Google ve Facebook, Havayollarına Yardımcı mı Oluyor Yoksa Kendisine Fayda mı Sağlıyor?

Google ve Facebook seyahat ile ilgili her türlü ürünü piyasaya sunarak havayolu partnerlerine yardımcı olmaya devam ediyor. Aslında, öyle çok yardımcı oluyorlar ki havayolu firmalarının markalaşma konusunda boşa harcama yapmayı bırakabilecekleri bir gelecek öngörmek zor değil.

Google Seyahatler (Google Trips) ve ya Google Uçuşları (Google Flights) bir düşünelim. Bir tüketicinin hızlı ve şeffaf bir şekilde rezervasyon yapması konusunda gerçekten çok faydalı.

Ya da Google Asistan’ın sunduğu teklifleri kolayca almaya ne dersiniz? Google’ın yaklaşmakta olan sanal gerçeklik gözlükleri nasıl seyahat ilhamının standardı haline gelebilir mi? Oldukça faydalı.

Peki ya Facebook’un Seyahat için Dinamik Reklamları veya Facebook Messenger platformunu kullanan birçok havayolu chatbotuna ne dersiniz? Sizce Facebook’un –nispeten- yeni küresel seyahat stratejisi başkanı Nikhilesh Ponde online rezervasyon geçmişine sahip mi?

Potansiyel olarak tüketici için rezervasyon seyahati ve de bu tüketiciye ulaşmak isteyen markalar için bunların hepsi çok yararlı.

Yararlı mı? Yoksa Faydaları Kendilerine mi?

İnternet ölçümleme araştırması tahminlerine ve Pivotal analisti Brian Wieser’e göre Amerika’da dijital reklamcılığın gelir artışının %99’u Google ve Facebook’a gidecek.

Bir yazısında Wieser “Asıl konu, Google ve Facebook alıcılar için birincil arayüzlerse eğer, uzun vadede –müşteri ile- ilişkilerin ve ilgili verilerin de sahibi olacaklar” diye belirtiyor ve şöyle ekliyor;

“-Google ve Facebook’un- çalıştığı her ortak “boyun eğen” durumunda”.

Havayolları Nasıl Karşılık Vermeli?

Havayolu firmalarının sorunu, markanın müşteri ile direkt etkileşime bağlı olması. Sonuçta, havayolu müşteriye deneyimi sunan kişi.

Riskler özellikle fazla çünkü müşteri bağlılığı ve yan ürünlerin satışı havayolu markasına bağlı. Peki, Google ve Facebook’a karşı bir havayolunun en büyük savunması kendi “markası” mıdır?

Gerçeğin ta kendisi, sadık bir müşteridir; havayolu markasının değerini anlayan bir müşteri, nitelikli bir rehberden çok daha kârlıdır. Bağlı bir müşteri çok daha kârlıdır. Dolayısıyla havayolları müşteri ile doğrudan etkileşime geçmenin yolunu aramalı, her etkileşime değer katmalı ve marka güvenini arttırmalıdır.

Bir E-mail ile Başlayın

Rezervasyon tarihinin en eski dijital tekniği olduğunu farkındayım, ancak neden havayolu firmaları e-mail pazarlamasında çok zayıflar? E-mail doğrudandır. Güvenilir bir kaynaktır ve milyarlarca insan e-maili günlük olarak kullanır.

Birçok havayolu firması bilet rezervasyonu için e-maili zorunlu kılar ve bu nedenle müşterilerinin geniş bir e-mail adresi verisine sahiptir. Her etkileşim bu e-mail adresine bağlanabilir.

“İlk e-mail gönderileli 40 yıl oluyor ve pazarlamacıların %89’u talep yaratmada e-mailin en etkili kanal olduğunu söylerken, %54’ü en etkili yol olduğunu belirtiyor.”

Yine de, bir havayolundan ilgili bir eposta teklifini en son ne zaman okudunuz? Hangi havayolu hatırlıyor musunuz? Pek sanmıyorum.

E-maillerin işe yaradığını hepimiz biliyoruz. Problem içerikte yatıyor. Bu durum kötü bir içerik veya kötü bir zamanlamanın ya da her ikisinin bir sonucu. Yanlış zamanda giden harika içerikler doğru zamanda giden zayıf içeriklerle aynı sonucu yaratıyor. Ancak zayıf içerik her zaman daha az başarılı olma eğilimindedir.

Her iki durumda da “Şu kadar destinasyon için koltuklar satışta” gibi e-posta biçimleri en güvenilir ve doğrudan olan dijital kanaldan en yüksek yararı sağlamıyor. İşin matematiği basit: eğer bir müşteri yılda üç kez seyahat ediyorsa, yılın çoğunda bir uçuş satın almaya hazır olmuyordur, dolayısıyla başka bir şey yazmanız gerek.

Harekete Geçme Vakti

Bununla beraber havayolu firmaları Google ve Facebook hâkimiyetine karşılık verebilir, bunu yakında yapmaları gerekir. havayolu firmaları müşterileri ile doğrudan iletişime geçme yönünde hareket etmelidir; ister Chatbot gibi Facebook araçlarını kullanmak, ister müşterinin zihnine havayolu markasını yerleştirmek ya da e-postaların tüketici ihtiyaçlarına uygun olmasını sağlamak ki böylece Google arama yapmalarına gerek bırakmamak olsun.

Havayolu firmaları müşterileriyle direkt konuşabilecekleri bir yol bulamadıkları takdirde Google ve Facebook ile ortaklıklarında boyun eğen taraf olmaya devam edecekler.

Partnerlerden birinin diğerinin vizyonuna boyun eğmesi ortaklık mıdır, bunu da bir düşünmek gerekir.

Facebook, Seyahat için Dinamik Reklamlar’a Havayollarını da Ekliyor.

Facebook geçen mayıs ayında yaptığı gibi Seyahat için Dinamik Reklamlar isimli projesini hep Facebook hem de Instagram platformlarında sunuyor; yalnız tek farkla: Reklamlar,oteller ve destinasyonlar yerine havayollarına odaklanıyor.

Facebook‘un seyahat daire başkanı Christine Warner’a göre ikisi de temelde aynı şeyler. “Aradaki tek farklılık şu ki, bu yaklaşımımızla ortaklarımızın rotalar ve zaman çizelgelerini en uygun hale getirmelerini sağlayabiliyoruz, tabi ki bu durum otellerden ziyade havayolu şirketleri için geçerli olmakta.” Reklam verenler için süreç Facebook veya Instagram’da farklılık göstermiyor.

Facebook ve Instagram‘ın oteller ve destinasyonlara yönelik tasarladığı Seyahat için Dinamik Reklamlar’ın önceki başarısından hareketle, uçuşlar için yapılacak olan reklamların da aynı şekilde etkili olması beklenecektir.

Örneğin, Melia Otelleri Facebook’un oteller için dinamik reklamlarını kullanarak yatırımlardan aldığı getiriyi, yeniden hedeflendirme kampanyasına oranla 6.7 katına çıkarmıştı.

Warner, programı deneyen havayollarından Cathay Pacific’in de Seyahat için Dinamik Reklamlar aracılığıyla kazanç başına düşen maliyeti %15 düşürürken rezervasyon hacmini 16 katına çıkardığını belirtti.

Peki değişken havayolu ücretleri ve uçuşların uygunluğu konusu ne mi olacak? Warner’a göre uçuşlar için olan yeni dinamik reklamlar bu durumu da dikkate aldı.

Warner, fiyatlandırma ve uçuşların uygunluğu konusunda şöyle söyledi: “Fiyatlandırma için iki farklı yoldan gidiyoruz. İlk olarak bireylerin son arama yaptıkları uçuş fiyatına ulaşıp söz konusu rotanın fiyat çizelgesini bu fiyata göre yeniden pazarlıyoruz. Kullandığımız ikinci yol ise havayolu ortaklarımızın müşterilere birer fiyat formu iletmesini sağlamak. Bu şekilde 99 dolardan başlayan ve önümüzdeki iki gün için olan uçak biletleri her 15 dakikada bir güncelleniyor.”

Sosyal mi Arama mı?

Peki bu bilgiler, havayolları ve diğer seyahat markalarının Facebook ve Instagram‘a daha fazla reklam harcaması yapması için yeterli mi? İşte özellikle Facebook pazar payını Google’dan almaya çalışırken, Facebook’un yeni reklam hamlesinin temelinde bu büyük soru yatıyor.

Her ne kadar Google, Expedia ve Priceline gibi dev online seyahat acenteleri sayesinde oldukça büyük bir reklam harcamasının getirilerinden yararlansa da, Seyahat için Dinamik Reklamlar, Facebook ve Instagram gibi platformları, aylık 1.8 milyon kullanıcının bulunduğu sosyal ağlara ulaşmak isteyen seyahat firmaları için oldukça çekici kılıyor.

Reklam verenlere yönelik bir otel ücreti reklamları ve diğer meta arama reklamlarına yardımcı olan bir şirket olan Koddi’nin CEO ve kurucu ortağı Nicholas Ward’a göre Facebook ile Google Flights kullanmak arasındaki fark, Google Flights‘ın daha çok bir meta arama ürünü olmasında yatıyor. “Google’ın sunduğu tüm araçlarla, yapılandırılmış verilerinizi düzenleyip tüketiciye en uygun teklifi sunuyorsunuz, ve tüketici bunların arasından seçimini yapıyor.”

Öte yandan Ward’a göre Facebook, tüketicilere ulaşma konusunda çok daha hedefe yönelik bir platform.

Facebook’un, seyahat markalarının kendilerine yönelik daha fazla reklam harcamasında bulunacağını ummasının bir başka sebebi ise Warner’ın daha önce Skift’e verdiği röportajda da bahsettiği gibi artmakta olan mobil kullanımı.

Warner’ın belirttiğine göre 2016 yılının yazında alınan verilere göre Facebook ve Instagram üzerinden gerçekleştirilen konuşmaların %93’ü mobil aygıtlar üzerinden yapılırken konuşulan konuların başında da seyahat geliyor. Facebook IQ araştırması da yapılan seyahatlerin %85’inin mobil aygıtlar üzerinden tasarlandığını ve aynı zamanda seyahatlerini planlamak isteyen kişilerin %50’sinin ilk adım olarak telefonlarına yöneldiğini gösterdi.

Warner ayrıca tüketici ve gezgin davranışlarının da mobile yöneldiğini belirtti. “Program dahilinde 56 seyahat konulu temas noktası olacak, fakat aynı zamanda kullanıcılar Facebook ve Instagram ile diğer seyahatle ilgili sitelerden beş kat fazla zaman geçirmiş olacak. Facebook ve Instagram olarak biz, mobil aygıtlar sayesinde insanların her gün beş dakikasından birinde onlarlayız.”

Sosyal medya üzerinden yapılan reklamlardan tam kapasitede yarar sağlamak için seyahat markalarının ne yapması konusunda ise Warner, “Tüketicileri yeniden hedeflemekle kalmayıp onlara ulaşıp oldukları yerlerde görüşebilmeli ve mobil öncelikli videolar aracılığıyla bir dahaki yolculukları için onlara ilham vermelisiniz. Asla unutmamanız gereken şey ise, yaratıcılık!”

Facebook’ta En Sık Yer Bildirimi Yapılan Yerler

2016 yaz sezonunda restoranlar ve tarihi yerler Facebook kullanıcılarının check in yaptığı en popüler iki kategoriydi.

Facebook’un yayınladığı ve fotoğraf paylaşım sitesi Instagram’ı da kapsayan veriler, Dynamic Ads (dinamik reklamlar) platformuyla seyahat markalarını hedeflemek için arttırılan çabalarla aynı zamana rastladı. Geçen hafta sektöre eklenen hava yolu firmaları bu programa dahil edilmişti.

Geçen yıl ABD’nin sıcak aylarında gerçekleşen etkinlik raporuna göre “yazla ilgili konuşmaların” %92’si mobil cihaz üzerinden yapıldı.

Şunlar ise başlıca check-in yapılan yerler: restoranlar ve tarihi yerler, barlar, parklar ve eğlence aktiviteleri

Hem Facebook hem Instagram’da dördüncü popüler konu ise “seyahat”.

Facebook seyahatle ilgili konular cumartesi günü doruğa ulaşıyor dedi.

Facebook, Havayolu Şirketleri için Dinamik Reklam Programına İzin Verdi.

Turkish Airlines, Delta Airlines ve Cathay Pacific; Facebook’un sahibi olduğu fotoğraf paylaşım sitesi Instagram’da da erişilebilir durumda olan bu aracın test aşamasında yer alıyor.

Seyahat firmaları, Seyahat için Dinamik Reklamlar programını kullanarak, kullanıcıların önceki gezinme geçmişine dayanarak reklam verebiliyor, onlara belki de sadece otel rezervasyonu yaptırdıklarında bir uçuş teklifi veya halihazırda rezervasyonunu yaptırdıkları bir tatilde isteyebilecekleri ekstralar sunabiliyor.

Program pek çok cihaz üzerinde çalışabiliyor ve potansiyel müşterilerin nerede olduklarını ve ne zaman seyahat etmek istediklerini çözümlemek için konum ayarlarını kullanıyor.

Söz konusu araç geçtiğimiz yıl ilk olarak otellerin ve aracıların kullanımı için sunulmuştu.

Facebook, havayolu şirketlerinin bünyesindeki deneme aşamasının, hedefli reklamların sonucu olarak Cathay için rezervasyon hacminde 16 kat büyüme sağladığını, bunun satın alma işlemi başına maliyeti %15 oranında azalttığını belirtiyor.

Cathay’in yardımcı pazarlama müdürü Lisa Leung, Seyahat için Dinamik Reklamlar’ın “diğer ortaklarına” kıyasla daha iyi “reklam verimliliği ve maliyet küçülmeleri” sunduğunu belirtti.

Delta CMO’su (Baş Pazarlama Yöneticisi) Tim Mapes, konuyla ilgili ek açıklamalarda bulundu: “Söz konusu yeni reklam, Delta’nın, her bir bireyin yolculuk planına ve ilgi alanlarına dayanarak, yüksek derecede bağlantılı mesajlaşmaları bulunan doğru müşteriyi otomatik olarak hedeflememize olanak tanıyan, daha iyi kişiselleştirme seçenekleri sunmaya yönelik stratejisini destekliyor.”

Facebook’un Hikayeler Özelliği Seyahat Sektörüne Nasıl Yardım Edebilir?

Büyük markalar, en iyi hikayeleri anlatanlardır; ve nihayet seyahat markalarının kendi hikayelerini anlatabilecekleri etkili bir platform ortaya çıkmış gibi görünüyor.

Facebook, daha önce Snapchat ile ortaya çıkan ve Instagram‘ın da kullandığı “hikaye” özelliğini en son kullanıma sunan sosyal medya platformu oldu; ve bu gelişme hepimizi heyecanlandırdı.

Sosyal medyada video içeriği giderek artan bir öneme sahip oluyor. Cisco, 2020 yılına kadar internette içerik trafiğinin %80’ini videoların oluşturacağını öngörüyor. Ayrıca günümüz dünyasında sosyal bir kullanıcı olmayan kişi sayısı adeta yok denecek durumda.

Sosyal medyanın cesur yeni dünyasında kullanıcılar içerikleri kısa ömürlü olarak değerlendiriyor. İçerikler eğlenceli, sıradışı ve güzel oldukları gibi 24 saat sonra da tamamen yok oluyorlar.

Snapchat, hikaye özelliğiyle video içeriğinin öncü platformu ve yüklenen video miktarıyla tüm platformların önünde görünüyor. Yine de diğer rakipler de arayı kapatmakta.

Görsel iletişimi kilit nokta olarak değerlendiren markalar için bu özellik bir dönüm noktası oluşturabilir.

Özellikle seyahat sektörü, video içeriğiyle oldukça uyumlu. Seyahat edilecek yerler konusunda gerçekçilikle hayal kurmayı hayata geçiren videolar, izleyicilere otel, sahil, restoran yada resort otel hakkında çok şey anlatabilir.

Fotoğrafçılığın ve güçlü bir hikaye anlatımının seyahat sektörü için ne kadar önemli olduğunu zaten biliyoruz. İşte şimdi bu özelliklerin videoya yansıtılmasının tam zamanı. Seyahat sektöründe hikayeler özelliği bir süredir kullanılıyor. Örneğin Virgin Holidays, Instagram’da hikayeler özelliğiyle reklam yapıyor.

4 gün boyunca denenen bu özellikle Virgin Holidays, New York, Las Vegas ve San Franciscodan gerçek zamanlı kamera görüntülerini Instagram platformunun hoş tonuyla hedef kitlesine sundu.

Bu deneyimin yatırım getirisi ve sonuçlanma oranları daha önceki Instagram video kampanyalarından misliyle fazlayken, bin gösterim başına maliyet(CPM) ise %60 daha ucuz.

Ancak, Instagram her ne kadar zarif çekimler, uygulanan filtrelerle ilgi uyandıran dışa vurumlar oluştursa da, bu platform dünyaya açılmak isteyen markalar için en ideal alan değil.

Her ne kadar yüksek oranda hedeflenen kitleye ev sahipliği yapsa da, Instagram nüfusun maksimum olarak %10 ile %20si arasında bir sayıya ulaşıyor.

Öte yandan, Facebook sırf İngiltere’de 18 yaş üstü kitlenin %78’ine ulaşıyor ve bu oran diğer batılı ülkelerde de benzer durumda. İşte bu durum Facebook’u seyahat sektörü açısından benzersiz hale getiriyor.

Kullanıcı başına günlük 66 video izleme oranına sahip olan Snapchat bile Facebook ile karşılaştırıldığında sönük kalıyor.

Business Insider’a göre Facebook, şu anda kullanıcı başına düşen görüntüleme sayısında beş ile sınırlı durumda. Ancak bu noktada Snapchat’in 150 milyonluk kullanıcı sayısına karşın Facebook’un 1.6 milyar üyesi olduğu unutulmamalı.

Bu noktada nüfus yapısı da dikkate alınmalı. Facebook her ne kadar 25 yaş üstü kişilerce yoğun olarak kullanılsa da nüfusun neredeyse tamamını kapsıyor.

Snapchat genç, bağımsız ve bekar maceracılar ile temas halinde olsa da Facebook, büyük markaların hedeflediği kişilere erişiyor.

Facebook için görüntü kalitesi de çok önemli; öyle ki platform, hikaye özelliğinin gerektiği gibi çalışabilmesi için yeni bir Facebook kamera deneyimi sunması gerektiğinin de farkına varmıştı. Bu özellik ilk olarak reklam verenlere açık olmayacak şekilde tasarlanmıştı.

Bu özellik şu an için test aşamasında olsa da bazı yanlaıyla dikkat çekiyor.

İlk olarak Facebook‘un ayırt edici özellikleri dikkat çekenler arasında. Instagram gibi diğer sosyal medya platformları güzel fotoğraflar gibi ayırt edici özelliklere sahipken Facebook, geniş bir ölçek ve değer isteyen markalar için apaçık bir tercih oluşturuyor.

İkinci olarak ise videoyu tam ekran izleyebilme özelliği reklamlar için oldukça önemli olacak. Bu özellik yalnızca video içeriğini sunmak için harika değil aynı zamanda kullanıcılar için de orijinal bir özellik.

Haber akışı, şirketler açısından oldukça karmaşık bir alan. Seyahat markalarının güncel ve dikkat çekici olmak için ya yaratıcı yada hedef belirleyici olması gerekli. Hikayeler özelliği ise markaların aradığı bu dikkati onlara yöneltecek bir seçenek.
Video içeriğinin Facebook hikayeler özelliğiyle kullanıma başlanmasıyla birlikte reklam verenler bu konuya farklı bir yoldan yaklaşmak zorunda olacak. Reklam verenlerin hikaye özelliği sayesinde yüksek üretim değeri getirisi elde edileceğinden emin olması gerekli.

Bu durum ise yüksek kaliteli içeriğin sonu anlamına gelmiyor; markaların içeriklerin uygun sosyal medya kanallarında kullanılmak için hızlıca üretilebileceğini de bilmesi gerekiyor.

Eğer hikaye özelliği doğru şekilde kullanılırsa ve markalar doğru hikayeyi anlatırsa, seyahat markaları hedef kitleyi bilgilendirme ve eğlendirme konusunda önemli bir fırsat kazanmış olacak.

Facebook Üzerinden Rezervasyon Devri Başladı

Bir sosyal medya uygulaması olan Facebook ile çevremizdekilerden haber almanın dışında görüntülü ve sesli görüşebiliyorduk. Kendini günden güne yenileyen bu uygulama ile artık rezervasyonlarımızı da yapabileceğiz!

City Guides olarak adlandırılan bu özellik ile otel ve restoran rezervasyonlarınızı çok kolayca halledebileceksiniz. Birçok mekan için mesaj gönderme ve arama özelliği zaten vardı fakat bu yeni eklenti ile Las Vegas’taki Aria Resort & Casino veya Boston’daki Eliot Hotel rezervasyonunuzu tek tık ile yapabilirsiniz.

Tüketiciler hali hazırda Messenger uygulaması ile Uber rezervasyonu yapabiliyor, Icelandair bileti alabiliyordu. Şimdi ise Facebook aracısız uygulama sayesinde City Guide olarak karşımıza çıkıyor. City Guide ise Google’ın Google Trips adlı uygulamasına biraz zorluk çıkartacak gibi duruyor. Google Trips‘in şuanki eksiği ise direkt rezervasyon olanağı sağlamıyor olması.

City Guide‘da Melbourne, Avustralya, Miami, Florida,Sau Paulo, Brezilya gibi yerleri görmeniz mümkün.

Instagram Reklam İçin Gelecek Vaat Ediyor

Gezginler; otel, havayolu, gemi seyahati gibi reklamları Facebook ve Instagram’da geçtiğimiz yıla göre daha çok görmeye başladı. Fakat geçtiğimiz günlerde Facebook yatırımcılara, hızla büyüyen kullanıcı sayısından dolayı Instagram’ın yatırım için daha iyi bir platform olacağını söyledi.

Facebook CFO’su David Wehner, haber kaynağındaki organik postların Instagram’da daha fazla fırsat sağladığını, Facebook haber kaynağının ise reklam doyum noktasına ulaştığını belirtti.

Sosyal medya pazarlama şirketi Chute, 2016 yılında Instagram’da 98.5 milyon adet seyahatle ilgili paylaşım yapıldığını belirtti.

Facebook 1.9 milyar aylık aktif kullanıcı ve 1.2 milyar günlük aktif kullanıcıya sahipken, Instagram 600 milyon aylık aktif kullanıcı ve 400 milyon günlük aktif kullanıcıya sahip.Instagram canlı yayın ve hikayeleri ise kullanıma sürüldüğünden beri günlük 150 milyon kullanıcıya sahip.

Facebook, birçok seyahat markasının reklam stratejisi için seçtiği bir araç fakat şirketler diğer teknolojilerle de yakından ilgilenmekte.

Şirketlerin reklam sektöründe önem vermesi gereken noktalar ise şöyle; video içeriği, mesajlaşma, yapay zeka, sanal gerçeklik ürünleri

Facebook’tan İşletmelere: İşleme değil İlhama Odaklanın

Facebook’un Avrupa-Orta Doğu ve Afrika küresel pazarlama çözümleri yöneticisi Neasa Costin, World Trade Market etkinliğinde dinleyicilere, seyahatin gereğinden fazla oranda güzel imgelere dayandığını söyledi.

Costin, “Tüketicilerin kafasındaki ifadelerde seyahat nihai kullanıcı için çok olumlu” dedi. “Seyahat pazarlamacılarının içerik konusunda çok fazla uğraşmasına gerek yok.”

“Sahilin veya otel odasının güzel bir fotoğrafını ekleyin, fotoğraf yapması gerekeni yapacaktır. Hal böyleyken, logoları ortadan kaldırdığınızda ise markaları birbirinden ayırt edemezsiniz. Bunu değiştirmek için etkin bir şekilde en çok sayıda seyahat reklamcısıyla çalışıyoruz. İyi bir markayı iyi yapan şey açıklayıcı ve duygusal yansımaları olması.”

Costin Birleşik Krallık piyasasıyla ilişkili 63 milyondan fazla tatil temalı hashtag olduğunu ve seyahatin pozitif bir ışık olarak görüldüğünü belirtiyor.

“Birçok seyahat pazarlamacısı için durum çok fazla rezervasyon çekmeye ve işleme odaklı. Bu yüzden açıklayıcı ve duygusal olmaya çalışmıyorlar ve yöntemleri de çok işlem odaklı.”

Turizm markaları markaya çok büyük ölçüde yatırım yapıyor ancak dijital alanda imaja ve kendilerini nasıl sunduklarına yönelik hiç bir yatırım olmadığı düşünülüyor.” Costin Airbnb‘yi ise müşteri davranışını değiştirmeye çalıştığı ve işlem odaklı olmadığı için bu konuda bir istisna olarak belirtiyor.

Facebook‘ta ise en etkili içerik çeşidi yazıdan görsellere doğru değişim gösterdikçe, videoya yönelik büyük bir değişim yaşanıyor. Facebook’un fotoğraf paylaşım sitesi Instagram’ı 2012’de satın almasının ardından reklamcılar iki platformu da kullanıcıları hedeflemek için kullanabiliyor.

Costin, şu an 360 derecelik görseller ve hatta sanal gerçeklik , mobile geçiş gibi kapsamlı değişikliklerle olan uyum sürecini hızlandırıyor, dedi.

“Küçük boyutlu veya kapsamlı görsel iletişim, gerçekten bilgi edinmenin hızlı bir yolu. Biz tükettikçe, hız artıyor ve böylece iletişim daha küçük boyutlar halini alıyor. Ben turizm sektörü için pek çok fırsat görüyorum, özellikle inanılmaz destinasyonlar açısından bakıldığında oldukça görsel bir sektör olduğu için.”

Costin, Facebook’un motivasyonunun açık ve bağlantılı iletişim olduğunu ve iletişimin geleceğine yatırım yapmayı sürdüreceklerini söyledi.

Facebook’un bu konudaki amaçları sorulduğunda ise “Google gibi seyahat sektörüne girmek yol haritamızda yok.”diye cevap verdi.

Seyahat sektöründe müşterilerin fırsatı ise sektörün insan odaklı pazarlama ile doğrudan ilişkisi. Biz de bu yüzden kullanıcı güvenini sarsmak istemiyoruz. Bizim seyahat pazarlamacılarıyla rekabet eden ürünler üretmek isteyeceğimizi hiç düşünmüyorum.”

Biz, seyahat pazarlamacılarının doğrudan dağıtım için bir fırsat olarak bakacağı bir platform yaratmak için turizm reklamcılarından alınan verileri kullanacağız.”

Biz pazarlama açısından kesin doğruluk sunuyoruz çünkü çerezlere karşı insan odaklı bir platformuz.”

Facebook Araştırması Online Seyahatte Bağlılık Türlerine Dikkat Çekiyor

Tüketiciler kaçınılmaz olarak markalar, belli bir hizmeti  kullanma ve tekrar kullanma hakkında farklı hisler beslerler- peki internet müşterilerin sadakatini etkiledi mi?

Bazı pazarlama guruları markalara olan bağlılığın yok olduğunu yada geçmiş çağdan kalan bir şey olmaya çok yakın olduğunu söylüyor.

Kaçınılmaz olarak suçun atılacağı kişiler tabiî ki de yeni kuşak oluyor. Bunun üstüne internete sürekli bağlı kalma durumu tüketicilere daha çok seçenekler sunuyor bu da markalara olan bağlılığı zorlaştırıyor.

Özellikle turizm sektörü bağlılık kazanma konusunda büyük baskı altında çünkü tatil amaçlı seyahatlerin sürekliliği yok ve karar değiştirmede değerden daha çok ücretler etkili oluyor.

Facebook bu yıl  ‘bağlılık kayboldu’ tartışmasının ne kadar yayıldığını (ya da yayılmadığını) ortaya çıkarmak için zaman harcadı.

Sosyal medya devi Amerika’da 15,000 yetişkine beş kategorideki (araba sigortası, havayolları, oteller, market ve restoranlar) online markalara karşı düşüncelerini ve alışkanlıklarını sordu.

Önemli bir bulguya göre insanların %77’sinin bu beş kategori içerisinde tekrar aynı markalara döndükleri oldu – fakat işlerin değiştiği nokta ise bu profil ikiye ayrılmış durumda; “marka bağımlıları” ( 37%- ürünleri tekrar alıyor ve firmaya bağlı) ve “tekrar edilen alım”(tekrar alıyor ama firmaya bağlı değil).

Araştırmada seyahat alanındaki bazı temel unsurlar:

“Seyahat bağlılığı güven ve duygusal değerler tarafından şekilleniyor”

-Havayolu şirketinde marka bağlılarının %24’ü hizmete, %17’si güvene göre değerlendirme yaparken markaya bağlı olmadan alım yapanların %35’i ücretlere, %21’i de uçuş erişilebilirliğine göre değerlendirme yapıyor.

-Otellerde marka bağlılarının %23’ü hizmete, %21’i güvene göre değerlendirme yaparken markaya bağlı olmadan alım yapanların %31’i konuma, %30’u ücretlere göre değerlendirme yapıyor.

“Yeni kuşak genel olarak eski kuşak gibi seyahatte marka bağlısı olma yolunda”

-Havayolu şirketlerinde marka bağlılarının %32’si Y Kuşağı ve %37’si Boomerlar (1946- 1964 arası doğan nüfus).

-Otellerde marka bağlılarının %23’ü Y Kuşağı ve %30’u Boomerlar.

“Y kuşağının önünde seyahat bağımlısı olmaları için sıra dışı engeller var”

-Bir havayolu şirketiyle iletişime geçmenin güç olduğunu engel olarak sunma oranları 2.33 kat daha fazla

-Bir otelle iletişime geçmenin güç olduğunu engel olarak sunma oranları 2.00 kat daha fazla

Bu çalışmadan ortaya çıkan bir başka ilginç sonuç ise müşterilerin ebeveyn olduktan sonra değişen marka bağlılığı davranışlarını içeriyor.

Rapora göre:

“Özellikle yeni ebeveynler, ebeveyn olmayanları fazla etkilemeyen kategorilerde daha sadıklar, mesela otellerde.”

“Bunun doğruluğu ürünlerde ve hizmetlerde daha çok deneysel olan kategorilerde daha fazladır. Bunun sebebinin deneysel olma isteğinin yerini bildikleri şeye sağdık kalma isteğine bıraktığından kaynaklandığını düşünüyoruz.”

Airbnb’nin Yerel Şehir Rehberi ve Turizmde Dijital Pazarlama Haberleri

Bu hafta Airbnb’nin yeni şehir rehberine değineceğiz.

Anlatacağımız özellik oldukça basit ve çok da kayda değer bir şey değil gibi görünse de konaklama devinin yeni dönem ticari stratejileri hakkında ipuçları veriyor. Airbnb’nin yemek , alışveriş ve gezmek için en iyi yerler hakkında topladığı geniş bilgi hazinesi, ileride yerel etkinlik rezervasyonu platformunun temel taşı olabilir.

Airbnb’nin Yeni Şehir Rehberi ve Yerel Ticarete Doğru Geçiş

Bu hafta, Airbnb platformuyla ilgili yenilenmiş mobil uygulamasını, tavsiyelere göre konaklamak isteyenleri ve mahalleleri eşleştiren ayrıca şehir rehberlerini de yine bu tavsiyelere göre oluşturan yeni eşleşme özelliğini de içeren birçok yeniliği duyurdu. Bu özellikler ilk bakışta sıradan görünse de bu gelişmeler şirketi sadece konaklama paylaşımı yapılan bir platform olmaktan çıkarıp Yelp, Lonely Planet ve TripAdvisor gibi seyahatseverlere yerel etkinlikleri ve görülmesi gereken yerleri bulmada yardımcı olan oluşumlarla direkt rekabete gireceğine dair ipuçları veriyor.

Facebook Yeni Reklam Aracı ve Kılavuzunu Yayınladı

Geçen hafta reklamcılıkla alakalı kılavuzla ilgili yaşanan kafa karışıklıklarını görmüştük. Bu hafta ise bu karışıklığı aşmak için Facebook, karışıklıkları gidermek için sponsorlu gönderilerle ilgili kuralları anlatan içerik kılavuzunu güncelledi. Ayrıca pazarlamacıların marka adlarının geçtiği kullanıcı gönderilerini öne çıkarabildiği yeni reklam aracını da yayınladı.

Rynair’in Laboratuvarına Bakış, Havayollarının Dijital İnovasyon Merkezi

JetBlue gibi birçok seyahat şirketi, girişim sermayesi fonları ve startup laboratuvarlarında deneyler yaparak şirketlerindeki inovasyonu artırmaya çalışıyor. Dijital inovasyon laboratuvarı ve startup yatırımları yapan bir diğer şirket olan Rynair’in kurduğu merkez ise kişiselleştirme, CRM ve giyilebilir teknoloji üzerinde çalışıyor.

Havayolu Şirketleri Rötarlarla İlgili İletişimi Nasıl Geliştirebilir

En az güneşin doğudan doğması ve yerçekimi kadar rötarlar da hayatın bir gerçeği olmuş durumda. Havayollarının uçuş zamanı tahminlerini daha isabetli yapmaya çalışmalarına ve bu konuda yoğun çaba harcamalarına rağmen rötarlar, hala yolcu şikayetlerinin en önemli konusu. Uzmanlara göreyse bu konunun kesin çözümü havayolları firmalarının gate ve pistle alakalı müşteri beklentilerini nasıl yönettiği ile doğru orantılı.

İngiliz Tren Operatörü Facebook Messenger Üzerinden Müşteri Servisini Geliştiriyor

Son zamanlarda mesajlaşma uygulamalarını kullanarak müşteri hizmetleri verme konusunda çok sayıda gelişme yaşandı. Ancak bu sürecin pratikte nasıl işleyeceğine dair çok az sayıda ölçülebilir veri vardı. Bu hafta ise yeni bir vaka analiziyle karşı karşıyayız. İngiliz Great Western Railway adlı şirket, Aralık 2015 ve Mart 2016 tarihleri arasında 4700 müşterisinin Facebook Messenger sayesinde sorularını ve görüşlerini ilettiğini açıkladı.

Conde Nast Traveler 2016 Oteller Listesini Snapchat’te Yayınladı

Conde Nast Traveler genç okuyucu sayısını artırmak için Snapchat’i bir çözüm yolu olarak gören seyahat sektörüyle ilgili yayıncılık yapan bir şirket. Bu hafta yayıncı şirket çokça takip edilen yıllık “Popüler Oteller Listesi”ni 24 saatlik hikaye şeklinde Snapchat üzerinden kullanıcılara sundu. Conde Nast Traveler Snapchat’te var olma çabasını son aylarda artırmış, çalışanlarını ve katkı verenlerini ödüllendirerek onlara yeni hesabı üzerinden kendi hikayelerini yayınlama imkanı vermişti.

Kapak Görseli: Airbnb Blog

tr_TRTürkçe
en_USEnglish tr_TRTürkçe