Paylaş, , Google Plus, Pinterest,

Yazdır

Yayınlanan:

Figen Karaaslan’ın Plovdiv Anıları

Eski Filibe

Bizans, Osmanlı eserleri, eski Filibe evleri ve Arnavut kaldırımlı sokaklarıyla insanı, geçmişte bir yolculuğa çıkaran Filibe’yi birlikte gezmeye devam ediyoruz. Bu yazımda size, Filibe (Plovdiv)’de görülmesi gereken yerlerden bahsedeceğim.

Plovdiv (Filibe)’de görülecek yerler

Merkez

Plovdiv Merkez 1

Plovdiv (Filibe)’in merkezinde alışveriş yapılabilecek dükkânlar var. Ayrıca kafe ve restoranlar da bulunmakta. Bazı şeyler Türkiye’ye göre daha uygun fiyatlı gibi gözükse de, anladığım kadarıyla buraya gelen ürünler biraz ikinci kalite… Bunda, halkın maaşlarının düşük olmasının etkisi de var sanırım.

Plovdiv Merkez

Plovdiv Merkez

Yılbaşı ve sevgililer günü gibi özel günlerin akşamında popüler yerler kalabalık oluyor. Mekânlarda, yer bulabilmek için önceden rezervasyon yaptırmakta fayda var.

Hüdavendigâr Cami (Ulu Cami)

Hüdavendigar Cami- Filibe

Hüdavendigar Cami- Filibe

Osmanlı’dan kalma, önemli yapılardan biri olan Hüvavendigâr Cami, aynı zamanda Cuma Cami’ ve ‘Ulu Cami’ olarak da bilinir.

Cuma Cami'nin içi- Filibe

Cuma Cami’nin içi- Filibe

1425 yılında Murad Hüdavendigâr’ın yaptırmış olduğu cami, bir deprem sonucu yıkılmış ve 1785’te, I. Abdülhamid tarafından yeniden yaptırılmıştır.

Cuma Cami (Ulu Cami)

Cuma Cami (Ulu Cami)

Caminin dış cephesindeki taşlar arasına yatay olarak döşenen tuğlaları ile; Osmanlı mimarisinin, Bizans mimarisiyle harmanlanmış nadide örneklerinden biri olmaya aday.

Cuma Cami -Plovdiv

Cuma Cami -Plovdiv

Caminin güneydoğu duvarında, hala işlevini sürdüren güneş saati insanda ilgi uyandırıyor.

Güneş Saati, Cuma Cami-Filibe

Güneş Saati, Cuma Cami-Filibe

Caminin etrafında, Türkler tarafından işletilen kafeler bulunmakta. Bulgaristan’dayken vatan özlemi çekerseniz, bu kafelere gidip Türk tatlılarından yiyerek, hem tatlı isteğinizi hem sıla özleminizi bastırabilirsiniz.

Ulu Cami (Cuma Cami)- Filibe

Ulu Cami (Cuma Cami)- Filibe

Baçkovo Manastırı

Baçkova Manastırı- Filibe

Baçkova Manastırı- Filibe

Şehrin güneyinde bulunan manastır, Bizans İmparatoru Grigor Bakuriani’nin askerleri tarafından 1083 yılında yapılmıştır, Baçkovo Manastırı, Bulgaristan’ın ikinci en büyük manastırı durumundadır.

Baçkova Manastırı- Plovdiv

Baçkova Manastırı- Plovdiv

Bizans ve Bulgar kültürlerinin karma yapısına sahip olan manastırın içindeki mozaikler, oldukça dikkat çekici. Yeşillikler içindeki taş mimarisiyle manastır, insanı dinlendiriyor ve insana huzur veriyor.

Baçkovo Manastırı- Filibe

Baçkovo Manastırı- Filibe

Filibe Evleri

Eski Filibe Evleri

Eski Filibe Evleri

Üç tepe üzerinde, geleneksel evleri ile Osmanlı ve Balkan mimarisinin uyumlu birleşiminden oluşmuştur. Bugün bu evler, genel olarak müze, galeri, atölye, lokanta işlevi görmektedir. Her odaya, güneşin girebileceği şekilde tasarlanmıştır.

Eski Filibe Evleri-Bulgaristan

Eski Filibe Evleri-Bulgaristan

Sonbaharda, Arnavut kaldırımlı taşlar üzerine düşen sarılı ve kırmızılı yapraklar arasında, sakin sokaklarda, tarihin izleri arasında dolaşmak keyifliydi.

Filibe Evleri

Filibe Evleri

Çift olarak gittiyseniz; bu dingin sokaklarda, tarihsel mimarinin güzelliğinde el ele dolaşmak ve Filibe sokaklarını keşfetmek ayrı bir keyif verecektir.

Külliye

Şehrin, bir diğer önemli yapısı da Beylerbeyi Gazi Şehabeddin Paşa’nın yaptırdığı; cami, medrese, han, hamam ve mutfaktan oluşan külliyedir. Ancak, Şehabeddin Paşa’dan Filibe’de geriye yalnızca ‘İmaret Cami’ ayakta kalabilmiştir.

Saat Kulesi

Saat Kulesi- Filibe

Saat Kulesi- Filibe

Doğu Avrupa’nın en eski saat kulelerinden birisidir.

Mevlevihane

Mevlevihane- Filibe

Mevlevihane- Filibe

Mevlevihane, Plovdiv’in eski şehir denilen kısmında yer alıyor. Osmanlı mimarisinin hakim olduğu yer olan Üçtepe mevkiinde ziyaretçilerini bekliyor. Mekan şu an, restoran olarak kullanılıyor.

Mevlevihane- Plovdiv

Mevlevihane- Plovdiv

Mevlevihane, Bizans döneminden kalma surlar üzerine kurulmuş ve Osmanlı döneminde medrese olarak kullanılmış. Sekiz ayrı bölümden oluşan Mevlevihane, dervişlerin kaldıkları odalar ve sema gösterilerinin yapıldığı bölümlerden oluşuyor.

Mevlevihane-Plovdiv

Mevlevihane-Plovdiv

Selâmlık ve semahane bölümlerinde, 19. yüzyılın barok süslemeleri göze çarpıyor. Ahşap kolonların oluşturduğu büyük salonun duvarlarında Kur’ân-ı Kerîmden âyetler ve tavanın ortasında da bir güneş resmi bulunuyor.

Mevlevihane’nin minaresi, 1928 depreminde yıkılmış. Bina, zamanla işlevini de yitirdikten sonra, 1974 yılından bu yana lokanta olarak kullanılmaya başlanmış. Bulgaristan Baş müftülüğü, Mevlevihane’yi vakıf malı olması nedeniyle tekrar eski günlerine döndürmek istiyor.

Antik Tiyatro

Plovdiv-Antik Tiyatro

Plovdiv-Antik Tiyatro

Bu antik tiyatro, bir zamanlar şehir halkının yüzde 10’unu topluyormuş. Sahnesi hala açık olan tiyatro, inanılmaz akustiğiyle keyifli gösterilere ev sahipliği yapmaktadır.

Etnoğrafya Müzesi

Plovdiv Etnoğrafya Müzesi

Plovdiv Etnoğrafya Müzesi

Etnoğrafya Müzesi görülmesi gereken yerlerden biri. Burası, şehrin en büyük evi. Dönemin mimarı, Hacı Georgi’nin eseri göz dolduruyor. Gösterişli mimarisiyle dikkat çeken ev, bugün Etnografya müzesi olarak ziyaretçilerine açıktır.

Centralna Parka (Merkez Park)

Merkez Park-Filibe (Centralna Parka)

Merkez Park- Filibe (Centralna Parka)

Osmanlı’dan kalma çınar ağaçlarının da bulunduğu, geniş bir alana yayılmış ve kuş seslerinin bolca duyulduğu huzurlu bir park, Centralna Parka… Parka, merkez postanenin karşısından girebilirsiniz.

Merkez Park-Filibe

Merkez Park-Filibe

Parkın içinde ağaçlar, heykeller ve banklar bulunmakta. Parkta, birçok ağaç bulunduğu için havası da gayet temiz. Huzur, dinginlik ve taze bir nefes için Merkez Park güzel bir nokta…

Centralna Parka'da kullanılmayan küçük bir çeşme.

Centralna Parka’da kullanılmayan küçük bir çeşme.

Parkın içinde, dağlardan gelen ve doğal kaynak suyu akan bir çeşme de bulunuyor. Çeşmenin önünden geçerken şifa niyetine, birkaç yudum su içmeyi de ihmal etmedim elbette…

Şifalı olduğu söylenen çeşme...

Şifalı olduğu söylenen çeşme…

Bir rivayete göre burası, Osmanlı döneminde eski Osmanlı Mezarlığı imiş. Şehir el değiştirdikten sonra dönemin yetkilileri, Osmanlı izlerini buradan silmek istemiş. Sultan Abdulhamit’in Ermeni bahçıvanı; “Burayı bana bırakın, ben güzelleştireyim…” diyerek mezarlığın ve ağaçların, Bulgarlar tarafından tahrip edilmesini önlemiş.

Tarihe tanıklık etmiş ulu çınarların, asırlık varlığı ve sessizliği altında dinlenmek insana ayrı bir dinginlik veriyor doğrusu…

Kaynak: Seyyahca.com

             

Paylaş, , Google Plus, Pinterest,

Gokhan ERDOGAN tarafından yazılmıştır

Çok Gezen Çok Tozan, Az Biraz Deli, Biraz da Yazan Çizen, Ucundan Web Tasarımcısı, Çılgın bi Proje Canavarı, Aa Unutmadan Az Buçuk da Fotoğrafçı.

2257 posts

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir