Paylaş, , Google Plus, Pinterest,

Yazdır

Yayınlanan:

Viski, Gayda ve Edinburgh

İyi yemek, has viski, karakteristik atmosfer ve sıcak İskoç insanı. Eski ve yeniyi kendine has bir üslupla harika bir biçimde harmanlayan Edinburgh, şehrin simgesi olmuş Orta Çağ şatosu ve dokusundan öte, beklenmedik deneyimler vadediyor. Gotik kiliseler, folklorik pub’lar, dinamik sanat ve müzik sahnesi, Michelin yıldızlılardan ara sokak bistrolarına uzanan her bütçeye uygun iyi yeme&içme seçenekleriyle keyifli bir tatil için yerinde bir seçim burası.

Edinburgh’da şehir merkezini, civar semt ve köyleri keşfetmek üzere keyifli bir tatil planı oluşturmanızda fayda var. Şehir merkezini yürüyerek keşfedebilir, civar bölgelere ulaşmak için ise çeşitli ulaşım araçlarını kullanabilirsiniz.

Old Town

Old Town’daki kalıntılar, bu yerleşim bölgesinin en az 5000 yıl öncesine kadar var olduğunu göstermektedir. 16. yüzyılda halkı koruyan Flodden Duvarı sınırları içinde – bugün duvarın sadece kalıntılarını görmek mümkündür – gelişmiş olan Old Town; yüksek katlı binalara, dar sokaklara, tarihi ve kültürel bir miras olan pek çok bina veya yapıya ev sahipliği yapmaktadır.

Old Town’u keşfetmeye Edinburgh’nın yılmaz bekçisi Edinburgh Kalesi’nden başlayabilirsiniz. Şehrin en yüksek tepelerinden birinde bulunan ve 1000 yıldır görünümünden hiçbir şey kaybetmeden ayakta kalmayı başaran kale, stratejik konumu sayesinde en iyi komutanlar tarafından bile ele geçirilememiştir. Ulaşım dâhil olmak üzere 3 saatinizi ayırıp kaledeki işitsel rehberlerden edinerek kaleyi yakından tanıyabilirsiniz. Kalede öncelikle Victoria döneminden izler taşıyan Gate House isimli kapıdan geçilir. Burası savunma için yapılmış bir kale için oldukça dekoratiftir. İçeri girdikten sonra sizi kalenin avlusu karşılar, burada bulunan küçük dükkânlardan sevdiklerinize Edinburgh Kalesi hatıraları alabilirsiniz. Buradan sonra savunmanın bel kemiği olan ikinci kapı Portcullis Gate sizi karşılar. Bu kapıdan geçerek çeşitli topların bulunduğu Argyll Battery bölümünü, Pazar günleri hariç her öğlen saat birde ateşlenen One O’Clock Gun’ı ve buradan daha içlere ilerleyerek Edinburgh’nın en eski yapılarından biri olduğu söylenen ve aynı zamanda evlilik ve vaftiz törenlerine de ev sahipliği yapan St. Margeret’s Chapel’ı keşfedebilirsiniz.

Yukarı avluda ise kraliyet hazineleri sizi bekler. Royal Palace’ta ve üst katlarda bulunanHonours of Scotland bölümlerinde mücevherleri görebilirsiniz. Edinburgh’nın şaşaalı geçmişine tanıklık eden ve ışıltısı ile görenleri büyüleyen mücevherlere yakından bakmak isterseniz bu bölgelere mutlaka uğrayın.

Kaleden ayrıldıktan sonra Royal Mile’dan ilerleyebilirsiniz. Bu yol kaleden başlar ve Holyrood’a kadar uzanır. Şehrin en işlek eski caddesi olan yol boyunca tarihe tanıklık etmiş pek çok binaya rastlamak mümkündür. 16., 17. ve 18. yüzyıldan kalma bu binalar her yüzyılda farklılaşan mimari yapının oluşturduğu açık hava müzesi gibidir. Royal Mile boyunca karşılaşacağınız dar geçitleri göz ucuyla bakıp geçmektense, vaktiniz varsa, her santimetrekaresini keşfedecek şekilde arşınlayın.

Royal Mile boyunca her ince ayrıntıyı inceleyip arka sokakları da unutmadan keşfinizi tamamladıktan sonra Holyrood’a ulaşın. Burada bir park, manastır ve Holyrood Sarayı bulunur. Modern mimarisi ile dikkatleri çeken İskoçya Parlamentosu da buradadır. Ayrıca cepheleriyle dikkatleri çeken pek çok konut da burada görülebilir. Palace of Holyroodhouse isimli saray ise dönemin İngiliz Kralı’nın İskoçya’daki malikânesidir. Kraliyet ailesi orada olmadığı zamanlar saray ziyarete açıktır. Burada; resmi giriş alanı olan Great Stair’i, süslemeleri ve dekorasyonu ile göz dolduran Royal Dining Room’u, Royal Gallery’den bazı parçaları bünyesinde barındıranQueen’s Gallery isimli sergi salonunu, çeşitli kral ve kraliçelerin tahtlarını görebileceğiniz sergi alanı Throne Room gibi özel alanları görebilirsiniz. Masallarda ve masalsı filmlerde rastlanan Edinburgh manzaralarına tanıklık edebileceğiniz bölgelerden sadece biri olan Holyrood Parkı ve burada bulunan volkanik tepe Arthur’s Seat ziyaretçilerine Edinburgh mimari yapısı ile birleşmiş yemyeşil bir görsel şölen sunar. Holyrood’da bulunan Parlamento Binası’nı ise zevkli dekorasyonuna tanıklık etmek amacıyla ziyaret edebilirsiniz.

Holyrood ve Royal Mile’a paralel uzanan ve İrlanda mahallesi olarak bilinen Cowgate üzerinden sokaklara atılmış sandalyeleriyle ünlü kafeleri ve çeşitli hediyelik eşya satan dükkân ve stantları görebileceğiniz Grassmarket’a ulaşabilirsiniz. Cowgate boyunca dar geçitleri ve görkemli köprüleri geçtikten sonra buraya ulaşabilirsiniz.

New Town

Edinburgh’da şehre yapılan göçler ile artan nüfus 18. yüzyılda sağlıksız yaşam koşullarına neden olmuştu. Old Town bölgesinin ne yerleşim yerleri ne de kanalizasyonları insanların ihtiyaçlarını karşılayabilecek kapasitedeydi. Yeni bir yerleşim alanı planlamak bir şart hâline gelmişti ve 1725 yılında ortaya atılan bu fikir çeşitli tartışmalardan sonra 1766 yılında bir proje hâline getirildi. Gelişigüzel genel kapsamlı planlar yapıldı ve 1782 yılında New Town bölgesi karmaşık bir yapı ile genişlemeye başladı. Ardından daha planlı gidilmesine karar verilerek; proje, genç mimar James Craig’in elinden alınarak dönemin ünlü İngiliz mimarı Robert Adam’a devredildi. Bu dönemden sonra New Town bölgesi ününe ün katarak gelişmeye başladı.

Burada görülmeye değer alanlardan biri Princes Street’tir. Sadece yaya girişine açık olan bu cadde önemli alışveriş mağazalarına ev sahipliği yapar. Burası aynı zamanda İskoçya’nın Oxford Street’i olarak anılmaktadır. Burada bir alışveriş turu yapabilir, aynı zamanda yukarıdan size göz kırpan kale görüntüsünün tadını çıkarabilirsiniz. Alışveriş sonrası yorgunluğunuzu atmak isterseniz Princes Street Gardens ve West Gardens’ta soluklanabilir, burada bulunan heykel ve anıtları keşfedebilirsiniz.

Bu parklarda biraz dinlendikten sonra yeni bir maceraya hazır olun. Avrupa ve İskoçya kültür ve sanatının bir temsilcisi olan National Gallery of Scotland; Monet, Van Gogh, Turner, Tiziano, Rubens, Rembrandt, Raffaello gibi isimlerin eserlerini barındırır.

Görkemi ile büyüleneceğiniz ve ihtişamı ile kendinizi küçücük hissedeceğiniz Scott Monument, neo-gotik tarzda inşa edilmiş taş bir kuledir. Ünlü romancı Walter Scott’un anısına tasarlanmış kulenin dibinde ünlü yazarın ve sadık köpeği Maida’nın mermerden bir heykeli yer alır. Bunun yanı sıra anıtta, yazarın roman karakterlerinin heykellerini görebilirsiniz. Kulenin üst katlarında ise çeşitli galeriler bulunur. Manzarayı görmeden kuleden ayrılmayın.

Bir not: Maida, Walter Scott’un ölümünden sonra ünlü yazarın mezarının başından hiç ayrılmayarak Edinburgh’nın bir maskotu hâline gelmiştir. Maida’nın mezarı da Walter Scott’un yanı başında bulunmaktadır.

Princes Street’ten doğuya yönelerek dik merdivenlere ulaşabilir ve Calton Hill’e çıkabilirsiniz. Burada ön cepheleriyle ilginizi çekecek çeşitli binalar göreceksiniz. Tepeye çıktığınızda ise sizi bekleyen manzara, sizi biraz yoracak olan dik merdivenleri anında unutmanıza neden olacaktır.

Edinburgh civarı

East Lothian

İskoçya’nın mini bir özetini görmek isteyenler Edinburgh’nın doğusunda bulunan East Lothian kasabasına mutlaka gitmeliler. Kaleler, kiliseler, George dönemi sıra evleri, koylar, adalar, viski, su sporları ve golf. İskoçya ile ilgili olarak görmek ve tecrübe etmek isteyebileceğiniz her şey East Lothian’da toplanmıştır. Kırsal bir manzarada soluklanmak isteyenler ise Byres Hill’e bir yürüyüş gerçekleştirebilirler.

East Lothian’da görülecekler listenize ekleyin: Brunton Theatre, Dirleton Castle, Glenkinchie Distillery, Hailes Castle, Musselburgh Racecourse, National Museum of Flight, Prestongrange Museum, Scottish Seabird Centre, Seton Collegiate Church, St Mary’s Parish Church, Tantallon Castle

South Queensferry 

Forth nehrinin öte tarafında daha önceleri vapurlarla geçilen ve bir zamanlar Kraliçe Margaret’ın bu yol üzerinden geçmesi üzerine South Queensferry adını almış olduğu söylenen bu kasaba, Edinburgh’nın 13 km batısında yer alır. Kasabaya; dönemin en uzun köprüsü olarak ün salan, Victoria tarzı tasarımı ile göz dolduran ve yapımı 1890 yılında tamamlanan Forth Railway Bridgeüzerinden ulaşılır. South Queensferry, ziyaretçilerine oldukça pitoresk bir görünüm sunar. Queensferry’nin mimarisini keşfederken dar sokakları atlamayın, nehir kıyısında dolaşın ve kıyıya demirlemiş sandal ve teknelerin görüntüsünün tadını çıkarın.

Queensferry’de görülecekler listenize ekleyin: St Mary’s Episcopal Church, Black Castle, Plewlands House, The Tollbooth, The Hawes Inn, Parish Church

Rosslyn Chapel

Edinburgh’nın güneybatısında bulunan Rosslyn kasabasında St. Clair ailesinin mezarlarının yer aldığı Rosslyn Şapeli bulunur. Dekorasyonuyla, süslemeleri ile, renkli camları, dış görünümü, heykelleri ve pek çok ince ayrıntısı ile şapel; ayrıntılı olarak incelemek isteyeceğiniz bir binadır. Rosslyn Şapeli, kutsal kâsenin bir zamanlar burada korunduğu varsayıldığından, Dan Brown’un Da Vinci Şifresi kitabında da yer almıştır.

Rosslyn kasabasında görülecekler listenize ekleyin: Roslin Glen Country Park, Rosslyn Castle.

Leith

Deniz kenarında bir liman bölgesi olan Leith, Edinburgh’ya sadece 5 km uzaklıktadır. 1920 yılında Edinburgh’ya bağlanmasından önce Leith, Edinburgh’dan ayrı bir burgh (kasaba) idi. Daha sonra çıkarılan bir yasa ile Edinburgh ile birleşen Leith, şehirde gastronominin ve alışverişin kalbinin attığı yer olarak anılmaya başladı.

Leith’te bulunan The Royal Yacht Britannia (Britanya Kraliyet Gemisi), turistlerin ziyaretine açıktır. Kraliyet ailesinden pek çok kraliçe, prens veya prensesin seyahat ettiği bu geminin yemek salonunu, kaptan köşkünü ve makine dairesini görebilirsiniz. Gemide bulunan kafede çay ve kahvelerinizi yudumlayıp deniz manzarasının tadını çıkarabilir ve hediyelik eşya dükkânından sevdiklerinize hediyelikler seçebilirsiniz.

Leith gezinize Water of Leith’in ağzında bulunan Shore’u da eklemelisiniz. Burada bulunan sevimli restoranlar, kaldırım taşı döşenmiş sokaklar, hediyelik eşya mağazaları ve rıhtım; Edinburgh gezinize ayrı bir hava katacaktır.

Dean Village

Edinburgh’ya 5 dakika bile sürmeyen bir mesafede olan (Princes Street’e 1 km uzaklıktadır) ve “şehrin içinde ve bir o kadar dışında” olarak tanımlayabileceğimiz Dean Village, Water of Leith’in bir ayağı üzerine kurulmuş bir köydür. Bir zamanlar burada 11 adet su değirmeni olduğu ve Edinburgh ve köylerinin ekmek ihtiyaçlarını Dean Village’ın karşıladığı söylenmektedir. Gezintiniz boyunca bu değirmenlerle ilgili olarak çeşitli kalıntılar görebilirsiniz. Dean Village, mimarisi ile dikkatleri çeken bir bölgedir. Dean Bridge’e vardığınızda köprüyü geçmeden önce Bells Brae’den aşağıya devam ederek burada bulunan evlerin ve arkalarında uzanan yemyeşil manzaraların keyfini sürebilirsiniz.

Beckmann, Braque, Hockney, Magritte, Matisse, Man Ray, Klee, Klimt, Lichtenstein, Miro, Picasso gibi ünlü isimlerin eserlerini ve Henry Morre’un heykellerine ayrılmış olan bölümü keşfedebileceğinizScottish National Gallery of Modern Art da Dean Village’da bulunur.

Inverleith

Geniş yeşil alanları ile ün salmış Inverleith, Edinburgh’nın (New Town’un) hemen kuzeyinde yer alır. Victoria ve Edward dönemlerinin izlerini taşıyan evleri ile Inverleith İskoçya’nın en pahalı mülklerini bünyesinde barındırır. Çoğu restore edilmiş bu yapıların görüntüsü alabildiğine yeşil bir manzara ile birleştiğinde ortaya yine tipik bir İskoçya manzarası çıkar. Inverleith’ten ayrıca Edinburgh Kalesi ve Arthur’s Seat tepesini de görebilirsiniz.

Inverleith’te görülecekler listenize ekleyin: Royal Botanic Gardens Edinburgh, Inverleith Park, Edinburgh Academy, Fettes College, Stewart’s Melville College ve George Heriot parkları, Union House.

Corstorphine

Princes Street’e sadece 5 km uzaklıkta olan Corstorphine, zamanında Edinburgh’yı oluşturmak üzere gelişmekte olan bir köy iken bugün şehre bağlı semtlerden biri olarak karşımıza çıkmaktadır. Corstorphine Tepesi, buzul çağı döneminin ardından buzulların erimesiyle oluşan yedi tepeden biridir. Korulukların arasından Corstorphine tepesine doğru yürüyerek gezinize dinlendirici bir boyut kazandırabilirsiniz. Tepede aynı zamanda Edinburgh Zoo isimli bir hayvanat bahçesi bulunur. Yılda ortalama 650.000 turisti bünyesine çekmeyi başaran Edinburgh Hayvanat Bahçesi, her gün 14.15’te düzenlenen penguen geçit töreni (Penguin Parade) ile ün salmıştır. Büyük kediler, antilop, zebra gibi hayvanları görebileceğiniz Afrika Otlakları bölümü de oldukça ilgi toplamaktadır. Bunların dışında hayvanat bahçesinde; koala ve maymunlar ve nesli tükenmek üzere olan pek çok hayvan bulunmaktadır.

Cramond

Almond Nehri kıyısına bakan keşfedilmeye değer beyaz evleri ile, nehrin Firth of Forth ile birleştiği noktaya demirlemiş tekne, yat ve sandalları ile Edinbugh’nın 5 km kuzeybatısında bulunan Cramond; şehrin en yaşanılası semtlerinden biridir.

Cramond sahilini ve sahil kenarındaki yürüyüş alanlarını keşfederek kendinize bir rekreasyon turu hediye edin. Semtin mimarisini keşfetmeden Cramond’dan ayrılmayın ve Cramond Kirk, Cramond Tower, Cramond Inn, Cramond Roman Fort’u da burada görülecekler listenize ekleyin.

Nasıl Gidilir?

Edinburgh’ya Türkiye üzerinden THY ile direkt uçuş gerçekleştirilmektedir. Avrupa üzerinden aktarmalı yolculuk yaparak da Edinburgh’a ulaşabilirsiniz.

Edinburgh Uluslararası Havaalanı

Edinburgh Uluslararası Havaalanı, şehrin batısına sadece 12 km uzaklıktadır. Buraya Avrupa ve Birleşik Krallık’tan uçak seferleri düzenlenmektedir. Havaalanından şehre 15 dakikada bir hareket eden N22 kodlu Kentle otobüsleri ile ya da taksi ile ulaşabilirsiniz.

Adres: Edinburgh Airport, İskoçya, EH12 9DN
Tel: +44 (0) 844 481 8989
Web: www.edinburghairport.com

Araba kiralama

Edinburgh’ya gelmeden aracınızı internet üzerinden kiralayabilirsiniz. Lüks araçlardan van’lara uzanan yelpazesiylewww.edinburghairportcarhire.com adresinden uygun bir araç bulabilirsiniz. Uygun fiyata araç arayanlar İngiltere içinde hizmet veren www.thrifty.co.uk adresine göz atmalı. Geniş araç yelpazesiyle ülkede tutulan bir başka araç kiralama şirketi ise www.easycar.com

Toplu taşıma

Tursitlerin en fazla dolaştıkları Old Town ve New Town arası 15 dakikalık bir yürüme mesafesinde olduğu için şehirde yaya olarak epey vakit geçireceğiniz kesin. Yollar düzgün, yürümesi zevkli; keza bu bu elegan şehirde yürümek şehirdeki en büyük zevk. Londra gibi büyük Avrupa şehirlerine göre burada toplu ulaşım ağı zayıf. Ulaşım yükünün altına en çok otobüsler girdiği için zaman zaman trafik sorunu da yaşanıyor.

Belediye işletmesi Lothian (13) ve özel işletme First (14) şehir içinde hizmet veren iki otobüs şirketi. Aynı durakları kullanan şirketlerin rota numaraları ve fiyatları farklılık gösteriyor. Krem renkli otobüsleriyle Edinburgh’un simgelerinden biri haline gelen Lothian, çok daha geniş bir alanda hizmet veriyor.

Balerno, Currie, Wester Hailes, Portobello, Prestonpans, Musselburgh gibi banliyölere ve Gyle alışveriş merkezi ve Edinburgh Park yakınına gitmek için tren en iyi yol. Tramvay ise hâlâ inşa halinde. Tüm büyük Britanya şehirlerinde olduğu gibi 5 yolcuya kadar alabilen Black Cabs, sokaktan çevrilebiliyor. Minicab’leri ise önceden ayarlamanız lazım.

Bazı taksi duraklarının iletişim bilgilerini paylaşalım:

Central Radio Taxis (Black Cabs) – 0131 229 2468

City Cabs (Black Cabs) – 0131 228 1211

Festival Cars (minicabs olan bu araçların çoğu 8 koltuğa kadar çıkabiliyor. Kiralamadan önce kaç kişi olduğunuzı bildirmenizde fayda var) – 0131 552 1777

Vize bilgileri

İskoçya’ya gitmek için İngiliz konsolosluklarından vize almak gerekiyor. Umuma Mahsus, Hizmet ve Hususi tüm pasaport sahiplerinden vize isteniyor; özetle kırmızı ve gri pasaport hariç tüm TC vatandaşlarından vize isteniyor. Seyahatin bitiş tarihinden itibaren en az 6 ay ve pasaportta kayıtlı seyahat edecek kişi kadar boş vize sayfasının bulunması da diğer istekler arasında.
İngiltere Konsolosluğu: Meşrutiyet Caddesi No. 34 Tepebaşı İstanbul; (0212) 334 65 00

Sağlık bilgileri

Şehirde herhangi bir sağlık problemi yok. Gitmeden önce özel bir sağlık uygulaması (aşı, tahlil vs) istenmiyor.

Para birimi

İngiltere genelinde geçerli para birimi £ yani pound.

Telefon bilgileri

İngiltere’nin uluslararası telefon kodu 44. Edinburgh’nun alan kodu ise 131. Cep telefonunuzu orada ulaşılır hale getirmek için operatörünüze başvurarak uluslararası dolaşıma açtırmanız gerekiyor. Operatörünüzün ülkede anlaşmalı olduğu operatörler ister otomatik olarak ister sizin seçiminizle kullanılır hale geliyor.

Voltaj bilgisi

İngiltere’de diğer AB ülkelerinde olduğu gibi 230 voltluk elektrik akımı var. Ancak prizler ve fişler bizdekinden farklı. Burada dikdörtgen prizma şeklinde üç uçtan oluşan fişler kullanılıyor. Elektrikli ve elektronik aletlerinizi Edinburgh’da da sorunsuz kullanmak için, voltaj dönüştürücüsü değilse de fiş için uygun adaptör almanız gerekecek.

Vergiler ve duty free düzenlemeleri

Edinburgh’da yaptığınız alışverişlerde ödemiş olduğunuz VAT yani KDV’yi ülkeden çıkmadan geri almanız mümkün. İngiltere’de hizmet ve ürünlere eklenen VAT oranı %17.5. Geri alacağınız miktarsa alışverişinizin %14.89’u olacak. VAT talebinde bulunmak için gün içerisinde aynı mağazadan yapacağınız alışveriş, mağazanın belirlemiş olduğu tutar kadar olmalı en az. Ardından fişinizle birlikte verilecek formu doldurmanız gerekiyor. Havaalanında da yaptığınız alışverişleri göstermeniz…

Acil adres ve telefonlar

Edinburgh Türk Konsolosluğu: 28 Rutland Square, Edinburgh, , EH1 2BW T.; 0131 221 6590

Ambulans: 999, 112

Acil olmayan sağlık sorunları için 7/24 hizmet veren: 08454 242424

Polis: 999

Seyahat listesi

Yolculuk öncesinde her şeyinizin hazır ve tam olduğundan emin olmanız gerek.

Uçak biletiniz ya da elektronik bilet
Nüfus cüzdanınız
Pasaportunuz
Yurt dışında da kullanabileceğiniz kredi kartlarınız
Nakit paranız
Ehliyetiniz
Yurt dışı sağlık sigortası
Reçeteli ilaçlarınızın doktor onaylı listesi
Vücudunuzda implant varsa hava alanı güvenliğinde sorun çıkmaması için doktor onaylı implant kartı

Minik Tavsiyeler

– Gece hayatı hareketli bir kenttesiniz. Geleneksel publar için Grassmarket, Old Town bölgesine gidin. Kulüp kültürü burada da güçlü; Cowgate ve Lothian caddelerindeki Base, Gig ve Diva bu alanda popüler adresler. New Town’daki George Street üzerinde trendy pek çok bar var. Old Town’daki George IV Bridge, Edinburgh’luların sıkça takıldığı bir başka barlar bölgesi. Gece hayatını sevenler için gündüzü ayrı, gecesi ayrı hareketli bir tatil olacağına şüphe yok.

– Edinburgh yaz aylarında gerçek  bir festival kentine dönüşüyor; hal böyle olunca epey kalabalık bir yer de oluyor. Yine de festival ruhunun yeri bir başka. Şehrin öne çıkan festivallerinin hepsi ağustos ile eylül ortası arası dönemde. Bu dönemde ön rezervasyon yaptırmadan adım atmayın deriz. Şehrin festival ruhunu yakalamak isteyenlere önerimiz dünyanın en büyük sanat festivallerinden biri olan Edinburgh Fringe Festival ve hemen bunu takip eden müzik festivali Edge Festival dönemi şehirde olmanız.

Gokhan ERDOGAN tarafından yazılmıştır

Çok Gezen Çok Tozan, Az Biraz Deli, Biraz da Yazan Çizen, Ucundan Web Tasarımcısı, Çılgın bi Proje Canavarı, Aa Unutmadan Az Buçuk da Fotoğrafçı.

2279 posts

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir