Paylaş, , Google Plus, Pinterest,

Yazdır

Yayınlanan:

Portekiz Esintili Goa

Rüzgarda salınan palmiyeler, filmlerde rastlanan türden beyaz kumlu plajlar, içine dalmadığın her dakika kayıp hanesine yazılan masmavi deniz, yeni arkadaşlar ve en ucuzundan egzotik yemekler… Biri tatil cenneti mi demişti? 

Goa, Hindistan’ın batı sahilinde kurtarılmış bir bölge. Hindistan ile ilgili bütün önyargılarını evde bırakıp öyle gitmeni öneririz. Hindistan’ın en küçük ama en zengin eyaleti. Eski bir Portekiz kolonisi olduğu için mimarisi, doğu batı sentezi yemekleri, müzikleri ve özellikle insanındaki genel latin rahatlığı (buna susegad diyorlar) ile akıllardaki Hindistan’dan kendini ayırıyor. Durup dururken zambaklarla kaplı bir göle rastlamak, kimsenin işi yokmuş gibi saatlerce süren öğlen yemeklerine dahil olmak, koskocaman plajlarda yanına kadar sokulan deniz kuşları dışında yalnız başına güneşlenmek, yüzlerce yıllık katedrallerden geçerken vanilya kokuları almak, Goa’da başına gelirse şaşırmaman gereken şeylerden.

Ne zaman gidilir:

Goa hakkında cevaplaman gereken en önemli sorulardan biri işte bu. Bölge muson etkisinde olduğu için, tatilini misafir kulübende yağmurun bitmesi için dua ederek yeme şansın var! Kasım ve Mart arası, yağmurların uzaklarda kaldığı, bunaltan nemin adam bayıltmadığı, denizin sakin sakin seni beklediği dönem. Ekim ayı turist sezonunun başlangıcı olduğundan, biraz yağmura ve hala açılmamış birkaç dükkana katlanırsan ödülünü bomboş plajlarla alacaksın. Nisan ve Mayıs da turistlerin gözden kaybolduğu ve fiyatların ucuzladığı ancak nemli hava sıkıntısının başladığı dönemler. Muson yağmurlarının bastırdığı Haziran – Eylül arası ise partiler, geleneksel ve modern festivallerle geçiyor ancak bu dönemde denizde yüzmek yasak, hava çok nemli ve bunun yanında oteller kapalı olduğu için fiyatlar pazarlık yeteneğine kalıyor.

Pazarlık:

Pazarlık demişken, Goa’da hiçbir şey etiket fiyatından gitmiyor. Göz koyduklarını yarısına, hatta üçte birine, hatta sen ne kadar fiyat biçersen o fiyata alman mümkün. İşin sırrı, kararlı olmak. Diyelim ki hediyelikler seçtin ve 2000 rupilik (ki 40 dolar ediyor) bir fatura çıktı. 500 rupi önerebilir, kabul edilmezse hemen yan dükkana geçebilirsin. Muhtemelen satıcı arkadaş seni geri çağırıp 1000 rupiye konuyu kapatmaya çalışacak. Tekrar yan dükkana meyletmen, büyük bir ihtimalle alışverişini 700 rupiye yapmanı sağlayacaktır. Restoranlardan taksiye, otelden gece eğlencesine, tüm gittiğin yerlerde pazarlık yapmaktan geri durma.

Konaklama:

Goa’ya gitmeden önce rezervasyon yapmana gerek yok, nasıl olsa otel, fotoğraflarındaki gibi çıkmayacak. Önünde iki yol ayrımı var; ya “Gittim mi tadını çıkarırım” deyip Palolem, Arambol gibi sahillerdeki kulübelerden kiralayacaksın (ki geceliği maksimum on dolar) ya da dört yıldızlı bir otele yerleşip yerel kültürden uzaklaşacak ama sıcak suyun keyfini süreceksin. Tercihin bungalovlardan yana olsun. Goa’nın kuzeyinde kalan Arambol’de, birkaç kilometrelik bembeyaz sahil ve ağır aksak sakinler ile huzur bulabilirsin. Güney Goa’daki Margoa da, Goa’nın en iddialı plajlarına sahip olduğu için bungalovda kalacaksan ilk tercihlerinden olabilir. Colva plajındaki kulübeler daha da ucuz, pazarlıkla geceliğini maksimum beş dolara halladebilirsin.

Ancak bungalovlarda bırakılan para ve pasaportların çalınabildiğini düşünerek sabah çıkarken kıymetli eşyalarını yanına al. Bungalovlar, tam da Kelebekler Vadisi, OlimposKabak lezzetinde; yeni arkadaşlarla tanışmacalar, yan masalarla yemek paylaşmacalar, gece yapılacak yeni programları kulaktan kulağa öğrenmeler anlamına geliyor. Zaten genel olarak Olimpos tarzı eğlenceler sana iyi geliyorsa, Goa’ya da bayılacaksın.

Eğlence:

Goa’nın gece eğlencesi, maksimum on beş dolara girilen tesisler (kapıdaki güvenlik görevlileri ile pazarlık yapmak gerektiğini söylemeye gerek var mı?) ve fiyatı üç-dört dolar arasında değişen içeceklerle şekilleniyor. O dillere destan plaj partileri, güvenlik sebebi ile artık yasak ama eğlence mekanları sabaha kadar açık. Ancak yılbaşı zamanı plaj partileri olduğunu duyduk. Eğlence yerlerinde genellikle “goa” denen trance türü bir müzik çalıyor ve “Ben sevmem”ciler bile bir süre sonra havasından, suyundan, havaya girmeye ve dans etmeye başlıyor. Vagator sahilindeki Paradiso, popüler mekanlardan biri.

Ne yenir?

Hindistan’da inekler kutsal olsa da, Goa’da çatır kütür et yiyebilirsin. Turistik her yer yemek yenecek mekanlarla dolu, üstelik yerinden kalkmana gerek yok, parmağını şıklattığın gibi plajda oturduğun yere servis yapılıyor. Yemekler yarı Hint, yarı İspanyol esintili. Yani bol körili balık da bulabilirsin, nefis sosisler de. Ancak deniz ürünleri hiç tatmadığın kadar lezzetli ve ucuz. Her yemeğin yanında pirinç, patates veya mercimek servis ediliyor. Her tarafta karşına çıkacak, acayip bir makine ile meyve suyu sıkan seyyar arabalar veya minik kulübeler göreceksin. “Temiz değildir şimdi”yi bir kenara bırakıp belki de tadacağın en güzel meyve sularını kaçırmamanı öneririz. Kızarmış sosisli sandviç ve tatlı ekşi soslu balık ambot-tik, mutlaka denemen gerekenlerden.

             

Paylaş, , Google Plus, Pinterest,

Gokhan ERDOGAN tarafından yazılmıştır

Çok Gezen Çok Tozan, Az Biraz Deli, Biraz da Yazan Çizen, Ucundan Web Tasarımcısı, Çılgın bi Proje Canavarı, Aa Unutmadan Az Buçuk da Fotoğrafçı.

2258 posts

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir