasilyev ve Maris Liepa bu tiyatroda sahne almıştır. Bolşoy Tiyatrosu’nun yut dışı turneleri, daima kapalı gişe oynar.

11. Benzeri olmayan bir geçmişe sahip Kurtarıcı İsa Kilisesi, muazzam bir mimari eserdir. Mimar Konstantin Ton’un projelendirdiği eser, 1883 yılında Rus-Bizans tarzında yapılmıştı. Halka bağışlanan Kilise’nin iç mekânlarını ünlü Rus ressam ve heykeltıraşlar yapmıştı. 1931’de Stalin’in özel emri üzerine, Kilise tahrip edildi. Onun bulunduğu yere muazzam bir Sovyet Sarayı inşa edilecekti ama sarayın yapımı için açılan çukura 1958’de üstü açık havuz “Moskova” inşa edildi. 1994 yılında Kilise’nin tekrar yapılmasına karar verildi. Bina, eski fotoğraflara, resimlere ve krokilere göre modern teknolojiler kullanılarak yeniden kuruldu. XIX. yy.da inşasının 45 yıl sürdüğü Kilise, XX. yy.ın sonunda sadece altı ayda yeniden inşa edildi. 19 Ağustos 2000 tarihinde Kilise ışıklandırıldı.

12. Novodeviçi Manastırı, Prens Vasili tarafından 1524’de Smolensk’in ele geçirilmesi anısına kurulmuştur. XVI.-XVII. yy.da Çar ailesinden ve asil Boyar soyundan gelme kadınlar burada manastıra kapanmıştır. Manastır’ın en büyük katedrali olan Smolenski Katedrali, 1524–1525 yılları arasında Kremlin’deki Uslenski Katedrali örnek alınarak yapılmıştır. Manastır’ın bir bölümü olan Novodeviçi Anıt Mezarlığı’nda ünlü Rus vatandaşları sonsuz yolculuklarına uğurlanmıştır.

13. Tretyakov Galerisi, IX.-X. yy.a ait Rus zel sanatlarının sergilendiği milli bir müzedir. Müzeye, kurucusu olan bilim ve sanat koruyucusu, ünlü tüccar Pavel Tretyakov’un soyadı verilmiştir. Tretyakov, 1892 yılında koleksiyonlarını Moskova’ya armağan olarak bu müzeye vermiştir. O dönemlerde koleksiyon, resim sanatında demokratikliği savunan “gezgin” ressamların tablolarından oluşuyordu. Müzede, Andrey Rublev’in “İkona”sı, “İsa’nın İnsanlara Görünüşü” adlı muazzam yapıt, İlya Repin’in “Korkunç İvan ve Oğlu İvan” adlı tablosu, Surikov’un eserleri, Maleviç, Podçenko, Larionov, Gonçarov vb. sanatçıların avangart tabloları yer almaktadır.

14. Moskova’nın yüksek binaları yani 26–32 katlı 7 bina, aynı mimari tarzda inşa edilen tek tip şehir modeli düşüncesiyle yola çıkılarak geçen yüzyılın 40’lı yıllarının sonu ile 50’li yıllarının başı arasında kurulmuştur. Bu binalar; Moskova Üniversitesi, Dışişleri Bakanlığı, “Leningrad” ve ”Ukrayna” otelleri, Kızıl Kapı Meydanı’ndaki devlet yönetimine ait binalar ve Kotelniçeski Rıhtımı ile Sadov Kudrinski Meydanı’ndaki apartmanlardır. Lenin Dağları üzerine kurulmuş olan 238 m. yüksekliğindeki Moskova Devlet Üniversitesi, bu binaların içinde en çok bilinendir.

15. “İşçi adam ve Köylü Kadın”, 1937’de Vera Muhina tarafından Paris’teki Uluslararası Sergi’de Sovyet pavyonu için kurulan heykel grubudur. Rusya Sergi Merkezi’nin kuzey girişinin önünde kurulmuştur. Paslanmaz çelikten yapılmıştır. 25 m. yüksekliğindedir. Sosyalist realizmin gerçek eseri olan bu heykelde, köylü sınıfla işçi sınıfın birliği bir imaj şeklinde tasvir edilmiştir. İşçi adam ve köylü kadın ellerinde tuttukları Sovyet Devlet’in sembolü olan orak ve çekici iyice yukarı kaldırmışlar. M.Ö. V. yy.a ait bir heykel grubu, bu abidenin bir örneğidir. “Harmodius ve Aristogiton”. Heykel şimdi restore edilmektedir.

16. Ostankino Televizyon Kulesi (Yüksekliği: 539 m., Toronto’daki Televizyon Kulesi’nin yüksekliği: 555m.), yüksekliği bakımından dünyadaki ikici binadır. 1967’de Moskova’da yapılmıştır. Proje mühendisi Nikolay Nikitin’dir. Teknik hizmetler veren Kule’de ayrıca bir teftiş alanı ve Kule’nin ekseni etrafında yavaş yavaş dönen bir halka görünümündeki “Yedinci Gök” adlı restoran vardır. Böylece restorana gelen müşteriler yemeklerini yerken bir taraftan da Moskova’nın kuzeyini seyredebilirler. 2000 yılında Kule’de yangın çıkmıştır. Tamir ve rekonstrüksiyon çalışmalarının ardından Kule’nin 562 m. ye varacağı ve böylece dünyanın en yüksek kulesi olacağı tahmin edilmektedir.

17. Moskova Metrosu, haklı olarak bir mimari eser sayılmaktadır. Metroyu Moskova’nın en iyi mimarları şekillendirmiştir. “Kızıl Kapı”, “Sokolniki” ve “Mayakovskaya” istasyonları, Brüksel ve Paris’te yapılan uluslararası sergilerde Grand Prix’ye (Büyük Ödül) layık görülmüştür. İlk istasyonların yapımına, devrim öncesi Rusyası’ndaki Çar Sarayları’nın inşasında harcanan miktardan daha fazla mermer harcanmıştır. Büyük Vatan Savaşı zamanında metro, sığınak olarak kullanılmıştır. Bun Moskova Metrosu’ndaki 11 hat üzerinde 160’dan fazla istasyon vardır. Halk kullanımına açık hatlardan başka, ya hükümet binalarını şehrin kenarında bulunan mistik bir yeraltı şehriyle birleştiren esrarengiz bir metro (II. Metro) daha varmış.

18. “Lujniki”, Moskova’nın en büyük yapısıdır. Geçen asrın 50’li yıllarının ortasında kurulan bu muazzam spor kompleksi, 1980 yılında Olimpiyat Oyunları’nın yapıldığı merkez olmuştur. Olimpiyat tılsımı olan 8 m. boyundaki Mişa adlı ayı yavrusu, buradan göklere uçurulmuştur. 180 hektarlık bir arazi üzerine kurulmuş olan “Lujniki”’de 140 spor tesisi vardır: Spor sarayı, Büyük ve Küçük Saha, 11 Futbol Sahası, 26 Spor Salonu, 3 Artistik Patinaj Pisti ve daha birçok üstü açık spor alanı.

19. Arbat, Moskova’daki en eski sokaklardan birisidir. XIV.- XV. yy.larda ortaya çıkmıştır. Adı, “şehir civarı”, “varoş” anlamına gelen Arapça “Rabad”dan gelir. Abrat kelimesinin daha geniş bir anlamı daha vardır. Moskovalıların çoğu için bu sokak, “Moskova Ruhu”nu muhafaza eden bitişikteki ara sokaklar ve avlular anlamına gelir. Değişik dönemlerde Arbat’ta ünlü Rus yazarlar, ressamlar ve sanatçılar yaşamıştır. 53 No.lu apartmanda bulunan müze, aslında bir zamanlar “Puşkin’in Arbat’taki Dairesi” idi. Burada yazar, genç karısıyla üç mutlu ay geçirmiştir. Geçen yüzyılın 80’li yıllarının ortasında Arbat, taş kaldırımları, çimenleri ve süs lambalarıyla sadece yayalara ait bir yol olarak kullanılmıştır. Artık Abrat, turistler arasında Kızıl Meydan kadar popüler bir yer haline gelmiştir. Burada hediyelik eşyalar, Rus el sanatını yansıtan mamuller satılmakta, sokak müzisyenleri müzik yapmakta, ressamlar portreler çizmektedirler.

20. Kuskovo, müze haline dönüşmüş Kont Şeremetevler’in çiftliğidir. Çiftlikteki saray ve bahçeler, toprak kölesi mimarlar Argunov, Mironov ve Dikuşin tarafından Mimar Blank’ın da katılımıyla XVIII. yy.ın 40-70’li yılarında yapılmıştır. Yapılar arasıda Saray, “Grotto” pavyonu, “İtalya” ve ”Hollanda” villaları, “Oranjereya” ve ”Ermitaj” nümüze kadar muhafaza edilmiştir.

21. Kolomenskoye, Moskova Nehri’nin yüksek bir kıyısı üzerine kurulmuş, XVI.-XVII. yy.lara ait Büyük Preslik ve Çarlık çiftliğidir. Kolomenskoye’nin görülmeye değer en zel yeri, taştan yapılmış ilk kiliselerden biri olan çadır çatılı Miraç Kilisesi’dir (1532). Kolomenskoye’de ayrıca İsa’nın Göğe Yükselişi Kilisesi (XVI. yy.), Aziz George Çan Kulesi (XV. yy.), Kazan kilisesi (XVII. yy.) vb. vardır. Kolomenskoye, içerisinde Diyakov şehir harabeleri ve Rus ahşap mimari eserlerinin de bulunduğu bir açık hava müzesi olarak varlığını sürdürmektedir.

Kültür ve Eğlence

Moskova Rusya’daki sahne sanatlarının merkezidir. Bale ve film kentte oldukça yaygındır. Rus balesi tüm dünyada tanınır. Yaklaşık 132 sinema, 93 tiyatro, 24 konser salonuna ev sahipliği yapan Moskova’da, Bolshoi Tiyatrosu, Malyi Tiyatrosu, Vakhtangov Tiyatrosu ve Moskova Sanat Tiyatrosu kentin başlıca tiyatrolarını oluşturur. Moskova Uluslararası Müzik evi olarak da bilinen Moskova Uluslararası Sahne Sanatları Merkezi klasik müziğin en iyi örneklerinin icra edildiği yerdir. Moskova’nın sirkleri oldukça meşhurdur. Moskova Devlet Sirki ve Tvestnoy Bulvarı üzerinde bulunan Moskova Sirki bunlardan başlıcalarıdır.İnsanın gözlerini kamaştıran bir eğlence atmosferi Moskova’da sizleri bekler. Kentte doğal hayatın sunduğu çok güzel eğlence imkanları mevcuttur. Kamp, dağ bisikleti, balık tutma, kar turları, avcılık ve kayak kenttte bulabileceğiniz başlıca aktivitelerdir.Moskova gece yaşamı oldukça renklidir. Gece eğlencesinin yaşandığı başlıca mekanlar Tverskaya Caddesi’nde toplanmıştır. Bu caddenin güneyi pahalı ve lüks barlarla dolup taşar. Novy Arbat Caddesi, kentin en hareketli gece kulüplerinin bulunduğu diğer bir yerdir.

Yeme İçme

Moskova akşam yemeğini dışarıda yemek için en ideal kentlerden biridir. Hem eski tarz Rus restoranları hem de modern mutfaktan örnekler sunan modern mekanlar yüzlerce farklı yemek alternatifiyle göz kamaştırır. Uluslararası mutfaklar kentte oldukça popülerdir. Ermeni, Amerikan, Avrupa, Italyan, Japon ve Ukrayna mutfakları kentteki popüler uluslararası mutfaklardır. Çok sayıda kahve ve sıcak/soğuk yiyeceklerin servisinin yapıldığı mekanlar kentin her köşesinde yerini almıştır. Sushi, Rus sofralarının başköşesinde yer alır.

Votka, Moskova eğlence hayatının en önemli içeceğidir. Özellikle honney pepper votka denilen ballı ve acılı votka oldukça popülerdir.

Alışveriş

Yerel hediyelik eşyalar, havyar, votka ve otantik el sanatları satın alabileceğiniz eşyaların başında gelir. Tverskaya Caddesi şehrin en kalabalık alışveriş yerlerinden biridir. Kitaigorod’da yer alan Tretyakovsky Proyezd lüks butiklerin merkezi konumundadır. Bulgari, Tiffany, Armani, Prada, Bentley ve pek çok ünlü markayı burada bulabilirsiniz.Kent merkezinde, Igor Chapurin’in tasarım elbiselerinin satıldığı alışveriş mağazaları bulacaksınız. Chapurin’in koleksiyonu Rusya’da ve Avrupa’da oldukça popülerdir.İzmaylovo’da bulunan İzmaylovo Çarşısı, Rusya ve Moskova’daki sanat ve zanaat eşyaları satan en önemli alışveriş yeridir. El sanatı ürünleri, antikalar, Rus eşyaları, çok çeşitli geleneksel hediyelikler, Orta Asya’dan kilimler, satranç setleri, çömlekler ve daha fazlası bu pazarda satılmaktadır.

Bilinmesi Gerekenler

  • Rusya’da sokağa çıkarken pasaportunuzu yanınıza almayı unutmayın, aksi takdirde başınıza büyük dert açarsınız; polis sizi derhâl merkeze götürür.
  • Derdinizi İngilizce anlatmaya çalışarak kendinizi boşuna yormayın, kimse bu dili bilmiyor. Zaten şehirdeki Azeriler, Özbekler, Tacikler, Ahıska Türkleri, Gürcüler ve Ermenilerin bir bölümü gayet iyi Türkçe konuşuyor.
  • Sarı taksi sayısı yok denecek kadar az ve çok pahalı.* Kapkaça karşı çantanıza, cüzdanınıza dikkatedin.
  • Bir Rus’a asla “kazyol” (keçi) demeyin, büyük hakaret. Söylenmeyecek diğer iki sözcük de “manyak” ve “durak”. Manyak bildiğiniz anlamda. Durak da deli demek. Eğer bu sözleri bir tartışma sırasında söylerseniz dayak yersiniz.
             

Paylaş, , Google Plus, Pinterest,

Gokhan ERDOGAN tarafından yazılmıştır

Çok Gezen Çok Tozan, Az Biraz Deli, Biraz da Yazan Çizen, Ucundan Web Tasarımcısı, Çılgın bi Proje Canavarı, Aa Unutmadan Az Buçuk da Fotoğrafçı.

2269 posts

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir