<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>karayipler | Uzakrota</title>
	<atom:link href="https://www.uzakrota.com/tag/karayipler/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.uzakrota.com</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Tue, 08 Aug 2017 19:37:03 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.8.3</generator>

<image>
	<url>https://www.uzakrota.com/wp-content/uploads/japonya-time-150x150.jpg</url>
	<title>karayipler | Uzakrota</title>
	<link>https://www.uzakrota.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Park Hyatt ilk Karayip Oteli’nin Açılış Tarihini Açıkladı</title>
		<link>https://www.uzakrota.com/park-hyatt-ilk-karayip-otelinin-acilis-tarihini-acikladi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Beyza Alımcı]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 08 Aug 2017 16:32:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[Seyahat Önerileri]]></category>
		<category><![CDATA[banana körfezi]]></category>
		<category><![CDATA[karayipler]]></category>
		<category><![CDATA[ParkHyatt]]></category>
		<category><![CDATA[st. kitts]]></category>
		<category><![CDATA[Yeni otel]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.uzakrota.com/?p=24456</guid>

					<description><![CDATA[<p>&#160; Amerika Birleşik Devleti otel firmalarından Park Hyatt markasının ilk Karayip otelini 1 Kasım’da Saint Kitts adasında açıyor. Otel St. Kitts adasının güney sahillerindeki Banana Körfezi’nin Christophe Limanı’nda yer alacak ve yakınındaki Nevis adasına bakacak. Otel 78 oda ve 48 suit bulunduracak. Her oda özel bir balkon veya teras içerecek. Bazı odalarda çatı katında havuz [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.uzakrota.com/park-hyatt-ilk-karayip-otelinin-acilis-tarihini-acikladi/">Park Hyatt ilk Karayip Oteli’nin Açılış Tarihini Açıkladı</a> first appeared on <a href="https://www.uzakrota.com">Uzakrota</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>
<p>Amerika Birleşik Devleti otel firmalarından Park Hyatt markasının ilk Karayip otelini<strong> 1 Kasım</strong>’da Saint Kitts adasında açıyor. Otel St. Kitts adasının güney sahillerindeki Banana Körfezi’nin Christophe Limanı’nda yer alacak ve yakınındaki Nevis adasına bakacak.</p>
<p>Otel 78 oda ve 48 suit bulunduracak. Her oda özel bir balkon veya teras içerecek. Bazı odalarda çatı katında havuz veya güneşlenme terasları da bulunacak. Otel 2 havuz, 9 odalı bir spa salonu ve 3 restoranı içinde barındıracak.</p>
<p>Park Hyatt St. Kitts genel müdürü Julianne Moore otelle ilgili şunları söyledi :</p>
<p>“St. Kitts ve Nevis topluluğu tarafından bu kadar sıcak ve hoşgörüyle karşılanmaktan onur duyuyoruz. Bu önemli ve heyecan verici mekanların büyümesine ortak olmak konusunda kararlıyız.”</p>The post <a href="https://www.uzakrota.com/park-hyatt-ilk-karayip-otelinin-acilis-tarihini-acikladi/">Park Hyatt ilk Karayip Oteli’nin Açılış Tarihini Açıkladı</a> first appeared on <a href="https://www.uzakrota.com">Uzakrota</a>.]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Jamaika, Turist Sayısındaki Rekoru Sevinçle Karşıladı</title>
		<link>https://www.uzakrota.com/jamaika-turist-sayisindaki-rekoru-sevincle-karsiladi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Emre Gülerman]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 28 Mar 2016 11:59:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[Jamaika]]></category>
		<category><![CDATA[karayipler]]></category>
		<category><![CDATA[Kuzey Amerika]]></category>
		<category><![CDATA[tatil paketleri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.uzakrota.com/?p=17717</guid>

					<description><![CDATA[<p>Turistlerin terör endişesinden dolayı daha güvenli yerleri tercih etmesi sonucu Jamaika geçen yıl Birleşik Krallık ve İrlanda’dan gelen rekor sayıdaki turisti ağırladı. Karayipler ülkesi Ocak –Aralık 2015 tarihleri arasında bir önceki yıla göre 12.2% artışla 200.000’den fazla İngiliz ve İrlandalı turisti ağırladı. Jamaika Turizm Dairesi Müdürü Liz Fox, bu artışı bölgenin, terör ve siyasi kargaşanın [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.uzakrota.com/jamaika-turist-sayisindaki-rekoru-sevincle-karsiladi/">Jamaika, Turist Sayısındaki Rekoru Sevinçle Karşıladı</a> first appeared on <a href="https://www.uzakrota.com">Uzakrota</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Turistlerin terör endişesinden dolayı daha güvenli yerleri tercih etmesi sonucu Jamaika geçen yıl Birleşik Krallık ve İrlanda’dan gelen rekor sayıdaki turisti ağırladı.</strong></p>
<p>Karayipler ülkesi Ocak –Aralık 2015 tarihleri arasında bir önceki yıla göre 12.2% artışla 200.000’den fazla İngiliz ve İrlandalı turisti ağırladı.</p>
<p>Jamaika Turizm Dairesi Müdürü Liz Fox, bu artışı bölgenin, terör ve siyasi kargaşanın hakim olduğu önemli diğer bağlantı noktalarına uzak oluşuna bağladığını belirtti.</p>
<p>“Bence insanlar güvenli bölgelere seyahat etmek istiyor ve Jamaika kesinlikle bunlardan birisi. Geçmiş yıllardan bu yana turistlerin yönünü doğudan batıya çevirdiği gözleniyor.”</p>
<p>Ayrıca Fox, hava yolu şirketlerinin de adadaki kapasitelerini artıracaklarına dair iyimser tahminlerde bulundu.</p>
<p>“Ana amaçlarımızdan birisi de Jamaika’ya uçuş yapan hava yolu sayısını artırmak.” dedi. Thomson’ın uçuşları haftada 7 güne çıkaracağından umutlu olduğunu söyleyen Fox, Virgin ve BA’nın da uçuşlarını artıracağını tahmin ettiğini söyledi.</p>
<p>“Bu çok çalışmamızın bir meyvesi, bizim diğerleri gibi büyük bütçelerimiz hiç olmadı.”</p>
<p>“<strong>Tatil paketleri</strong> uygulaması ilk olarak Jamaika’da başladı bu olayı tekrardan Jamaika’ya kazandırmak istiyoruz.”</p>
<p>Adadaki otel kapasiteleriyle ilgili gelişmelerden de bahseden Fox, adadaki turist sayısını artırmaya yönelik yapılan otellerde “çeşitliliği ve kaliteyi” artırmak adına çalışmalar olduğunu belirtti. AM, Blue Diamond and Palace Resorts’un önümüzdeki yıl otel açılışı yapacağını da ekledi.</p>
<p>“Bence otellerimizin çeşitliliği ve kalitesi turistleri buraya çeken önemli etkenlerden biri ve bunu daha da geliştirmek istiyoruz.”</p>
<p>ABDli AM hali hazırda Sunscape adlı 2015’te çokça tercih edilmiş bir işletmeye sahip. Yılın sonunda Breathless ve Zoetry adlı işletmelerin açılışını yapan şirket, şimdiyse daha fazla büyümenin planlarını yapıyor.</p>
<p>Bu sırada rakibi Palace da Meksika dışında açılmış ilk oteli, 5 yıldızlı Moon Palace adlı kompleksiyle beraber İngiliz yolcular arasında ne kadar popüler bir tercih olduğunu kanıtlamış durumda.</p>
<p>Liza Fox, son olaraksa  “Kuzey Amerika’dan gelen yatırımlar Jamaika’nın nasıl güzel bir lokasyon olduğunu bir kez daha gösteriyor. Eğer güzel havanın ve eğlencenin tadını çıkarmak istiyorsanız buraya kesinlikle gelmelisiniz” dedi.</p>The post <a href="https://www.uzakrota.com/jamaika-turist-sayisindaki-rekoru-sevincle-karsiladi/">Jamaika, Turist Sayısındaki Rekoru Sevinçle Karşıladı</a> first appeared on <a href="https://www.uzakrota.com">Uzakrota</a>.]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Royal Caribbean, Karaköy&#8217;den Karayipler&#8217;e Götürecek</title>
		<link>https://www.uzakrota.com/royal-caribbean-karakoyden-karayiplere-goturecek/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Gokhan ERDOGAN]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 24 Jul 2013 19:25:35 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[karayipler]]></category>
		<category><![CDATA[Royal Caribbean Cruises]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.uzakrota.com/?p=6161</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dünyanın en büyük cruise turizmi şirketi Royal Caribbean, 2014’te İstanbul çıkışlı turlara başlıyor. Karaköy’den Karayipler’e kadar gidecek gemide 26 günlük tam pansiyon bilet 2 bin euro. Dünyanın en büyük cruise turu şirketi ABD’li Royal Caribbean Cruises, İstanbul’a demir atıyor. Şimdiye kadar Akdeniz turlarını İspanya Barselona’dan başlatan şirket, gelecek yıl Haziran ve Temmuz ayından itibaren İstanbul’dan [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.uzakrota.com/royal-caribbean-karakoyden-karayiplere-goturecek/">Royal Caribbean, Karaköy’den Karayipler’e Götürecek</a> first appeared on <a href="https://www.uzakrota.com">Uzakrota</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Dünyanın en büyük cruise turizmi şirketi Royal Caribbean, 2014’te İstanbul çıkışlı turlara başlıyor. Karaköy’den Karayipler’e kadar gidecek gemide 26 günlük tam pansiyon bilet 2 bin euro.</strong></p>
<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-6162" title="royalcaribbean_hawaii1" src="https://www.uzakrota.com/wp-content/uploads/royalcaribbean_hawaii1.jpg" alt="" width="480" height="330" srcset="https://www.uzakrota.com/wp-content/uploads/royalcaribbean_hawaii1.jpg 480w, https://www.uzakrota.com/wp-content/uploads/royalcaribbean_hawaii1-300x206.jpg 300w, https://www.uzakrota.com/wp-content/uploads/royalcaribbean_hawaii1-242x166.jpg 242w" sizes="(max-width: 480px) 100vw, 480px" /></p>
<p>Dünyanın en büyük cruise turu şirketi ABD’li <strong>Royal Caribbean Cruises</strong>, İstanbul’a demir atıyor. Şimdiye kadar Akdeniz turlarını İspanya Barselona’dan başlatan şirket, gelecek yıl Haziran ve Temmuz ayından itibaren İstanbul’dan kalkış yapacak.</p>
<p>Dünyanın en büyük 10 cruise gemisinin 8’inin sahibi olan şirket, Türkiye’deki cruise turizminde talebi görünce tur sayısını artırdı. Bu yılın tamamında 5 bin Türk yolcuyu geziye çıkaracak olan <strong>Royal Caribbean Cruises</strong>, 2014’te yolcu sayısını ikiye katlayıp 10 bine yükseltecek.</p>
<p><strong>Royal Caribbean Cruises</strong>’in Türkiye Genel Müdürü Bülent  Tatlav, gelecek yıl ilk kez İstanbul’dan kalkıp Karayipler’e gidecek bir tur düzenleyeceklerini söyledi. Ekim 2014’te düzenlenecek tur için yakında satışa çıkacaklarını belirten Tatlav, turun ayrıntılarını şöyle anlattı: “Bu turumuz İstanbul’dan kalkıp Hayfa, Kudüs, Kahire, Napoli, Roma, Floransa, Kanarya Adaları gibi duraklardan sonra Miami ve Karayipler’e gidecek. Toplam 26 gece 27 gün sürüyor. Bilet fiyatımız ise Türkiye’den kalktığı için çok uygun. Tam pansiyon kişibaşı 2 bin euro olacak. Yolcular bileti Türkiye’deki tur operatörlerinden alabilecek. Yolcuya sadece Miami’den uçak bileti alıp dönmek kalıyor.”</p>
<p><strong>Royal Caribbean Cruises Grubu</strong>, Türkiye’de Kuşadası Limanı’nın da ortaklarından biri. Grubun toplam gemi sayısı 36. Şirketin CocoCay ve Labadee isimli iki adası da bulunuyor. Toplam 38 bin çalışandan 1.000’i Türk.</p>
<p><strong>Royal Caribbean Cruises</strong> Haziran 2014’ten itibaren Celebrity Equinox isimli gemiyle Akdeniz turları yapacak. İstanbul’dan kalkan gemiler Mykonos, Atina, Malta, Sicilya ve Napoli’ye gidecek. 1 hafta sürecek turun tam pansiyon fiyatı 1.000 euro. Dönüş Barselona’dan uçakla yapılacak. Turların İstanbul’dan başlamasıyla ABD ve Avrupa’dan 50 bin kişi 2 gün konaklama yaparak turizme katkı sağlayacak</p>
<p><strong>Kaynak: Turizm Güncel</strong></p>The post <a href="https://www.uzakrota.com/royal-caribbean-karakoyden-karayiplere-goturecek/">Royal Caribbean, Karaköy’den Karayipler’e Götürecek</a> first appeared on <a href="https://www.uzakrota.com">Uzakrota</a>.]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bekran Sarsılmaz&#8217;ın Panama Notları</title>
		<link>https://www.uzakrota.com/bekran-sarsilmazin-panama-notlari/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Gokhan ERDOGAN]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 01 Oct 2012 06:50:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gezi Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[abd]]></category>
		<category><![CDATA[Archipelago de las Perlas]]></category>
		<category><![CDATA[Bocas del Toro]]></category>
		<category><![CDATA[Colon]]></category>
		<category><![CDATA[karayipler]]></category>
		<category><![CDATA[kolombiya]]></category>
		<category><![CDATA[orta amerika]]></category>
		<category><![CDATA[panama]]></category>
		<category><![CDATA[panama city]]></category>
		<category><![CDATA[panama kanalı]]></category>
		<category><![CDATA[San Blas Adaları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.uzakrota.com/?p=1792</guid>

					<description><![CDATA[<p>KISA KISA PANAMA &#8211; Orta Amerika’nın bu en zengin ve en az nüfuslu ülkesinde 3,4 milyon insan yaşıyor. Bunun üçte biri başkent Panama City’de. &#8211; Yerel lisanda “balık, ağaç ve kelebek bolluğu” anlamına geliyor. &#8211; Panama, ordusu olmayan dünyadaki az sayıda ülkeden biri, 1990 yılındaki ABD işgali sırasında kaldırılmış. Yerine “Panama Halk Gücü” denilen bir [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.uzakrota.com/bekran-sarsilmazin-panama-notlari/">Bekran Sarsılmaz’ın Panama Notları</a> first appeared on <a href="https://www.uzakrota.com">Uzakrota</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>KISA KISA PANAMA</strong></p>
<p>&#8211; Orta Amerika’nın bu en zengin ve en az nüfuslu ülkesinde 3,4 milyon insan yaşıyor. Bunun üçte biri başkent Panama City’de.</p>
<p>&#8211; Yerel lisanda “balık, ağaç ve kelebek bolluğu” anlamına geliyor.</p>
<p>&#8211; Panama, ordusu olmayan dünyadaki az sayıda ülkeden biri, 1990 yılındaki ABD işgali sırasında kaldırılmış. Yerine “Panama Halk Gücü” denilen bir oluşum ülkeyi korumakla yükümlü.</p>
<p>&#8211; Büyük oranda Amerikan doları kullanılmasına rağmen, diğer para birimi olan balbao da resmi olarak geçerliliğini koruyor.</p>
<p>&#8211; Ülke 1903 yılına kadar Kolombiya topraklarının bir parçasıydı. Panama Kanalı’nın inşa edildiğini öğrenip üzerinde söz sahibi olmak isteyen ABD, ülkeyi bir iç savaş ile Kolombiya’dan ayırdıktan sonra kanal inşasını devraldı ve 15 Ağustos 1914 tarihinde resmi olarak ticari gemilere açtı. Anlaşmaya göre kanal ve kanalın her iki tarafındaki 10 millik alan Amerikan kontrolü altında olacaktı (1922 yılında Kolombiya’ya Panama Kanalı’nın kaybı için 25 milyon dolar ödenmiş) Uzun bir süre oradan gelen tüm gelirlerin tek sahibi olan Amerika, 1979 yılında kanalı Panama’ya devretti ancak 1989′da baba Bush yönetimindeki hükümet, kanalı geri kazanmak adına “demokrasi getirme bahanesiyle” Panama’yı işgal kararı aldı. 2000 yılına kadar kanalı tekrar elinde bulundurduktan sonra yeni bir anlaşma ile de bölgeden çekilmeyi kabul etti. Günüzde kanal Panama devletinin kontrolünde.</p>
<p>&#8211; Panama Kanalı’nın yapımına 1880 yılında başlanmış ve 1914 yılına dek Panama City ile Colón şehirleri arasındaki 80 kilometrelik, tepelerle kaplı yağmur ormanları kazılmak durumunda kalınmış. Yapımında tam 80000 işçi görev almış ve bunların yaklaşık 30000′i çeşitli hastalıklardan hayatını kaybetmiş. Kanal günümüzde tüm ülke ekonomisinin tam üçte birini oluşturuyor.</p>
<p><img decoding="async" src="http://www.amenaviajes.com/wp-content/uploads/2010/09/Panama.jpg" alt="" /></p>
<p>&#8211; Hong Kong’tan sonra dünyada en çok offshore-kayıtlı şirkete ev sahipliği yapan ikinci ülke.</p>
<p>&#8211; Dünya üzerinde halen çalışmakta olan en eski tren yolu burada. Panama City ve Colon şehirleri arası sefer yapıyor.</p>
<p>&#8211; Panama City şehir sınırları dahilinde yağmur ormanları barındıran tek başkent.</p>
<p><em> &#8211; Hola:</em> Merhaba             <em>Gracias</em>: Teşekkürler</p>
<p>&#8211; UNESCO Dünya Mirası listesinde Panama’ya ait 5 yer var.</p>
<p><strong><strong><em> &#8211; Neyi meşhur: </em></strong></strong>Panama kanalı</p>
<p><strong><em> &#8211; Ne satın almalı</em></strong><strong><em>: </em></strong>Panadour şapkaları, duty free</p>
<p><img decoding="async" src="http://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/f/fd/Iglesia_San_Pedro,_Panama.jpg" alt="" /></p>
<p align="center"><strong>KİŞİSEL YORUMUM</strong></p>
<p><strong><em>Artıları:</em></strong> Ultra modern gökdelenleriyle başkenti, zirvesinde aynı anda hem Atlantik hem Pasifik okyanuslarını görebileceğiniz dağları, balta girmemiş ormanları ve tropikal Karayip adaları.. Halkı da büyük oranda İngilizce biliyor.</p>
<p><strong><em>Eksileri:</em></strong> Pahalı, özellikle başkent Latin Amerika’nın en pahalı şehirlerinden biri. Yine diğer ülkelere kıyasla gezi anlamında çok doyurucu değil.</p>
<p><strong><em>Kaç para harcadım:</em></strong></p>
<p><em>Toplam&gt; </em>Ülkede geçirdiğim 3 günde <strong>465$</strong> harcamışım. Günde ortalama 155$ ediyor.</p>
<p><em>Konaklama&gt;</em> <strong>55$</strong> (Ortalama 18,5$. Sahil kesimlerinde fiyatlar makul seviyede iken başkentte oldukça yüksek)</p>
<p><em>Ulaşım&gt; <strong>200</strong></em><strong>$</strong> (Günlük 66,5$ ediyor. Büyük kısmını son derece pahalı olan Kolombiya’dan geçiş oluşturuyor)</p>
<p><em>Yeme-içme&gt;</em> <strong>210$</strong> (Günlük 70$. Normal şartlarda günlük yeme-içme masrafı 20$ civarı olur)</p>
<p><strong><em>Kaç gün yeterli:</em></strong> 10 gün (2 gün San Blas Adaları, 2 gün Panama City, 3 gün Boquete, 3 gün Bocas del Toro)</p>
<p><strong><em>Panama’da mutlaka yapılması gerekenler:</em></strong></p>
<p>Kolombiya’dan geçiş yapacaksanız her şekilde San Blas Adaları’ndan geçeceksiniz. Bu tropikal adalarda birkaç gün mola vermeye ne dersiniz? Özellikle yerli Kuna halkının yaşadığı adalar belki tropikal olarak çok şey vadedmiyor ancak renkli kıyafetleri ve farklı lisanları ile Kuna insanlarıyla tanışma fırsatını kaçırmayın.</p>
<p>Panama City lüks otel ve restaurantlarıyla Orta Amerika’nın modern yüzü, Dubai ya da Miami’den farksız bir yer. Kıtayı turladığınız gezide değişiklik arıyorsanız Panama City’de bir iki gün geçirebilirsiniz. Buraya uğramışken kanala yapılacak bir gezi de buranın olmazsa olmazlarındandır.</p>
<p>Ekolojik bir gezi arayanlar için “Çiçekler Vadisi” Boquete biçilmiş kaftan. Dağların eteklerindeki bu küçük kasabada doğa gezileri için sayısız imkan bulabilirsiniz.</p>
<p><strong>Kosta Rika</strong> sınırına yakın ülkenin en yüksek dağı olan, 3474 metrelik Barú Yanardağı’na yapılacak bir tırmanış ile nefes kesici bir görüntü ile ödüllendirileceksiniz: Bulutsuz bir günde bulunduğunuz yerden hem Atlantik, hem Pasifik Okyanusu manzarası.<br />
Survivor yarışmasının çekildiği cennet adalar burada bulunuyor. En güzeli de Archipelago de las Perlas(İnci Adaları)’ta bulunan Isla Contadora olarak biliniyor. Karayipler’in tadını burada doyasıya çıkartabilirsiniz.</p>
<p><strong>Bocas del Toro</strong> ise daha çok sırtçantalılara hitap eden, sayısız dalış imkanı ve bakir koylarıyla ucuz ve güzel bir yer. Bölgede kampçılık için birçok seçenek var.</p>
<p>Yapılması gereken en önemli şeylerden biri de dikkatli olmanız. <strong>Panama City</strong> görece olarak güvenli olsa da, Colón başta olmak üzere kıyı kesmi tehlikeli olarak biliniyor. Darian Gap denilen Kolombiya sınırındaki bölge ise gerilla kontrolünde olduğundan trekking yapmak için en iyi yerler değil.</p>
<p>***</p>
<p>Bekran Sarsılmaz</p>
<p><a href="http://bekransarsilmaz.com">bekransarsilmaz.com</a></p>The post <a href="https://www.uzakrota.com/bekran-sarsilmazin-panama-notlari/">Bekran Sarsılmaz’ın Panama Notları</a> first appeared on <a href="https://www.uzakrota.com">Uzakrota</a>.]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Alper Daçe&#8217;nin Santo Domingo İzlenimleri</title>
		<link>https://www.uzakrota.com/alper-dace-santo-domingodan-bildiriyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Gokhan ERDOGAN]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 29 Sep 2012 07:53:52 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gezi Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Amerika kıtası]]></category>
		<category><![CDATA[Amerika Kıtası’nın keşfi]]></category>
		<category><![CDATA[Çin Mahallesi]]></category>
		<category><![CDATA[Cubana]]></category>
		<category><![CDATA[deniz ve kum]]></category>
		<category><![CDATA[Dominik]]></category>
		<category><![CDATA[Dominik Cumhuriyeti]]></category>
		<category><![CDATA[güneş]]></category>
		<category><![CDATA[Habana Jose Marti Havalimanı]]></category>
		<category><![CDATA[Haiti]]></category>
		<category><![CDATA[Hispaniola]]></category>
		<category><![CDATA[ispanyolca]]></category>
		<category><![CDATA[Kadınlar Sokağı]]></category>
		<category><![CDATA[karayipler]]></category>
		<category><![CDATA[Kolomb]]></category>
		<category><![CDATA[La Isla Espanola]]></category>
		<category><![CDATA[Las Americas]]></category>
		<category><![CDATA[Las Damas Sokağı]]></category>
		<category><![CDATA[meksika]]></category>
		<category><![CDATA[Pasaport kontrolü]]></category>
		<category><![CDATA[peru]]></category>
		<category><![CDATA[Plaza de la Cultura]]></category>
		<category><![CDATA[Santo Domingo]]></category>
		<category><![CDATA[Tupolev]]></category>
		<category><![CDATA[yeni dünya]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.uzakrota.com/?p=2548</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dominik’te sadece güneş, deniz ve kum değil, aynı zamanda Amerika Kıtası’nın keşfine ve kolonileşmeye dair detaylı bir tarih karşımıza çıktı. 24.11.2011 Perşembe Habana Jose Marti Havalimanı’nda başlayan Küba maceramız yine burada sonlandı ve Dominik yollarına düşmek için Cubana uçağına atladık. Uçacağımız uçağın bir Rus yapımı Tupolev TU-204 olması ilk başta bizi biraz endişelendirmişti. Fakat uçağa yaklaşırken bu endişeler uçup [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.uzakrota.com/alper-dace-santo-domingodan-bildiriyor/">Alper Daçe’nin Santo Domingo İzlenimleri</a> first appeared on <a href="https://www.uzakrota.com">Uzakrota</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Dominik’te sadece güneş, deniz ve kum değil, aynı zamanda Amerika Kıtası’nın keşfine ve kolonileşmeye dair detaylı bir tarih karşımıza çıktı.</p>
<p><img decoding="async" src="http://4.bp.blogspot.com/-43AtRcG0GJA/T7jVlL0kcRI/AAAAAAAABtY/4WKC0xv4tQs/s1600/Cuba+to+Dominic.JPG" alt="" /></p>
<p><strong>24.11.2011 Perşembe</strong></p>
<p>Habana Jose Marti Havalimanı’nda başlayan Küba maceramız yine burada sonlandı ve Dominik yollarına düşmek için <strong>Cubana</strong> uçağına atladık. Uçacağımız uçağın bir Rus yapımı <strong>Tupolev TU-204</strong> olması ilk başta bizi biraz endişelendirmişti. Fakat uçağa yaklaşırken bu endişeler uçup gitti. Çünkü bahsettiğimiz uçak öyle aklınıza gelen eski Rus uçaklarından değil, emsalleri kadar yeni güzel bir uçaktı. Kabin genişliği ayrıca dikkat çekiyordu. Uçuşla ilgili tek kötü anım, domuz yememek üzere yaptığım vejeteryan yemek seçimi sonucu aç kalmamdı (sadece içinde birkaç parça meyve olan bir salata geldi).</p>
<p>Yaklaşık 2 saat süren bir uçuştan sonra Dominik Cumhuriyeti’nin başkentindeki <strong>Santo Domingo</strong> Las Americas Havalimanı’na indik. Daha körükten çıkar çıkmaz koridorda bizi karşılayan muhteşem Dominik fotoğraflarını ise hala hatırlıyorum. Pasaport kontrolünde ise kılı kırk yararak ABD ve Schengen vizelerine bakıyorlar, hatta numaralarını not alıyorlar. Ülkeye giriş vergisi 10 US$.</p>
<div><img decoding="async" src="http://1.bp.blogspot.com/-ND7FsxV55sw/T7jV9SM89sI/AAAAAAAABtg/bzfRm3uLFBg/s1600/dominik+gelis-arrival+cubana.jpg" alt="" /></div>
<p>Kontrolden geçer geçmez Küba’da bulunmayan kapitalist restoran zincirleri ile karşılaşınca önce uçuştan kalan açlığımı giderdim. Ardından şehir merkezine gitmek için toplu taşıma imkanı bulunmadığını tasdik edip taksiye atladık. Civarda başka taksicileri barındırmadıkları belli olan sarı tişörtlü taksici amcalar 40 US$’ımızı aldılar. Buradan da anlaşılacağı üzere ABD ile ilişkiler üst düzeyde. Oran olarak ise 1 US$ = 37 RD$ (Dominik Pesosu).<strong>Dominik Cumhuriyeti</strong>Dominik Cumhuriyeti de neresi kardeşim demeyin diye biraz genel bilgiyle başlayalım. Bana ne genel bilgiden, bana yediğin içtiğinden bahset diyenler bu bölümü atlayabilirler. Fakat ilginç bilgiler bulacağınızı temin ederim. Dominik Cumhuriyeti, Karayipler’de Küba’dan sonra en büyük ikinci büyük ada olan <strong>Hispaniola</strong>’yı Haiti ile paylaşmaktadır. Komşuların arasının pek iyi olmadığını fakat birbirlerinden de kopamayacakları hastalıklı bir ilişkileri olduğunu söyleyebiliriz. İspanyolca konuşan, Amerikan etkisinde ve beyzbol meraklısı Dominik’e karşılık, Fransızca konuşan, daha fakir ve çalkantılı, futbol izleyicisi Haiti tam bir zıtlık oluşturuyor.</p>
<p>Hispaniola’nın talihi keşif için yola çıkan Kolomb’un adaya ulaşmasıyla değişmiş. Asya’ya ulaşma ümidiyle yola çıkan Kolomb ilk olarak birkaç küçük ada  ve Japonya zannettiği Küba’ya uğradıktan sonra, soluğu “La Isla Espanola” (daha sonra Hispaniola’ya dönüşmüş) olarak adlandırdığı adada almış. Adanın günümüz Haiti tarafındaki bu yer aynı zamanda Yeni Dünya’daki ilk Avrupa yerleşimi olmuş. Daha sonra yerli Tainolar’la çekişmeler ve salgınlar yüzünden yerleşim Dominik tarafındaki günümüz Santo Domingo’suna taşınmış.</p>
<p>Kolomb’un iyilik ve cömertliklerine hayran kaldığı Tainolar, bu özelliklerinin karşılığını kölelik ve Avrupa salgın hastalıklarıyla 30 yıl içinde neredeyse yok olarak almışlar. Tainolar öldükten sonra Afrika’dan gelen köleler madenlerdeki işçi açığını karşılayamayınca ve Meksika ve Peru gibi daha cazip sömürgeler ele geçince, Santo Domingo ticari bir liman haline dönüşmüş. Ticareti de Küba’ya kaptırdıktan sonra uzunca bir süre gözden düşmüş.</p>
<div><img decoding="async" src="http://3.bp.blogspot.com/-lJLVEAecvMA/T7jXE74tlOI/AAAAAAAABtw/a6GxueI_SJo/s1600/mix.jpg" alt="" /></div>
<div>
<p>Avrupa’daki savaşlar sonucunda İspanya’nın İngiltere ve Fransa karşısında giderek gücünü yitirmeye başlaması, mücadeleyi Hispaniola’ya da taşımış. 17. Yüzyıl’da ilk olarak İngilizler’in deneyip de başaramadığı işgali, adanın batıdaki 2/3’lük bölümünü alarak Fransızlar başarmışlar. İşgalden sonra Fransızlar adanın batısında şeker üretimine ve köleliğe dayalı karlı bir ekonomi oluşturmuşlar. Fakat 18. Yüzyıl’ın başlarında Fransa da İspanya gibi gücünü yitirince ve İngiltere’nin taraftarlığını yaptığı kölelik karşıtı isyanlara daha fazla karşı çıkamayınca, kölelik kaldırılmış. Adanın batı tarafıyla yetinmeyen Haitililer,İspanya ile devam eden görüşmelerin sonuçlanmasını beklemeden Dominik tarafını da istila ederek 22 sene boyunca yönetimi devralmışlar. Ta ki 1844’teki Dominik’in bağımsızlığının başlangıcı kabul edilen karşı harekete kadar.</p>
<p>Bundan sonra ise Dominik tarihi, Haiti ile karşılıklı çekişmeler, zaman zaman yaşanan katliamlar, güçsüz anlarda İspanya’ya yamanma çabaları ve ardından 19. Yüzyıl’da Amerikan güdümüne girilmesiyle darbeler ve kukla hükümetler olarak özetlenebilir.</p>
<p>Şu aralar güncel olan konulardan biri ise iş ve daha iyi yaşam koşulları için yasadışı yollardan Dominik’e göç eden Haitililer. Sayıları 1 milyona yaklaşan bu insanlar Dominikliler tarafından pek de hoş karşılanmıyorlar. Nedeni, sağlık ve eğitimde harcamaların artması ve kalitenin düşmesi, daha ucuz iş gücü bulunduğu için Dominikliler’in işsiz kalması, adi suç, uyuşturucu ve silah ticaretinde artış. Elbette Dominikliler tüm bu olumsuzlukları Haitililer’e havale ederek işin kolayına kaçıyorlar.</p>
<p>Tüm bunları bir yana bırakırsak, Dominik doğal güzellikleri ve macera tutkunlarına sunduğu imkanlarla öne çıkan bir ülke. Sayısız doğal park, şelale ve göller hem muhteşem manzaralar sunuyor, hem de trekking, kano, bisiklet, dalış gibi sporlar için bulunmaz fırsatlar yaratıyor. Bu doğal güzellikler şimdiye kadar birçok filme de fon oluşturmuş. En önemli iki örnek,<strong>Apocalypse Now</strong> ve <strong>Jurassic Park</strong> filmleri. Ayrıca Dominik kuş gözlemcileri için de bir nevi cennet. Kaldığımız otelin bahçesinde aniden beliren <strong>sinekkuşu</strong>nu görünce bu konu tasdik edilmiş oldu.</p>
<p><strong>Santo Domingo</strong></p>
<p>Yeni Dünya’da birçok ilkin yaşandığı Santo Domingo’da elbette ilk gezilmesi gereken yer tarihi bölge <strong>Zona Colonial</strong>. Biz de ilk akşam sadece yemek yemeye gittiğimiz bu bölgeyi ertesi gün hakkıyla gezdik. Zona Colonial dışında şehirde diğer görülecek yerler, <strong>Malecon</strong>(sahil yolu), Çin Mahallesi’ndeki dükkanlar, müzelerin ve parkın bulunduğu <strong>Plaza de la Cultura</strong>, devasa deniz feneri <strong>Faro a Colon</strong>, yerliler için kutsal olan mağara ve göllerin olduğu <strong>Los Tres Ojos</strong> ve denize girmek için civardaki kumsallar olabilir. Zola Colonial ile başlayalım.</p>
<p><span style="text-decoration: underline;">Zona Colonial</span></p>
<p><strong><em>Görülecek</em></strong></p>
<p>Parque Colon</p>
<p>Bu parka Zona Colonial’in kalbinin attığı yer desek yanlış olmaz. Yanıbaşındaki katedral, gölge yapan ağaçların altında domino oynayan ahali, etraftaki kafe ve restoranlar ve ortada olan biteni izleyen Kolomb heykeli. Banklarda oturup etrafı izlemek keyifli.</p>
</div>
<div><img decoding="async" src="http://4.bp.blogspot.com/-VuL7wS0B_Wc/T7jXeZjlsXI/AAAAAAAABt4/RAp6qqIVONs/s640/parque+colon.jpg" alt="" /></div>
<div>
<p>Catedral Primada de America</p>
<p>Parque Colon’un yanıbaşındaki bu katedral, Amerika kıtasındaki halen ayakta kalan en eski katedral. Eğer yıkılmamış olsaydı Meksika’daki 1532 tarihli katedrale tahtını kaptıracaktı. Yapımına 1514’te Kolomb’un oğlu tarafından başlanılmış, ancak 1540’da tamamlanabilmiş.</p>
</div>
<div><img decoding="async" src="http://3.bp.blogspot.com/-bRgYzKRJoZs/T7jXrji-kWI/AAAAAAAABuA/VlRlQ6P-uNE/s640/Catedral+Primada+de+America1.jpg" alt="" /></div>
<p>Günümüze gelen çok değerli eserler olmasa da görülmeye değer bir yer. Giriş ücretsiz.</p>
<div><img decoding="async" src="http://3.bp.blogspot.com/-xI4exB7G7Og/T7jX2XlJNKI/AAAAAAAABuI/2sgPMh5vHqo/s640/Catedral+Primada+de+America2.jpg" alt="" /></div>
<div>
<p>Las Damas Sokağı</p>
<p>Önemli tarihi binaların bulunduğu bu sokak, Amerika kıtasındaki ilk taş döşenmiş sokak. Yapımı ise 1502’ye kadar gidiyor. İsmini ise (Kadınlar Sokağı) burada yürüyüş yapan Diego Colombus’un karısı ve arkadaşlarına borçlu.</p>
<p>Fortaleza Ozama (Las Damas)</p>
<p>Yeni Dünya’daki en eski koloniyal askeri bina olması buranın en önemli özelliği. Ozama Nehri’nin Karayipler’le buluştuğu konumu Kolomb’dan sonraki gaddar vali <strong>Nicolas de Ovando </strong>tarafından seçilmiş. Kendisinin heykeli avluya girer girmez sizi karşılıyor.</p>
</div>
<div><img decoding="async" src="http://4.bp.blogspot.com/-0K2QcXRRhhA/T7jYGL3N6QI/AAAAAAAABuQ/YH2m1p-lHOE/s640/fortelaza+ozama1.jpg" alt="" /></div>
<p>Tarih boyunca İspanya, İngiltere, Fransa, Haiti, Gran Kolombiya ve ABD bayraklarının dalgalandığı hisarda artık Dominik Cumhuriyeti bayrağı dalgalanıyor. 1970’de halka açılana kadar askeri garnizon ve hapishane işlevi görüyormuş.</p>
<div><img decoding="async" src="http://4.bp.blogspot.com/-fbxj0-BmwQM/T7jYNdKLLCI/AAAAAAAABuY/IqX9skMnGxE/s640/fortelaza+ozama2.jpg" alt="" /></div>
<p>Giriş ücretli (kişi başı 60 RD$) ve ayrıca rehberli gezi yapmak isterseniz 20 dakika için kişi başı 5 US$ gibi bir ücrete anlaşabilirsiniz. Bana kalırsa rehbere hiç gerek yok.</p>
<div><img decoding="async" src="http://2.bp.blogspot.com/-ovB45jm68iQ/T7jYaOJZunI/AAAAAAAABug/jbyotpiizvk/s640/fortelaza+ozama3.jpg" alt="" /></div>
<div>
<p>Hostal Nicolas de Ovando (Las Damas)</p>
<p>Fortaleza Ozama’yı anlatırken bahsettiğimiz şahsiyetin ikametgahı burası. Bugün ise Sofitel tarafından işletilen bir otel.</p>
</div>
<div><img decoding="async" src="http://4.bp.blogspot.com/-c7RBveDkeqk/T7jYsoCbPnI/AAAAAAAABuo/6WRJgijJnTI/s640/Hostal+Nicolas+de+Ovando.JPG" alt="" /></div>
<div>
<p>Casa de Francia (Las Damas)</p>
<p>Meksika’yı talan eden <strong>Hernan Cortes</strong>’in eski ikametgahı olan bina, günümüzde Fransa Konsolosloğu olarak kullanılıyor. İçini gezme imkanı olmasa da ön cephesindeki detayları görmek bile tatmin edici olabilir.</p>
</div>
<div><img decoding="async" src="http://2.bp.blogspot.com/-9f_lYNC5prg/T7jY27On6CI/AAAAAAAABuw/W42I3pAtipo/s640/Casa+de+Francia.JPG" alt="" /></div>
<div>
<p>Panteon Nacional (Las Damas)</p>
<p>Aslı 1747’de inşa edilen bir Cizvit kilisesi olan bu bina, daha sonra tütün deposu ve tiyatro olarak da kullanılmış. 1958’de ise diktatör <strong>Trujillo</strong> tarafından şimdiki haline dönüştürülmüş.</p>
</div>
<div><img decoding="async" src="http://2.bp.blogspot.com/-EToflgRQrH4/T7jZBVrt-jI/AAAAAAAABu4/3SWyCZhrse8/s640/panteon+nacional1.jpg" alt="" /></div>
<p>Günümüzde kapıda nöbet tutan askerin gerisinde, duvarlarda Dominik’in tarihi şahsiyetleri onurlandırılırken, onlardan geriye kalanlar da özel bir bölümde korunuyor.</p>
<p><img decoding="async" src="http://2.bp.blogspot.com/-hrJ7J0p6vxM/T7jZJa3fAwI/AAAAAAAABvA/aUWmlDMWC-I/s640/panteon+nacional2.jpg" alt="" /></p>
<p>Şimdiye kadar gördüğümüz en etkileyici ulusal yapı olmasa da, ilgi çekici bir yer. Hemen yanıbaşındaki <strong>Plaza de Maria de Toledo</strong>, girişteki kemerleri, gölgelik bankları ile soluklanmak için ideal bir meydan. Ayrıca burada Pazar günleri bir bit pazarı kuruluyor.</p>
<p>Museo de las Casas Reales (Las Damas)</p>
<p>16. Yüzyıl’da inşa edilen bu bina, uzun müddet Karayipler’deki İspanyol yönetiminin merkezi olmuş. Günümüzde İspanyollar’ın silah, tablo ve değerli eşyalarının yanısıra Taino yerlilerine ve daha sonraki Dominik idarecilerine ait bir takım koleksiyonlar da burada sergileniyor.</p>
<p><img decoding="async" src="http://2.bp.blogspot.com/-X1CvRRrhwlI/T7jZVseUyDI/AAAAAAAABvI/mQhESZaGeAI/s640/Museo+de+las+Casas+Reales.jpg" alt="" /></p>
<p>Binanın önündeki meydanda ise görülmeye değer başka bir şey, idarecilerin camlarından bakarak saati takip edebilecekleri güneş saati <strong>Reloj del Sol</strong>.</p>
<p>Alcazar de Colon (Plaza Espana)</p>
<p>Günümüzde Kolomb’a adanmış bir müze olan yapı, Kolomb’un oğlu Diego ve karısının ikametgahı olarak kullanılıyormuş. Bir süre sonraki nesillere ev sahipliği yaptıktan sonra terk edilmiş, bir dönem de hapishane ve depo olarak kullanılmı. Yakın zamanda geçirdiği restorasyon çalışmaları ile içinde Kolomblar’a ait eşyaların bulunduğu bir müzeye dönüştürülmüş.</p>
<p><img decoding="async" src="http://4.bp.blogspot.com/-zQ37hBjhuRs/T7jZg-pZojI/AAAAAAAABvQ/bwjTkg5IrVg/s640/Plaza+Espana-Alcazar+de+Colon.JPG" alt="" /></p>
<p>Plaza Espana</p>
<p>Alcazar de Colon’un baktığı meydan, 90’ların başında Amerika’nın keşfinin 500. Yılı şerefine yenilenmiş. Oldukça geniş bir alana sahip ve öğle ve akşamları yanıbaşındaki <strong>Atarazana</strong><strong>Sokağı</strong>’ndaki kafe ve restoranlarla canlı bir kimliğe bürünüyor.</p>
<p>Monasterio de San Francisco  (Hostos’da Emiliano Tejera hizası)</p>
<p>Yeni Dünya’daki ilk manastır bugünlerde yıkık durumda, fakat geceleri yapılan aydınlatma ve bahçesinde düzenlenen konser ve gösterilerle cazibesini sürdürüyor.</p>
<p><img decoding="async" src="http://3.bp.blogspot.com/-NwUDqVUDbOo/T7jZtMkm32I/AAAAAAAABvY/i-aT8ac8VLM/s640/Monasterio+de+San+Francisco.JPG" alt="" /></p>
<p>Ruinas del Hospital San Nicolas de Bari (Hostos’da Luperon hizası)</p>
<p>1503’den 1911’de büyük bir kasırgada hasarlanana kadar hizmet veren Yeni Dünya’nın bu ilk hastanesi, günümüzde sadece yıkıntıları kalsa da tarihi önemi açısından görülmeye değer. Hastanenin başka bir özelliği de zemin planının  haç şeklinde olması.</p>
<p><img decoding="async" src="http://3.bp.blogspot.com/-FJW8C5gsk1A/T7jZ1vohjWI/AAAAAAAABvg/LawmnhEtYFU/s640/Ruinas+del+Hospital+San+Nicolas+de+Bari.JPG" alt="" /></p>
<p>El Conde Sokağı</p>
<p><strong>Parque Colon</strong>’dan <strong>Puerta Del Conde</strong>’ye kadar uzanan yayalaştırılmış bu sokak, tarihi kentin can damarı gibi. Üzerinde yer alan kafe, restoran ve dükkanların yanısıra, yerel ürünler satan işportacılar ve eserlerini sergileyen sanatçılar görebilirsiniz.</p>
<p><img decoding="async" src="http://2.bp.blogspot.com/-thXQitAAkKE/T7jaFaVGsZI/AAAAAAAABvo/zrpsc_R3_Iw/s640/El+Conde.jpg" alt="" /></p>
<p>Daha sonra detaylı olarak ne olduğunu anlatacağım yerel içecek Mamajuana malzemesini de buradaki büfelerden birinden aldık.</p>
<p>Puerta del Conde (El Conde)</p>
<p>Adını 1655’teki 13000 kişilik İngiliz işgal kuvvetine karşı başarıyla savunma yapan güçlerin başındaki Penalba Kontu’ndan almış. Kapı günümüzde de Dominik vatanseverliğinin ve bağımsızlığının en önemli simgelerinden biri. Nedeni ise Haiti işgali altındaki Dominiklilerin 1844 Şubat’ında burada toplanarak kansız bir darbeyle işgal güçlerini ülkeden kovması ve bağımsızlıklarını kazanmaları. İlk Dominik bayrağı da bu kapının üzerine çekilmiş. Elbette burada da sürekli nöbet tutan askerler mevcut.</p>
<p><img decoding="async" src="http://4.bp.blogspot.com/-ybQClVC9GXE/T7jaVc3fF7I/AAAAAAAABvw/wG_E3sST2dc/s640/puerta+del+conde.jpg" alt="" /></p>
<p>Kapıdan geçtiğiniz zaman <strong>Parque Independencia</strong>’ya girmiş oluyorsunuz. Parkın içinde de<strong>Altar de la Patria</strong> görülebilecek yerlerden biri.</p>
<p>Altar de la Patria (Parque Independencia)</p>
<p>Bağımsızlık Parkı’nın içindeki bu anıt, Dominik Cumhuriyeti’nin 3 ulusal kahramanı <strong>Juan Pablo Duarte</strong>, <strong>Francisco del Rosario Sanchez</strong> ve <strong>Ramon Matias Mella</strong>’nın mozolelerini barındırıyor.</p>
<p><img decoding="async" src="http://3.bp.blogspot.com/-Ci3K6SoIgec/T7jaekPxHHI/AAAAAAAABv4/BW_53s6ncsw/s640/Altar+de+la+Patria.jpg" alt="" /></p>
<p>Gördüğümüz kadarıyla Dominikliler de anıtı ziyarete gelerek bu şahsiyetlere olan saygılarını göstermeyi ihmal etmiyorlardı.</p>
<p>Convento de la Orden de los Predicadores (Padre Billini)</p>
<p>Burası da teknik olarak başka bir ilk, Yeni Dünya’da kurulan Dominik’e bağlı ilk manastır olma özelliğini taşıyor. Aynı zamanda İspanyollar’ın yerli halka yaptığı zulümleri ilk defa eleştiren ve bunları yazılı olarak aktaran Peder Bartolome de las Casas’ın yazımlarını yaptığı yer.</p>
<p><img decoding="async" src="http://1.bp.blogspot.com/-APygzhQNTT0/T7jaogRFVaI/AAAAAAAABwA/4ko0OL-Ddm4/s640/Convento+de+la+Orden+de+los+Predicadores.jpg" alt="" /></p>
<p>Tonozun üstünde yer alan, üzerinde mitolojik ve astrolojik semboller olan zodyak tekerleği dikkate değer.</p>
<p>Ön cephenin baktığı açıklığın diğer tarafındaki küçük şapel ise <strong>Capilla de la Tercera Orden Dominica</strong>. Bu şirin şapel Santo Domingo başpiskoposunun ofisi olarak kullanılıyor.</p>
<p>Parque Duarte (Padre Billini)</p>
<p>Yukarıda bahsi geçen kilisenin hemen yanındaki bu park gündüz oldukça sıradan görünebilir. Buranın asıl özelliğini gece gelirseniz göreceksiniz. Açık havada içki eşliğinde sohbet eden onlarca genç parkı buluşma noktası haline getirmişler. Bu yüzden manzara İstanbul Tünel Meydanı’nı hatırlattı. Ama meydandaki büfeci bizdekilerden çok daha teçhizatlı. İçkinin yanında köpük bardaklar ve bolca buz veriyor.</p>
<p><img decoding="async" src="http://3.bp.blogspot.com/-c3_iJe-3Cz0/T7ja1NOtNbI/AAAAAAAABwI/jok6GBIwzy4/s640/parque+duarte.jpg" alt="" /></p>
<p>Ortamın enerjisi bizi de kendine çekti ve bir akşam etraftaki muhabbetleri anlamasak da biz de büfeden aldığımız içkilerle burada takıldık. Cuba Libre’nin Dominik versiyonu olan <strong>Santo Libre</strong> (kola-rom yerine gazoz-rom) eşliğinde keyifli bir akşam geçirdik.</p>
<p>Malecon</p>
<p>Santo Domingo’nun sahil yolu her Pazar trafiğe kapatılıyor ve takılmaya gelen yerel halk tarafından dolduruluyor. Sahil boyunca otel, restoran ve zaman zaman parklar var. Ancak özellikle gece geç saatlerde ıssız olan bölümlerinden sakınmanız faydalı olacaktır.</p>
<p><strong><em>Etkinlikler</em></strong></p>
<p>Chu Chu Colonial Treni (El Conde, 60)</p>
<p>Parque Colon’un köşesinden kalkan bu gezi treni ile Santo Domingo’nun tarihi bölgesini 45 dakika içinde değişik dillerdeki anlatım eşliğinde gezebilirsiniz. Yürüyerek gezecek olsanız dahi, önce bu trene binerseniz hem bölgeyi kafanızda şekillendirebilir, hem de ilginizi çekmeyeceğini düşündüğünüz yerleri baştan eleyebilirsiniz.</p>
<p><img decoding="async" src="http://4.bp.blogspot.com/-W80rlVyXvlo/T7jbNcFJcCI/AAAAAAAABwQ/DpoKIyTxgDE/s640/chu+chu+colonial.jpg" alt="" /></p>
<p>Chu Chu Colonial, sabah 9’dan akşam 16’ya kadar çalışıyor. Toplam gezi 45 dakika sürüyor. Güncel tarifeler için internet sitesini ziyaret edin. Ücret yetişkinler için 12 US$, çocuklar için 7 US$.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong><em>Yeme – İçme</em></strong></p>
<p>Mekanlardan bahsetmeden önce Dominik’teki fiyatlandırmadan bahsetmek istiyorum. Her türlü yemek ve içki %16 vergiye tabi. Bunun üzerine de otomatik eklenen %10 servis ücreti ile mönüde gördüğünüzden toplam %26 daha fazla hesap ödeyeceğinizi hatırlamanızda fayda var.</p>
<p>Bunun dışında Dominikliler’in <strong>habichuela</strong> dedikleri fasulyeyi bizim gibi pilav üstü yediklerini görünce şaşırmayın sakın. Klasik Dominik mutfağı damak tadı olarak bize oldukça uygun.</p>
<p>Cafe El Conde (El Conde ve Arzobispo Merino köşesi)</p>
<p>Parque Colon’un köşesindeki bu mekan son derece işlek bir konumda bulunuyor. Dolayısıyla günün her saati kalabalık ve turistler kadar halk arasında da gözde. Yemeklerini denemedik ama tarihi bölgedeki gezinti aralarında meydan civarını keserken serinletici bir şeyler içmek için birebir. Yerel <strong>President</strong> birasını tavsiye ederim.</p>
<p>Segafredo Zanetti Espresso (El Conde, 54)</p>
<p>Canınız güzel bir kahve isterse en bol çeşidi burada bulabilirsiniz. Trafiğe kapalı sokaktaki masalarda özellikle akşamları yer bulmak zorlaşıyor. İç mekan dekorasyonu da güzel. Etrafında da bolca başka bar ve kafeler var.</p>
<p>Paco Cafe (El Conde, 516)</p>
<p>El Conde’nin sonunda Puerta Del Conde’nin hemen karşı köşesindeki bu kafe-restoranda oldukça güzel yemekler bulabilirsiniz. Tarz olarak Taksim İstiklal Caddesi’ndeki büfe-restoran karışımı mekanları andırıyor.</p>
<p>Burada tavuk, pilav, salata, limonata ve dürüm yedik. Yemekler lezzetli, servis biraz yavaştı. Hesap 1300 RD$. Gezi rotasından ayrılmadan doymak için güzel bir seçim.</p>
<p>Hard Rock Cafe (El Conde, 103)</p>
<p>Genelde gezilerimiz esnasında yabancı zincirlerdense yerel markaları tercih etmeye çalışsak da, ilk akşam geç saatte bastıran açlıkla Parque Colon’un yanında karşımıza çıkan Hard Rock Cafe’ye direnemedik. Yemeklerden, ortamdan ve servisten bahsetmeme gerek yok sanırım. İki kişilik akşam yemeği 1800 RD$.</p>
<p>Meson D’Bari (Hostos ve Salome Urena köşesi)</p>
<p>Koloni döneminden kalma eski bir evde hizmet veren bu restoran, duvarlarındaki yerel sanatçıların tabloları ve hoş dekorasyonu ile dikkat çekiyor. Mönüde hem Dominik, hem de uluslararası mutfaklardan örnekler mevcut.</p>
<p><img decoding="async" src="http://2.bp.blogspot.com/-RN_oQLzIQnU/T7jcDr_Yv1I/AAAAAAAABwg/wzFe8smpfvQ/s640/meson+d%27bari.jpg" alt="" /></p>
<p>Akşam yemeği için gittiğimiz restoranda, Dominik’e has <strong>Creole</strong> soslu balık ve yengeç yedik. Creole sos, içinde domates, soğan, sarmısak ve birçok baharat bulunan bir sos. Kendi başına çok hoş olsa da, bana göre yediğim balıkla pek uyumlu olmamıştı. Yengeç iyidi. 2 kadeh şarapla beraber hesap 1800 RD$. Şık bir akşam yemeği yemek için tercih edebilirsiniz.</p>
<p>Meson de Luis (Hostos, 201)</p>
<p>Öğle ya da akşam yemeği için ucuz, gösterişsiz ve salaş bir restoran arıyorsanız işte tam aradığınız yer. Dominik mutfağını ve zaman zaman da müziğini tecrübe edebileceğiniz mekan kare örtülü basit masalara ve bir şeyler içebileceğiniz küçük bir bara sahip.</p>
<p>Biz kalamarlı spagettiyle beraber bira içtik. 2 kişi için hesap 1100 RD$. Fiyat uygun ancak lezzet orta.</p>
<p>El Agave (Arzobispo Merino, 115)</p>
<p>Canınız Meksika havası çekerse buraya uğrayın derim. Bir de akşam gelirseniz aynı zamanda gece kulübü olan mekan oldukça hareketli olabilir. Biz civardan geçerken canımız değişik bir şeyler yemek istedi ve aradığımızı burada bulduk.</p>
<p><img decoding="async" src="http://4.bp.blogspot.com/-U3rZ02wRN_8/T7jcZVziIDI/AAAAAAAABwo/jo3lt3jlUNM/s640/el+agave.jpg" alt="" /></p>
<p>Nachos ve Margarita’lar eşliğinde bir keyif yaptık. Hesabı sayısal olarak hatırlamasam da normal bir miktar olduğunu anımsıyorum.</p>
<p>D’Luis Parillada (Paseo Presidente Billini/ Av. George Washington, 25)</p>
<p>Sanırım Dominik’de yediğimiz en iyi yemek buradaydı. Son akşamımızda güzel bir tavsiyede bulunmasını istediğimiz otel müdürü sayesinde keşfettik burayı. Malecon üzerinde denize nazır mekanın üstü dev hasır bir çatıyla örtülü ancak açıktaki bölümlerden deniz havasını içinize çekebiliyorsunuz. Son derece büyük olmasına rağmen vızır vızır çalışan garsonlar hemen yetişiyor. Çeşit olarak da çok zengin bir mönü var.</p>
<p>Önden herkese ikram ettikleri çorbada domuz bulunduğunu hatırlatmakta fayda var. Ancak kokusu oldukça güzeldi. Ardından yediğimiz etler ve beraberinde getirdikleri soğan turşusu çok hoşumuza gitti. Oldukça keyifli ve lezzetli yemeğe rağmen oldukça makul bir hesap ödeyerek mekandan ayrıldık. Mutlaka gidin derim.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong><em>Eğlence</em></strong></p>
<p>Atarazana 9 (Atarazana, 9)</p>
<p>Plaza Espana’ya bakan bu barda hem güzel yemekler, hem de bazı geceler canlı müzik bulabilirsiniz.</p>
<p>Parada 77 (Isabela la Catolica, 255)</p>
<p>İçinde ufak bir sahne olan bu bar, küçükve samimi bir mahalle barı gibi. Akşamları değişik programlar düzenleniyor. Eğer dans etmek istiyorsanız ortamın geç saatlerde ısındığını belirteyim.</p>
<p>Parque Duarte (Padre Billini)</p>
<p>Yukarı bahsettiğim gibi canınız açık havada içmek, anlamasanız da etraftaki gençlerin enerjisi ile canlanmak isterseniz parkın yanındaki büfeden içkinizi alıp gençlerin arasına karışın. Kim bilir belki yeni arkadaşlar edinirsiniz.</p>
<p><strong><em>Alışveriş</em></strong></p>
<p>Dominik Cumhuriyeti’ne has alınabilecek ilk akla gelenler puro, kakao ve mamajuana olabilir. Puroları tütün mağazalarında bulabilirsiniz. Sokak satıcılarından sakının. Biz aldığımız ballı purolardan çok memnun kaldık. Kakaoyu ise ya düzenlenen turlara katılıp ham haliyle ya da havalimanından toz halde alabilirsiniz. Toz kakaoyu evde sıcak sütle karıştırdığınızda inanılmaz bir tad oluyor.</p>
<p><img decoding="async" src="http://2.bp.blogspot.com/-X_7vzM6HT10/T7jdLkZoWsI/AAAAAAAABww/0eyEyAvIJNs/s640/mamajuana1.jpg" alt="" /></p>
<p>Mamajuanaya gelecek olursak, daha önce de bahsettiğim gibi El Conde’de dolaşırken bazı işportacıların şeffaf paketlerin içinde veya şişelerin içinde odunsu bir şeyler sattıklarını görmüştük. Daha sonra su almaya girdiğimiz bir büfede de görünce ne olduğunu sorduk. Bize içinde bu odunsu parçaların olduğu bir şişeden içecek ikram ettiler. Tatlı bir şerbet, rom ve şarab tadının bileşimi olan şeyin adı<strong> mamajuana</strong> idi.</p>
<p><img decoding="async" src="http://3.bp.blogspot.com/-TBjkFZyXTGU/T7jdTDJTVqI/AAAAAAAABw4/rATa4fq2KYU/s640/mamajuana2.jpg" alt="" /></p>
<p>Tadı son derece güzel bu içkiyle ilgili daha fazla bilgi aldıktan sonra İstanbul’a dönüşte yapmak üzere bir paket almak farz oldu. Fotoğraflardan da görüldüğü gibi döndükten sonra biz de kendi mamajuanamızı yaptık. Tarif ise şu şekilde ; odunsu bitkiler bir şişeye doldurulur ve üzerine rom, kırmızı şarap ve bal eklenir. Yaklaşık bir hafta kadar bekledikten sonra içime hazırdır. Peki bunca ritüele ne gerek var? Alkolün etkisiyle içeriğindeki faydalı özleri salan odunsu bitkiler sayesinde, mamajuana içen kişiye sağlık açısından birçok fayda sağlıyor (o kadar çok saydılar ki), ayrıca cinsel gücü arttırdığına inanılıyor. Ancak öyle lıkır lıkır değil, azar azar içiliyor. Zaten her gün içiyor musunuz şeklindeki soruma yok canım dercesine bir kahkaha ile karşılık vermişlerdi.</p>
<p>Mercado Modelo (Av. Mella)</p>
<p>Zona Colonial’in kuzeyinde Çin Mahallesi’ne yakın  bu iki katlı eski pazar yerinde aradığınız herşeyi bulabilirsiniz. Fiyatlar elbette tipinize ve tahmini alım gücünüze bakan satıcıların insafına kalmış. Civardaki sokaklar çok tekin olmadığı için kıymetli takı ve pahalı eşyalarla gezmeyin.</p>
<p><img decoding="async" src="http://2.bp.blogspot.com/-jFzXEFZVmfw/T7jdhJ1oLvI/AAAAAAAABxA/3W9DChgmvDE/s640/mercado+modelo.jpg" alt="" /></p>
<p>Herhangi bir süpermarket</p>
<p>Herhangi bir süpermarkete gidip de ne görücez derseniz, enflasyonun ve gelir dağılımı adaletsizliğinin en yüksek olduğu ülkelerden birindeyseniz ilginç şeylerle karşılaşabilirsiniz. Mesela kocaman market arabalarını büyük bir keyifle doldurduktan sonra hiçbirini satın almadan çıkıp giden fakir insanları görebilirsiniz. Market kapısında bizim bankadakilerden bile cevval güvenlik görevlileri olması elbet bir göstergedir. Kakao üretmesine rağmen marketinde yerel üretim tek bir çikolata bile bulunmayan bir ülkede olduğunuzu fark edebilirsiniz. Kısaca marketler o ülkeyle ilgili çok şey anlatır.</p>
<p>Hazır fakirlikten ve parayla satın alınanlara özenmekten bahsetmişken birkaç başka örnek daha vereyim. Klimalı olmadığı halde sırf öyle zannedilsin diye bunaltıcı sıcakta camları kapalı gezenler ve cep telefonları bu derece yaygınlaşmadan önce oyuncak cep telefonları ile konuşuyormuş gibi yapanların olduğu bir ülke burası.</p>
<p>Bunca toplumsal mesajdan sonra bari alınacak birşey söyle diyenler için de <strong>Barcelo Rom</strong>tavsiye ederim.</p>
<p><span style="text-decoration: underline;">Zona Colonial Dışı</span></p>
<p><strong><em>Görülecek</em></strong></p>
<p>Barrio Chino</p>
<p>Elbette artık dünya üzerindeki neredeyse her şehirde bir Çin Mahallesi olsa da, burada da olduğunu yazmadan geçemeyeceğim. Fakat buradaki bazılarında olduğu gibi çakma değil, hakikatten bir sürü Çinli ile dolu. Gezerken gördüğümüz çok sayıdaki dükkan ve restoranda gerçekten Çinliler çalışıyordu.</p>
<p>Zona Colonial’in kuzeyindeki bu bölge çok nezih bir yer değil, gündüz sıkıntı olmaz fakat hava karardıktan sonra dikkatli olun. Mercado Modelo’ya ya da az sonra bahsedeceğim Boca Chica’ya gidecekseniz zaten buradan geçersiniz.</p>
<p>Faro a Colon</p>
<p>Bu yapı ilk olarak şehir merkezine giderken dikkatimizi çekmişti, fakat kitaptan okuyana kadar ne olduğunu anlamamız mümkün olmadı. Kolonileştirilmiş olmaktan asla şikayetçi olmayan Dominikli ve diğer Latin Amerikalı yöneticilerin ortak teşvikleri ile başlatılan bu projenin amacı 500. Yıldönümünde (1992) Kolomb’un Amerika’ya ayak basışının onurlandırılmasıymış. Ozama Nehri’nin doğusunda yer alan bu fenerin yapılması için 50000 gecekondu sakini evlerinden ve Dominik de yaklaşık 70 milyon US$’dan olmuş. Sonuç aydınlandığında civardaki elektriklerin kesilmesine sebep olacak kadar güçlü ve estetik açıdan tartışmalı bu yapı olmuş.</p>
<p><img decoding="async" src="http://3.bp.blogspot.com/-X8gSlfz8DI8/T7jd_g3Bp1I/AAAAAAAABxQ/i1fUkw8XUi4/s640/Faro+a+colon.jpg" alt="" /></p>
<p>Aslında 10 katlı bina yüksekliğindeki yapı aldatıcı şeklinden ötürü uzaktan daha büyükmüş gibi görünüyor. Üzerinde topraklarında bir zamanlar yerlilerin yaşadığı ülkelerin isimleri bulunuyor. Biz gezdiğimiz sırada kapalı olan iç bölümde ise Kolomb’un olduğu iddia edilen kalıntılar ve keşifleriyle ilgili belgeler bulunuyor. Yolunuz düşerse uğrayın. Göremezseniz üzülmeyin derim.</p>
<p>Los Tres Ojos (Parque Mirador del Este)</p>
<p>Üç Göz anlamına gelen Los Tres Ojos, kireçtaşınının binlerce yıl içinde suyun erozyonuna uğramasıyla ortaya çıkan son derece etkileyici mağaralar, geçit ve göllerden oluşan bir alan.</p>
<p><img decoding="async" src="http://3.bp.blogspot.com/-XZin93q-Ds4/T7jeMX4k2HI/AAAAAAAABxY/AT0HkFmX3LM/s640/Los+tres+ojos1.jpg" alt="" /></p>
<p>Taino yerlilerinin kutsal kabul ettikleri mağaralar ve göller, gerçekten insanda ruhani duygular uyandıran son derece huzurlu bir yer. Üst kısımdaki kayalara açılan bir delikten merdivenlerle inmeye başladığınız ilk anda sizi hemen etkisi altına almaya başlıyor. Aşağıda yer alan göllere doğru indikçe, tabiatın ışık oyunları bizi kendine çağırıyor. Tepemizdeki dar oyuktan yaprakların el verdiği ölçüde sızabilen güneş ışıkları adeta özel efektmiş gibi bir etki yaratan yansımalara neden oluyor. Göldeki kaplumbağa ve yavrusu da bu manzaraya eşlik ediyor.</p>
<p><img decoding="async" src="http://2.bp.blogspot.com/-2nu8PrV66kI/T7jeWUJ2BeI/AAAAAAAABxg/NMZRRKgv50E/s640/Los+tres+ojos2.jpg" alt="" /></p>
<p>Diğer göle gidebilmek için ise içi su dolu bir mağaradan sal yardımı ile geçilebiliyor (elbette ücretli, 20 RD$). Karşı tarafa vardığınızda tavanı yarasalarla dolu bir galeriye varıyorsunuz. İlgi duyanlar el feneri getirebilirler. Burayı geçtikten sonra vardığımız göl ise bana Avatar filmindeki ortamları hatırlattı. Kenarları duvar gibi yükselen bitkilerle kaplı kayalıklar arasında durağan bir göl burası. İçinde balıklar yaşıyor. Etrafta başka birileri yoksa kenarda oturup hayallere dalabileceğiniz bir ortam.</p>
<p><img decoding="async" src="http://3.bp.blogspot.com/-jvCCBeBpz0k/T7jefACfULI/AAAAAAAABxo/4crqyHW7zg4/s640/Los+tres+ojos3.jpg" alt="" /></p>
<p>Buraya ilk gelirken yarım saat ayırmıştık ama çıktığımızda bir buçuk saat geçirmiş ve sanki aceleye getirmiş gibi bir hisse kapılmıştık. Dolayısıyla eğer vaktiniz varsa buraya cömert davranın. Giriş kişi başı 100 RD$. Rehber isterseniz girişte yaka kartlarıyla bekleyen Dominikliler’le pazarlık yapabilirsiniz. Ulaşımı ise ancak taksiyle yapabilirsiniz. Bizim taksici geri dönüş için bizi bekledi.</p>
<p><img decoding="async" src="http://3.bp.blogspot.com/-kmSOiZxZA2I/T7jeosyUuUI/AAAAAAAABxw/6UkAhICC23E/s640/Los+tres+ojos4.jpg" alt="" /></p>
<p>Boca Chica</p>
<div>
<p>Santo Domingo’nun 30 km doğusunda yer alan bu sahil beldesi, eskiden zenginlerin yazlıklarının bulunduğu bir yermiş. 60’lar ve 90’lar arasındaki hızlı inşaat döneminde çok sayıda otele kavuşmuş, fakat daha sonra cazibesini yitirmiş. Günümüzde düşük kalite oteller, ucuzcu turistler ve seks turizmi sayesinde ayakta kalmaya çalışıyor. Ancak tüm bu olumsuzluklara rağmen beyaz kumlarla kaplı geniş plajı ve şehre yakın konumu nedeniyle hala yerel halk tarafından tercih ediliyor. Biz de şehirdeki kültür gezilerimiz arasında bir deniz kaçamağı yapma maksadıyla buraya geldik.</p>
<p><img decoding="async" src="http://4.bp.blogspot.com/-QhHsrXsY4uw/T7jmDGze-TI/AAAAAAAABy0/Ogx6dkHsXbo/s1600/boca+chica1.jpg" alt="" /><br />
Boca Chica’ya ulaşım taksi ya da Dominikliler’in <strong>Gua Gua</strong> dediği dolmuş tarzındaki minibüslerle yapılıyor. Bizim tercih ettiğimiz gibi minibüsle gelecekseniz, Gua Gua terminali Çin Mahallesi’nin kuzeydoğusunda <strong>Calle Jose Marti</strong> üzerinde. Parque Enriquillo’yu geçtikten 2 blok sonra sağda göreceksiniz. Ekspres olanlara binin. Aksi takdirde adım başı durarak yolcu toplama  sırasında oldukça vakit kaybediliyor. Kişi başı 70 RD$.<br />
<img decoding="async" src="http://3.bp.blogspot.com/-SBHFhp25N-U/T7ovGErKcpI/AAAAAAAABzM/ccdXNPsZbic/s1600/boca+chica2.gif" alt="" /></p>
<p>Yolculuğumuz 45 dakika sürüyor. Son durak yok. Minibüs sahil şeridinin sonuna kadar gidip başka bir yoldan dönüyor. Sürücüye önceden nerede inmek istediğinizi bildirin. Güneşlenmek ve daha sakin bir ortam için en iyi yer orta bölümler. Batıda kalabalık, satıcılar ve çoluk çocuk daha fazla. Yine de bunlardan tamamen kaçmak imkansız. Biz oradayken Cumartesi olmasına yorabileceğimiz bir curcuna vardı.</p>
<div><img decoding="async" src="http://2.bp.blogspot.com/-bHl7-8H4H5M/T7ovPxCIpbI/AAAAAAAABzU/gWTMvdfnKx4/s1600/boca+chica3.gif" alt="" /></div>
<p>Öte yandan etrafta hoplayıp zıplayan, akrobatik hareketler yapan çocuklar Dominikliler’in sporda neden başarılı olduğunu ispatlar gibiydiler. İşportadan aldığımız hindistan cevizi suyu eşliğinde güneşlendikten ve denize girdikten sonra akşamüstü dönüş yolunu tuttuk. Ekspres olmayan minibüsle 55 RD$’ya 1 saatte döndük.</p>
<p><strong><em>Etkinlikler</em></strong></p>
<p>Kakao Turu</p>
<p>Boş günümüzde yapabileceğimiz etkinlikleri araştırdığımızda, karşımıza ilk olarak kakao turu çıktı. Tam gün süren bu tur kapsamında başlıca kakao üreticilerinden <strong>Rizek Cacao</strong>’nun ülkenin kuzeyindeki plantasyonlarını ve tesislerini geziyor, daha sonra da kendi çikolatanızı yapıyorsunuz. Broşürlerde çok hoş görünse de sadece 2 kişi olduğumuz için 400 US$ gibi bir fiyat çıktı. Grup oluşturabilirseniz makul bir fiyata inebilir. Bilgi için <strong>domrep tours</strong> (Padre Billini, 405).</p>
<p>Doğa Turları</p>
<p>Dominik Cumhuriyeti’nin birçok doğal güzelliği olduğundan bahsetmiştim. Bunca güzellik olunca, katılabileceğiniz bir sürü doğa turu mevcut. Birçok şelale, mağara, göl, yağmur ormanı, plaj ve kuş gözlemi gibi seçenek var.</p>
<p>Tüm turlar arasında en çok katılmak istediklerimiz <strong>Los Haitises National Park</strong>, <strong>El</strong> <strong>Limon</strong> ya da <strong>Damajagua Şelaleleri </strong>turları idi. Ancak yine grup oluşturamadığımız için fiyatlar oldukça yüksek oldu. Biz de en sonunda Samana şehrindeki bir tura ulaşarak El Limon Şelalesi için ayarlayabildik. Samana yazısında bu turdan bahsedeceğim.</p>
<p>Size tavsiyem böyle bir niyetiniz varsa önceden rezervasyon yaptırarak gruplara dahil olmanız. Gördüğümüz kadarıyla Santo Domingo’dan düzenlenen turlar önceden doluyor. Önerebileceğim operatörler ; <strong>explora ecotour</strong><strong>, </strong><strong>ecotour barahona</strong><strong> </strong>ve <strong>domrep tours</strong>.</p>
<p><strong><em>Ulaşım</em></strong></p>
<p>Dominik’te toplu taşıma adına minibüs ve belediye otobüsü mevcut. Zona Colonial yürüyerek dolaşılabilecek kadar küçük. Minibüsler ve otobüsler daha ziyade civar semtlere ve şehir dışına çıkmak için kullanışlı. Zona Colonial içinden geçmiyorlar. Bunlara binmek için ilk duraklarını öğrenmek lazım. Taksiler sokaklarda gezinmiyor, bazı belli köşe başlarında müşteri bekliyorlar. Taksi tarifesi ucuz. Yine de uzak bir yere gidecekseniz ne kadar tutabileceğini sorun. Taksimetreyi nadiren kullanıyorlar.</p>
<p>Diğer şehirlere gitmek isterseniz, <strong>Caribe Tours</strong><strong> </strong>otobüslerini tercih edebilirsiniz. Terminal, taksiyle Zona Colonial’e 15 dakika mesafede (150 RD$ tutuyor). Otelinizden rezervasyon yaptırabilirsiniz. Otobüslerde klimalar aşırı çalıştığı için yanınıza ek giyecek alın.</p>
<p><strong><em>Tavsiye ve İzlenimler</em></strong></p>
<p>Dominik Cumhuriyeti, tarih sahnesinde oynadığı rol açısından hakkında mutlaka okunup öğrenilmesi gereken bir yer. Nedeniyse basit ; Amerika halklarının acı dolu hikayesi burada başlamış ve buradan yayılmış. Sömürge tarihinin savurduğu halkların aynı kara parçası üzerinde buluşup, iki ayrı devlet haline gelip nasıl birbirlerine düşman olduklarını da öğrenmeden geçmemeli (Haiti ve Dominik Cumhuriyeti).</p>
<p>Gezimiz boyunca imkanlar ve ortam bakımından değerlendirdiğimizde, konaklamanın normal, yeme-içmenin ise pahalı olduğuna karar verdik. Dolayısıyla planlama aşamasında bütçenizin çoğunu dışarda harcayacağınızı hesaba katın.</p>
<p>Dominik’i bazı yönlerden Türkiye’ye benzer bulduk. Politikada yaşananlar, uzun dönem iktidarda kalan yöneticiler, yıllardır yılan hikayesine dönen metro ve altyapı çalışmaları, yüksek enflasyon, düşük alım gücü, adaletsiz gelir dağılımı, komşuyla yaşanan düşmanlık bize tanıdık kavramlar. Farklı olanlar ise futbol yerine beyzbol, rakı yerine rom, çay yerine kahve. Pilav üstü kuru ise tamamen aynı. Diyeceğim odur ki, tarihi ve kültürel özellikleri ve doğal güzellikleri Türkiye’de çok fazla bilinmese de (gerçi ismi lazım olmayan yarışma sayesinde adı duyulur hale geldi) Dominikliler’i kendinize yakın hissetmeniz için birçok sebep var. Yolunuz bir gün bu taraflara düşerse uğramadan geçmeyin.</p>
</div>
<p>***</p>
<p>Alper DAÇE</p>
<p><a href="http://www.alperbildiriyor.blogspot.com/2012/05/alper-dominik-cumhuriyetinden.html">Santo Domingo</a></p>The post <a href="https://www.uzakrota.com/alper-dace-santo-domingodan-bildiriyor/">Alper Daçe’nin Santo Domingo İzlenimleri</a> first appeared on <a href="https://www.uzakrota.com">Uzakrota</a>.]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
