2014’ün En Çok Ziyaret Edilen Destinasyonları

2014’ün Popüler Şehirleri

1- Maldivler

THY ile İstanbul Atatürk Havalimanı’ndan Maldivler’in başkenti Male’ye haftanın 5 günü direkt seferlerin yapılması, bu rüya adaları daha erişilebilir kıldı. Hem şehir hayatının karmaşasından uzaklaşmak hem de Hint Okyanusu’nun eşsiz manzarasını seyre dalmak için özellikle balayı çiftlerinin ve romantik çiftlerin bir numaralı destinasyonu Maldivler oldu.

2- New York

Dünyanın en çok ziyaret edilen ve popülerliğini kaybetmeyen bir metropol olan New York’ın çekiciliği asla tükenmiyor. Tasarım, alışveriş, sanat, gastronomi, manzara, eğlence kısacası her kesime hitap edebilen bu büyülü şehir hem çocuklu aileler, hem arkadaş grupları hem de çiftler için vazgeçilmez bir destinasyon.

New York

3- Paris

Büyük aşk hikayelerinin yaşandığı tutkulu şehir Paris; aşkın her halini anlatan tarihi bir şehir. Sanatın, edebiyatın, tarihin, felsefenin, romantizmin, modanın, gastronominin başkenti Paris. La Tour Eiffel’den izlenen kusursuz şehir manzarası, Seine Nehri’nin romantik görüntüsü, Louvre Müzesi’nin görkemi, Saint-Germain semtinin bohem ruhu demek Paris demek!

4- Los Angeles

Kaliforniya Eyaleti’nin güneşle ödüllendirilen ışıltılı şehri Los Angeles. Sıcak havayı, bol güneşi sevenler için her zaman bir kaçış destinasyonu olan şehir Hollywood rüzgarı, Beverly Hills şıklığı, Santa Monica plajının renkliliğiyle en gözde seyahat rotaları arasında! Ayrıca, THY ile aktarma yapmadan Los Angeles’a gitme fikri de pek çekici!

5- Dubai

Issız bir çölden dünyanın en çok ziyaret edilen şehirlerinden birini yaratmak gerçek bir yetenek olmalı! 21.yüzyılda çöl kuraklığına meydan okuyan çağdaş mimarisi, lüks otelleri, alışveriş merkezleri ve uluslararası firmalarla zenginleşen Dubai her yıl milyonlarca seyahat severi ağırlıyor.

2014’ün Popüler Bölgeleri

dubai

1- Bordeaux Bölgesi (Fransa)

Fransa’nın en güzel şehirleri arasında şöhretini koruyan Bordeaux şehir düzenlemesi ve yaşantısı kadar birbirinden leziz şarapların üretildiği şarap bölgeleri ve üzüm bağları ile tanınıyor. Şarap severlerin, doğa ve kültür meraklıları kadar ilgisini çeken bu bölgede hem leziz şaraplar hem de pitoresk manzaralar gerçekten baştan çıkarıcı.

Bordeaux

2- Toskana (İtalya)

Avrupa’nın en bereketli topraklarına sahip Toskana Bölgesi; Ortaçağ kentleri, özenle yetiştirdiği bağları, doğal ve yerel ürünleri, özgünlüğü ile İtalya’nın özelliğini kaybetmeyen destinasyonu. Şehirleri, kasabaları ve bağ evleri ile her adımda sizi şaşırtan manzaralarıyla şımartıyor.

3- Provence (Fransa)

Her yıl en çok ziyaret edilen destinasyonlar arasına giren Fransa’nın romantik bölgesi Provence’ı, lavanta tarlaları, tarihi kasabaları, üzüm bağları ve mutfağıyla keşfetmekten asla sıkılmıyoruz. Doğal, benzersiz ve büyüleyici, Provence’ı özetleyebileceğimiz kelimeler!

4- Amalfi (İtalya)

Güney İtalya’nın romantik komedi filmlerini andıran görüntüleri ile sıcacık bir ruhu olan Amalfi Kıyıları Sorrentine Yarımadası’nın güney kıyısını kapsıyor. Deniz dik uzanan yamaçlar derin uçurumlar oluştursa da İtalyanlar, kaya üzerlerine kurdukları köyleri; geniş koylarına kurulan yat kasabaları ile şiir gibi. Mis gibi kokan limon bahçeleri, gün doğumunda ve batımında izlemeye doyulmayan manzaraları ile Amalfi, İtalya kültürüne doyamayan seyahat severlerin gözde destinasyonu.

5- Endülüs (İspanya)

İspanya’nın güneyinde Arap Medeniyeti izlerini, tarihi zenginliği mimari zenginlikle gözler önüne seren Endülüs mistik ruhunu yüzyıllardır koruyor. Üç bin yıl boyunca İber Yarımadası’nın merkezi olan Endülüs Sevilla, Granada ve Cordoba şehirlerindeki mimari yapıları ve kent düzenlemeleri ile her yıl milyonlarla turisti ağırlıyor.

Endulus

Kaynak: Jabiroo

Alışkanlıkları Yıkın: Klasik İspanyol Turistik Bölgelerine 7 Alternatif

Sürüye uymayın! Kendi yolunuzu seçin ve İspanya’daki bu az bilinen 7 yeri görün.

Aynı aşındırılmış yolları yürümekten, aynı yerleri üst üste ziyaret etmekten belki de gereğinden fazla hoşlanıyoruz. Bu yüzden artık alışkanlıkları yıkın ve her biri en az eski favorileriniz kadar güzel ve harika olan bu yedi alternatif İspanyol tatil mekanını ziyaret edin.

Barselona yerine Valensiya

Calatrava ve Félix Candela tarafından tasarlanan Ciutat de les Arts i les Ciències, İspanya'nın en büyük mimari başarılarından biridir.

Barcelona Gaudi’den kaynaklanan haklı bir üne ve turizme sahip olabilir ama İspanyol mimarisinin canlı ve hareketli olduğu yer doğu kıyısının aşağılarındaki huzur verici Valensiya şehridir.

Tabii bunda şehrin pek çok mimari şaheserini tasarlayan yerel heykeltıraş ve mühendis Santiago Calatrava’nın başarısı yadsınamaz. Sanatçının eserlerindeki bütünlük son zamanlarda sorgulansa da, tarz anlayışı konusunda kendisini suçlayamazsınız!

Yarı çıplak kalabalık sokakta parti yapıp her yere domates fırlatıyor.

El Carmen bölgesindeki güzel gece kulüplerinin ve yapıların ötesinde, Valensiya ağzının tadını bilenler için de gözde bir yerdir. Valensiya’ya ait bir ev yemeği olan “paella” (tavuk, deniz ürünleri ve tavşanlı pilav) için buraya gelin ya da otuz dakikalık bir yolculukla kuzeydeki Buñol kasabasına, yıllık kutlanan La Tomatina festivaline gidin. Festival her yıl ağustosta düzenlenir ve bölgede saygı duyulan bir meyve olan domates ile gayet kirli bir kutlama yapılır!

İbiza yerine Formentera

Formentera Deniz Fenerini gezen bir kadın.

Eğer gece kulübü müziklerinden plaj hamakları için vazgeçmeye hazırsanız, doğudan batıya sadece 20 km uzunlukta olan Balearic Adası kusursuz bir alt tropikal kaçış noktasıdır.

Daha ünlü olan Mayorka, Minorka ve İbiza’dan farklı olarak Formentera parti sevdalısı turist grupları tarafından bozulmamış bir yerdir. Ayrıca yerel Katalanların sakin ve çıplak karakterlerine kusursuz bir şekilde uyan tuzlalar, rozmarin tarlaları ve çam ormanlarıyla göze hoş gelen, doğal bir manzara sunar.

Şaka yapmadığımızı belirtelim. Neredeyse her barın çıplak yüzenlere yemek servislerini çıplak yaptığı bu yerde 10.700 civarında müdavim kıyı şeridinin hakkını veriyor.

Yani evet, burası oldukça özgür ruhlu, bohem bir tatil noktası (Bob Dylan’ın eskiden burada yaşamasına şaşmamak lazım). Eğer ciddi bir kaçış arıyorsanız, Formentera yoluna düşün deriz!

Santiago de Compostela yerine Sevilla

Sıcak bir yaz gününde elektrik direğinin yanında dinlenen yaşlı bir Sevilla'lı.

Sevilla hakkında umutsuzca romantik bir şeyler vardır. Eski şehrin dolambaçlı, Arnavut kaldırım taşlı sokakları, yemyeşil doğa, “tapas” barlarının karmaşası, yol kenarında büyüyen portakallar ve flamenko! Endülüs tacına ait gerçek bir mücevher olan bu yerde boğucu yaz sıcaklarında bile arkanıza yaslanıp kafa dinleyebilirsiniz.

Birçok yönden Sevilla modern İspanya’nın zengin dokusunu temsil eder. Şanslı ziyaretçiler şehrin 2.200 yıllık geçmişine tanıklık eder ve İslam, Roma, Gotik, barok ve Rönesans’ın muhteşem sanat ve mimarisini görme fırsatı yakalar.

Santiago de Compostela mükemmel bir antik hac yeri olsa da, klasik değerleri hiç aksatmadan yansıtmaya devam eden yer, Güney İspanya’nın belki de en muhteşem şehri olan Sevilla’dır.

San Sebastián yerine Vigo

Limanda eğlenen insanların gölgeleriyle kızıl bir yaz akşamında Vigo.

Avrupa’daki en büyük balıkçı filosuyla övünmesine rağmen çok az gezgin yelkenlerini Vigo’ya doğru açmıştır. Ne büyük bir utanç! Galiçya özerk bölgesindeki en büyük şehirdir ve sadece Bask bölgesindeki benzer bir balıkçı şehri olan San Sebastián‘da değil, ülkenin geri kalanında bile bulunmayan müthiş bir topluluk ruhu ve atmosferi burada bulabilirsiniz.

Vigo’nun uyandırdığı kendine özgü hissin bir bölümü endüstriyel bir liman olarak geçirdiği zengin tarihle ilgilidir. Ticaret bazı yerlerde izlemesi biraz tatsız bir uğraş olsa da, burada dolu limanların çevresinde dolanan binlerce balıkçının ve içerilere, lokantalar ve tavernalarla dolu eski şehir O Berbés’e doğru yayılan takasların oluşturduğu büyülü atmosfer için bunu söyleyemeyiz.

Eğer şehir karmaşasının dışında bir macera istiyorsanız, Vigo’nun gerçek hazinesi kıyıdan 14 km açıkta yatmaktadır. Avrupa’nın en az bilinen yerlerinden biri olan Cíes Adaları olağanüstü manzaraya sahip yürüyüşler, harika plajlar ve egzotik kuşları gözlemleme fırsatları sunan bir doğa koruma alanıdır. Gezilecek sadece 3 küçük ada bulunduğundan günlük tekne gezisi yapabilir veya çadırınızı yanınızda getirerek gece kamp kurabilirsiniz.

Sierra Nevada yerine Baqueira-Beret

Baqueira-Beret kayak merkezinde karlı bir vadi.

Çoğu maceraperest Granada‘nın Sierra Nevada tepelerine giderken, kelimenin tam anlamıyla krallara layık kayak yamaçları aslında İspanya’nın en kuzeyinde bulunan Pireneler’de bulunmaktadır.

Kral 6. Felipe ve ailesinin de Baqueira-Beret kayak merkezinin yanında bir dağ evi bulunmaktadır ve kayak sezonunda cazibeli Aran Vadisindeki en zorlu pistlerde kayarken görülebilirler. Etraf böyle güzel olduğunda kim onları suçlayabilir ki?

Kanarya Adaları yerine Cádiz

Cádiz karnavalında kalabalığa serenat yapan erkekler.

Dört bin yıllık bir geçmişe sahip olan İspanya’nın en eski şehri Cádiz hakkında bilinen çok şey olmasına rağmen şehri birkaç cümleyle anlatabilmek gerçekten zordur.

Bunun nedeni belki de zamana yenik düşen kireçtaşı evleri ve hisarları tuzlu deniz havası altında ufalanıyor olsa da, bu güneybatı bölgesinin sürekli ileriye doğru yol almasıdır. Politik olarak boğucu Franco yıllarında bile güçlü liberalizmini koruyan şehrin bu özelliği, her baharda kutlanan Cádiz karnavalında bir kez daha yansıtılır. Her türden insanın hoş karşılandığı bu etkinlik, İspanya’nın en görkemli ve en sevilen festivallerinden biridir.

Tenerife ve Lanzarote için biraz tuhaf bir alternatif olmasına rağmen, Cádiz’de sörf, güneş ve uygun fiyata birinci sınıf deniz ürünlerine ek olarak, biraz daha fazla kültürel miras bulabilirsiniz.

Madrid yerine Toledo

Alcázar kalesi Toledo'nun en yüksek noktası olarak gururla yükselmektedir.

Gidilecek başka bir yer, başka bir İspanyol bölgesi demektir ve oraya giderken Toledo’da zamanın durduğu Castile- La Mancha özerk bölgesine uğramadan olmaz.

Madrid merkezinden bir saat uzakta olan Toledo, birçok gezginin bir güne sıkıştırarak görmek gibi bir hataya düştüğü bir yerdir. Bu gizemli metropolü biraz daha tanımak için geceyi orada geçirmeli ve Toledo’nun Hıristiyanlardan, Müslümanlardan ve Musevilerden kalma eski dini yapılarının projektörler altında parlamaya başlamasıyla birlikte bölge halkının doldurduğu dar sokakları görmelisiniz.

Şehirde sakin bir caz havası vardır ve bu nedenle tam da bir Woody Allen filminin çekilebileceği türden bir yerdir. Filme aldığı diğer yerlerin aksine (mesela Barselona), Toledo gerçekten oluşan ilginin altından kalkardı!

Peki, tüm şehrin UNESCO Dünya Mirası Sit Alanı olarak sınıflandırıldığını belirtmiş miydik? Bu Madrid’in sadece rüyasında görebileceği bir şey!

Kaynak: Momondo

tr_TRTürkçe
en_USEnglish tr_TRTürkçe