Paylaş, , Google Plus, Pinterest,

Yazdır

Yayınlanan:

Joy Travel Genel Müdürü Alpay Abay Röportajı

Sırbistan’ın başkenti Belgrad’da faaliyet gösteren Joy Travel’ın Genel Müdürü Alpay Abay ile keyifli bir röportaj gerçekleştirdik.

Öncelikle hoşgeldiniz, ziyaretçilerimize kendinizi biraz tanıtabilir misiniz ?

Merhaba. Etiler Otelcilik Lisesi ve Kocaeli Derbent Otelcilik Yüksek okulunu bitirmeme rağmen profesyonel hayatıma turizm yazılımları geliştirme uzmanı olarak başladım. Çocukluktan beri yazılım ve bilgisayarlar benim için karşı konulmazdı, aldığım bir eğitimle bu tutkumu birleştirdim. Önce İstanbul’da bir şirkette işe başladım, ardından 2001 yılında kendi şirketimi kurarak iş hayatına devam ettim. 80’ler internet ve tüm diğer teknolojiler, hatta yaşam tarzımız açısından geçiş dönemi idi. Fırsatları yakalamak ve öne çıkmak daha kolaydı diye düşünüyorum.

Ana gelir kaynağımın yazılım olduğu 8 yıl boyunca öncelikle Almanya, Hollanda gibi avrupa ülkelerinden İran, Azerbaycan ve Dubai gibi ortadoğu ülkelerine kadar dolaştım. Hatta Sırbistan’a ilk gelişimde 2003 yılında Bentour destekli bir tur operatörünün alt yapısını hazırlamam için çağrılmam vesilesi ile olmuştur.

2007’ye geldiğimizde artık başka bir arayış içerisinde idim. Turizm yapmak için hazır olduğumu düşünüyordum, ama nerede olacağı konusunda kararsızdım. Yüksek sermayem yoktu bu sebeple alternatif, biraz daha bakir bir pazar gerekiyordu. Önümde seçenek olarak İran veya Sırbistan vardı. Bende seçimimi biraz maceradan yana kullandım. Burada aşağı yukarı 1 yıllık bir süre geçirmiştim. Ülkeyi tanıyordum. 2008 yılında tekrar geldim, bir süre fizibilite çalışmasından sonra ofisimi açtım ve tamamen yerleştim. Son 8 yıldır da evimiz Belgrad.

Bize biraz Joy Travel hakkında bilgi verebilir misiniz?

Joy Travel’ı 2011 yılında daha çok ikinci bir outgoing marka yaratmak amacı ile kurduk. Belgrad’ta incoming yapmak benim için geç kalmış bir hayaldi. Gerekli altyapıya sahip olur olmaz 2012 son çeyreğinde ufak gruplar yapmaya ve transfer hizmetleri vermeye başladık.

2013’te Rusya, Ukrayna sorunları baş gösterince Sırbistan’a ve özellikle Belgrad’a bir ilgi patlaması oldu. Ardından THY’nin haftalık 17 uçuşa çıkması, Pegasus’unda ekonomi uçuşları için Belgrad hattını açması ile talep daha da çoğaldı. Açıkçası dmc ile ilgili ilk görüşmeleri yaparken, çoğu işletme sahibi ya da müdürü yüzlerinde bir tebessümle dinliyorlardı. Aradan 3 yıl geçtikten sonra geçte olsa herkes Sırbistan’ın bir turizm potansiyeli olduğunun farkına vardı.

2014 en performanslı yılımız oldu. Özellikle Rusya bölgesine alternatif arayan incentive grupları ile 30’dan fazla grup ağırladık, ulaşımı dahil paketler hazırlayarak Türkiye’deki acentelerimize sunduk. Ciddi bir potansiyel yakaladık. Bu zaman zarfında pazarımız gibi biz de daha iyi öğrendik ve kendimizi geliştirdik. DMC olarak bu dördüncü yılımızda çok daha profesyonel ve deneyimliyiz diyebilirim. DMC olmak yoğun ve emek isteyen bir iş. Joy Travel ile bunu başardığımız için mutluyuz.

Joy Travel olarak sektördeki hedefiniz ve konumunuz hakkında bilgi alabilir miyiz?

Sırbistan ve Belgrad henüz Türkiye’de popüler olmadan önce de, kendini birebir DMC olarak lanse eden ilk acentelerden biriyiz. Türkiye’de ve bölgedeki iş ortaklarımız ile iyi ilişkilerimiz var. Tabiki hacmimizi büyütmek istiyoruz, ancak turizm her zaman kaygan bir zemin. Stabilite benim için çok daha önemli. Kafi derecede iş yapmak ve doğru yapmak.

Bunun dışında Türkiye tabiki önemli bir pazar, ancak tek hedefimiz değil. Avrupa ülkeleri ile de işimizi geliştirmeye devam ediyoruz. Şu anki misyonumuzu iki başlıkta toplarsak; önümüzdeki yıllarda özellikle toplantı ve kongre başlıklarında kendimizi geliştirmek, Türkiye’den halen yaptığımız Belgrad Haftasonu uygulamaları için Avrupa’da da satış noktaları bulmak diyebiliriz.

Geleneksel turizm, deneyim turizmine doğru evrildiğini gözlemliyoruz. Joy Travel bu gelişme karşısında nasıl konum alıyor?

Evrilmekten ziyade, olgunlaşma dönemi diyebiliriz. Seyahat eden insanlar bilinçleniyor. Bunun ektremist tarafında değilim özellikle de olay böcek yemeye falan gelince… 🙂 Ama doğaya dönüş, köy hayatında kısa bir mola veya bir haftada James Bond gibi araba kullanmayı öğrenmek derseniz o başka.

Fakat acentelerde kendini geliştirmeli, farklı ihtiyaçlara cevap verebilmeli. Misafirler fabrika mantığında yapılan tur programların dışına çıkartılabilmeli. Bu anlamda bir süredir çalışmamız var. Şuan erken ama ilerideki günlerde yaz programlarımızla birlikte yayınlamayı düşünüyoruz.

Joy Travel’ı rakiplerinden ayıran en büyük özellik nedir?

Joy Travel olarak öncelikle bir seyahat acentesinin vermesi gereken bütün hizmetlere vakıfız. Çok yönlü çalışıyoruz. Klasik grup ağırlamaları dışında, transfer ve VIP misafir ağırlama hizmetlerimiz bizim için önemli.

Tabiki görevimiz verilen bütçeler çerçevesinde hizmet vermek, ama biz yine de hizmet standartlarımızı yüksek tutmayı seviyoruz. Çalıştığımız otellerden, restoranlarımıza, karşılama paketlerimize kadar bu farkı görebilirsiniz.

Misafirlerimizin ihtiyaçlarına önem veriyor, seyahatleri boyunca daima iletişimde kalıyoruz. Temelde farkımız misafirlerimizin kafasındaki “turist” algısını değiştirmek, bölgemizdeki deneyimlerini bizim gözümüzle yaşatmak diyebiliriz.

İçinde bulunduğumuz yıl özellikle turist sayısının azalmasından dolayı acentalar ayakta kalmakta zorlanıyor, peki sizce bu durum nasıl çözülebilir?

Türkiye’nin şu anda içinde bulunduğu durum her açıdan üzücü. Tabii ki en büyük darbeyi yine alan turizm sektörü. Arkadaşlarımızla da görüşüyoruz, gerçekten durum sıkıntılı ve yurt dışında yaşayan ve iş yapan bizler bile etkileniyoruz. Bizlere gelen taleplerde ve bütçelerinde son dönemde düşüş var. Bunu normal karşılıyoruz. Bu tablo zaten kış aylarından görünüyordu, ama kimse bu kadar ağır sonuçları tahmin etmedi sanıyorum. Ama turizm dünyada herşeyden etkilenen tek sektördür. Ülke politikası kötü gittiğinde bakkalda işler durmaz.

Bu işin profesyonelleri planlamaları yaparken bu riskleri de biliyor ve yakından takip etmeliler zaten. Ancak bazen şuanki durum gibi kontrol edemeyeceğiniz hadiselerde olabiliyor.

Şahsi kanaatim olarak ben kısa dönemde hızlı bir iyileşme beklemiyorum. Benim buradan görebildiğim devlet tarafında turizmciye destek anlamında ciddi bir adımda atılmadığıdır. Ama oturup bunun düzelmesini de bekleyemeyiz. Bence herkes kendisi için alternatif pazar arayışına girmeli, pazarlama stratejilerini gözden geçirmeli, riskli yatırımlardan ve kredilerden kaçınmalı ve mümkün olduğu kadar maliyetlerini aza indirgemenin yolunu bulmalıdır.

Türkiye rus uçağını düşürmeseydi, düşürdü yanlış yada doğru. Bunu tartışmanın zamanı çoktan geride kaldı. Bizler ticaret yapıyoruz. Rusya hadisesi olmasa bile son 2 yılda Rusya pazarından ekonomik nedenlerle ciddi bir düşüş vardı. Bu hadise artık geçmiş zaman ve şu an kriz halinde olan turizm sektöründe boş laf için zaman yok.

Benden birazcık daha yaşlılar krizin ne demek olduğunu çok daha iyi bilirler. Ne Türkiye, ne de Türk turizmi ilk defa kriz durumunda değil, sonuçta bu krizde aşılacak, ancak işimizi ve çalışanlarımızı koruma yükümlülüğü altındayız. Sonuçta bu kavgada yalnız olduğumuzu kabullenmek ve harekete geçmek gerekli diye düşünüyorum.   

Joy Travel’a başvuran Türk turistler en çok hangi bölgelere ilgi gösteriyorlar? 

Tabiki kendi misafirlerimiz olarak alırsak, öncelikli destinasyon Belgrad. Balkanlar olarak bakarsanız en çok rağbet edilen ülkeler Bosna başta olmak üzere, Makedonya ve Sırbistan. Tabiki Türkiye’de Sırbistan ile ilgili bir ön yargı da var. Bu algının ileride artan turist sayısı ile değişeceğini düşünüyorum.

Makedonya, Türkiye’ye olan mesafesi ve biraz daha Türk oluşu, Bosna biraz daha politik nedenlerle, biraz da Türkiye’nin duygusal bağları nedeni ile biraz daha ön planda. Ama tabi balkanları konuşuyorsak aslında daha çok şehirler olarak düşünmeliyiz.

Son yıllarda balkan turları Türk’lerin bölgeyi tanımasını sağladı. Ama bu konuda bir tavsiyem var. Balkan turları faydalı mıdır? Cevap “evet” , ama yeterli midir? “Hayır”. Balkan turları konsepti kısıtlı  zamanda birden çok ülkeyi gezmeyi hedefliyor. Bu turlar misafirler için verimli ancak bence misafirlerin bu turları daha çok ön izleme gibi görmesi gerekiyor.

En küçüğü olsun balkanlardaki başlıca turistik kentlerin hepsi minumum 4 günü hakkeder. Gerçek deneyim ona ayırdığınız zamanla eşdeğerdedir. Evet bir günde Belgrad şehir merkezini kaleyi görüp, sırp kebabı tadabilirsiniz, Saraybosna’yı gezebilirsiniz. Ama şehirdeki hayatla karışamazsınız. Bir şehri gezerken ruhunu anlamak önemlidir. Müsait olan ilk fırsatta gerçekten ilginizi çeken durak noktalarını tekrar ziyaret etmelisiniz. Gezmek sadece görmek olmamalı. Gittiğiniz yerde anılarınız olmalı dönerken cebinizde.

Türk turistler Sırbistan’a geldiklerinde nelerle karşılacaklar?

Öncelikle acente olarak bizim tarafımızda hoş bir karşılama ve profesyonel hizmet. Sonra kendi kültürümüze çok yakın ama bir o kadar da farklı yaşam tarzı. Bir kere saatiniz ve ritminiz yavaşlamalı. Sırbistan’da hayat çok hızlıya gelmez. Herşey sakince ve keyiflice olmalı. Kısaca Sırbistan’da olmak biraz doğal olmak, kahvenizin tadına almak için kafi zamanı ayırmak, dost canlısı insanlarla tanışmaktır.

Sırp mutfağının özellikle et ve barbekü konusunda çok iyi olduğunu atlamayalım. Buradaki seyahatleri boyunca mümkün olduğu gelenekselden, uluslararası tatlara kadar farklı lezzetleri deneyebilirler.

Zaman ayırmak” kelimesinin altını çizelim. Sırbistan’a geleli 1 seneyi geçmişti. Bir arkadaşımla öğlen yemeğindeyiz. Ben tabiki bir Türk olarak, yemek yemeği, işi konuşmayı, maillerimi kontrol etmeyi ve hoş sohbeti 15 dakikaya konsantre edip güne devam etme arzusundayım. Arkadaşımdan sadece şöyle bir cümle geldi, “Alpay, iyi adamsın ama şu yemeğin tadını almayı ne zaman öğreneceksin?” J Lütfen seyahatinizde herşeyi görmeliyim diyerek kendinizi maratona sokmayın, önemli olan sizin iyi vakit geçirmeniz.

Dünyada nereye giderseniz, turist olarak özellikle de Türk turist olarak en rahat edeceğiniz yerlerden biri Sırbistan’dır. Aklınızdaki önyargıları atın, Sırbistan’da rasism(ırkçılık) yoktur. Sırpların bu konudaki bakış açısı diğer Balkan ülkelerinden farklıdır. İkinci sınıf turist muamelesi değil, daha çok komşu, ya da misafir muamelesi görürsünüz. Balkanlar Avrupa’dan çok farklı bize daha yakındır. İngilizceniz çok az mı var? Sıkışırsanız türkçe söyleyin, zaten %60 kelime aynıdır. İnsanlara güleryüzle yaklaşın, onlarda size aynı şekilde tepki verir.

En gözde destinasyonumuz tabi ki Belgrad. Mayıs ayı itibari ile yazlık mekanlarda tek tek açılmaya başladı. Güneşli havada Belgrad ve Sırbistan’ın diğer noktaları her zaman ki otantik havası ile sizi misafirlerimizi bekliyor. Belgrad gece hayatının dünyaca ünlü olduğunu da belirtelim. Önümüzde Mayıs ortalarından ekim belki kasım ortasına kadar yaz dönemi var. Misafirlerimizin ziyaretlerini en az 3 veya 4 günlük bir programla planlamalarını tavsiye ederim.

Önümüzdeki Ramazan bayramı tatil dönemi için takipçilerimize önerileriniz olacak mı?

Haziran’dan itibaren Belgrad, ve ramazan bayramı Uçaklı Belgrad ve Saraybosna programlarımız yakında yayınlanacak. Bu değişiklikleri misafirlerimize www.joytravel.rs websitemiz aracılığı ile yayınlıyoruz. Ayrıca bölgemizdeki etkinlikleri de takip edebilirsiniz. Misafirlerimiz bu programları direkt olarak bizden veya Türkiye’deki iş ortaklarımızdan satın alabilirler. Sitemizde bültenimize üye olarak, program değişikliklerinde haberdar olabilirsiniz. Ramazan bayramı hafta içine geliyor. Güzel bir tatil zamanı. Bayram çok uzak değil şimdiden yerlerini almalarında fayda var. Şimdiden seyahat eden etmeyen herkesin huzurlu bir bayram geçirmesini temenni ediyorum.

Son olarak eklemek istedikleriniz var mı?

Türkiye’deki haberlerde ve internette forumlarda acenteci arkadaşlarımızın sıkça kaçak acente, kaçak rehber, kaçak transfer araçları gibi haksız rekabet yaratan unsurlardan şikayet ettiklerini duyuyorum. Balkanlar da bizim sektör olarak küçük bir yer. Sektördeki arkadaşlarımızla bağlantı içerisindeyiz. Son zamanlarda Türkiye’den büyük ve marka olan firmaların piyasada çalışan freelancer rehberler üzerinden tur organize etmeleri hakkında sıkça duyumlar alıyoruz. Türkiye pazarında fiyat rekabetinin çok güçlü olduğunu, buna karşın maliyetlerinizin yüksek olduğu bir gerçek. Ancak acente olmanın bizlere de maddi ve operasyonel bir bedeli var. Kendiniz için istemediğinizi başkalarınıza da yapmamanızı rica ediyorum. İşinizi kişiye bağımlı yaparsınız sorun yok, ama organizasyonunuzdaki herhangi bir sıkıntıda, allah göstermesin misafirinizle ilgili acil bir durum olduğunda hesap veremezsiniz. Lütfen işimizi yaparken kurallarına da uyalım, bize verilen acente belgelerinin bir sebebi olduğunu unutmayalım.

Türkiye’nin içinde son dönemde için bulunduğu sıkıntılı durumdan bir an önce çıkmasını ve tüm gezginlere iyi ve hoş anılarla dolu seyahatler dilerim

             

Paylaş, , Google Plus, Pinterest,

Gokhan ERDOGAN tarafından yazılmıştır

Çok Gezen Çok Tozan, Az Biraz Deli, Biraz da Yazan Çizen, Ucundan Web Tasarımcısı, Çılgın bi Proje Canavarı, Aa Unutmadan Az Buçuk da Fotoğrafçı.

2279 posts

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir