<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Dora Göksal | Uzakrota</title>
	<atom:link href="https://www.uzakrota.com/tag/dora-goksal/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.uzakrota.com</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Tue, 05 Apr 2016 12:26:00 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.8.3</generator>

<image>
	<url>https://www.uzakrota.com/wp-content/uploads/japonya-time-150x150.jpg</url>
	<title>Dora Göksal | Uzakrota</title>
	<link>https://www.uzakrota.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Ho Chi Minh Kenti’nden Bambaşka Bir Tecrübe</title>
		<link>https://www.uzakrota.com/ho-chi-minh-kentinden-bambaska-bir-tecrube/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Gokhan ERDOGAN]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 17 Jul 2012 06:30:52 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gezi Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Cu Chi Tünelleri]]></category>
		<category><![CDATA[Dora Göksal]]></category>
		<category><![CDATA[Ho Chi Minh]]></category>
		<category><![CDATA[Savaş Kalıntıları Müzesi]]></category>
		<category><![CDATA[vietnam]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.uzakrota.com/?p=2086</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dora Göksal, Uzak Rota sponsorluğunda Asya Turuna Devam Ediyor. Dora Göksal’a sorularınızı twitter.com/yoldatekbasina twitter adresinden sorabilirsiniz. Gezerken yazmak bence öyle kolay iş değildir. Ya da en azından ben, yazarken oldukça zorlanıyorum. Bunu Türkçe yapan bir avuç insanın bloglarını okumak, İngilizce muadillerime göz gezdirmek, zaten pek de okumayı sevmeyen bir ülkenin diliyle yeni bir şeyler ortaya koyup onu [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.uzakrota.com/ho-chi-minh-kentinden-bambaska-bir-tecrube/">Ho Chi Minh Kenti’nden Bambaşka Bir Tecrübe</a> first appeared on <a href="https://www.uzakrota.com">Uzakrota</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Dora Göksal, Uzak Rota sponsorluğunda Asya Turuna Devam Ediyor. Dora Göksal’a sorularınızı <a href="https://twitter.com/YoldaTekBasina">twitter.com/yoldatekbasina</a> twitter adresinden sorabilirsiniz.</p>
<p>Gezerken yazmak bence öyle kolay iş değildir. Ya da en azından ben, yazarken oldukça zorlanıyorum. Bunu Türkçe yapan bir avuç insanın bloglarını okumak, İngilizce muadillerime göz gezdirmek, zaten pek de okumayı sevmeyen bir ülkenin diliyle yeni bir şeyler ortaya koyup onu sonuna kadar okutmak gibi sorunları kendimce safdışı bırakıp elle tutulur, gerçekten gezdiğime değecek bir şeyler ortaya çıkarmaya çalışıyorum. Bir de bunu gezmeye ayırdığımdan arta kalan zamanda yapmaya uğraşıyorum. Adını koyalım, nitelikli bir üretimin peşindeyim. Zaten gezme eyleminin bir üretim işi olduğu savıyla yola çıkıyorum.</p>
<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-2087" src="https://www.uzakrota.com/wp-content/uploads/Ho-Chi-Minh-2_635x412.jpg" alt="Ho-Chi-Minh-2_635x412" width="635" height="412" srcset="https://www.uzakrota.com/wp-content/uploads/Ho-Chi-Minh-2_635x412.jpg 635w, https://www.uzakrota.com/wp-content/uploads/Ho-Chi-Minh-2_635x412-300x194.jpg 300w, https://www.uzakrota.com/wp-content/uploads/Ho-Chi-Minh-2_635x412-117x75.jpg 117w" sizes="(max-width: 635px) 100vw, 635px" /></p>
<p>Uzatmayalım. Bu defa hiçbir gezi rehberinde ve blogunda olmayan, gerçek bir günün hikayesini anlatacağım.</p>
<h3><strong>Saygon Şehri</strong></h3>
<p>Vietnam’ın tarihine sadece Hollywood filmleri sayesinde bile aşikar olsanız, birçoğunuz yalnızca <em>Full Metal Jacket</em> ve <em>Apocalypse Now</em>’ı izleyerek bile bu ülkeyi kendi gözlerinizle görmek istemişsinizdir. Belki de hayır. Ama asıl anlatmak istediğim Saygon’un <em>Asya Kaplanları</em>ndan çok daha önce batı dünyasına tanıtıldığı gerçeği. Güney Vietnam’ın başkenti ve Amerikan ordularının neredeyse 30 yıl boyunca aralıksız kullandıkları ordugahı. Üstünden Fransız kolonistlerinin, Birleşik Devletler tümenlerinin, <em>Việt Cộng</em> gerillalarının geçtiği tam bir 20. Yüzyıl abidesi.</p>
<p>Doğu Asya’da ne zaman “adı büyük” bir şehre gitsem, oraya birkaç onyıl evvel gelmiş olmayı diliyorum. Çünkü genelde karşıma çıkan görmeyi beklediğim nevi şahsına münhasır kentler Türkiye’de ya da dünyanın birçok farklı memleketinde gözümüze çarpan tabelalarla bezenmiş oluyor.</p>
<p>Ho Chi Minh, adının hakkını veremeyerek, Bangkok’un bölgesel merkez oluşturduğu Güneydoğu Asya’da onu sadece bir adım geriden takip ediyor. Devrimler eski düzenin kalıntılarını barındırır. Ho Chi Minh tren istasyonunda hala Saygon yazıyor, SWar Remnants Museum(Savaş Kalıntıları Müzesi)’un etrafındaki lokantalarda fiyatlar Birleşik Devletler Doları ile listeleniyor, devrimci Cu Chi halkının kendi çabasıyla kazıp ABD ordularına karşı yerinaltından 25 yıllık bir gerilla savaşı verdiği 200 kilometrelik tünellerin girişinde serinlemek için Coca Cola’lar tüketiliyor.</p>
<p>Belki naif gelebilir ama uluslarası kapitalist ambargonun 1996 yılında kalktığı bir ülkenin global kapitalizme bu kadarı hızlı ayak uydurmuş olabileceğini beklemiyordum.</p>
<h3><strong>Cu Chi’de Sabah</strong></h3>
<p>Birkaç gündür, Phnom Pehn’den beri birlikte seyahat ettiğimiz Jonas’la şehrin sokaklarını turluyoruz. Savaş Kalıntıları Müzesi’ni gezip müze ve sokakların birbirinden ne kadar farklı olduğu karşısında hayrete düşüyoruz. Okuyup izlediğimiz Vietnam’dan bir şeyler görme isteğimiz sürekli kabarıyor. En sonunda kendimizi Pham Ngu Lao Caddesi civarında bir tur acentasında Cu Chi Tünelleri’ne iki kişilik rezervasyon yaptırırken buluyoruz. Vietnam’a dair en sevmediğim şey bu sanırım. Yalnız başına gezme olanaklarının olabildiğince kısıtlanıp birçok şeyin sadece turlar vasıtasıyla yapılması. Yarım günlük rehberli bir tur için 5-6USD verip sabah 8’de tamamı batılı turistlerden oluşan bir tur otobüsüyle yola çıkıyoruz.</p>
<p>Rehberimiz 62 yaşında bir savaş gazisi. Ama durum bilmediğiniz gibi. Mr. Bean’in babası Filipinler’den, annesi ise Vietnamlı. Kendisi dört dil konuşuyor ve sosyalist Vietnam’a karşı 4 yıl boyunca ABD ordusunda savaşmış. Biz Kuzey Vietnam’ın gözünden, yani savaşı kendi ülkelerimizde çok da görmediğimiz bir bakış açısından görmeye çalışırken, Mr. Bean bize 2 saatlik yolculuk boyunca John Kerry’le cephede nasıl birlikte çarpıştığını; komutanının, beraberindeki askerleri “komünist” bir pusudan sağ çıkarması karşısında onu nasıl kutladığını ve hatta Tet Saldırısı öncesinde Proud Mary’yi karargahta nasıl hep bir ağızdan söylediklerini anlatıyor. Tabi anlattığı hikayeler yıllar içinde “güzelleşen” cinsten. Yukarıda saydığım hikayeler ve tarihleri ile ilgili ufak bir araştırma yapmak durumu açıklıyor.</p>
<p>Girişte biletlerimizi alırken Mr. Bean’ın grubundan sinsice sıyrılıp başka bir grubun peşine takılıyoruz. Önce kısa bir video izleyip durumun vahametini anlamaya çalışıyoruz. Cu Chi Tünelleri, aynı adlı kasabada yaşayan devrimci halkın 5 yılda kazıp 25 yıl boyunca Saygon’undaki işgalci orduların ensesinin dibinde yeraltında sürdürdükleri akılalmaz mücadelenin temsili. 4 seviye olarak kazılmış ve sık ormanların içinde <em>“What makes the grass grow/Blood blood blood/What do we do for living/Kill kill kill”</em> naraları atan askerlere kabuslar yaşatmış. 20 metre uzunluğundaki en geniş 1. Seviye bölümlerinden birine biz de giriyoruz. Klostrofobim olmasa bile birkaç dakika içinde kendimi kanter dışarı atmaya çalışırken, bir halkın burada yıllarını nasıl geçirdiğini sorguluyorum.</p>
<p>Dışarı çıktığımızda aklımızda binbir türlü soru var. Ama sorulara vakit yok, otobüs geliyor ve geldiğimiz hızla otobüse bindiğimiz barlar sokağında alıyoruz soluğu.</p>
<h3><strong>Saygon’da Öğleden Sonrası</strong></h3>
<p>Birçokları için gezdiğimiz tüneller gezi rehberlerinde tik atılacak bölümlerden öteye gidemiyor ama biz önce Kamboçya’daki “ideolojik soykırım”ı ardından da bu şehri gördüğümüzden, sürekli yeni sorularla cebelleşiyoruz. Yine de şehirde en azından motorsiklet kalabalığının hızına yetişmek şart.</p>
<p>Bugünkü planlarımız yoğun. Akşam yemeği için <em>couchsurfing</em> buluşmasına gideceğiz. Birkaç gün sonra ilk defa gerçek Vietnam’a dair bir fikir edinebileceğimiz için heyacanlıyız. Çünkü katılacağını söyleyen insanlardan bir kısmı bu şehirde yaşıyor, Vietnamlı.</p>
<p>Notre Dame Katedrali’nin önünde buluşup tanışıyoruz. Kimimiz bir yıldır, kimimiz birkaç aydır, birkaç haftadır yoldayız. Annie bizim için bütün gecenin planını yapmış. Vietnamlı ve Ho Chi Minh’de ABD menşeili bir reklam şirketinde çalışıyor. Önce District 3’deki bir yerel restorana gidiyoruz. Yemekler hem turist bölgesinde yediğimizden daha ucuz hem de oradakilerden daha lezzetli. Yemek boyunca Anna, Avustralya’da geçirdiği 11 ay boyunca ne kadar değiştiğini anlatıyor. Katka, Laos’ta yaşadığı içkisine ilaç konulma olaylarından bahsediyor, Jonas ve ben Mr. Bean’ı şirazesi “biraz” kaçmış rehberliğinden sözediyoruz. Herkes mutlu, karınlar doyunca da kalkıyoruz.</p>
<p>Burası işlerin sarpa saracağı bölüm. Yemekten kalktıktan sonra Annie bizi çalıştığı şirketin de davetli olduğu, bu alanda çalışanların katılacağı bir partiye davet ediyor. Bu tarz işlerden pek anlamasam(sevmesem) da topluluğa uyup taksiye atlıyoruz.</p>
<p>Geldiğimiz yerde bohem bir hava var. Nereli olduğunu bir türlü kestiremediğimiz, geceye nasıl oldu da burada devam ettiğini anlayamadığımız son derece mutlu insanlar sahnede Singapurlu bir grubun çaldığı 70’ler, 80’lerden rock şarkılarına eşlik ediyor. Sürekli içki servis ediliyor, daha birbirimizi birkaç saat önce tanımışken bambaşka yeni insanlarla tanışıyoruz. Bir an olsun Vietnam’da olduğumu unutuyorum. Jonas yaklaşıp “Şu anda Ho Chi Minh çok üzgün olmalı” diyor.</p>
<p>Ortamın hengamesi beni boğuyor. Bir haftadır gördüğüm onca şeyin altında eziliyorum. Gece de şehirdeki yasaklara boyun eğip bir olmadan bitiyor. İnsanlar mutlu mesut dağılıyor. Kapıya çıkıp fotoğraf çekiliyoruz. Tam artık dağılacağız, diye düşünürken Tahm kusmaya başlıyor. Yarım saat geçiyor, bu defa da kısa süreli baygınlık geçiriyor. Gece boyunca etrafı izlerken, kimin neler içtiğinin farkına varmamışız. Ne yapsak kar etmiyor, onu taksiye karga tulumba bindirip hastaneye götürüyoruz.</p>
<p>Ortada doktor yok. Kimse bizimle ilgilenmiyor. Sonunda birileri gelip ne olduğunu soruyor. Durumu izah ediyoruz. Serum veriliyor, kapıya çıkıp beklemeye başlıyoruz. Bu sırada bir taksiyle kanlar içinde iki adam geliyor. Onları içeri taşıyoruz, zira bunu bizden başka yapacak pek kimse yok. Tuvalete gitmek için hastanenin koridorlarında dolaşırken karşıma bir sıçan çıkıyor. Biraz sonra tuvaleti buluyorum, orada da böceklerle karşılaşıyorum. Dönünce bir başka yaralı adam motorsikletin arkasında kapıya geliyor. Annie sonra motorsikleti sürenin karısı olduğunu ve kavga ettiklerini söylüyor. Adam apar topar ambulansla başka bir hastaneye yollanıyor.</p>
<p>Bu sırada kan tahlilinin sonuçları geliyor. Alkol koması. Ne yapmamız gerektiğini soruyoruz, doktor “gidin” diyor. “sabah kendine gelecek.” Biraz daha bekliyoruz ama bu defa güvenlik görevlisi gelip gitmemizi söylüyor. Sabah Anna Singapur’a gidecek, ben Hoi An için bilet alacağım, Anthony’nin Cu Chi’ye gitmek için erken kalkması gerekiyor. Ama havanın kararmasına da birkaç saat kalmış. Hepimiz hemen hemen aynı yerlerde kalıyoruz. Yürüyüp bir kahveyle kendimize gelmeye çalışacağız. Crayz Buffalo açık, burada günün aydınlanmasını bekliyoruz. İletişim adreslerimizi paylaşıyoruz. Hava aydınlanmadan kahvaltımızı ediyoruz. Bu sırada sokaktan hala müzik sesleri geliyor.</p>
<p>Vedalaşırken arkada Guns N’ Roses <em>Sweet Child O’ Mine</em> çalıyor: “Where do we go now?”</p>
<p>***</p>
<p>Dora Göksal</p>
<p><a href="http://yoldatekbasina.com/">http://yoldatekbasina.com</a></p>The post <a href="https://www.uzakrota.com/ho-chi-minh-kentinden-bambaska-bir-tecrube/">Ho Chi Minh Kenti’nden Bambaşka Bir Tecrübe</a> first appeared on <a href="https://www.uzakrota.com">Uzakrota</a>.]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Siem Reap ve Bisikletle Angkor Tapınakları</title>
		<link>https://www.uzakrota.com/siem-reap-ve-bisikletle-angkor-tapinaklari/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Gokhan ERDOGAN]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 14 Jul 2012 17:19:55 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gezi Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Angkor Tapınakları]]></category>
		<category><![CDATA[Dora Göksal]]></category>
		<category><![CDATA[Siem Reap]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.uzakrota.com/?p=1954</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dora Göksal, Uzak Rota sponsorluğunda Asya Turuna Devam Ediyor. Dora Göksal’a sorularınızı twitter.com/yoldatekbasina twitter adresinden sorabilirsiniz. Hava pek de sıcak sayılmaz. Ama gece caddelerdeki motorsikletleri deniz bisikletine çeviren yağmur yanıltıyor olabilir. Yaz musonlarının kıyısından köşesinden dolaşarak baya yol yaptım ama bu defa kaçış yok. Ya nem ve yağmuru bile ayırt edememeyi göze alıp yola çıkacağım ya da [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.uzakrota.com/siem-reap-ve-bisikletle-angkor-tapinaklari/">Siem Reap ve Bisikletle Angkor Tapınakları</a> first appeared on <a href="https://www.uzakrota.com">Uzakrota</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Dora Göksal, Uzak Rota sponsorluğunda Asya Turuna Devam Ediyor. Dora Göksal’a sorularınızı <a href="https://twitter.com/YoldaTekBasina">twitter.com/yoldatekbasina</a> twitter adresinden sorabilirsiniz.</p>
<p><img decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-1955" src="https://www.uzakrota.com/wp-content/uploads/Bantseay-Kdei_635x412.jpg" alt="Bantseay-Kdei_635x412" width="635" height="412" srcset="https://www.uzakrota.com/wp-content/uploads/Bantseay-Kdei_635x412.jpg 635w, https://www.uzakrota.com/wp-content/uploads/Bantseay-Kdei_635x412-300x194.jpg 300w, https://www.uzakrota.com/wp-content/uploads/Bantseay-Kdei_635x412-117x75.jpg 117w" sizes="(max-width: 635px) 100vw, 635px" /></p>
<p>Hava pek de sıcak sayılmaz. Ama gece caddelerdeki motorsikletleri deniz bisikletine çeviren yağmur yanıltıyor olabilir. Yaz musonlarının kıyısından köşesinden dolaşarak baya yol yaptım ama bu defa kaçış yok. Ya nem ve yağmuru bile ayırt edememeyi göze alıp yola çıkacağım ya da bir tuk tuk arkasında tapınakları şöyle bir kolaçan eden turistlere karışacağım. Tabi ki bisikleti seçiyorum. Önümde 3 gün ve yaklaşık 100 kilometrelik bir yol var. Ama önce Siem Reap’ten biraz bahsetmek gerekiyor.</p>
<h3><strong>Siem Reap</strong></h3>
<p>Eyfel Kulesi’ni yıksanız, Paris hala Fransa’nın ve dünyanın en fazla turist çeken şehirlerinden biri olmaya devam eder. Durum Siem Reap için pek de böyle değil. Angkor Tapınakları 150 yıl önce keşfedilmemiş olsaydı, bu şehir herhangi bir Kamboçya kenti olmaktan öteye gidemeyebilirdi. Angkor şehirde kaldığınız süre boyunca vaktiğinizin çoğunu alacak.</p>
<p>Ben şehre yarım gün ayırıyorum. Belki biraz daha fazla. Çünkü ana etkinliği Barlar Sokağı(Pub Street)’da bir şeyler içmek, pazarlarında alışveriş yapmak ve masaj yapan balıkların olduğu bir akvaryuma ayaklarınızı sokmak olan bir kentten bahsediyoruz. Hepsini birden yapmak çok da uzun süremese gerek.</p>
<p>Ama kalabalık sokaklardan biraz daha dışarı çıktığınızda farklı şeyler göreceksiniz. Toprak yollar, o yollarda otlayan çiftlik hayvanları, bir yanda bir ineği mezbaha götürmeye çalışan insanlar, diğer tarafta çuvallar ve kutularla yüklü motosikletler, yağan yağmurun doldurduğu kanallarda kağıt gemilerini yüzdüren çocuklar, onların hemen önündeki açıkhava lokantalarında içine buz konulmuş bardaklarla biralarını yudumlayan Kamboçyalı erkekler… Kamboçya’da çekilen fotoğrafların çoğunda vizörün arkasındaki göz inanılmaz tapınak manzaralarını ve doğal güzellikleri görmeye meyletmiş olsa da, fakir bir Afrika ülkesinden farksız resimleri görmemek büyük bir adaletsizlik olurdu. Siem Reap yürüyene başka, bir tuk tukun ardında sürücünün çizdiği rotayı takip edene başka gözüküyor.</p>
<h3><strong>Angkor Tapınakları ve Bisiklet</strong></h3>
<p>Burayı bisikletle gezmek konusunda hiçbir yerde olmadığım kadar ısrarcıyım. Çünkü hayatımdaki en dolu birkaç günü bu şekilde geçirdim. Angkor’u neden bisikletle gezmeli?</p>
<p>&#8211; İstediğiniz yeri istediğiniz sürede görme özgürlüğünüz var. Tuk tuklaysa, sürücüyle anlaştığınız rotayı takip etmek zorundasınız.</p>
<p>&#8211; Bisiklet sürmek için harika bir yer. Dümdüz bir yolda asfalttan ufak patikalara geçerken kendinizi turistsiz bir köyde hemen ardından rehberlerin tavsiye etmediği müthiş bir tapınakta bulabilirsiniz.</p>
<p>&#8211; Bisiklet en ucuz yol. Kaldığınız gust house’tan muhtemelen bedayava ortalama bir bisiklet ya da 5USD’ye harika bir dağ bisikleti kiralayabilirsiniz. Tuk tukla çok daha kısa sürede 10-12USD’ye gezebilirsiniz, tabi sadece yakın tapınakları.</p>
<p>&#8211; Bazı tapınakların içine bisikletle girebilirsiniz ama tuk tuk sadece park alanında sizi bekleyecek. 800m uzunluğundaki ta Preah Kahn gibi tapınakları gezerken ne demek istediğimi anlayacaksınız.</p>
<h3><strong>Rota, Mesafe, Süre</strong></h3>
<p>Her şey size kalmış ama ben ilk gün doğudaki uzak tapınakları gezerek başlıyorum. Bunun için kaldığım guest house’tan 5USD karşılığında Giant marka bir dağ bisikleti alıyorum. 24 vitesli ve hızlanmak ya da yavaşlamak istediğinizde size istediğinizi veriyor. Bugünkü planım 50Km yol yapmak ama çok daha yakın ve yolun ülkedeki otoyollardan bile daha iyi durumda olduğu Angkor Wat gibi tapınakları gezmek için biraz lüks sayılabilir. Eğer kaldığınız yerde bisiklet kiralanmıyorsa, sokağın her yirmi metresinde bunu yapan birilerini bulabilirsiniz. Ortalama vitessiz bir yol bisikletinin günlük kirası 1USD.</p>
<p>Şehirden çıkıp üç günlük pasomu almak üzere bilet ofisinde soluğu alıyorum. Bir günlük paso 20USD ama bence en az üç gün gerekiyor. 40USD’ye üç günlük pasomu alıyorum. Paso önemli çünkü önce fotoğrafınız çekiliyor, her gün bölgeye girişte ve hemen her tapınağın kapısında görevliler pasonuzu kontrol ediyor. Pasomu sağlama alıp başlıyorum.</p>
<p>Her şey bir tarafa, iyi yorulacaksınız. Buna 10 saate varan uzun günü, sıcağı, nemi ve yağmuru da ekleyince, sırt çantanızda bolca suyla fazladan giysi bulundurmak ve yola çıkmadan önce iyi bir plan yapmak işe yarayabilir.</p>
<p><strong>1. Gün</strong></p>
<p>İlk günün programı yoğun. Yola erken çıkmak sabah gündoğumunu görmek ve tur gruplarından önce orada olmak için tercih edilesi. 5 buçukta tekerler dönüyor. Ama gün doğumundan hemen sonrası bulutların azizliğine uğruyor.</p>
<p><strong>2. Gün</strong></p>
<p>Dünkü yorgunlukla biraz daha geç kalksam da saat 6 buçukta Ta Phrom’da oluyorum. Yine kalabalık ve yine hava bulutlu.</p>
<ul>
<li>Ta Phrom</li>
<li>Ta Keo</li>
<li>Spean Thmor</li>
<li>Ta Nei</li>
<li>Thommanon</li>
<li>Chao Say Tevoda</li>
<li>Angkor Thom Zafer Kapısı</li>
<li>Angkor Thom Doğu Kapısı</li>
<li>Terrace of Elephants</li>
<li>Phimeaneskas</li>
<li>Terrace of Leper King</li>
<li>Angkor Thom Kuzey Kapısı</li>
<li>Angkor Thom Batı Kapısı</li>
<li>Angkor Thom Güney Kapısı</li>
<li>Baksei Chamkrong</li>
<li>Phom Bakheng</li>
<li>Angkor Baloon</li>
<li>Angkor Wat</li>
</ul>
<p><strong>3. Gün</strong></p>
<p>Bu yoğun tempo sürekli devam edemez. Bugün elimde hala geçerli bir paso ve altımda ortalama bir bisiklet var. Girmediğim yollara girip yeni bir şeyler görmeye çalışıyorum. Yağmur bastırıyor, ormandaki patikalara kaçıyorum. Listedeki isimlerden birini görmedim ama sanırım en çok başıboş gezindiğim bugünü sevdim.</p>
<p>Belki bu yazı Angkor’a gitmek için zaten kabarmış olan isteğinizi daha da artırır. Böyle olunca bisiklet üstündeki saatler daha da anlamlı olacak.</p>
<p>***</p>
<p>Dora Göksal</p>
<p><a href="http://yoldatekbasina.com/">http://yoldatekbasina.com</a></p>The post <a href="https://www.uzakrota.com/siem-reap-ve-bisikletle-angkor-tapinaklari/">Siem Reap ve Bisikletle Angkor Tapınakları</a> first appeared on <a href="https://www.uzakrota.com">Uzakrota</a>.]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dora Göksal&#8217;dan 24 Saatte Devri Alem</title>
		<link>https://www.uzakrota.com/dora-goksaldan-24-saatte-devri-alem/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Gokhan ERDOGAN]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 22 Jun 2012 08:13:29 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gezi Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Bangkok Suvarnabhumi Havalimanı]]></category>
		<category><![CDATA[Dora Göksal]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.uzakrota.com/?p=1709</guid>

					<description><![CDATA[<p>Uzak Rota sponsorluğunda Asya Turu yapan Dora Göksal yoldan bildiriyor. Uçakları çok seviyorsunuz. Havalimanlarında vakit geçirmekten tarifsiz bir haz alıyorsunuz. 35 bin feet’de yediğiniz yemekleri Asya’nın hiçbir mutfağına değişmezsiniz. Gecikme anonsları herkesi çileden çıkarırken size cama yapışıp pist ve taksideki hareketliliği biraz daha izleme fırsatı veriyor. Ucuz uçak bileti arayışı bir yana, aktarmalı uçuşları “bir [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.uzakrota.com/dora-goksaldan-24-saatte-devri-alem/">Dora Göksal’dan 24 Saatte Devri Alem</a> first appeared on <a href="https://www.uzakrota.com">Uzakrota</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Uzak Rota sponsorluğunda Asya Turu yapan Dora Göksal yoldan bildiriyor.</p>
<p>Uçakları çok seviyorsunuz. Havalimanlarında vakit geçirmekten tarifsiz bir haz alıyorsunuz. 35 bin feet’de yediğiniz yemekleri Asya’nın hiçbir mutfağına değişmezsiniz. Gecikme anonsları herkesi çileden çıkarırken size cama yapışıp pist ve taksideki hareketliliği biraz daha izleme fırsatı veriyor. Ucuz uçak bileti arayışı bir yana, aktarmalı uçuşları “bir taşla iki kuş” olarak görüyorsunuz. O zaman bu bir günlük yorgunluğu okumaktan hoşlanabilirsiniz.</p>
<p><strong>İstanbul Atatürk Havalimanı</strong></p>
<p>Saat akşam üzeri 4 civarı metrodan iniyorum. Biraz sonra çantalarımın çilesi başlıyor. “Bilgisayar varsa, çıkarın” diyor güvenlik görevlisi. Çıkmış olduğunu görüp geçmemi işaret ediyor. Bundan tam iki dakika sonra bilgi ekranlarının önüne geliyorum. MS736 sefer sayılı Eygptair uçağı için henüz kontuarlar açılmamış. Hiç oturmadan etrafı kolaçan etmeye başlıyorum. Havalimanı kalabalık ama hava açık, haliyle pek gecikme yok. Önünden geçerken yurtdışı çıkış pulumu da alıyorum. Bu ülkenin vatandaşıysanız yurtdışına çıkmayı hak etmeniz gerekiyor. Ne için verdiğimi bilmediğim 15TL’yi bırakıp içimden türlü küfürlerle devam ediyorum. Tam bir tur attıktan sonra bizim kontuarı buluyorum, henüz açılmamış. Hemen sıraya geçip iki uçuşta da pencere kenarı koltukları almalıyım. 20 dakika bekledikten sonra sırt çantamı veriyorum, tam 19 kilo. İlk uçuşta pencere kenarı koltuğum hazır ama ikincisinde orta sıraya razı oluyorum. Pulum da olduğuna göre ülkeden resmen ayrılabilirim. Pasaport kontrolde suratsız bir memur. “Merhabalar!” Cevap yok. “Teşekkür ederim.” Boş gözlerle etrafına bakıyor. Pasaportumu alıyorum, “Kolay gelsin.” Zaten bir cevap beklemiyordum.</p>
<p>Kapı numarası 210. Uçağa binmeyi beklerken fotoğraf çekmek için diğer kapılara yöneliyorum. Beride Iran Air’in 747SP’si, namı diğer 747 Baby, 209’da Türk Hava Yolları’nın “Gökçeada”sı, A330. Bu sırada Narita’ya gidecek olan Barcelona boyamalı 777’de bir arıza. Çoğu Japon olan yolculara anons yapılıyor: “Bu bir kapı değişikliği anonsudur.” Derken bizim uçuş saatimiz geliyor ama kapı boş. Gecikme anonsu uçak alana geldikten sonra yapılıyor. Saat 19.15’te koltuğuma yerleşiyorum, 36K. Pencereden <em>Globally Yours</em> boyamalı 737’yi görüyorum. Gözlerim grev yaptıkları için işlerinden kovulan 305 Türk Hava Yolları ve Türk Hava Yolları Teknik çalışanının yüzünü arıyor. İşten atarken yüzü kızarmayanlar, çalışanlarına sözde jest olan bu uçakta onların fotoğralarına çarpı koymaya utanmış belli ki.</p>
<p>35L’de pist başı yapıyoruz. Bizden önce kalkan A320’yi bekleyip tam gazla yolculuk başlıyor. Inflight Entertainment System(IES) bu uçakta yok ama hava aydınlık ve İstanbul ayaklarımın altında. Uçuş süresi 2 saat olarak anons ediliyor. Sabiha Gökçen üzerindeyken flapler toplanıyor, sonra da güneye dönüş başlıyor. Pustan ve kirli camlardan görüş artık hepten kayıp. Arkada oturmanın faydası, yemek servisi bize erken başlıyor. “Chicken or beef?” Dana etiyle başlıyorum. Yemek fena değil. Tatlı olarak kek var, ona geçecekken çay-kahve servisi. Düz uçuşa geçiyoruz. Sağda güneş batıyor, ben de kitabıma dalıyorum.</p>
<p><strong>Kahire Havalimanı</strong></p>
<p>1 saatlik gecikme bana aydınlık görmeyi umduğum Kahire’yi göstermiyor. Alçaldıkça daha fazla ışık kümesini Tahrir Meydanı’na benzetiyorum. Şehre 25Km uzakta olsak da, Kahire’de kuşbakışı her meydan Tahrir.</p>
<p>Uçaktan inip günün ilk transit geçişine gidiyorum. Kısa sürüyor çünkü x-ray ekranının başındaki görevli yanındakiyle gülüşüyor, biniş kartlarına bakanın da bir kulağı onlarda. Dönen bir merdivenden yukarı çıktığımda basık bir binada olduğumu fark ediyorum. Üç kanat bir meydanda birleşiyor. Bangkok uçuşu için F05 numaralı kapıya gitmeliyim. Etraf sakin, koridorlardan oluşan terminal sıkıcı. Uçakları göremedikten sonra havalimanları neye yarar?</p>
<p>Gezinmeye bu defa ters taraftan devam ediyorum. G kanadında boş bir bank ve yanında da boş bir priz. 2 saatlik boşluğu geçirmenin tek yolu bu yazının bir kısmını toparlamak, bir yandan da üç beş mail atmak. Kuala Lumpur’daki hostellerden birine mail atıyorum. Bir öncekinden cevap gelmemiş. Saat 23.00’da tekrar F kanadına dönmek için toparlanıyorum. Biniş 10 dakika önce başlamalıydı.</p>
<p>F05’te yeniden pasaport ve biniş kartı kontrolü. El bagajları da yeniden x-ray’e. Bu, şimdilik dördüncüsü. Bekleme salonunda yuvarlak pencereler ve önlerinde çay bahçesi sandalyeleri var. Pencereden kafamı uzatıyorum ve rezervasyonda 777-300 olan uçağın aslında A330-300 olduğunu görüyorum. Bence Airbus’ın en iyi uçağı ama bir “Boeingsever” olarak hafif üzülmedim desem yanlış olur. 10 dakika sonra kapı açılıyor. Bu kez E39 numaralı koltuğa gidiyorum. Ekonomi sınıfında 2-4-2 dizilimi var, bu da benim orta sıranın orta koltuklarından birinde oturduğum anlamına geliyor. Bu defa IES var ama ekranda ya izlediğim filmler ya da izlemek istemediklerim. Eygptair’in günahı yok, Emirates ile bir defa yolculuk ettikten sonra başladı bu seçicilik. Yoksa uçakta filmler uykuya dalmamı hızlandırmaktan başka işe yaramıyor.</p>
<p>Uzun bir taksi yaptıktan sonra pist başına geliyoruz. Kahire, daha önce Moskova ve Dubai’de de olduğu gibi birkaç saatlik bir durak olmaktan öteye geçemiyor. Transit uçuşların en kötü yanı aktarma yapılan şehirlere fiziken gidip gerçekte orada hiç varolamamak. Mısır saatiyle 00.20’de tekerler pistten kesiliyor. Yarım saat sonra tanıdık bir soru: “Chicken or beef?” Bu defa tavuk istiyorum.</p>
<p><strong>Bangkok Suvarnabhumi Havalimanı</strong></p>
<p>Tayland’ta saat 14.20 olduğunda, yani kalkıştan tam 9 saat sonra Bangkok’tayız. Bangkok yolcuları gibi biz de iniyoruz. Biletimi alırken Kahire-Kuala Lumpur uçuşunun Bangkok aktarmalı olduğunu fark etseydim alır mıydım, bilmiyorum ama halimden memnunum. Uykumu aldım. Sabah inmeden kahvaltımı ettim. Şimdi yine transit geçişe gidiyorum. Çantam, bilgisayarım ve ayakkabılarım ayrı sepetlerde, 5 dakika sonra yeniden çıktığım E2 numaralı kapıya dönüyorum. Yeniden biniş kartı ve pasaport kontrolü. Tayland’ta havalimanı görevlileri güleryüzlü.</p>
<p>Kapı açılıyor ve 1 saat önce indiğimiz uçağa geri dönüyoruz. Sadece yanımdaki koltuk boşalmış, diğer herkes Kuala Lumpur yolcusu. Alandaki güleryüzlülük uçakta pek yoktu şimdiye kadar ama son uçuştaki kabin görevlileri eğlenceli. Su isteyen bir yolcuya ciddi bir ifadeyle “Dry or wet?” diye soruyor bir tanesi. Başta anlamıyor ama yolcu bir iki saniyelik duraksamadan sonra “Dry” diye yanıtlıyor. Kuala Lumpur’a kadar geçen 1 saat 45 dakika boyunca kabin amiri yolcuyla eğlenmeye devam ediyor. Benim muhatap olduğum “Chicken or fish?” sorusu ise beni pek mutlu ediyor. Bu kez cevap balık. Son 24 saatin dördüncü öğününü de uçakta yiyerek yola devam ediyorum.</p>
<p><strong>Kuala Lumpur Uluslararası Havalimanı</strong></p>
<p>Kahire-Bangkok 7676Km’ydi ve bu da 1222Km. Malezya saati Tayland saatinden bir saat ileri, alacakaranık, 18.50’de alana iniyoruz. Yandaki pencerelerde görebildiğim kadarıyla Emirates’in A380’i kapıda ve Cathay Pasific’in 777’si takside arkamızda. Kapıya geliyoruz, uzun bir yürüyüşten sonra Aerobus adlı terminaller arası raylı sisteme geliyorum. Bir benzeri bu yılın başında Tokyo Narita Havalimanı’nda beni şaşırtmıştı ama bu ondan daha uzun. İndiğimiz yerde pasaport kontrol masaları, 5 dakika sonra da sırt çantamı beklemek üzere bagaj bandının başındayım. Bekleyiş uzuyor ama yorgun hissetmiyorum, sonunda da yüklenip dışarı çıkıyorum.</p>
<p>Para bozdurulabilecek tek büro çıkışın solunda. 100USD, 299RM(Ringit) ediyor, dışarıdaki kura göre 10RM zarardayım. Hemen şehre en hızlı ulaşım aracı olan KLIA Express’e gidiyorum. Saat 8’de geliyor. Havalimanı ve şehir arasındaki 72Km olan mesafeyi 28 dakikada gidiyor. KL Sentral İstasyonu son durak. Buradan hafif raylı sistem olan LRT’ye binip bir sonraki durak olan Pasar Seni LRT istasyonunda iniyorum. Harita ezberimde ama hosteli elimle koymuş gibi bulacağımı beklemiyordum.</p>
<p>Duştan sonra sonunda tamamen uzanabileceğim bir yatağım var. Dünya etrafında bir tur atılabilecek zamanda ancak Malezya’ya varabildim. Ama şu an sahip olduğum şey, zaman ve onu dünyadan 12 bin kilometre yukarıda  geçirmeyi seviyorum.</p>
<p>Kuala Lumpur’da bir gece yarısından merhabalar.</p>
<p>***</p>
<p>Dora GÖKSAL</p>
<p><a href="http://yoldatekbasina.com/2012/06/24-saatte-devri-alem/">Yolda Tek Başına</a></p>
<p>&nbsp;</p>The post <a href="https://www.uzakrota.com/dora-goksaldan-24-saatte-devri-alem/">Dora Göksal’dan 24 Saatte Devri Alem</a> first appeared on <a href="https://www.uzakrota.com">Uzakrota</a>.]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dora Göksal&#8217;ın Asya Turu Başladı</title>
		<link>https://www.uzakrota.com/dora-goksalin-asya-turu-basladi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Gokhan ERDOGAN]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 21 Jun 2012 09:48:22 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gezi Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Asya Macerası]]></category>
		<category><![CDATA[Asya turu]]></category>
		<category><![CDATA[Dora Göksal]]></category>
		<category><![CDATA[Dora Göksal'ın Asya Turu]]></category>
		<category><![CDATA[Türk vatandaşları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.uzakrota.com/?p=1705</guid>

					<description><![CDATA[<p>Teknoloji gelişti ve dünya artık o kadar küçüldü ki bazen hepimiz kendimizi küçük bir köyde sanıyoruz. Fakat bilgisayardı, televizyondu, iş stresiydi ve trafikti derken artık bunalıp kendimizi dışarılara atmak istiyoruz. Bulunduğumuz ortamdan uzaklaşıp yeni kültürler, yeni insanlar tanımak ve yeni arkadaşlıklar kurmak istiyoruz fakat çok azımız çok istememize rağmen bunu başarabiliyor, Dora Göksal&#8217;da bu şanslı [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.uzakrota.com/dora-goksalin-asya-turu-basladi/">Dora Göksal’ın Asya Turu Başladı</a> first appeared on <a href="https://www.uzakrota.com">Uzakrota</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a href="https://www.uzakrota.com/wp-content/uploads/musluman-mahallesi-xian_635x412.jpg"><img decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-1706" src="https://www.uzakrota.com/wp-content/uploads/musluman-mahallesi-xian_635x412.jpg" alt="musluman-mahallesi-xian_635x412" width="635" height="412" srcset="https://www.uzakrota.com/wp-content/uploads/musluman-mahallesi-xian_635x412.jpg 635w, https://www.uzakrota.com/wp-content/uploads/musluman-mahallesi-xian_635x412-300x194.jpg 300w, https://www.uzakrota.com/wp-content/uploads/musluman-mahallesi-xian_635x412-117x75.jpg 117w" sizes="(max-width: 635px) 100vw, 635px" /></a></p>
<p>Teknoloji gelişti ve dünya artık o kadar küçüldü ki bazen hepimiz kendimizi küçük bir köyde sanıyoruz. Fakat bilgisayardı, televizyondu, iş stresiydi ve trafikti derken artık bunalıp kendimizi dışarılara atmak istiyoruz. Bulunduğumuz ortamdan uzaklaşıp yeni kültürler, yeni insanlar tanımak ve yeni arkadaşlıklar kurmak istiyoruz fakat çok azımız çok istememize rağmen bunu başarabiliyor, Dora Göksal&#8217;da bu şanslı kitleden sadece biri. Sizlerinde bildiği gibi Türk Vatandaşları&#8217;nın en büyük problemi olan vize sebebiyle bir Amerikalı, Avustralyalı, Kanadalı yada bir Avrupalı gezgin gibi rahatça gezmemiz problem olsa da Dora Göksal bunu aşıp <a href="https://www.uzakrota.com">Uzak Rota</a> basın sponsorluğunda bu hayalini gerçekleştirip Asya&#8217;ya doğru yola çıktı.</p>
<p>Bizde bu turun bir parçası olarak yer almaktan dolayı oldukça mutlu olduğumuzu belirterek Dora Göksal&#8217;a Asya turunda iyi eğlenceler diliyoruz. Dora Göksal&#8217;ın Asya Macerasını kişisel blogu yoldatekbasina.com ve uzakrota.com adreslerinden takip edebilirsiniz.</p>
<p>Dora Göksal&#8217;a sorularını iletmek ve şuanda nerede olduğunu öğrenmek isterseniz twitter.com/YoldaTekBasina adresinden bağlantıya geçebilirsiniz.</p>
<h3><strong>Dora Göksal Ne Diyor?</strong></h3>
<p>Yola Türkiye’den başladım ve uzak Asyayı boydan boya katetmeye çalışıyorum. Dünyaya Giriş 101′in ilk konusunun bu olduğunu varsayarsak, önümde doldurmam gereken onlarca kredi ve mezun olmam gereken bir hayat var. Kendimi bu şekilde mutlu hissediyorum, bunu yazmaktan ayrı bir haz duyuyorum.</p>
<p>Etmeye çalıştığım bir ton lafın özeti şu; seyahat etmek bir lüks, orta direğin belini bükecek bir külfet ya da bir rehber eşliğinde koşar adım gezilecek müzeler demek değildir. Son derece kısıtlı bütçeler ve keşfetmeye duyulan sonsuz tutku ile imkansız görülen seyahatler bile mümkün olabilir.</p>
<p>Seyahat etmek bir soru sorma, cevap arama ve yeni sorular edinme sürecidir. Ben bunu yolda yalnızken gerçekleştirebildiğime inanıyorum. Bu yüzden uzun tren, otobüs ve uçak yolculuklarını, istasyonlar, otobüs durakları ve havalimanlarında geçirdiğim geceleri yatağımdakilere yeğliyorum.</p>
<p>Şimdilik Japonya, Çin Halk Cumhuriyeti, Hong Kong ve Hindistan’a ulaşabildim. Yeni yılın ortasında Güneydoğu Asya’dan yazıyor olmayı planlıyorum.</p>
<p><em>Yolda Tek Başına</em>, bir süredir devam eden ve bitmemesini umduğum bir yolculuk. Dikkatinizi dünyanın bir diğer ucuna çekip geçtiğim yolları işaretlemek, bunu yaparken de biraz olsun eğlendirmek gayretindeyim.<a href="https://www.uzakrota.com/wp-content/uploads/SETUR-EYL-09-bangkok.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-8789" src="https://www.uzakrota.com/wp-content/uploads/SETUR-EYL-09-bangkok.jpg" alt="SETUR-EYL-09-bangkok" width="800" height="600" srcset="https://www.uzakrota.com/wp-content/uploads/SETUR-EYL-09-bangkok.jpg 800w, https://www.uzakrota.com/wp-content/uploads/SETUR-EYL-09-bangkok-300x225.jpg 300w, https://www.uzakrota.com/wp-content/uploads/SETUR-EYL-09-bangkok-180x135.jpg 180w" sizes="(max-width: 800px) 100vw, 800px" /></a></p>
<p><strong>Uzak Rota Ekibi</strong></p>The post <a href="https://www.uzakrota.com/dora-goksalin-asya-turu-basladi/">Dora Göksal’ın Asya Turu Başladı</a> first appeared on <a href="https://www.uzakrota.com">Uzakrota</a>.]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
