Bir Gezgin Olarak Yabancı Dil Öğrenimine Nasıl Yaklaşmalı

Yolculuk boyunca karşılaşılan insanlarla iletişim kurma olanağının bulunmayışı. seyahat etmenin en çok hayal kırıklığı yaratan yönlerinden birisi olma niteliğini taşıyor. Bu durum, nereye seyahat ettiğinize bağlı olarak rahatsız edici sonuçlara yol açabilir.

Pek çok gezgin, yabancı dil uzmanı olmaktan hayli uzak, ancak kendi çekingenliklerinden kurtulmaya ve bu şekilde kendi kültürel ufuklarını genişletme arayışını sürdürmeye çalışıyorlar.

İhtiyaç duyduklarından daha uzun bir süreyi yabancı dil derslerinde harcayan insanların tavsiyelerine göre, işte gezginler için yabancı dil öğrenmeye yönelik bazı ipuçları:

Kullanabileceğiniz birkaç kelime ve cümle öğrenin

Başka bir dilde birkaç kelime bilirken hata yapmanız mümkün değil. Gittiğiniz her yerde; “merhaba”, “lütfen” ve “teşekkür ederim” sözlerini yazabiliyor olduğunuzdan emin olun. Hayal edebileceğiniz üzere, bu liste Avrupa boyunca sırt çantanızla seyahate çıktığınızda oldukça geniş bir hal alabilir.

Hafızası zayıf olanlar için bunların kalıcı hale gelmesi birkaç deneme gerektirebilir, ancak sonunda istenen noktaya erişilebiliyor.

Cesurca bir hamle olsa da, bir adım daha atıp bazı bütünlüklü cümleleri de bu çabaya dahil edebilirsiniz.

Seyahat ederken – hatta gündelik yaşamınızda yapmayı sevdiğiniz şeyleri düşünün. Bu bakımdan alakalı olan şeyler, gelecekteki seyahatlerinizde öğrenmeye değer şeyler olarak ortaya çıkacaktır.

Örneğin; bir arkadaşınızın ziyaret ettiği her ülkede nasıl bira siparişi vereceğini ve nasıl iltifat edebileceğini öğrendiğini düşünün. Arkadaşınız kendi ülkesinde barlara sıkça uğruyor ve kendi dilinde iltifatlar edebiliyorsa, bunları başka bir dile aktarması oldukça kolay olacaktır.

Sözgelimi kullan-at plastik ürünlere yönelik bir nefretiniz varsa, kimi dillerde içkilerinizi pipet olmadan istemenin yollarını öğrenebilirsiniz. İster inanın ister inanmayın, bu çabalarınız bazen işe yarayabilir.

Eğer uzun soluklu seyahatlere çıkıyorsanız, kendi ülkenizde ya da yurtdışında alabileceğiniz derslere yatırım yapın

Dünyanın, belirli bir dilin yoğun bir biçimde konuşulduğu bir bölgesine seyahat ediyorsanız, söz konusu dile kendinizi önceden alıştırmamakla kendinize gerçekten büyük bir kötülük yapıyorsunuz demektir.

Kendiniz için işe yarayacak dil derslerini bulmak zor olabilse dahi, dil öğrenmeye yönelik kişisel başarıların en büyüğünü bu derslerde elde edebilirsiniz. “Bu siyah bir bluz” ve “Şu köpek üzgün görünüyor” ve benzeri şeyleri bilmek sizi belirli bir noktadan öteye götürmeyeceği için seyahat ederken kullanabileceğiniz cümleleri anlamayı isteyeceksiniz.

Her iki durumda da ders almanın bir zararı olmayacağı söylenebilir – başlangıç seviyesinde hızlandırılmış bir kurs, seyahatlerinizin üzerine bir şeyler koyabilmeniz için size temel parçaları sunacaktır.

İşte bir fikir – neden seyahat edeceğiniz ülkede dil dersleri alma arayışına girmiyorsunuz? Orta Asya’ya seyahat etmeden evvel Kırgızistan’ın Bişkek şehrine yerleşip Rusçanızı geliştirdiğinizi hayal edin. Veya Berlin’de yaşamanın nasıl bir şey olduğunu deneyimlerken, bir ay boyunca şehirde Almanca öğrendiğinizi düşleyin.

Siz içine dalmak istediğiniz sürece, dil öğrenme konusunda pek çok macera sizi bekliyor.

Cesur olun. Açıkça ve yüksek sesle konuşun.

Kimi insanlar sözcükleri ağızlarında uzun süre geveleyebiliyor ve utangaç olabiliyor; ki bu durum, bu insanların dil öğrenme becerilerini ciddi ölçüde etkileyebilir. İnsanlar genellikle ne söylemeye çalıştıklarının farkında olurlar, ancak bunu yanlış yapmaktan ve “başka bir kişinin hislerini incitmekten” çekindikleri için o çizgiyi aşamıyor gibi görünüyorlar.

Çok saçma, değil mi? Yabancı insanların dilini öğrenmeye ve onlarla iletişim kurmaya çalıştığınız için onların güceneceğini hayal etmek oldukça zor. Kendi dillerini konuştuğunuzu düşündüklerinden ve sizinle konuşmaya başlayacaklarından dolayı endişelenebilirsiniz. Böyle bir durumda omuz silkerek sadece “Üzgünüm, ne söylediğinizi anlamıyorum.” diyebilirsiniz. Bu o kadar da korkunç bir şey değil.

Kelimeler ve cümleler öğrenmek ve bunları yüksek sesle söylemeye çalışmamak anlamsızdır. Öyleyse, bunu deneyin. Bir yabancı dili, başlangıçta sandığınızdan daha iyi derecede öğrenmiş olduğunuzu keşfederek kendinizi şaşırtabilirsiniz; ki bu sadece iyi bir şey olarak değerlendirilebilir.

Dilleri, sadece onların “zor” olduğunu veya öğrenmek için şık olmadığını düşündüğünüz için göz ardı etmeyin

Tayca öğrenmek “anlamsız” görünebilir, ancak Tayland’da yaşıyorsanız ve yakın zamanda oradan ayrılma planlarınız yoksa? Aynı şekilde, daha pratik olduğunu düşündüğünüz için İspanyolca öğrenmeye karar verebilirsiniz, ancak Arapça’nın dünyadaki en güzel dil olduğunu düşünüyorsunuzdur.

Bir yabancı dil öğrenmek büyük ve çetin bir sorumluluk üstlenmek demektir. Bu yapmak isteyeceğiniz bir şey olmalıdır ve bunu günlük olarak duyarsanız size çok faydası olacaktır.

Zaman zaman edineceğiniz, birkaç yabancı sözcüğün bilgisi bile seyahatlerinizde bir fark yaratacak ve genel özgüveninizi arttıracaktır.

Ülkelerde En Fazla Konuşulan 2. Diller

Birçok ülkenin kendi dilleri haricinde bir de çok konuşulan 2. dilleri bulunmaktadır. Bunlar ya Arjantin gibi ülkeye yapılan göçler ya da Rusya gibi ülkenin topraklarının çok geniş olmasıyla birçok dili bünyesinde barındırması ile oluşmaktadır.

Mesela, Türkiye’de Türkçenin yanı sıra başka 36 dil konuşuluyor; Arapça, Kürtçe, Arnavutça, Abazaca, Süryanice, Ermenice ve Azerice gibi.  Movehub.com sitesi oldukça geniş bir araştırma sonrasında ülkelerde konuşulan 2. dillerin olduğu bir infografik hazırlamış.

İşte ülkelerde en fazla konuşulan 2. diller

second-languages-map-1350px

Masal Kenti Bremen

Bremen, Almanya Federal Cumhuriyeti’nde büyük, işlek bir liman ve sanayi kentidir. Kuzey Denizi’nden 77 km içeride, Weser Irmağı kıyısındaki kent Bremen eyâletinin başkentidir. Batı Berlin’den bile küçük olan eyâlet 404 km² lik bir alanı kaplar.

Bremen ve Kuzey Denizi’nden yalnızca 16 km içeride olan Bremerhaven, ülkenin Hamburg’dan sonraki önde gelen limanlarıdır. Bremerhaven limanı, Bremen’e ulaşmak için Weser Irmağı’ndan geçemeyecek kadar büyük gemiler için 1827’den sonra yapıldı. Her ay bu limana yüzlerce gemi yanaşır ve bu gemilerdeki yükler mavnalarla Bremen’e taşınır. Tersane, atölye ve doklar kilometrelerce yer tutar. Demiryolları kenti Federal Almanya’nın belli başli sanayi kentlerine bağlar.

Eşek, köpek, kedi ve horozun müzik yapmak için gitmeye çalıştıkları kent.
Kentin meydanındaki “Bremen Mızıkacıları heykeli” kenti gezenleri önce hayal kırıklığına uğratır.
Kentle simgeleşmiş, masal kahramanlarının daha büyük görkemli heykelini bekliyor insan!
Ama kentin tarihsel dokusu çok iyi korunmuş.
İkinci Dünya savaşının o kargaşa, bombalanma olayında bile, Markt platz, Rathhaus, meydanındaki tarihi binalar bombalanma riskine karşı sökülmüş, savaş sonrası da eski orijinal haline getirilmiş.
Eski şehir –Alte Stadt- sit alanı olarak korunmuş, eski kültürel doku korunmuştur.
Turistlerin en çok gezdiği yerlerden biri de bu eski şehirdir. Altta bira imalatı, üstte birahane, yüzlerce yıl öncesinin nostaljisiyle sunuluyor müşteriye.

Tarih boyunca bağımsız bir liman kenti olan Bremen, bugün de bu özelliğini Eyalet olarak sürdürüyor.
Weser Nehri, Bremen’in can damarı, Bremen’i açık denizlerle buluşturan nehir kanalıdır.
Yüz yıllar önce insan gücüyle nehirler genişletilmiş, Kuzey Denizi’nden gemilerle dünyaya açılmış Bremen.
Hitler’in seçim kazanamadığı yerlerden birisidir, Bremen.
Ekonomik yönden Almanya’nın yoksul eyaletlerinden olan Bremen, sosyal yönden çok iyi durumdadır.
Almanca’nın en iyi, düzgün konuşulduğu eyalettir.
Yılanın yaşamadığı söylenen kent, Almanya’nın Kuzey’inde buzullar sonrası oluşumuyla, dağı tepesi olmayan bir düzlük. Dağ ve yükselti özlemi yer adlarında kendini bulmuş.
Şehrin merkezinde çok büyük bir park var. “Bürger Park” Rivayete göre, yüzyıllar önce kentin belediye başkanı, topal bir vatandaşa bir arazi gösterir, bir başlama noktası gösterir, sabahın en erken saatından akşama kadar bu arazinin çevresini dolaşmasını ister.Vatandaş da hiç aralıksız yürüme işini yapar. Böylece bu büyük parkın sınırları çizilmiş olur.
Bremen Mızıkacıları, sanki dünyanın haksızlığa uğramış tüm müzisyenlerini bu kente davet etmiş gibidir.
Kentin, tüm köşe başlarında, elinde kemanı, davulu, gitarı çellosu, bağlaması olan kişiler, tüm dünya müziğinden örnekleri sergilediklerini görürsünüz.

Önlerine açtıkları para kutusuna vatandaşlar gönüllerinden geçen bahşişleri mutlulukla atarlar.
Bremen’in nüfusu, 650bin civarında, 35bin’i Türk. Türklere ait bir çok iş yeri var, on dört cami ve bir çok spor kulübü var. Bunlardan en önemlisi “Vatan Spor”.
Bir çok geleneksel festivallere sahne olan Bremen, Almanya’nın en güzel kentlerinden birisidir.
Almanya’da dilenci var mıdır! Var. -Bremen örneğinde olduğu gibi- Köşe başına oturmuş bir dilenci , yanında köpeği, köpeği et yiyor, kendi bira içiyor. Önünde mendil, gelip geçenler para atıyor mendile.
Bremen Mızıkacılarının, verdiği sosyal anlayış, hoşgörü kültürü, Bremen’i önemli bir Dünya kenti yapıyor.
Botanik bahçe, müzeler, gezilmesi gereken diğer önemli yerler.
Bremen’e bağlı, Bremerhaven’da önemli bir liman ve ticaret merkezidir.
Gezilmesi gereken, dünya kentlerinden birisidir Bremen.

Kültür

Bremen dans tiyatrosunun, Bremer Shakespeare Company’nin, Deutsche Kammerphilharmonie – Alman oda filarmonisinin ve Bremen tiyatrosunun son derece iyi birer isimleri bulunmakta olup, Bremen tiyatrosu, 2007 yılında “Yılın opera binası” unvanını almıştır. Her yılın eylül ayında ise Bremen müzik etkinlikleri tarafından, uluslar arası boyutta yeni ve eski müzik severleri buraya çekilmektedir. Bremen şehrinin müzeler sektörü de nerede ise hiçbir isteği açıkta bırakmamaktadır. Onun yelpazesi ise sanattan dizayna ve oradan atik çağlara, denizcilik tarihinden astronomiye dek uzanmaktadır. Okyanus Müzesi Avrupa’nın en önemli etnografya müzelerinden biridir. Bremen şehrinin eski şehir merkezinde bulunan gotik yapı tarzında kiliseler mutlaka görülmeye değerdir.

Alışveriş

Schnoor bölgesi alışveriş için gidilecek yerler arasında ilk sırada yer alıyor. Buradaki mağazalarda Bremen anısı olsun diye birşeyler almak için birçok seçenek bulunuyor. Böttcherstrasse daha çok outlet tarzı alışveriş yapmak için gidilebilecek bir yer.
Lloyd Pasajı, Sögestrasse, Fedelhören, Domshof Pasajı, Viertel, Ostertorsteinweg başlıca alışveriş adresleri olarak sayılabilir. El yapımı oyuncaklar için Martinshof’a gidilebilir.

Boş zaman

Bu liman şehrinde boş zaman değerlendirme olanaklarına yönelik bir sınır bulunmamaktadır: Bremen şehrinin geniş çaplı parkları ve yeşil alanları spor ve dinlenme olanakları için çok sayıda alan sunmaktadır. Weser nehri üzerinde bir vapur gezisi sırasında, at yarışında, Werder Bremen birince lig kulübünün futbol maçlarında veya bisiklet turları sırasında Bremen şehri ile yakın çevresini en güzel tarafından keşfetmeniz mümkündür. Weser kıyısı Schlachte semtinin bulunduğu eski şehir merkezinde şu anda hareketli bir gastronomi ortamı gelişmektedir. Bu şehrin deniz aşırı ticareti gelenekleri sayesinde, burada bazı ender olan özel çay- ve kahve türlerini bulabilmeniz ile birlikte, aynı zamanda Dünyaca ünlü buruk tadında bir biranın da tadına varabilirsiniz.

Yeme İçme

Kunsthalle’in güneyindeki “Viertel” ve “Schlachte” kesiminde Weser Nehri boyunca yemek yenecek güzel restoranlar, güzel vakit geçirilebilecek kafeler bulunuyor. Dünyanın dört yanından gelen kahveler Bremen’de özgün biçimde sunuluyor. Hemen her yanda kahve ya da çikolata kokusu ve tadı alabileceğiniz duraklar bulunuyor.

Kohl ve Pinkel yani lahana ve baharatlı sos, Ekim’den Şubat’a süren bir Bremen lezzeti. Bremen’in ayrıca şarapları ve birası ile de ünlü olduğunu belirtelim. Bremer Ratskeller dünyanın en geniş şarap kolleksiyonlarına sahip. Beck’s markasının şehri de yine Bremen.

Gezilebilecek Yerler

Schnoorviertel, Bremen’in merkezi olarak kabul ediliyor. Geziye buradan başlanabilir. Bu bölümdeki 17 ve 18. Yüzyıldan kalma yapılar, deniz ticaretinin en parlak dönemlerinin de tarihini veriyor bizlere. Bremenliler, Almanya genelinde nasıl yaşanacağını bilen insanlar olarak tanınıyor. Bremen ayrıca, yabancılara karşı en hoşgörülü ve sıcak davranılan Alman kenti olarak da ün salmış. Bu durum ırmak yoluyla da olsa taşınan deniz suyuna ve bölgenin görece daha zengin olmasına bağlanıyor.

Yerel yönetim binası “Rathaus” Almanya’daki örnekleri arasında hatrı sayılır güzellikte bir yapı öyleki UNESCO dünya mirası’nın bir parçası olarak kabul edilmiş. Gotik tarzdaki yapının tarihi 1405 yıllına uzanıyor.

Altstadt’ı, dilimizdeki karşılığı ile eski kenti, güneybatıda Weser Irmağı çepeçevre sarıyor. Wallgraben, yani ortaçağ kent duvarları ise kuzeydoğu sınırını belirliyor. Kentin ilk yerleşim alanı, Marktplatz denen tarihi pazar yeri ile başlıyor ve Schnoor bölgesine kadar sürüyor. Bugünkü dış görünümüne Rönesans mimarisi ile kavuşmuş. Bremen Senatosu’nun toplandığı bu yerde ayrıca fıçılarla döşeli, çok güzel bir restoranda bulunuyor.

Bremen Roland hemen batıdaki iki heykelden biri ve o da UNESCO listesine alınmış. Şehrin koruyucusu Roland burada, elinde adaletin kılıcı anlamına gelen “Durendart” ve kartal motfili kalkanı ile Katedrali seyrediyor.Gerhard Marcks tarafından yapılmış Bremen Mızıkacıları’nın bronz heykeli yine bu bölümde görülebilir.

Bu meydanda görülesi bir diğer yapılar ise 16.yüzyılda yapılmış Schütting ve Stadtwaage. İkinci Dünya Savaşı sonrası yenileme işlerine bu meydan çevresindeki binalardan başlanmış. Bremenliler bu yenileme işinde kendi elleriyle görev almış olmanın haklı gururunu taşıyor.

Aziz Petri Katedrali 13.yüzyıl eseri ve Marktplatz’ın doğusunda bulunuyor. Kennteki en eski kilise olan Liebfrauenkirche 11.yüzyıldan kalma ve yine bu komşulukta görülebilir. Markplatz’ın güney ucunda dar sokakları ve gotik tarzıyla ortaçağı yaşatan Böttcherstraße bulunuyor. Nazilerin “entartete Kunst”dilimizdeki karşılığı ile bozunmuş sanat olarak adlandırdığı bu kent bölümü Ludwig Roselius’un başkanlığını yaptığı bir grup sanatçı eliyle bu görünümüne kavuşmuş

tr_TRTürkçe
en_USEnglish tr_TRTürkçe