Paylaş, , Google Plus, Pinterest,

Yazdır

Yayınlanan:

Hande Çilek’in Zanzibar Macerası

Zanzibar, yani ”Zenci Sahili” Tanzanya’ya bağlı olmasına rağmen kendine ait bir başkana, bir bayrağa ve dine sahip olan bir adadır. 1963 senesinde İngilizlerden bağımsızlıklarını alıp, Tanzanya’ya bağlanmışlar ama Zanzibar daha çok bağımsız bir ülke konumundadır. Biz Safari sonrasında dinlenmek ve biraz deniz tatili yapmak için bu renkli adayı tercih ettik. Serin Tanzanya’dan sıcacık Zanzibar’a Cessna’nın en küçük modellerinden biriyle bir buçuk saat süren bir yolculuk sonrası ulaştık. İner inmez tropikal iklimin verdiği o ılık hava yüzümüze çarptı. Derin bir oh çektik. İlk bakışta Zanzibar bir Afrika ülkesinden çok, bir Arap ülkesine, ya da Hindistan’a gelmiş hissi veriyor.

Zanzibar
Görsel: Zanzibar Sokakları

Baharat kokuları, oymalı kapılar Hint hissi uyandırırken, Müslüman insan portreleri ve kafalardaki takkeler Fas hissi uyandırıyor. Ülkenin neredeyse tamamı Müslüman, çok küçük bir miktarı Hristiyan. Gelirleri balıkçılık, tropikal meyve tarımı, baharat ve turizmden geliyor. Gözlemlediğimiz kadarıyla oldukça fakirler ve şimdiye kadar gördüğüm en az gelişmiş bölgelerden biri diyebilirim. Turistlerle muhabbet kurup birşeyler satmayı çok seviyorlar. Herkes ”Jambo” deyip sizinle konuşmaya çalışıyor. Türkiye’nin nerede olduğu hakkında pek bir fikirleri yok. Türklerin çok uğradığı bir yer olmadığından Türkleri tanımıyorlar. Adanın çok eski bir geçmişi var ve bu çok fazla ülke tarafından yönetilip, sömürülmüş olmasından kaynaklanıyor. Harika bir denizi var, Seycheller, Mauritius ve Maldivlerle aynı denizi yani Hint Okyanusunu paylaşıyorlar.Dolayısıyla romantik bir tatil için uygun bir destinasyon.

Tüm gün deniz kenarında yayılmayı seven bir çift olmadığımızdan sürekli bir yerleri gezip, görmeye çalıştık. Gidilebilecek her yere gittik ve inanın bu kadar küçük bir ada olmasına rağmen gezilip görülecek çok güzel yerler mevcut. Gerçi bir ara ”bizim ne işimiz var burada” dedirttirecek olaylar olmadı değil. Geleneği bozmayıp 2 gece Stonetown’daki Serena Hotel’de kaldık. Tüm gezimiz boyunca temizliği ve güzelliği ile bizden tam not aldı. Geri kalan 4 geceyi ise Ras Nungwi Hotel’de geçirdik. Şehir merkezine 1 saat uzaklıkta olan bu bölge adanın en kuzeyinde yer almaktadır ve adadaki en güzel denize sahip olması ile ünlüdür. Burada deniz altını seven birçok dalgıça rastlayabilirsiniz çünkü çok güzel bir deniz altı yaşamına sahip. Adanın bu bölgesinde çok sık gelgit meydana gelmekte, mesela bir gün içerisinde su üç veya dört kez çekilip, geri gelebiliyor. Dalgalar çok kuvvetli olduğundan bir kaç akşam tsunami geliyor diye korkudan uyuyamadığım da oldu. Deniz çekildiğinde girilemiyor, geri geldiğinde ise dalgalardan nasibinizi alıp oraya buraya savruluyorsunuz. Ama tüm bunlar denizin güzelliğine ve serinliğine gölge düşüremiyor.

Ne alınır? : Satılan ürünler çoğunlukla Hint ve ya Çin malı. Dükkanlarda daha çok Safari ve Afrika temalı ürünler var. Şehrin merkezinde ”Memories” isminde kocaman 2 katlı bir mağaza var. Fiyatlar oldukça uygun, çeşit bol ve pazarlık yok, her ürünün üzerinde fiyatı var. Biz buradan evdeki Afrika temalı odamız için hardcover Afrika içerikli kitaplar, zebralı salata kaşıkları, buraya ait yerel bir sanat olan muz kabuklarından yapılmış resimler, yastık kılıfları aldık. Kredi kartıda geçiyor. Ayrıca kahve, çay ve baharatlarda hediyelik olarak alınabilir.

Ne yapılır? : Şehrin merkezi olan Stone Town’un dar sokaklarını mutlaka fellik fellik gezin. Stone Town, Unesco Dünya Mirasları Listesinde yer almaktadır. Oldukça eski ve bakımsız binalarla doludur ama inanılmaz renkli ve fotoğraflık atmosferere sahiptir. Minik bir tuktukla şehri gezmeniz bir günden fazlasını almayacaktır. Yapılması gereken atraksiyonlardan biri ise Prison Island’a gidip buradaki 90 yaşındaki kaplumbağaları görmeniz olacaktır. Elinizden yaprak yiyecekler ve onları sevmenize izin vereceklerdir. Dünya göreceğiniz en büyük kaplumbağalar olduğu konusunda emin olabilirsiniz. Bu adaya Prison Island denmesinin sebebi 1900′lü yıllarda Doğu Afrika’da toplanan zenci köleleri buradan Orta Doğuya transfer etmiş olmalarıdır. Daha sonra buradaki hapishanenin hastane olarak kullanıldığı söylenmektedir.

Ana adaya on dakika uzaklıkta olan bu şirin adaya ister deniz kenarlarındaki küçük teknelerle pazarlık yaparak, (35 Dolar) ister bizim tercih ettiğimiz gibi İsviçreli bir çifte ait olan Black Pearl’den (25 Dolar kişi başı) tekne kiralayabilirsiniz. Görülesi yerlerden bir diğeri ise Slave Market denilen, eskiden köle ticareti yapılan ve şu anda kilisenin olduğu noktadır. Bu bölgenin tam üstüne o tarihlerde zencilere yapılan işkenceleri sembolik olarak kapatmak için Christ Kilisesi dikilmiş. Kölelerin tutulduğu odalar var ki gerçekten insanın tüyleri ürperiyor. Boyunları zincirli 100 kadar kadın ve çocuğu bu deliklerde tutup sonrasında Arap ülkelerine satıyorlarmış. Kadınların iki görevi varmış, biri hizmetçilik diğeri de mağlum. Erkekler ise hadım edilip satılıyormuş.12. yy’dan 19 yy’a kadar bu insanlık dışı olaylar devam etmiş. Amerika’daki ve Avrupa’daki zenciler Batı Afrika’dan , Ortadoğu’daki köleler ise buradan yani Doğu Afrika’dan gönderilmiş.

Çok büyük bir insanlık suçu, eskiyi deştikçe beyaz insanların yaptıkları insanın kanını donduruyor. Köle pazarından sonra ziyaret edilecek yerel bir pazarları var.21.yy’dan uzak ortaçağdan kalma bir görüntü sergiliyor. İki, üç adet umarsızca sergilenen sinekli balıklar pis tezgahlarda alıcısını bekliyor. Et ve tavuk desen onlarda öyle. İnsanı çok çarpan bir yer olduğundan gidip görülmesi tavsiye edilir… Forodhani Bahçesi’nde yani şehrin merkezinde House of Wonders isimli müzeyi gezebilirsiniz. Çok fazla birşey yok genelde yazılardan ibaret ama yinede gezmeye değer. Yine buranın hemen sağında bulunan Arap kalesi de dolaşılabilecek yerler arasında sayılabilir. Bu saydıklarım Stone Town civarındaydı, biraz daha uzaklara gitmek isterseniz Kelebek Merkezi denilen, küçük bir alanda sera şeklinde düzenlenmiş, bölgeye has kelebekleri yakından görebilirsiniz.

Gözünüzde çok büyük bir yer hayal etmeyin, daha önce New York’ta kelebek serasını gördüğüm için bu onun yanında biraz sönük kaçtı. Kelebek serasına yakın bir mesafede bulunan Jozani Forest, Kırmızı Colobus Maymunları ve Mangrove agaçları ile ünlüdür. Bu maymunlar Zanzibar’a özel olduğundan dünyada görebileceğiniz tek yer burasıdır. İnsancıl olduklarından diplerine kadar girip fotoğraflarını çekebilirsiniz, fotoğraf çekimi için oldukça uygun bir mekan. Son olarak bahsetmek istediğim başka bir yer ise Spice Farmlar. Burada baharatlar da önemli bir gelir kaynağı olduğundan, bir sürü baharat çiftlikleri var. Biz bir tanesine gitme gafletinde bulunduk ve ortada pek bir tarla göremedik. Belkide Goa’da gittiğimiz muhteşem tarladan sonra burası çok sönük geldi. Size birkaç ağaç gösterip daha sonra egzotik meyve tadımı yaptırıyorlar ama ben şahsen bizi götürdükleri tarlayı hiç beğenmedim.

Ne yenilir? : Bu köşe için yazabileceğim öne çıkan pek birşey yok. Yine Tanzanyadaki gibi restoran pek yok, birkaç cafe var o kadar. Balık ve deniz ürünleri denenebilir. Meyve açısından zengin bir ada olduğundan harika kokulu papaya ve mangoları olabildiğince tüketmelisiniz.

Notlar : Kıyafetlerinize dikkat etmenizi öneririm, Müslüman bir ülke olduğundan ve zaten turist olduğunuzdan yeteri kadar dikkatler üzerinizde olacaktır. Mümkünse dolar değil şilin kullanın. Paraları dolardan değersiz olmasına rağmen şilin ile dolar aynıymış gibi davranabilirler. Yani kola aldığınızda 2 şilin ise kaç dolar derseniz yine 2 dolar diyebilirler.Yanınıza kendi snorkelinizi ve paletinizi alın. Burada bulamazsınız, bulsanızda düşük bir fiyata bulamazsınız. Genelde bellboylara, rehbere, tekne çalışanlarına kadar herkes bahşiş bekler. Birkaç dolardan fazla vermeyin tabi gönlünüzden daha fazlası kopmadıkça. İzin istemeden fotoğraf çekmeyin gerçi, izin istesenizde mutlaka para isteyeceklerdir. Kimse ingilizce bilmesede ”money” kelimesini biliyor. ”Jambo, my brother!” diye yaklaşan zencilere çok güvenmeyin, buradaki tüm vatandaşlar potansiyel tur rehberi ve tekne kaptanı olduğundan sizi alakasız yerlere götürüp daha çok uğraştırabilirler.

Kaynak: Gümüş Pusula

             

Paylaş, , Google Plus, Pinterest,

Gokhan ERDOGAN tarafından yazılmıştır

Çok Gezen Çok Tozan, Az Biraz Deli, Biraz da Yazan Çizen, Ucundan Web Tasarımcısı, Çılgın bi Proje Canavarı, Aa Unutmadan Az Buçuk da Fotoğrafçı.

2258 posts

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir