Paylaş, , Google Plus, Pinterest,

Yazdır

Yayınlanan:

Ali Nasuh Mahruki Anlattı Kendini Tanımak

KENDİNİ TANIMAK

12 yıllık aktif spor hayatımda öğrendiğim çok net bir şey varsa, o da kişinin kendini tanımasının gerekliliği ve önemidir. Profesyonel olarak uğraştığım riskli sporlar ve gezme fırsatı bulduğum ilginç coğrafyalar ve kültürler sayesinde hasbelkader fark ettiğim sonuçları, aslına bakarsanız herhangi bir İşletme yada Yöneticilik kitabında aynen bulmak mümkün.

Bence burada işin asıl ilginç tarafı, dayanıklılık, disiplin, yüksek konsantrasyon, kararlılık ve takım çalışması gerektiren, yüksek risk faktörü içeren bir spor dalında başarılı olmak için ihtiyaç duyulan kriterlerin tamamının, iş hayatında, sosyal hayatta, hatta herhangi bir aktivitede başarılı olmak için gereken faktörlerle birebir aynı olması. Buradan şu sonucu çıkarıyorum, başarının temel kuralı, doğru yaklaşım ve doğru metotların kullanılmasıdır. Doğru yaklaşımın ve doğru metodların ne şekilde ve ne seviyede uygulanacağı ise tamamen bize, bizim yeteneklerimize kalmış. Bütün iş bu seviyenin seçiminde.

İşte ben de kendimi, kendini tanımaya, kendi bilincine varmaya çalışan bir insan olarak görüyorum. Bütün çabam, bütün uğraşım, hatta yaptığım her şey, kendimi ve doğayı anlamak ve öğrenmek için. Bunun ne kadar zor olduğunu biliyorum ama bu beni yıldırmıyor. “Everest’te ilk Türk” adlı kitabımın önsözüne, “Herkes bilmek ister, ancak pek azı bedelini ödemeye hazırdır” diye yazmıştım. Bu bedeli ödemeye her zaman hazır oldum.

20 yaşında Bilkent Üniversitesi İşletme Fakültesinde okurken, dağcılık ve diğer doğa sporlarıyla tanıştım. Okul yıllarında çok yoğun biçimde dağcılık, mağaracılık, yamaç paraşütü, aletli dalış ve bisiklet gibi sporlarla uğraştım. Bu dönemde şansa, doğa sporlarında benden daha tecrübeli ve çok aklı başında bir grup insanla tanıştım. Onlarla birlikte, kitap okuma ve müzik dinleme tarzım oluştu, edebiyatla, felsefeyle ve şiirle hayata bakışım değişti.

Dağcılık ve diğer doğa sporlarıyla tanıştıktan sonra geçirdiğim 4 yılı kendimi tanıdığım ve yeteneklerimi, limitlerimi, kapasitemi iyice öğrendiğim, yaşamdan ne beklediğimi, ne yapmak istediğimi, hayatımı ne şekilde kurarsam kendimi daha verimli, daha tamamlanmış hissedeceğimi çözümlemeye ve anlamaya çalıştığım bir dönem olarak görüyorum. Dolayısıyla başlangıç olarak en önemli olduğunu düşündüğüm nokta; kişinin kendini tanıması. Bu aşamanın üzerine istediğiniz her türlü yapıyı kurabilirsiniz.

Yunanlı filozoflar, 2800 yıl önce inşa ettikleri Delphi’deki Apollon tapınağının girişine “kendini bil” öğüdünü yazmışlar. Kişinin kendini bilmesi çok önemli. Ancak bu aşama sağlıklı bir şekilde geçirilirse, kişi yaşamıyla ilgili seçimlerini en doğru şekilde yapabilir. Üniversite sınavı öncesinde, 16 – 17 yaşında bir gencin eğitim göreceği bölümü seçmesi aslında çok önemli bir seçimdir. Bu genç yaşında, ileride uzmanlaşacağı, hayatını kazanacağı branşı en doğru şekilde seçmesi gerekir. En doğru seçimi yapabilmesi için de, kendisini iyi tanıması çok önemlidir. Kendini tanıma dönemini mümkün olduğu kadar genç yaşlarda geçirmenin en doğrusu olduğunu düşünüyorum. Sil baştan yapma hakkına elbette ki her zaman sahipsiniz, ancak bu durum ciddi olarak zaman kaybına yol açabilir. Ve zaman kaybetmek, rekabetin bu kadar yoğun olduğu böylesine süratli bir çağda hiç tercih edilen bir şey değil.

KAR LEOPARI

Üniversiteden mezun olduktan bir ay sonra, 24 yaşında, ilk 7000 metrelik tırmanış denemem için Kazakistan’ın başkenti Alma Ata’ya gittim. Uzun ve zorlu geçen 2.5 ayın sonunda, Tien Shan dağlarında bulunan 7010 metrelik Khan Tengri dağının ilk Türk tırmanışını yaparak geri döndüm. İlk kez, böylesine bir yüksekliğe çıkmıştım. Haftalar süren zorlu tırmanışta harcadığım müthiş efor, dayanılmaz soğuk ve insanın içine işleyen fırtınalarla dolu günler ve dağlarda ilk kez gördüğüm ölüm, hayatımda yeni bir sayfanın açılışı olmuştu. Bu tırmanıştan sonra dondurduğum parmaklarımı altı hafta hissedemedim ve iki hafta yürüyemedim. Ama bedenimi ve ruhumu böylesine zorlamak ve kendimi aştığımı hissetmek beni bambaşka bir boyuta getirdi. Yüksek dağların kışkırtıcı çekiciliğini çok sevmiştim.

25 yaşında, 5621 metrelik Elbruz dağı doğu zirvesi tırmanışı ile Türkiye’nin o dönemdeki en yüksek kış tırmanışını yaptım. Kış tırmanışları, koşulların çok daha sert ve zahmetli olmasından dolayı daha prestijli tırmanışlar olarak kabul edilir. Aynı dağın yaz ve kış tırmanışları zorluk açısından birbirinden çok farklıdır. Çok az dağcının zirveye ulaşabildiği o sezon, ölümle yollarımız bir kez daha çakıştı.

Aynı yıl ikinci 7000 metrelik tırmanışım olan, Tacikistan’daki 7134 metrelik Lenin dağına ve ertesi yıl da, Pamir dağlarında yer alan 7105 metrelik Korjenevskoy dağına ve yine Pamir dağlarındaki, Sovyet Asyanın en yüksek dağı 7495 metrelik Communism dağına tırmandım.Ve son olarak ta, 7439 metrelik son derece tehlikeli ve zor Pobeda dağının 8. solo tırmanışını yaparak, 26 yaşındayken Sovyet Asya’daki 7000 metrelik dağlar serisini tamamladım. Pobeda’yı bir yıl arayla iki kez denemiştim ve her iki tırmanışta da, ölüm yine oradaydı. Üç yılda tamamladığım seride, yedi kez ölümle yollarımız kesişmişti.

Bu tırmanışlar sonucunda bana, Rusya Dağcılık Federasyonu tarafından verilen, o döneme dek yalnızca 3 batılı dağcının, bu beş tırmanışı tamamlayarak alabildiği Kar Leoparı ünvanı verildi. “Kar Leoparı”, o güne dek kendime koyduğum en büyük hedefimdi. Bana inanılmaz çekici gelmişti. Varlığından haberdar olur olmaz, onu alacağıma dair kendime söz vermiştim ve elde edene dek uğraştım.

Üniversite yıllarındaki aktivitelerim sayesinde, daha yakından tanımaya çalıştığım genç Nasuh’un yeteneklerini ve en büyük tutkularını kısa sürede öğrenmiştim, kısaca kendimi tanımıştım ve bütün hayatımı da bu bilgi üzerine kurguladım. Bugün geriye dönüp baktığımda, yıllar önce kendimi tanıma konusuna bu kadar ağırlık vermemin ve zaman zaman oturup saatlerce kendimi eşelememin ne kadar doğru olduğunu görüp bir kez daha seviniyorum. Yaptığım her seminerde veya söyleşide de mutlaka bu konuyu hep en başa oturturum. Bizi bizden daha iyi kimse anlayamaz ve tanıyamaz.

***

Ali Nasuh Mahruki

http://www.nasuhmahruki.com

             

Paylaş, , Google Plus, Pinterest,

Gokhan ERDOGAN tarafından yazılmıştır

Çok Gezen Çok Tozan, Az Biraz Deli, Biraz da Yazan Çizen, Ucundan Web Tasarımcısı, Çılgın bi Proje Canavarı, Aa Unutmadan Az Buçuk da Fotoğrafçı.

2257 posts

2 Yorum

Bir yanıt bırak
  1. Etkileyici, ilham verici birisi. Umarım bu ülke nice Mahrukiler yetiştirir de “..Şunu yapan ilk Türk” gibi şeyleri duymayız bir daha. Birisi ilk değil birçok insanımız yapmalı ve yapabilir.

  2. Kesinlikle öyle Kemal Bey, umarım birçok kişi bu kitabı okur ve artık ben bunu yapamam olayını kafamızdan atarak birçok kategoride birçok Mahruki çıkartabiliriz. Ayrıca Uzak Rota olarak http://www.yoldaolmak.com üzerinden gezilerinizi keyifle takip ediyoruz.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir