Paylaş, , Google Plus, Pinterest,

Yazdır

Yayınlanan:

Tuna Göker’in Güzeller Güzeli Datça Yarımadası

Datça, meğer sen ne güzel memleketmişsin.

Çok uzun zamandır gitmek isteyip de bir türlü gidemediğim yerlerden biriydi Datça. Di’li geçmiş zaman kullanıyorum artık çünkü o eşşiz yarımadayı keşfetme imkanım oldu geçenlerde.

datca

Datça ile ilgili en çok bilinen şey, yollarının çok kötü olduğudur. Oysa bana hiç de abartıldığı kadar kötü gelmedi. Bilmiyorum ben mi çok alışkınım yolda olmaya, yoksa yollar bir ara yapıldı da benim mi haberim yok. Sanırım ben alışkınım, neyse, en iyisi bu konuyu çok fazla irdelemeyeyim : )

İzmir – Datça arası arabayla yaklaşık 5 saat sürüyor. Bir ara öyle bir yoldan gidiyorsunuz ki, sağınız deniz, solunuz deniz, önünüz yemyeşil ormanlar.

Datça’da nerde kalınmalı sorusu üzerine uzunca bir süre düşünmüştüm. Kararım 2 gece Datça merkezde, 1 gece Gabaklar Koyu’nda kalmak oldu.

Datça’nın içinde kaldığımız Marphe Otel denize yakın değil, arabanız yoksa sahil kısmına gitmek biraz zorlu olabilir. Ama sanırım uzuuunca bir zamandan sonra kaldığım her tarafı ayrı bir renk cümbüşü olan, minik minik detaylar bile düşünülmüş en şirin otel burası olabilir.

ReadImage

Peki Datça’ya gitmişken ne yapmalı ?

Öncelikle Datça merkezde sahilde bir rakı-balık. Bunun için de Kumluk Plajı’nda yan yana restaurant’lar sizi bekliyor. Ama deniz kenarında en güzel masa için mutlaka rezervasyon yaptırın. Biz Dutdibi Fish Mekan isimli restaurant’ı tercih ettik. Mezeler, ortam her şey çok güzeldi.

El işi incik boncuk, takı tuku gibi şeyleri seviyorsanız, hemen yakınlardaki Sevgi Yolu’na uğramanızı tavsiye ediyorum.

Denize girecek o kadar muhteşem koylar, bükler var ki oralarda, insan hangisini tercih edeceğini şaşırıyor resmen. Hayıtbükü ile başladık biz. Yarım saatlik bir araba yolculuğu sonrası vardık Hayıtbükü’ne. Çok büyük bir sahil değil, sahilin başında durunca sonunu görebiliyorsunuz. Kumsalda şezlonglar, hemen arkalarında restaurant’lar. Şemsiye şezlong kullanımı  ücretsiz, restaurant sahipleri çok candan. Ufak bir deniz ve bira molası sonrası yolumuza devam ettik. Palamutbükü de aynı tarzda ama biraz daha büyük ve kalabalık.

adv16

İşletme olmayan, kalabalık olmayan, sakin bir koy arayışı içindeyseniz de, çevrede keşfedilmeyi bekleyen irili ufaklı koylar var.

Ve, günün en güzel saatlerinde Eski Datça. Her köşesinden rengarenk begonviller fışkıran Arnavut kaldırımlı sokaklar, huzur kokan taş evler, şirinlik muskası sokak kedileri. Buraya gelip her köşesini fotoğraflamak isteyeceksiniz. Gelmişken bademli köfte yemeden dönmeyin, benden söylemesi.

Yaşamının son yıllarını Datça‘da geçirmiş olan ve “Mekanım Datça Olsun” diyen, 1999 yılında vefat ettiğinde de burada toprağa verilen ünlü şair Can Yücel‘in neden burayı bu kadar sevdiğini anlıyorsunuz zaten gittiğinizde.

Gabaklar Koyu, Hayıtbükü’nün çapraz komşusu. Biraz daha büyük bir sahil. Tek bir işletme var. Gabaklar Bungalov ve Pansiyon. Sahilden faydalanmak için illa ki burada konaklamanız gerekmiyor. Konaklamak için 2 alternatif var, bungalov veya pansiyon. Biz bungalovda kaldık, açıkçası çok da memnun kaldık. Bütün gün sahilde yattık, berrak sularda yüzdük, güneşlendik, kitap okuduk, çok dingin ve huzur dolu iki gün geçirdik.

Ben Datça’yı çok sevdim. Çok kendine has, çok narin, çok yeşil, çok mavi, insanı çok canayakın. Daha ne olsun ki ? Ne olur bozulma Datça, sen hep böyle kal …

***    ***    ***   ***    ***    ***   ***    ***    ***

Başka türlü bir şey benim istediğim

Ne ağaca benzer, ne de buluta
Burası gibi değil gideceğim memleket
Denizi ayrı deniz
Havası ayrı hava

Bir başka yolculuk dalından düşmek yere
Yaşadığından uzun

Bir tatlı yolculuk dalından inmek yere
Ağacın yüksekliğince
Dalın yüksekliğince rüzgarda
Ve bir yeni ömür
Vardığın çimen yeşilliğince

Nerde gördüklerim
Nerde o beklediğim
Rengi başka
Tadı başka

Can Yücel

             

Paylaş, , Google Plus, Pinterest,

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir