Paylaş, , Google Plus, Pinterest,

Yazdır

Yayınlanan:

Sanatın Başkenti Viyana

Müziğin kalbine bir yolculuktur Viyana. Yola çıktığınız anda başlarsınız büyülenmeye. Yolun bir kenarında tüm ihtişamıyla Alp Dapları uzanır, diğer yanınızda göz alabildiğince yeşil. El değmemiş bembeyaz doruklar çarpar gözünüze… Siz yaklaşırsınız, onlar uzaklaşır. Şehire girdiğinizde bir masal ülkesiyle karşı karşıyasınızdır artık. Zamana direnen binaların arkasından balon etekli, perukalı, kireç yüzlü asilzadeler çıkacak sanırsınız. Tarih bu şehre uğramış ama eskitmeden es geçmiş onu sanki.

Tabii bu söylediklerimiz eski kent merkezi için geçerli. Yeni Viyana teknoloji ve gelişmeden nasibini almış. Etkileyici ama bizim gibi müzmin bir gezginler için Eski Viyana’ya rakip bile olamaz. Yeşillikler arasına saklanmış gizli bir bahçe gibi bu kent. Yüz ölçümünün 1/4’ü orman ve tüm şehirde 800’den fazla halka açık park var. Gerisini siz düşünün…
Avusturya nüfusunun 1/5’i Viyana’da yaşıyor. Şehir geçmişten günümüze aydınların ve sanatçıların birleşme noktası. Tüm bu özelliklere bakınca geçmişte Osmanlıların bu ülkeyi kuşatmak için niye o kadar çok uğraştıklarını daha iyi anlıyor insan. Avusturya 1529’da ve 1683’de iki kez kuşatılmış Türklerce. İkisi de başarısızlıkla sonuçlanınca Türkler Tuna Nehri’nin karşına taşımışlar büyük elçilik binalarını.

Viyana sanata, doğaya ve edebiyata aşık insanlariçin bir cennet adeta. Ama şansınız, vaktiniz ve finansmanınız yeterse Avusturya’nın tüm şehirlerine minik kaçamaklar yapın. Örneğin festivaller şehri olan Salzburg’a uğrayıp şimdilerde müze olarak kullanılan Mozart’ın doğduğu evi görmeniz mümkün. Ayrıca şehir merkezinde yer alan ortaçağdan kalma HOHENSALZBURG Kalesi görkemli mimarisi ve kente hakim konumuyla dikkat çekici. Salzburg adını yanıbaşında akan SALZACH Irmağından alıyor. Şehirde birbirinden ilginç Barok eserler ve sayısız kilise var. Gezmekten yorulunca atlı arabalara binip mini bir kent turu atmanız da mümkün.

Avusturya’nın görülmeye değer bir başka köşesiyse BREGENZ. Özellikle yaz aylarında şehirde bulunan göl sahnesinde renkli kültür şenlikleri düzenleniyor. Son olarak edebiyat severler için GRAZ kenti ve şarap sanatından haberdar olanlar için de GRINZIG önerilebilir

Hava Durumu:Viyana’da kışlar soğuk ve sıcaklık genellikle sıfırın altında. 60 günlük yaza karşı 70 gün kış ortalaması var ve Aralık’tan Mart’a kadar kar yağışı görülüyor.

Dil:Viyana’daki resmi dil Almanca. Ancak orada yaşayan o kadar fazla Türk varki sokaklarda, mağazalarda kulağınıza Türkçe konuşmalar gelebilir.

Ulaşım:Viyana’nın uluslararası Schwechat Havaalanı şehir merkezinden 20 km uzaklıkta ve şehir merkezine her 20 dakikada bir (05:00-23:30) kalkan otobüsle veya S-Bahn treniyle ulaşılabilir. Şehiriçi ulaşımda sıklıkla kullanılan S-Bahn adındaki trenler var. Şehirde çok güzel bir tramvay hattı var ve bu hatla şehrin heryerine rahatlıkla ulaşabiliyorsunuz. Ayrıca diğer Avrupa ülkelerinde olduğu gibi gelişmiş bir metro ağı da mevcut.

Önemli Mekanlar:

Schönbrunn Sarayı: “Viyana’nın Versailles’i” da denilen köşkte 1400′den fazla oda ve birçok büyük bahçe bulunmakta. Hofburg’daki görkemli apartmanlara tur yapmaktansa, şehrin batısındaki bu muhteşem sarayı mutlaka görmenizi tavsiye ederiz. İçerde aynı zamanda “Coach and Carriage Museum” adında bir müze de var. Bu saraya ait parkta piknik yapabilirsiniz. Sarayın bahçesindeki değişik şekillerde biçilmiş ağaçları görünce şaşıracaksınız. Saray bahçesinin tepesindeki yapıya(Gloriette) çıkıp içerdeki kafede mola verip tepeden sarayın etkileyici görüntüsünü seyredebilirsiniz. Bu yapının arkasında halka açık bir havuz var. Saray o kadar büyük ki kadraja sığdırmak için zor anlar yaşayacaksınız. Ayrıca saray bahçesinin içinde büyük bir hayvanat bahçesi de mevcut.

Hofburg Sarayı (İmparatorluk Sarayı/Cumhurbaşkanlık Köşkü):1918′e kadar Habsburg Hanedanlığına ait bir saray olan Hofburg bugünlerde büyük bir müze haline getirilmiş.

Belvedere Sarayı: Bahçeleriyle ve sanat gelerileriyle Viyana’nın en çekici yerlerinden biri. Önündeki havuzla birlikte fotoğraflarda çok güzel çıkan bu sarayın bahçesine giriş ücretsiz. İnsanlar o soğukta koşu ve yürüyüş yapmak için saray bahçesini tercih etmişlerdi. Biz fotoğraflarda gördüğümüz o muhteşem görüntü için giriş ücreti ödeyip içeri girdik ve sanat galerisini gezdik. Ancak daha sonra anladık ki ücret ödemeden de sadece bahçesini gezebilirmişiz. Sanattan çok fazla anlamadığımız için galeri bizi çok etkilemedi, ancak sarayın görkemli bir salonunu görünce verdiğimiz paraya değdi sanırım

Rathausplatz: Bu meydanda Şubat ayında düzenlenen buz bateni etkinlikleri bulunuyordu. Genci yaşlısı, çoluk çocuk herkes ayağına patenlerini takmış kayıyordu. Biz de deneyelim dedik ama ilk geceden cesaret edemedik. Gerekli cesaret daha sonraki günlerde de gelmedi maalesef. Meydanda buz pateni etkinlikleri dolayısıyla sıcak içecek ve yiyecek satan bir sürü sokak satıcısı var. Soğuk kış gününde dileğidiğiniz çeşitteki punch’ınızı alıp içinizi ısıtabilirsiniz. Punch, sıcak içkili değişik bir içecek. Tercihen kremalı ya da meyve likörlü olabilir. Denemenizi tavsiye ederiz. Bu meydandaki görkemli yapı, geceleyin ışıklandırmasıyla daha da görkemli hale geliyor.

Aziz Stephan Katedrali: Şehrin mutlaka ziyaret etmeniz gereken yerlerinden biri. İnanılmaz güzel Gotik mimarisi ile herkesi büyüleyen bir yapı. Ancak tepesine çıkmanız çok da bir anlam ifade etmeyebilir. Biz çıktık ama değmedi. Daracık merdivenlerden dakikalarca tırmanıyorsunuz ama sonuçta o kadar şahane bir manzara yok. Paris’te, Roma’da, Prag’da ya da Floransa’da gördüğünüz manzaralarla kıyaslanamaz. Ancak dışarıdan bakıldığında çok heybetli bir yapı.

Staatsoper (Opera Binası): Çoğu insana göre dünya operasının merkezi ve bizce de görülmeye değer bir yapı. Belli saatlerde farklı dillerde düzenlenen turlarla opera binasını gezebilir ve hakkında bilgi edinebilirsiniz. Bence ilgileniyorsanız kesinlikle rehberli tura katılmalısınız. O kadar tatlı bir rehberimiz vardı ki çok keyif aldığımız bir etkinlik oldu. Akşam sergilenecek opera için yapılan sahne arkası hazırlıkları da görme şansımız oldu. Bir sanatçı olarak o sahnenin ihtişamı beni ayrıca heyecanlandırdı.

Karl’s Kirche: Barok tarzda bir kilise ve isterseniz panaromik şehir görüntüsü için tepesine çıkabilirsiniz.

Prater: Dönme dolabın (Giant Ferris Wheel) bulunduğu dinlenme ve eğlence alanı. Bizim gittiğimiz tarihte açık olmadığı için göremedik

Museum of National History (Naturhistorisches Museum): O kadar büyük bir müze ki gezmek epeyce vaktinizi alıyor. Gerçek boyutlarında yapılmış birçok hayvan maketi var. Ayrıca müzenin bir bölümünde ziyaretçiler için çeşitli oyunlar mevcut. Bu oyunlarla o kadar eğlendik ki… Kesinlikle gitmenizi tavsiye ediyoruz.

Vienna Card ile birçok mekana indirimli (%10-30 civarı) girebilir ve toplu taşımadan sınırsızca faydalanabilirsiniz. 72 saat geçerli olan kartın bedeli kişi başına 18.5 €.  Havaalanından bu kartı temin edebilirsiniz. İlk kullanım anından sonra kartınız aktif olacak ve 72 saatlik kullanım hakkınız başlayacaktır. Ayrıca otellerden de bu kartı satın alabilirsiniz.

Viyana sanatsal etkinlikleriyle çok güzel bir şehir ve çok fazla müzeye ev sahipliği yapıyor. Sokakta dolaşıp turistlere opera bileti satmaya çalışan tipler var, ancak ne derece güvenilirler bilemiyoruz. Çünkü çok pahalı olan opera biletlerini yarı fiyatından daha ucuza sattıklarını iddia ediyorlar. Eğer müze gezmeye meraklıysanız ve sanatsal faaliyetlere katılacak parasal gücünüz varsa bu şehirde 1 haftayı, zamanın nasıl geçtiğini anlamadan geçirebilirsiniz. Biz elimizden geldiğince, bütçemiz ve hava şartları elverdiğince gezip görmeye çalıştık. Umarım siz de bu güzel Avrupa şehrini görme fırsatı yakalarsınız.

             

Paylaş, , Google Plus, Pinterest,

Gokhan ERDOGAN tarafından yazılmıştır

Çok Gezen Çok Tozan, Az Biraz Deli, Biraz da Yazan Çizen, Ucundan Web Tasarımcısı, Çılgın bi Proje Canavarı, Aa Unutmadan Az Buçuk da Fotoğrafçı.

2258 posts

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir