Paylaş, , Google Plus, Pinterest,

Yazdır

Yayınlanan:

Yağmurlu Olsa da Keyif Alacağın 7 Şehir

Bulutlu gökyüzünün tatil eğlenceni gölgelemesine izin verme… İşte dünyanın en yağmurlu 7 şehrinde yapabileceğin tonla şey!

Tatildeyken yağmurlu bir güne uyanmak oldukça moral bozucu olabilir ama otel penceresinden dalgın gözlerle dışarıyı izleyip, yağmurun dinmesini beklemek zorunda da değilsin.

Yağmurun tatiline ara vermen için bir neden olmadığını göstermek için, dünyanın dört bir yanından yağmurlu şehirleri bulduk ve buralarda yağmurdan etkilenmeden nasıl eğlenebileceğini araştırdık.

Köln, Almanya

Yağmurlu günler 1

Yılda ortalama 200 gün yağmur yağan Köln’ü ziyaret ediyorsan, muhtemelen karşında çiseleyen bir yağmurdan daha fazlasını bulacaksın.

Endişelenme. Köln teleferiği Mart ile Kasım ayları arasında yağmur çamur dinlemeden (çok rüzgarlı olmadığı sürece) hizmet verir ve aşağıda yatan şehir manzarasının ve boylu boyunca uzanan nehrin harika kuşbakışı görüntülerini sunar.

Ünlü Katedrali yukarıdan bir kez gördüğünde, Kuzey Avrupa’daki bu en büyük Gotik kiliseyi hemen yakından görmek isteyeceksin ve zaten kasvetli havalar da bu deneyimi daha da etkileyici bir hale getirmektedir.

Kara bulutları biraz dağıtmak için Çikolata Müzesi’ne giderek kakao hakkındaki her şeyi öğrenebilir (ücretsiz bir çikolata şelalesi bile var!) veya dilersen, ünlü parfümcü Johann Maria Farina’nın kolonyayı icat ettiği tarihi Koku Müzesi’ne de gidebilirsin.

Ardından Uygulamalı Sanatlar Müzesi‘ne uğrayarak, müzenin Orta Çağ’dan günümüze gündelik eşyalardan oluşan koleksiyonuyla geçmişe doğru bir tasarım, malzeme ve lezzet yolculuğuna çıkabilir ve geceyi de şehrin çok kültürlü ve yaratıcı köşesi Stadtgarden’deki popüler Studio 672’de bir konserle sonlandırabilirsin.

Portland, Oregon, ABD

Portland’daki popüler Cinema 21. © Jason Lander

Yağmurlu Amerikan şehirleri denildiğinde akla hemen Seattle gelse de, Portland da onu hemen arkasından takip eder. Neyse ki, Portlandlılar bu konuda ne yapacaklarını biliyorlar ve eğlenceyi içeri taşımaya zaten hazırlar.

İyi bir başlangıç için seçilebilecek yerlerden biri, yılın 365 günü açık olan Powell’s City of Books’tur. 6.300 m2 alana sahip olan ve bir bloğun tamamını kaplayan bu yer kendini dünyanın en büyük bağımsız kitapçısı (yeni & ikinci el) olarak gururla tanıtır.

Göz atabileceğin binlerce kitaba ek olarak, yazarların okuma günleri, hikaye zamanları ve az bilinen nadir kitaplarla dolu hoş tasarımlı bir oda bulunur. Bu uçsuz bucaksız yerde kaybolmaktan korkmana gerek yok, odaların hepsi renk kodlu ve mağaza da yerleşkesinin ayrıntılı bir haritasını sunuyor!

Dilersen, Oaks Eğlence Parkı’ndaki harikulade pistte paten yapabilir veya patenle dans figürlerinin sergilendiği ‘jam skating’, serbest stil slalom veya biraz sert bir yarış türü olan ‘roller derby’ dersleri de alabilirsin.

Evde alkol üretme hakkında bilgi almak ve yerel olarak üretilen içkilerden tatmak veya rahat salonlarda hoş yemekler ve içki sunan ‘sinema barlarından’ birinde film izlemek için Distillery Row’a uğramayı unutma. Yeni gösterimler için Bagdad Theatre iyi bir tercihtir, 20’lerin dekorlarına sahip olan ve sanat filmleri gösteren Cinema 21 ve eski filmlere hayat veren Laurelhurst ise seçebileceğin diğer sinemalar.

Hong Kong

Peninsula Hotel’de çay saati. © ironypoisoning

Kalabalık ve telaşlı Hong Kong’da yağmurlu bir gün için söylenebilecek bir şey varsa, o da biraz yavaşlayıp, şehrin sunduğu iç mekan aktivitelerinin tadını çıkarmak için mükemmel bir bahane olduğudur.

Burada bütün bir yağmurlu hafta boyunca eğlenmeni sağlayacak sayıda trampolin ve serbest zıplama parkı, kaya tırmanışı aktiviteleri, odadan kaçma oyunları, sanal yarış merkezleri ve masaüstü oyunu kafeleri bulunmaktadır.

Daha az coşkulu serüvenler için de, kısa bir süre önce yeniden hayat bulan ve 100’ü aşkın sanatçı, tasarımcı ve girişimcinin stüdyolarına ve mağazalarına ev sahipliği yapan PMQ’yu keşfedebilir veya şehrin kültürel mirasına göz atmak için Hong Kong Tarih Müzesi’ni ziyaret edebilirsin.

Ne yaparsan yap, beş çayı için bir yerlere oturmayı unutma. Hong Kong’un zarafetin doruğundaki lüks otellerinin hepsi, şehrin İngiliz kolonisi olduğu dönemlerden kalan bu oldukça yaygın geleneğe büyük önem vermektedir.

Rotterdam, Hollanda

Rotterdam’daki Markthal kapalı alan pazarı.

Avrupa’nın en büyük limanı ve Hollanda’nın en büyük ikinci şehri Rotterdam, nehir kıyısı manzaraları, denizcilik geleneği ve hareketli kültürel yaşamı ile semalarını kaplayan gri bulutların üstesinden kolaylıkla gelir.

Yağmurlu gününe, düzinelerce taze ürün ve lezzetli yemek tezgahlarının, rengarenk dev sebzeler, meyveler ve hatta birkaç böcek resmi barındıran seramiklerle döşenmiş bir tavan altına kurulduğu Markthal kapalı yiyecek pazarını ziyaret ederek başlayabilirsin.

Karnını ‘stroopwafel’ ile iyice doyurduktan sonra nehirden (su taksileri çok eğlencelidir) Hollanda Fotoğraf Müzesi’ne gidebilir ve Rotterdam’ın 175 yıllık tarihine göz atarak, şehir manzarasının 2. Dünya Savaşı’ndaki bombardımanda tamamen değişmeden önce nasıl göründüğünü fotoğraflarla keşfedebilirsin.

Yolun hemen aşağısında, bir zamanlar binlerce göçmenin Hollanda’dan Yeni Dünya’ya geçişini sağlamış Holland America Lines’ın eski ofisi olan mimari açıdan benzersiz Hotel New York bulunur. Otelin harika bir liman manzarasına sahip restoranı harikulade deniz mahsulleriyle tanınır.

Yağmurlu günün sonunda, Jazzcafé Dizzy’nin canlı caz müziği gün boyunca aradığın o sıcaklığı bulmana yetecektir.

Vancouver, Kanada

Vancouver, Queen Elizabeth Park’taki Bloedel Conservatory. © karen_neoh

Yıllık ortalama yağış miktarı çok davetkar olmasa da, Vancouver ülkenin en yumuşak iklimine sahiptir ve gök gürlemeye başladığında da yapacak pek çok şey sunar.

Bloedel Conservatory’nin sıcaklık kontrollü ortamına giderek, gür tropik yağmur ormanı bitki örtüsünün üzerinde uçan parlak renkli makavları, Afrika papağanlarını ve ispinozları seyredebilirsin.

Vancouver Sanat Galerisi’nin daimi koleksiyonu sıkılmadan saatlerce zaman geçirmene yetecektir; üstelik kusursuzca organize edilmiş sergiler, konuşmalar ve özel etkinlikler de cabası.

Dilersen kapalı bir buz pateni pistinde kayabilir veya şehrin kapalı alan plajında voleybol bile oynayabilirsin!

Britanya Kolumbiyası’nın modern ve doğal harikalarını yerinden kalkmadan görmek için, dalgaların üzerinden sekerek veya dağ zirvelerinin üzerinden uçarak Batı Kanada’nın en güzel manzaralarını görürken rüzgarı saçında, sisleri yüzünde hissedeceğin 4 boyutlu bir uçuş simülasyonu gezisi olan FlyOver Canada’yı deneyebilirsin.

Edinburg, İskoçya

Birkaç sıra İskoç viskisi. © matt512

Tatilini Edinburg’da geçirmeyi düşünüyorsan bir parça yağmuru göze almışsındır.

İskoç başkentinde ıslanmadan vakit geçirmek için, yeraltına inerek, bir zamanlar yer yüzeyinin üzerinde olan geçit ve tünel ağından oluşan şehrin gömülmüş geçmişini keşfedebilir veya viski imalatının tarihini ve sürecini görebileceğin bir varil turuna çıkaran Scottish Whisky Experience ile içini ısıtabilirsin.

Museum of Childhood, büyüleyici bir oyuncak, oyun ve anı eşyaları koleksiyonuyla seni farklı çağların çocukluklarına doğru bir yolculuğa çıkaracak. Bunun pek sana göre olmadığını düşünüyorsan, İskoçya’nın ulusal müzelerinin hepsinin ücretsiz olduğunu da hatırlatalım!

Unutmadan, bir de Edinburgh Kalesi var tabii ki.

Oahu, Hawaii, ABD

Honolulu’nın Iolani Sarayı.

Kabul, Hawaii gerçekten dünyanın en ıslak yeri. Ancak Oahu’daki ortalama sıcaklığın yılın her zamanı 21-29°C arasında olduğu düşünülürse bunun pek de önemli olmadığını düşünüyoruz.

Eğer daha önce yağmurda hiç yüzmediysen ilk yapman gereken bu olmalı. Su ılık ve harika, bir de suda zaten ıslandığın düşünülürse…

Bu sana göre değilse, ukulele çalmayı veya hula dansı için işin uzmanlarından yardım almayı deneyebilirsin. Pek çok otel kurslar sunsa da, Honolulu’daki Royal Hawaiian Center bu kursları (ve daha fazlasını) her gün ve ücretsiz sunuyor.

Tatile çocuklarla birlikte geldiysen, kısmen kapalı Waikiki Aquarium oldukça eğlencelidir ve tüm ABD’deki tek kraliyet sarayı olan Iolani Sarayı da ilginç bir kültür gezisi sunar.

Merhum sosyetik sima Doris Duke’ün sıra dışı malikanesi Shangri La da etkileyici bir İslam sanatı koleksiyonuna ev sahipliği yapar ve harika bir Black Point manzarasına sahiptir.

Kaynak: Momondo

             

Paylaş, , Google Plus, Pinterest,

Gokhan ERDOGAN tarafından yazılmıştır

Çok Gezen Çok Tozan, Az Biraz Deli, Biraz da Yazan Çizen, Ucundan Web Tasarımcısı, Çılgın bi Proje Canavarı, Aa Unutmadan Az Buçuk da Fotoğrafçı.

2238 posts

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir