Paylaş, , Google Plus, Pinterest,

Yazdır

Yayınlanan:

Bangkok’tan Siem Reap’e: Tayland ve Kamboçya

Dora Göksal, Uzak Rota sponsorluğunda Asya Turuna Devam Ediyor. Dora Göksal’a sorularınızı twitter.com/yoldatekbasina twitter adresinden sorabilirsiniz.

SETUR-EYL-09-bangkok

Saat sabahın 4’ü. Ancak iki saat önce uyuyabildiğimi düşünersek, oldukça dinç uyanıyorum. Sırt çantam hazır. Aslında yatmadan önce bu işi yapmak beni hep tedirgin ediyor. Odadan 5 dakikada çıktığımda gün boyunca bir şeyleri unutmuş olabileceğimi düşünüyorum. Her şeyi tekrar tekrar kontrol edip kapıdan çıkıyorum. Caddeler kalabalık, taksiler, tuk tuklar, motorsikletler birkaç saat önce bıraktığım gibi vızır vızır. Huai Kwang’ta kalıyorum, amacım Mochit’teki otobüs terminaline gitmek. Taksi ve tuk tuk arasında pek fark yok, elimi kaldırdığımda hangisi önce durursa ona bineceğim. Ve bir taksi, kapıyı açarken cüzdanımı ve pasaportumun cebimde olup olmadığını yokluyorum. “Mochit Bus Station.” Bir anlık duraksama. “Okay sir.”

Kamboçya Vizesi

Asya ülkeleri için vize almak Batıdakilere göre oldukça kolaydır. Ama bu kadar kolay olabileceğini hiç tahmin etmemiştim.

İki gün önce Bangkok’ta erken kalktığım sabahlardan birinde vizeyi almaya karar verdim. Kamboçya’ya her halükarda gidecektim fakat vizeyi sınırda da almak mümkün olduğundan, bunu Bangkok’ta yapmak çok da gerekli değildi. Yine de, hem öğlene kadar boş olan günümü doldurmak hem de sınırda fazladan vakit geçirmemek adına büyükelçiliğin adresine bakıyorum. Pek uzak sayılmaz.

Önce Phra Ram 9 MRT istasyonuna gidiyorum, oradan da bir tuk tuk’a atlayıp büyükelçiliğe. Laos ve Kamboçya’nın Bangkok Büyükelçilikleri aynı sokakta. Önce Laos’a gidiyorum. Vizeyi aynı günde almak istediğimi belirtip bir saat bekledikten sonra pasaportum yeniden elimde(Bunu da Laos yazılarında anlatacağım). Sonra da Kamboçya Büyükelçiliğinin kapısından içeri giriyorum. Kapıda bir görevli bana sıra numarası veriyor: 36. Bir anda Türkiye’deki banka numaratörlerini hatırlayıp dehşete düşüyorum. Belki de sadece sıranın bana gelmesi için birkaç saat bekleyeceğim.

Öyle olmuyor. İçeride bekleyen insanlar var ama ben hemen formların olduğu köşeye yöneliyorum. 1 saat önce son vize formunu doldurmanın verdiği zindelikle 1 dakikada formu doldurup gişeye gidiyorum. Numaramı gösteriyorum ama ilgilenmiyor. Formda iki fotoğraf istedikleri yazılı ama verdiğim ikinci fotoğrafı geri çeviriyor. “25 Dolars and 20 Baht for photocopy.” Pasaport fotokopisi çekmek için 20THB almaları hesapta yoktu ama parayı uzatıyorum. “Okay wait sir.” Teşekkür edip çantamı almak için koltukların olduğu yere gidiyorum. Çantamı kontrol edip cüzdanımı içine koyarken kırık bir aksanla ismini söylüyor: “Mr. Göksal”. Kafamda hemen türlü senaryolar oluşuyor, Burma’dan vazgeçmek zorunda kalmışken, bir de vize sorunu nedeniyle Kamboçya’ya gidemezsem, diye aklımdan geçiriyorum. Pasaportumu geri veriyor, içinde 2 aylık Kamboçya vizesiyle birlikte. Her şey 1 dakika 45 saniye sürüyor. O an Kamboçya’ya gitmeden bağlanıyorum.

Bangkok-Aranya Prathet

Taksi beni Mochit otobüs terminalinin kapısında bırakıyor, 90THB.  Saat 5. Hemen içeri girip gişelerde gözüme ilişen ilk Aranya Prathet yazısına doğru yürüyorum. “It leaves at 5” diyor görevli. 223THB’yi uzatıp 116 no’lu perona gidiyorum. Doğruyu söylemek gerekirse, Tayland’ta kendimi çoğu zaman Türkiye’deymişim gibi hissettim. Bu da o anlardan birisi. AŞTİ’de İstanbul’a giden ilk otobüse bilet alırmış gibi sırt çantamı muavine verdim ve koltuğuma oturdum. Planlanandan 5 dakikalık bir gecikmeyle hareket ettik, 1 şişe küçük su ve içinde ufak bir ekmek olan kutu servis edildi ve yolculuk başladı. Koltuk arkalarında ekran, otobüste internet bağlantısı ve Susurluk’ta 30 dakikalık mola eksikti.

Tayland-Kamboçya Sınırı

5 saat sonra otobüsten iniyoruz. İndiğimiz yer Aranya Prathet değil, ama bu çok daha iyi çünkü tuk tuk’a 7Km için değil 2Km için para ödeyeceğiz. Koreli bir arkadaşla tanışıyorum sırt çantalarımız bagajdan alırken. Nereye, diye sormak abes. Tuk tuk’la pazarlık ediyoruz 80THB diyor, 50THB’de anlaşıyoruz. Gideceğimiz sırtımızda 15 kilo ile uzun, araçla gitmek için ise kısa bir mesafe. Haliyle tuk tuk en iyi seçeneğimiz. Ama dostumuz bizi sınıra 500 metre kala bir yerde indirmeye çalışıyor. Sonra da bir başkası gelip “vize için bu tarafa” deyip indirmeye kalkıyor. Bu dolandırıcılığa kanmayacak kadar yolda vakit geçirdim. Vizemiz var deyip adamı yolladıktan sonra tuk tuk yola devam ediyor.

Tayland’tan çıkmak oldukça kolay. Okları takip edip sıraya giriyoruz. Birkaç dakikada İngilizlerin inşa ettiği Friendship Bridge’i geçip Kamboçya’ya ulaşıyoruz. Bu defa başka birtakım dostlarımız vize için yol göstermeye kalkıyor. Onları yollamak o kadar da kolay değil. Ama kolay olmayan bir şey daha var; önümüzde yaklaşık 200 metrelik bir cadde ve üzerinde giriş kapısına benzeyen hiçbir yer olmaması. Koreli arkadaşımın vize alması lazım. Biraz ilerledikten sonra polisleri görüp soruyoruz. Sağdaki ufak binada vize alınacağını öğrendikten 10 dakika sonra yine aynı caddeye dönüyoruz. İleriye doğru yürümekten başka çare yok ama girişimizi onaylayabilecek bir gişeyi görmeden ülkeye girmemiz olası. En kötü ihtimalle geri döneceğimizi düşünürken hemen arkamda form dağıtan bir başka polis olduğunu göriyorum. Giriş kartlarımızı alıp derme çatma bir yapının içinde Japon işadamlarına benzeyen 10 kişilik bir grubun ardında günün son sırasına geçiyoruz. Parmak izleri ve bu defa yeni adamlar bizi OSP’nin -Kamboçya’da devletle bağlantılı bir ulaşım organizayonu- otobüs terminaline bedava servis için götürmek istiyorlar. Bu defa kabul ediyoruz çünkü bu Siem Reap’e ulaşmak için 3 seçeneğimizden en iyi olanı. Bunun dışında 45USD’ye bir taksi tutabiliriz ya da Sisiphon’a bir pikapla gidip oradan otobüse binebiliriz. Gösterdikleri otobüse binip terminale gidiyoruz.

Poipet-Siem Reap

Otobüs terminalinde bizden başka bekleyen kalabalık bir Alman aile var. Siem Reap’e gideceklerini söylüyorlar. Birlikte gitmeye karar veriyoruz. Ama bineceğimiz minivan 10 kişilik. 2 kişiye daha ihtiyacımız var. 15 dakikalık bir bekleyişten sonra Brezilyalı bir çift geliyor. Beraber gitme fikrine katılıyorlar. Yolculuk normalden pahalı, kişi başı 10USD ödüyoruz.

Yolda gözüme en çok çarpan şey Kamboçya’nın iki büyük siyasal partisinin tabelaları; Cambodian People’s Party ve Funcinpec Party. Yemyeşil ağaçlar, balçık pirinç tarlaları, yüzleri devamlı gülen insanlar… İki saat sonra Siem Reap’teyiz.

Siem-Reap_635x412

Wat Bo Tapınağı, Siem Reap, 2012

Tuk tuka Koreli arkadaşla birlikte biniyoruz, önce onu kalacağı yere bırakıp vedalaştıktan sonra tuk tuk sürücüsü beni üstünde tabelası dahi olmayan bir guest house’a götürüyor. Buranın benim gitmek istediğim hostel olmadığını ve eğer beni oraya götürmezse, para vermeyeceğimi söylüyorum. Başta “burası benim bildiğim guest house, senin dediğini bilmiyorum” demeye çalışıyor ama iş çok uzamadan yola devam ediyoruz. Seven Candles Guest House’a gelip odaya yerleşiyorum. Duştan hemen sonra da şehir turuna çıkıyorum. Erken uyumalı çünkü önümüzdeki günlerde sabah 5’te bisiklete atlayıp Angkor Tapınaklarını karış karış gezeceğim.

Bir günlük yolculuk, sınırın iki tarafında da ufak dolandırıcılık girişimleri, taksi, otobüs, minivan, tuk tuk… Haliyle derin bir uykuya dalıyorum. Yolumuz uzun.  

 

***

Dora Göksal

http://yoldatekbasina.com/

             

Paylaş, , Google Plus, Pinterest,

Gokhan ERDOGAN tarafından yazılmıştır

Çok Gezen Çok Tozan, Az Biraz Deli, Biraz da Yazan Çizen, Ucundan Web Tasarımcısı, Çılgın bi Proje Canavarı, Aa Unutmadan Az Buçuk da Fotoğrafçı.

2260 posts

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir