Paylaş, , Google Plus, Pinterest,

Yazdır

Yayınlanan:

Çağrı Sağlık, “Yurtdışına Çıkış Yasaklanırsa Ülke Zarar Eder”

Son birkaç gündür, turizm camiasından yükselen sesler Cumhurbaşkanlığı seviyesinden bile cevap verilecek kadar ortalığa saçıldı. Neydi bu sesler?

Türkiye Turizm Yatırımcıları Derneği Başkan Yardımcısı Cemil Uğurlu bu seslere ön ayak oldu ve dedi ki “Yurt dışına çıkış şartları ağırlaştırılsın.” Turizm Yatırımcılığını otel dikmek, turizmi de köyden garson tutarak servis yaptırmak diye düşünen ve maalesef ciddi turizm yatırımlarının başladığı 1985 yılından bu yana, yapılan teşvik ve yatırımlar büyüklüğünde gelişemeyen sözde işletmeci zihniyetin Türkiye Turizm Sektörüne diktiği tüy oldu bu açıklama.

1996 yılından bu güne sektörün her kolunda bir fiil çalışmış ve yöneticilik yapmış, üstelik bu işin mektebinden gelme birisi olarak, işin devlet planlama (her ne kadar Malezya hükümetine çalışsam da) kademesini de bilen birisi olarak size bu fikrin Türk Turizmini nasıl batağa sürükleyeceğini ve hiçbir çözüm getirmeyeceğini aşağıdaki şekilde açıklamak, benim gibi bir çok gerçek turizmcinin sesini de duyurmak olacaktır.

Türk turist ülkesinde çok uzun süredir yolunan kaz konumunda 

Maalesef bu gerçek özellikle 90’lı yılların sonundan itibaren her gün artarak devam eder bir noktaya geldi. Almanya veya Rusya gibi ülkelerden uçak dahil, her şey dahil sistemli Güney otellerine gelerek 10-15 gece kalan ve otelden çıkmayan turistler 500-600 Euro gibi paket programları öderken, Asya’dan gelen turistler 300-400 dolar gibi bir fiyata 10-15 gün Batı Anadolu programları yaparken Türk turistler Güney otellerine gecelik 1000 TL gibi fahiş fiyatlar vererek, gelen yabancıların ucuza konaklamasını finanse etti. Hatta bunun farkına varıp rezervasyonunu Almanya veya Ukrayna gibi ülkelerden online yaparak arabasına binip İstanbul’dan Antalya’ya giden çok fazla insanımız da bulunmakta. Sırf bu yüzden, 6 gece için 6,000 TL (yaklaşık 2000$) otel parası verip Antalya’ya gitmek yerine, Malezya’da aynı süre için 1200 dolar verip daha lüks otellerde kalmayı tercih edenler var.

Türk turist aradığını Antalya’da bulamaz

En net sonuç olması nedeniyle 2014 yılını tercih ederek örneklemek gerekirse, 8,363,966 kişinin çıkış yaptığı bu yılda iş seyahati harici Yurt dışına çıkış yapanlar 6,110,096 kişidir. Bu kişilerin 2,115,698 kişisi yani 1/3, 243 ülke içinden sadece 5 ülkeye gitmiştir.

Gürcistan            1,016,286

Yunanistan         642,500

Bulgaristan         215,353

İtalya                    151,354

Almanya              90,205

Gürcistan ve Bulgaristan ağırlıklı %95 oranında kumarhane turizmidir. Türkiye bu kimselere cevap veremez. Yunanistan, zaten Türkiye’den ucuz olduğu için tercih edilmektedir. İtalya tarihsel olarak ilgi çekmektedir. Almanya ise daha çok akraba ziyareti türündendir. Türk sahillerini dolduracak turistler bu turistler değildir.

Yurt dışına çıkış düşerse, yurt dışından geliş de düşer

Turizm tek taraflı yapılabilen bir iş değildir. Tek taraflı olan örnekleri vardır (Küba gibi) ama çift taraflı örneklerine göre çok daha pahalıya mal olduğundan yüksek hacim içermeyen işler olarak ciro büyüklüğüne ulaşamaz. Bu da büyüme yerine küçülmeyi getirir. Şöyle ki.

Diyelim ki yurt dışına çıkış zorlaştırıldı ve bunun sonucunda 8 milyon yerine 1 milyon kişi yurt dışına çıkış yaptı. Bu demektir ki uçaklar Türkiye’ye yolcu getirdi ama boş döndü. Bu durumda uçuş maliyeti artacağından yolcu üreten ülkede uygulanan bilet fiyatları pahalanacaktır. Pahalaşan bilet fiyatları nedeniyle gelmek isteyen kitlede ciddi düşüşler meydana gelecek ve kısa sürede uçaklar boş veya yarı boş gelmeye başlayacaktır. Yine çok kısa sürede bize gelmek isteyen turistler, alternatif piyasaları tercih etmeye başlayacak (örneğin Yunanistan) bu nedenle zaten dolmamaya başlayan seferler iptal edilerek, uçaklar yeni tercih edilen rotalara kaydırılacaktır. Sonuç olarak Türkiye’den gidemeyen yerli turist, Türkiye’ye gelemeyen yabancı turist olarak çift taraflı bir şekilde Türk turizmini öldürecektir.

Devlet çok ciddi bir girdi kaybına uğrayacaktır

Sadece giden turistin çıkışının engellenmesi ve 1 milyona inmesi üzerinden düşünsek bile devletin tahmini gelir kaybı şu şekilde hesaplanabilir.

Pasaport geliri (2 yıllık pasaport-354 TL x 7,000,000) = 2,478,000,000 TL = 837,162,000 USD

Havalimanları geliri (yolcu başına uçak bileti üzerinden alınır)7,000,000 x 15$ = 105,000,000 USD

Seyahat masraflarından gelecek KDV (Tuik 651 dolar belirtir) 651 x 0,18 x 7,000,000 = 820,260,000 USD

15 TL yurt dışı çıkış vergisi 15 x 7,000,000 = 105,000,000 TL yaklaşık 35,473,000 USD

THY’nin yolcu kaybı (çıkışların %80’i THY ile ortalama 550$ bilet parası ile) 7,000,000 x 0,80 x 550 USD = 3,080,000,000 USD

Havalimanlarının havayolu şirketleri ve havalimanı işletmecilerinden alacağı teknik ve kira gibi gelirler ile Kargo gelirleri kısmını katmadan bile sadece giden yolcunun düşmesi sonucu devletin gelir kaybı kabaca bir hesapla 4,877,895,000$ (yaklaşık 5 Milyar dolar) seviyesine çıkmakta. Üstelik bu yıllık bir başlangıç kaybı. Böyle bir durumda tamamen atıl kalacak yeni Havalimanı (yaklaşık 5 Milyar dolar da onun yapım maliyeti var) da cabası.

İyi peki ama sonuç 

İşletmeciliği bilmeyen ister seyahat acentesi isterse konaklama sektörüne giriş yapıp, paralarını yönetemeyip batıran insanları süspanse etmek bu maliyetleri tüm halkın sırtına, üstelik de kısıtlamalar ile birlikte yüklenmemelidir. Yasalarda gerekli ve uzun süredir yapılması şart olmuş yaptırımları koyarak ve sıkı sıkı denetleyerek, iyi yönetilen bir turizm sektörü oluşturmak zorundadır. Turizm çalışma alanı olarak herkesin çalışabileceği ancak yönetsel anlamda profesyonellerin elinde olması gereken bir sektördür. Doktor veya Avukat nasıl belgeli olmak zorunda ise, Turizm’ci de belgeli olmalı ve ciddi yaptırımlara maruz bırakılmalıdır. Her önüne gelenin ahkam kesebileceği bir sektör değildir.

             

Paylaş, , Google Plus, Pinterest,

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir