Dora Göksal Yollarda, Hangi Güney Hangi Doğu

Epeydir planladığım Güneydoğu Asya yolcuğu Kuala Lumpur’da başladı. Uçak biletimi ucuza getirmek için de yine orada bitecek. İtiraf etmeliyim ki, peşin hükümlerden ne kadar sıyrılmaya çabalarsanız çabalayın, yola çıkmadan önce nereden geldiği pek de kestirilemeyecek yargılar ediniyorsunuz. Hatta bazen geziye o yargılar sayesinde başlıyorsunuz. Onları kırmak da yoldaki yeni mücadeleniz oluveriyor.

Malezya’nın böyle bir ülke olduğunu tahmin etmemiştim. Şimdi buradaki birkaç günden sonra –başlığı da birkaç farklı eserden ödünç alarak- Asya’nın güney ve doğusunun aslında başka manalara geliyor olabileceğini düşünüyorum.

kuala-lumpur-2_635x412

Pasar Seni istasyonunun hemen yakınındaki bir hostele hava karardıktan hemen sonra varıyorum. Gezi rehberi ve internetteki ufak araştırmalardan sonra en masrafsız konumu seçmeye çalıştığımdan Çin Mahallesi’nin içinde, Çin’dekilere çok benzeyen bir baharatçının hemen yanındaki merdivenlerden yukarı çıkıp Wheelers Guest House’daki iki gecelik odama yerleşiyorum. Üç tane ranza, yerde yığılmış sırt çantaları ve yataklarda uyuklayan, klimanın serinliğiyle sersemlemiş diğer gezerler… klasik bir hostel manzarası. Soğuk bir duş ama hava o kadar nemli ve sıcak ki, su yüzüme vuruncaya kadar ısınıyor. Arkasından da derin bir uyku.

Kuala Lumpur’da ertesi sabah erken başlıyor. Caddenin karşısındaki Çin lokantasında fried noodles iyi bir kahvaltı ve neresinden bakarsanız bu geziye iyi bir başlangıç. Çin Mahallesi Jalan Pateling’te tezgahlar tek tük açılmaya başlamış. Bugün için tek planım artık bakmaktan neredeyse ezberlediğim şehirde yürümek, yorulup bir yerde oturmaya ikna oluncaya kadar. Jin Tun Tan Cheng Lok’tan (aynı isimde bir başka caddenin Hong Kong’ta da olduğuna bahse girebilirim) Masjid Jamek’e kadar zigzaglar çizerek ilerliyorum. Fotoğraf çekiyorum, bazen de Çince konuştuklarını duyduğum iki esnafın muhabbetine dahil oluyorum. Çin’de olduğu gibi ilk soru Çin’de ne kadar kaldığım ve orada Çince öğrenmek için bulunup bulunmadığım üzerine. Cevap uzun sürünce muhabbet koyulaşıyor. Mandarin’i bu kadar iyi konuştuklarına şaşıyorum çünkü hiçbiri Çin’de doğup büyümemiş.

Yanık soya yağı kokuları sokağın sonunda kesiliyor, Masjid Little India’nın olduğu Jin Masjid India’ya giriyorum. Bu defa köri kokuları ve uzun tiz Çince seslerin yerine melodik Hindistan tınıları. Burada yiyecek tezgahları açık ama dükkanlar henüz siftah yapmış gibi. Eski Delhi’deki sari tezgahlarının aynıları var bu sokakta. Belki de tek fark sizi adete kovalayıpp bir şeyler satmaya çalışan Hintlilerin olmayışı. Ama her an birileri arkamdan ansızın çıkıp “You need hashish? Sir, let’s go to my coffee shop!” diyecekler diye bekliyorum.

Sıcak bastırıyor, ben de uzun uçak yolculuğumun yorgunluğunu henüz atmadığımın farkındayım. Akşam üzeri geri dönmek üzere Sungai Gombak Nehri’ni gördüğüm sokak arasından sapıyorum. Kısa bir yürüyüşten sonra karşımda büyükçe bir Malezya bayrağı dalganıyor. Merdaka (Bağımsızlık) Meydanı’ndayım. Burası Malezya’nın 31 Ağustos 1957’de bağımsızlığa kavuştuğu meydan. Öğle ortası öyle pek şanlı gözükmüyor ama bu ülke halklarına ne çok şey ifade ettiği aşikar. Yolun devamında bembeyaz bir bina, uzaktan ne olduğu tam anlaşılmıyor. İngilizlerin inşa ettiği, Kuala Lumpur’un eski tren garı. Şimdi yalnızca KL Sentral kullanılıyor. Ama tren garı eskise de İngilizlerin geride dillerini bıraktıkları besbelli.

Akşamüzeri sıcaklığın ve nemin biraz olsun etkisini yitireceğime dair inancım tam. Öyle olmasa da, hava belli belirsiz açıp kapattığından güzel fotoğraf çekmek için günün son ışığını kaçırmamak için bir saatlik siesta uykusuna dalıyorum. Uyandığımda çok daha dincim ve artık daha uzağa da gitmeye kararlıyım.

Gezi rehberleri genel fikirler, kalacak yerlere dair gerçekçi tavsiyeler  vermek için ideal ama ulaşım konusunda genellikle çok karamsar oluyorlar. Yürüyerek asla gidemeyeceğimi söyledikleri mesafeler bu yüzden hep denemeye değiyor. Çok da uzun sürmeyen yürüyüşümün sonunda yeni şehrin merkezi KLCC(Kuala Lumpur City Center)’ye varıyorum. Modern Malezya’nın simgesi Petronas Kuleleri ve Kuala Lumpur Kulesi yürüyüş boyunca karşımda. Yeni bir şehirde yolumu daima gözüme çarpan yüksek bir binayı merkez alarak buluyorum. Mesela Ankara’ya ilk geldiğim haftasonu Kızılay’dan Ulus ya da Atakule’ye doğru yaptığım uzun yürüyüşlerde (evet, Ankara’da böyle şeyler yapılabiliyor) yapımı bir türlü bitmek bilmeyen Ziraat Bankası’nın meydandaki binasına göre yönümü belirliyordum. Kuala Lumpur’da da yön algımı diri tutmak, bir sokağa döndükten sonra yeniden istediğim istikamete geri dönebilmek için seçtiğim yapı Maybank binası. Ama yol uzadıkça Maybank ortadan kayboluyor. Sonunda sadece Petronas Kuleleri’ni izlemeye başlıyorum. Malezya’da yapılacak onca şeyin arasında sürekli en üst sıralarda alışveriş sayılıyor. Ben de kulelerin hemen yanındaki Suria KLCC alışveriş merkezine dalıyorum hem sıcaktan bunaldığım hem de kalabalığı takip ettiğim için. İçeride bana hitap eden pek bir şey yok ama ısrarla üst katlara çıkıp Kinokuniya’yı buluyorum. Büyükçe bir kitapçı, sadece birinci el kitaplar satıyor ama İngilizce kitaplar yoğunlukta. Ucuz değil ama yabancı yayınların, bilhassa referans kitapların Türkiye’de ne kadar pahalı olduğunu söylemeye gerek yok. Gezi bölümünden Burma gezi rehberimi alıyorum. Dediğim gibi gezi kitaplarına inanmamalı ama onlarsız da kalmamalı.

Artık geri dönüş vakti geldiğinde KLCC Parkı’nı, Mandarin Oriental ve Traders Kuala Lumpur Otellerini geçip kalabalığı takip ediyorum. Gün boyunca sessiz olan sokaklar bu defa insanlarla dolup taşıyor. Yabancıların sayısı bir hayli fazla. Kaldırımların beni ilk getirdiği yer Pavilion KL alışveriş merkezi, neredeyse bütün şehir burada. Ben koşarak uzaklaşıyorum, bir ülkede bir alışveriş merkezi gezmek, üstelik bunu ikinci günde yapmak, üstüne üstlük bir kitabı dahi buradan almak yeter. Modern Kuala Lumpur’un modern yüksek binaları yavaşça yerini izbe lokanlatalara, ışıl ışıl caddeleri loş sokak aralarına bırakıyor. Sonunda yeniden Maybank binasını görüyorum. Jin Pudu’dan tekrar Çin Mahallesi’ne yöneliyorum. Daha usturuplu bir kalabalık da burada. Usturuplu çünkü buradakiler devamlı bir yerlere yetişmeye çalışır görünmüyor. Caddeler çok daha yavaş akıyor, parlak ışıklar sizi de koşturarak yürümeye çağırmıyor. Sonunda koca günü devirmek için başka bir Çin lokantasına (çoğu dışarıda kurulu masalardan oluşan bir sokak restoranından söz ediyorum) oturup bir bira eşliğinde sokağı izliyorum. Yanımda yemek yiyen iki Alman gezerle gelişigüzel bir sohbete başlıyorum, biralar bitiyor ve sokağa geri dönüyorum.

Sonraki sabah da bir önceki gibi erkenden başlıyor. Bu kez telaşım Georgetown’a bilet bulabilmek için. Otobüs 15RM daha ucuz ve yaklaşık 5 saat daha erken vardığından trenle yolculuk planlarımı tersine çeviriyor. Puduraya Otobüs Terminali’nde rastgele bir firmanın önünde durup biletimi alıyorum. Geri dönüp Ancasa Otel’i geçtikten sonraki tezgahlarda kısa süren bir kahvaltıdan sonra da hosteldeki eşyalarımı toplayıp otobüse biniyorum. Üç dakikalık bir gecikmeyle 11.03’te tekerler dönüyor. İstikamet İngiltere’nin Güneydoğu Asya’daki ilk kolonisi Georgetown’a gitmek üzere Butterworth. İsimler durumu açıklıyor.

Malezya belli ki sadece Asya’nın güneydoğusunda olduğu için ya da Çin’in güneyi ve Hindistan’ın doğusunda yer aldığı için Güneydoğu Asya’nın kaplanlarından biri değil.

 

Pratik bilgiler:

1RM(Ringit) 0.56TL ediyor.

Wheelers Guest House’da 6 kişilik klimalı bir dormda tek kişilik yatak, 15RM.

Bir şişe küçük su, 1.20RM.

Çin Mahallesi’nde 2 şişe Tiger Birası, 30RM.

KL Sentral istasyonundan Pasar Seni’ye LRT (Hafif raylı sistem) ile yolculuk, 1RM.

Kuala Lumpur-Butterworth otobüs bileti, 31.20RM ve 4 buçuk saat.

Bütün şehri yürüyerek gezmek, bir gün ve bedava.

***

Dora Göksal

http://yoldatekbasina.com

http://twitter.com/YoldaTekBasina

Çok Gezen Çok Tozan, Az Biraz Deli, Biraz da Yazan Çizen, Ucundan Web Tasarımcısı, Çılgın bi Proje Canavarı, Aa Unutmadan Az Buçuk da Fotoğrafçı.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

uzakrota_logo - Kopya

Uzakrota Travel Summit is connecting the biggest companies with the brightest minds and professionals of the travel industry around the world.

Let’s Do It Together

Get subscribed today!